Güncel Not:

İlk mesajın tarihine bakacak olursanız, miladi 2003 senesinin Nisan ayının 2’nci günü.

Bunu yazanlar artık kıdemli kademeli öğretmen oldular.

 

1 

Tarih: 2003-04-02 14:04:53
hasanbilgin ( hasanbilgin@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

artk ülke sevmenin bazı atandartları var

2 

Tarih: 2003-04-02 14:14:02
hb ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam siz ölmediniz

3 

Tarih: 2003-04-04 12:08:17
bünyamin ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Değerli Hocam, uzun zamandır sizden haber alamadım ne yazık ki. okula ilk geldiğimde ilk işim sizin odanıza gitmek oldu ama yerinizde başkalarını gördüm. ankara'da olduğunuzu öğrenince içimden bir film şeridinin hızla geçtiğini (related to my chance) farkettim. ama yapılacak da bir şey yoktu. elbette ki bunun en iyisi olduğunu biliyorum. fakat geçen gün 'sevgili'! çağdaş arkadaşım gecikmeli de olsa selamınızı iletti. az önce aldığım bir msj sonrası en yakın net cafeye girdim. şunu söylemem gerkir ki, yazın bulunduğunuz tavsiyeler üzerine kişiliğime çeki düzen verdim. tek başıma eve çıktım konutlarda. oldukça vaktim oldu tabi 'grammar' üzerinde çalışmak için... (ilgili kişilerle) geçen gün yıllık için yazı topladım arkadaşlardan. eğer sevgili! çağdaş bana tlf numaranızı daha önceden bildirseydi sizden kısa da olsa bir yazı alıp oraya 'yerleştirmek' isterdim. (seçtiğim verbler için sorry) 4 mayıs pazar günü yapılacak olan kpds sınavı için ankara'da olmam gerekiyor. gelmeden önce sizile haberleşiriz. eğer vaktiniz olursa şu 'soda-profiterol' sözümü artık yerine getirmek, ankaradaki 'okul' hakkında bilgi almak isterim. :-)
şimdilik bu kadar yazabiliyorum. herşey gönlünüzce olsun.
bi de herkes bana (yıllık için kağıt) verdiğinde hep 'abdullah can' benzetmesinde bulunmuş. bu benim için çok gurur verici oldu inanın. iyi günler...

4 

Tarih: 2003-04-09 20:53:30
nilay günay ( gunaynil@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam sizi görmeye gelipte bulamayanlardan biride benim.Bişeyler yazmadan once sayfayı dolaştım sınav soruları ,işleniş ve çalışmalarınız bir anda okula ilk gelişim ve ilk sizinle karşılaşmam geldi danışman arıyordum sizi size sordum zor insanımdır eminmisin demiştiniz o şaşkınlıkla zoru severim deyipte sizi tanıma şansı bulduğum için şimdi dahada mutluyum.Hala sizi anlatıyorum ve sizden aldıklarımla yola devam ediyorum.herşey için birkez daha teşekkürler en kısa zamanda görüşmek dileğiyle-Nilay Günay 4/D 2002 Mezunlarından

