KIRMIZI YAĞMURLUK

Benim çocukluğumda ilkokulda siyah önlük giyer beyaz yaka takardık.
Ortaokulda ceket giyer kravat takardık. Hatta ceket lacivert pantolon da gri olmak zorundaydı.
Sonraki öğrencilik dönemimde de hep tek tip elbise giydim.

Sonuçta benim için kıyafet hiçbir zaman seçenek ya da beğeni konusu olmadı. O nedenle de yakışsın diye değil, örtsün diye giyindim.

Ama kıyafet ile ilgili üç önemli anım var.

Birincisi 1975 yılında, babamın okul ihtiyacı olarak, şimdiki Zafer Plaza’nın bulunduğu yerdeki sıra dükkanların birisinden aldığı kırmızı eşofman takımı. İki gün, gece yatağa girerken bile çıkarmadığım o eşofmanı giymenin mutluluğunu hiç unutmam. Annem uyarmıştı, çıkar artık diye…

Lise yıllarımda, İstanbul Mahmutpaşa’dan kendi harçlığımı biriktirerek aldığım kolları beyaz çizgili, kapüşonlu kırmızı bir yağmurluk da severek aldığım ve giymekten mutluluk duyduğum ikinci kıyafetimdi. Yağmurda dolaşmak benim için ayrı bir zevkti ve hâlâ da yağmurda şemsiyesiz gezmekten müthiş keyif alırım, kronik sinüzitimi azdırsa da…

Ve kıyafetle ilgili son anı da dört beş yıl öncesine dayanıyor.

Geçit Özdilek mağazasının spor kıyafetleri bölümünde gördüğüm, Mahmutpaşa’dan aldığımın benzeri ama fiyatı dört beş yağmurluk bedeli olan markalı kırmızı yağmurluk.

Bu hikayeleri eşimle paylaştığımda “Hemen alalım” dedi ama ben “O kadar para vermem” diye karşı çıktım, bana almasına da razı olmadım.

Mesele para değildi.
Şener Şen’in bir sinema klasiği olan Eşkıya filminde, toz işi yapan Demircan ile Demircan’ın mallarından bir paketini, sevgilisinin abisini hapisten kaçırmak için gardiyana rüşvet vermek amacıyla kendisine araklayan ama enselenen Cumali arasında bir replikte geçer.

Demircan Cumali’ye der ki;

“Mesele para değil. İcabında biz o paranın çok daha fazlasını bir gecede pavyonda harcıyoruz. Ama burada itibarımız söz konusu…”

O yağmurluğu üç dört ay almadım. Markaya para vermeyi itibar meselesi yaptım.
Bir gün o yağmurluk indirime girdi, eşim de aklıma.

Gezi resimlerinin çoğunda, ana sayfanın kapak resminde üzerimde görülen o kırmızı yağmurluk, işte o yağmurluktur ve eşim her defasında “Başka giyecek bir şeyin yok mu!” diye bana kızar ama gene de bilir ki, kim ne derse desin önemli olan benim mutluluğumdur…