5 

Tarih: 2003-04-12 12:17:16
İ.ÇAĞLAR DOĞANDERE ( caglardogandere@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam meraba.Size tekrar burdan ulaşmak çok güzel.Geçen hafta 2.sınıflardan bir öğrenciyle sohbet ediyoruz ilginç bir monolog yaptım arkadaşa.ARKADAŞA ODUNLAR , MOBİLYALAR VE YETENEKLİLER ARASINDAKİ FARKI ANLATTIM.Diyceksiniz bu da ne böyle!Anlatayım hocam.Malum şahıs iddia ediyor ki kendisine üniversite yeterli bilgi kazandıramamış öğretmenlik mesleğiyle ilgili.Suçluyor hocaları.HAKLI YANLARI OLABİLİR KENDİNCE TABİKİ.AMA HEP DERİM BU İŞ GÖNÜL İŞİ , YETENEK İŞİ!Ne insanlar var ya sınavlara çalışırlar;iyi de not alırlar.Ne var ki ders sunarken tavana bakarlar.Öğrencinin suratına bakamazlar.Halbu ki ezberlemişlerdir göz teması çok önemlidir diye.ODUNLAR MALUM.ANLATMAYA GEREK YOK.İŞTE MOBİLYA OLANLAR ODUNUN VERNİKLİ VE İŞLENMİŞ HALLERİ SANKİ.AMA İNCE BİR NOKTA VAR MALZEME AYNI:ODUN.!.TAVANA BAKTI , EZBERLEDİ , İYİ DERECEYLE MEZUN OLDU.SONUÇ : MOBİLYA(SİTE'LERDE ÇOK VAR YA).Hocam aslında sorun burda!Yani bu mobilya zihniyetinde.EVET ÜNİVERSİTEDE SORUN VARDIR BELKİ , HOCALARDA DA VARDIR BELKİ.AMA NE YAPSIN HOCA?MALZEME KÖTÜ.BU ODUNDAN ANCA MOBİLYA OLUYOR!YANİ BİLGİYİ VERİYORUZ VEYA VERİYORSUNUZ AMA İŞ BENCE BİZDE BİTİYOR GİBİ.BİZ BİZE VERİLEN BİLGİYİ KULLANACAK YETENEĞE SAHİP MİYİZ ACABA? KAÇ ÖĞRENCİ BU BÖLÜME İSTEKLİ GELDİ? KAÇ ÖĞRENCİ ŞİŞME BOTLA GELDİ BURAYA? KAÇ KİŞİ -İNGİLİZCE'Yİ BIRAKTIM ARTIK-TÜRKÇE KONUŞABİLİYOR? SON HALKA BENCE ÜNİVERSİTELER.NE YAPSIN ADAMLAR BU MALZEMEDEN ANCA MOBİLYA OLUYOR BE! İŞ BİZDE BİTİYOR VE ÜZÜLÜYORUM ÜLKEM ADINA.ÜZÜLÜYORUM O GÜZEL GELECEĞİMİZ ADINA!ÜZÜLÜYORUM SADECE YAKINIP SONUÇ ÜRETEMEYENLER ADINA! AMA SEVİNİYORUM SİZ VARSINIZ , BÜNYAMİN VAR(adımı ezberleyemese de 4 senede) , BİZ VARIZ BE HOCAM! ÇALIŞMALARINIZDA BAŞARILAR!

6 

Tarih: 2003-04-14 14:48:18
meryem ( m_tukenmez@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam,nerelerdesiniz acaba?hoşçakal bile diyemedim size..varlığınız büyük destekti benim için hala da öyle..tavsiyelerinizi aklımda hep..ne zaman geliceksiniz..

7 

Tarih: 2003-04-20 07:42:15
Bünyamin ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Sevgili hocam, Herşeyden önce sabahın bu saatinde mail atma fikrinin nerden çıktığınu merak ediyorsanız... pazar sabahı sıcak yatak batmadı tabi. bugün bursa-denizli maçı var da. dayak yemeden sağ salim çıkarsam maçtan 4 mayıs günü o dediğiniz kalabalık kafileye ben de katılacağım. bi de iki altımdaki Çağlar arkadaşımdan özür diliyorum. ismini karıştırmışım. düzeltmiş sağolsun. kendisine burdan sevgilerimi iletiyorum. o anlar. kendinize iyi bakın.

8 

Tarih: 2003-04-28 15:13:34
ERMAN ÖNER ( zicanadam55@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam. ben u.ü. ögrencilerinizden erman. daha kolay hatırlamanız için tıp fuckültesinde karsılasmıstık.. web sayfanıza girmeyeli uzun zaman olmus. pamuk prenses ve 7 cüceler2 yi okumamıstım daha önceden.. ne diyim hocam allah sizden razı ossun ya, bunca stresin arasında bizleri bu kdr güldürebiliyosunuz ya... dierlerinde olduu gibi gene komaya girdim gülerken.. aslında yazdıklarım sıradan seyler ama unutulmadıınızı bilin die bişeyler karalamak geldi içimden.. ve sundan emin olun ki hala arıyoruz sizi!! okulda bi hoca daha kalmamış hayata ve bizlere sizin gibi yaklasan... :))) umarım demek istediimi anlatabilmişimdir.. :)) biara bana e-mail adresini yazabilirseniz size son bildiim bombaları (yanlıs anlamayın, fıkraları:)) yazmak isterim. bizimde corbada tuzumuz ossun hani, o acıdan:)) kendinize cok ii bakın hocam. tekrar görüşmek umuduyla.. saygılar..

9 

Tarih: 2003-04-28 21:05:50
*** ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

kaç yılda vardım bilemezsiniz
ankara'dan ankara'ya
aradım yıllar yılı
ankara'dan ankara'yı
oysa işte şuradaymış
oysa işte gökdelen
çevresi gecekondu
oysa işte bankalar
bekçi bayrak faiz konut kredi
dibi dilenci dolu
oysa işte güvenpark
"övün çalış güven türk"
almanya'da anadolu
şurası spor-toto
şurası işçi bulma
şurası da kale yolu
şu demişsin mundarçay
şu demişsin hacıbayram
şu demişsin tuzluçayır
şunlar da bizimkiler
suda yosunlar gibi
o caddeden o caddeye gün boyu
ve işte de seher vakti kadınlarımız
kızlarımız dullarımız gelinlerimiz
bikrini ve fikrini izale tamam
iki kulhü bir elham

bir esimlik yel miydin
nere gittin ey gençliğim
beni burda bıraktın da hayrat dut gibi
silkelettin çakallara dalımı yaprağımı

10 

Tarih: 2003-04-28 21:08:59
üçyıldız ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

bugünler takvim günleri güzelim
bugünler çabuk geçer
duysak da duymasak da hep o şarkı anlatır ayrılıkları
kuşlarla gelen bahar kuşlarla gider yavrum
kalır bize aynalarda pişmanlık çizgileri
bugünler takvim günleri
bugünler çabuk geçer...

11 

Tarih: 2003-04-30 17:44:35
Şakir ( sakir58@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam merhaba.Ben Şakir Uludağ üni. ing.öğretmenliğinden. Nasılsınız? Sizi çok özledik, ne zaman geliyosunuz bizi ziyaret etmeye. arkadaşların da çok selamı var. Saygılar hocam kendinize iyi bakın...

12 

Tarih: 2003-05-01 17:12:14
yu(kurtulus)suf ( kurtulus07@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam buyuk saygılar,merhabalar..Bu arada,zıyaretcı defterı sakınlerıne de saygı ve selamlar..Dukkan yenılenmıs hocam,hayırlı olsun,gordugum kadarıyla bıraz gec de kalmısım,affola..Umarım ıyısınızdır hocam,ben hala kendımı kandıramadım (hayata alısamadım,barız yasamakta zorlanıyorum,en buyuk celıskım de;hayata alısmaya hıc de nıyetım yok) bu yuzden de HASRETLER doluyum..Su an herseyım yolunda ama dostlarımı,arkadaslarımı,hıc konusmadıgım ama haftanın bellı gunlerınde gormeye alıstıgım sımaları,hıc gıremedıgımız bu yuzden de ıcı hep bızde guzel bı gızem teskıl eden kosku,yanı bursayı bı baska degısle ortamımı oldukca ozledım,en cok da sızı ozledım hocam,nedenını hemen cok somut bı sekılde aktarayım kı; hem cumlemın laf olsun dıye yazılmıs veya yalakalık yapmak ıcın kurulmus vb cumlelerden olmadıgı anlasılsın; hem de bu vesıleyle uzun zamandır soylemek ıstedıgım dusuncelerımı sıze aktarmıs olayım,aktarayım cunku ınsan herseyı paylasmalı..Ogretmen olunca bazı seylerı daha ıyı anlamaya basladım,en onemlısı su; HICBIR SEY DEGISMEYECEK,tabıı hıcbır seyın degısmeyecegı gercegını bılmem benım asla pes etmıs oldugum veya karamsar bırı oldugum anlamına gelmıyor,bunun acıklamasını yapmıyacagım,cunku bıldıgınız ve bıze gerek yazılı gerekse sozlu olarak sıkı sıkı tembıh ettıgınız gıbı ıkı
ınsan turunden secmıs oldugum taraf, mucadele eden,oyle mutlu olabılen ınsanlar gurubudur,gercı secım yaptıgım da soylenemez,sanırım kısılık olayı,sımdıye kadar hıc ıstemedım ama sanırım ıstesem de dıger tarafa gecemem..Isın ozu,ogrencılere dogru dıye bıldıgım,dogruluguna ınandıgım tum gerceklerı (yanı ınsanlık vb gıbı) var gucumle anlatmaya calısıyorum,ama hayat yanı cark o kadar guclu kı,hersey bosuna yanı hıcbır sey degısmeyecek..Ve dogal olarak soyle dusunmeye baslıyorum,tum hayatım boyunca derdımı sadece bır kısıye anlatmayı basarsam da,sadece bır kısıyı bazı seylerın farkına vardırabılsem de,mucadelemı sonuna kadar vermelıyım..Eger sız de boyle dusunduysenız,kı dusundugunuzu sanıyorum,emın olun; ogretmenlıgınız boyunca derdınızı anlatabıldıgınız,bazı seylerı farkettırebıldıgınız bır kısı varsa; O BENIM,eger bırden coksa,onların en saglamlarından bırı BENIM,onun ıcın en cok sızı ozledım..O kadar sey yazdım,ama aslında 'sızı ozledım'den baska hıcbırsey yazmadım,nıye dıyecek olursanız veya bu konuyu nıye bu kadar derınlemesıne ırdeledıgımı soracak olursanız (gercı bıraz acıkladım ama baska bı sebebı daha var,o da bu;) o kadar cok sey yasadım,o kadar cok seyı tum cıplaklıgıyla farkedıyorum kı; ıse,yazmaya nereden baslayacagımı bılemıyorum,dısarıya oylesıne bı bakıyorum ve gordugum sarılardan bı sıır cıkıyo,bazen delırdıgımı bıle dusunuyorum,umarım oyle degıldır,gorusmek dılegıyle,buna oldukca ıhtıyacım var..
Ayrılmadan once,hasan bılgıne yanı kaptana (kı kendısının hıcbır vakıt takımı,gemısı ve konular ıle ılgısı olmamıstır ama kaptanlıgı gercektır) gec de olsa bı cevap yazmak ve kendısını tebrık etmek ıstıyorum,cok dogru demıs 'bu ulkede mutlu olmanın bazı standartları var'..Ulke,mutluluk ve standart kelımelerını neyı baz alarak veya neye gore kullandıgını yazmamıs ama herkesın asagı yukarı anladıgı anlamda cumleyı yargılamak gerekırse bızım 4/A'nın (2002 mezunu) kaptanı HAKLI,bence de bu ulkede mutlu olmanın bazı standartları var,mesala:BU ULKEDE MUTLU OLABILMEK ICIN..
*gormezden gelmeyı bılmek lazım
*aldırMAMAk lazım
*farketMEMEk lazım
*derınlemesıne dısunMEMEk lazım
*kendını kandırmayı bılmek lazım
*'su akar yatagını bulur' gıbı cumlelerı cok sevıp,sıkca kullanmak lazım
*heran herseyın olabılecegını bılmek ve hıcbır seye sasırMAMAyı ogrenmek lazım
*mumkun oldugunca soru sorMAMAyı basarabılmek lazım ,ozellıkle nıye,nıcın,neden'le baslayanları yanı fazla kurcalaMAMAyı,sındırmeyı bılmek lazım
*yurdumun ınsanının her daım soyledıklerınden zıyade soyle(ye)medıklerının daha onemlı oldugunu BILMEMEK lazım,yanı gozlerden anlaMAMAk lazım
*anlamları kaymıs,yok olmus (ınsanlık,ask,dogallık,senı sevıyorum vbleı gıbı) kavram ve cumlelerın gercek anlamlarını merak etMEMEk lazım
*farklılık nedır,gorecelılık nedır,'nıye hıcbır yara hıcbır zaman ıyılesmez',denız mavı ama sarı daha ıyı gıtmez mıydı gıbı soru cumlelerını asla kurMAMAk,hatta aklınıza dahı getırMEMEk lazım
*sıır okuMAMAk,daha dogrusu sıırden anlaMAMAk lazım
*...................................................................................................
devamı kıtaba gıder,HIC LUZUMU YOK..

Bıraz uzun kactı hocam,umarım rahatsızlık vermemısımdır,tekrar cokca sevgı ve saygılar,gorusmek umuduyla,seyhan hocam ve oguza da cokca selamlar..
Iyı calısmalar..

13 

Tarih: 2003-05-02 13:33:24
Nesli ( neslihanonder@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hi Sir:)
Canım HOCAM,nasılsınız?Sizi,verdiğiniz mücadeleyi,en önemlisi arkadaşlığınızı çok özledim,VALLA:)Söz veriyorum artık bu sayfada daha sık görüşeceğiz.Size sadece şunu söylemek istiyorum:I love the way you are...

14 

Tarih: 2003-05-06 13:32:03
siemens ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

WHAT CAN I SAY?HOW CAN I SAY?RESPECT,LOVE,TOLERANCE,MERCY,HONOUR,KINDHEARTED,PERFECT...NAMELY:YOU...FROM HEAD TO FEET...NEVER IN MY LIFE HAVE I MET A PERSON/TEACHER LIKE YOU,THANK YOU FOR ALL:)

15 

Tarih: 2003-05-06 13:41:29
barış aksoy ( ernesto@kolaymail.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba sevgılı hocam durumlar nasıl benım cephe de cok da ıyı degıl. aslında sorun da bellı ama nasıl cozmemız gerektıgı konusunda sıkıntılar mevcut.basımızda sıkıntılar var yasamak zorunda olmak gıbı. daha kotusu 5 para etmeyecek ınsanlarla yasamak zorunda olmak gıbı. en kotusu ıse cok seyı ozleyerek bu ınsanlarla bırlıkte yasamak olsa gerek.evet hocam ve sevdıklerım sızlerı ozluyorum fakultemın okul bıttıgı anda gordugum hazın yalnızlıgını bursanın oncelıkle bana dostlugu hatırlatan daracık ama ıcınde kocaman sevgıler saklı sokaklarını ozledım.sudan cıkmıs aptal balıgın halındeyım.bı o kadar da bıtık.guvenemıyorum kımselere guvenemıyorum oysa boyle degıldım galıba sorunum kendımle.adamım kurtulus bırcok seyı bırlıkte sdatlerce kafa yordugumuz seylerı cok guzel ozetlemıs.adamım be galıba bızım bu ulkede mutlu olma hakkımız yok.sıradan oldugumuz gun ozellıkle nedenlerı arastırmaktan vazgectıgımız gun belkı kafamız rahat olcak mutlu opldugumuzu zannetcegız ama kaybolan bızı nasıl getırecegız onu bılmıyorum.ınanmadıgımız seylerı yapmak zorunda kalcaz ve hıc bısey degısmeyecek.celıskılerle dolu hayatın degısmez gercegıne doncez yanı degıstıremıyorsak degıscez.bundan bı yıl once bugun bu cumlelerı kurcagımı bılseydım kesınlıle yasamamayı tercıh ederdım cunku aklım yettıgınden berı savundugum bırcok seyın tersını yapmak uzereyım kı kurtulus bunların bırcogunu bılıyor.ve hasanım yanı kaptan sen manyaksın oglum.daha ne dıyeyım kı hocam ve dıger arkadaslar kendınıze ıyı davranın ayrıca hocam oguzuda benım ıcın lutfen opun

16 

Tarih: 2003-05-06 20:06:57
three stars ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba,
Ağustos şiirini yan tarafa koymana çok sevindim. Nedense o şiir bana 80'li yıllarda Bornova sokaklarını, özellikle Körler Okulu taraflarını hatırlatır ve kanlı mendil gibi ağustos akşamlarında Konak'tan senin otobüse binip Menteş'e gitmek zorunda olduğun o zamanları...Gençliğimizin üzerinden yirmi yıl geçti. Şimdi gitsek oralara, yine o ağustos akşamlarında kendimizi bulabilir miyiz acaba?
O yıllarda ben gerçekten de "beterin beteri var" diyenlere inanmıyordum. Şimdiyse en başta ben diyorum beterin beteri var diye. Hala cenneti kurtaramadık galiba. Sen ne dersin üçyıldız?
Eşine gelince, ne diyebilir ki?

17 

Tarih: 2003-05-06 21:08:36
Adımı yazamıyorum... ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Ben de özlüyorum İzmir Temmuzlarını, Bornova'yı, hüzünlü akşamüstlerini ve en çok da Ali Galip'e ya da Seyran'a giderkenki içimin içime sığmayışlarını. Ve dahi Balçova tepelerinde cebimdeki paranın gelecek hesabı karşılayıp karşılayamayacağı endişesinin kahredicliğini.
Demek siz cenneti kurtaramadınız.
Demek beterin beteri olduğuna en çok siz inanıyorsunuz artık.
Ben, bana hatırlattıklarınızla daha da farkına vardığım giden gençliğime rağmen direniyorum hala.
Şimdi gitsek oralara tanımadığımız sokaklar, binalar görürüz diye korkuyorum.

Eşim meselesine gelince.
Ne demek ne diyebilir ki.
Mahveder beni valla.
Bu yüzdendir ki, yıllar sonra birlikte bir İzmir Temmuzu sanal alemde güzel bir düşümüz olarak kalsın...
(Umarım işgüzar öğrencilerim bu muhebaret konusunda kendilerini bilgilendirmezler...)

Sevgilerimle...

18 

Tarih: 2003-05-08 10:09:38
bünyamin ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

iyi günler dileğiyle...
sevgili hocam, günlerinizin ve çalışmalarınızın iyi gittiğini umuyorum. biliyorum ki geçen pazar günü arkadaş kafilesinde yerimi alamadığım için merakta bıraktım sizi. fakat üzülerek söylüyorum ki o gün sınırlı sayıda otobüs vardı ve bursaya dönebilmem için erken gitmem gerekti. bu yüzden gönül koymamanızı rica ediyorum. inanın sizi görmeyi çok istedim. diğer arkadaşlarla, hiç şüphem yok ki, iyi vakit geçirdiniz. sınav çok iyiydi diyemem. yaklaşık 40 gün sonra BURSADAN GİDİYORUM. inşallah bir haftasonu müsait olduğunuz bir zaman dilimini benim için ayırırsınız. ben de yalnızca anadolu üni. kütüphanesinde 1. katta girişte sağ kısımda yeralan tez dosyasının son kısımlarındaki birkaç isimden biri olarak kalmaktan daha fazlasını yapabilirim. inanın şu borcumu ödeyemezsem ilerde gözüm açık gidecek.
bir de forum kısmında kısa da olsa bana phrasal verblerin ve tag questionların tree-diagramda nasıl belirtildiğini gösterebilir misiniz? son olarak da çok araştırmama rağmen remind....of gibi birbirinden ayrı fiillerin tree-diagramdaki pozisyonlarını bulamadım. vakit olursa açıklar mısınız? (inş. beni tanıyanlar burayı okumaz. okul bitiyor adam hala grammar düşünüyor derler. ama napalım sigaradan iyi bir alışkanlık değil mi? )kendinize çok iyi bakın. herşey gönlünüzce olsun.

19 

Tarih: 2003-05-12 07:18:01
bünyamin ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

çok teşekkürler değerli hocam...

20 

Tarih: 2003-05-12 17:18:00
emine ( d_emine@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

HOCAM GÖNDERDİĞİNİZ BİR YAZIYI OKUDUKTAN SONRA SİZE CEVAP YAZMIŞTIM AMA MAILBOX'INIZDA YER OLMADIĞINA DAİR MSJ GELDİ VE GÖNDEREMEDİM.BEN DE BURAYA KOPYALAYIVERDİM. HOŞÇAKALIN

.........
"Gelin görün ki Saddam gibi bazı Amerikan düşmanları doları tahtından indirip Euro'yu birinci sınıf para koltuğuna oturtmaya kalkıştı. Hem de bu durum düşünüldüğünden daha hızlı gelişmeye başladı. İran ve Venezuella gibi petrol zengini diğer ülkeler de "petrolü dolarla satmam, Euro ile satarım" diyen Saddam'ı kendilerine örnek alınca doların "rengi" aniden değişti; yeşilliğini kaybedip morarmaya başladı.
>
> İki Amerikan Başkanı, kağıt basıp faiz toplayanların dümenine çomak sokunca suikasta uğradı.
>Saddam da ayni dümene çomak sokunca bazılarının aklına "Irak halkına demokrasi getirmek" geldi.
>
>
>
>Yaşasın demokrasi!"




Bu demek oluyor ki, bir gün "Türk halkına demokrasi getirmek" bahanesi ile bize doğrudan (Irak'a olduğu gibi) müdahale etmeyecekler. Çünkü nerde bizde bunları anlayıp da cesur kararlar almak (kendimize dair) ve uygulamaya kalkışmak. Böylece bizle de bu şekilde çaktırmadan, ama biryandan da gözümüzün içine de sokarak oynamaya, dalga geçmeye devam edecekler.

Biz de mutlu olmanın tek yolunun çoğu zaman gözümüze sokulan şeyleri görmezlikten gelmek olduğunu düşünmeye devam edeceğiz. Ne yalan söyleyeyim bu felsefeyi bazen ben de uyguluyorum. Ancak benimkisi insanlarla ilişkilerim de oluyor.Yani üzülmemek, kırılmamak, yada kırmamak için gözüme sokulanları bile görmemezlikten geliyorum. Acaba mutlu olmanın yolu bu mu gerçekten?

Ayrıca 'paylaşmak için bölümündeki "yararsız deneyim" yazısını yeni okudum. Sizinle bir konuşmamızda bundan bahsetmiştiniz...

21 

Tarih: 2003-05-17 14:33:22
CemİL VAR ( cemilvar@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam saygılar merhabalar:)))
Hocam sizi nasıl özledim,muhabbetinize nasıl susadım bilemezsiniz:(((deseler ki grammarı yine verelim ACAN hocayla BEN HAZIRIM hocam,isterse gece 22:30da bitsin...beni hatırladınız umarım hocam,inanın ben hala size kız olayımı anlattğm gece bana ''hocan değil abinim,ANLAT bakalım'' dediğiniz gecedeyim..size ulaşmaya çabaladım fakat bu olmadıysa suç bende yeteri kadar uğraşmadım demek ki:((ama nihayet sizi buldum hocam lütfen cevap yazın ve mümkünse cep no'nuzu?
Şu an okula ilk geldiğim günler gözümün önünde..herkez bir ACAN tutturmuş gidiyo,'çok kafa hoca'ama 'GE-ÇE-MEZ-SİİİİİN':))))))ya nası merak ediyodum sizi..aynı şekilde ceren,atakan ve dilah da sizi çok özlediler hocam emin olun.ve mümkünse ne olur bi kez daha görüşelim..
Hoacam aklıma o kadar çok şey geliyo ki için için gülüyorum,hatırlarmısınız hani bi akşam arabayla gelmişsinizde gidemiyodunuz odanıza geldik uçmuş durumdaydınız?sebebi hatırladınız mı?DIŞARIDA DELİ BİR YAĞMUR VARDI VE SİZİN SİLECEKLER ÇALIŞMIYORDU:))))))Canım hocam ya...bitanesiniz.sizi çok özledim.cevabınızı özlemle bekliyorum,en uzunundan mümkünse:-))))
kendinize iyi bakın..ihtiyacımız var size..artık daha sık görüşeceğiz...sevgilerimle!

22 

Tarih: 2003-05-17 14:38:33
cemilvar ( cemilvar81@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam ilk mailimde adresim eksik olmuş tamam olanı cemilvar81@hotmail.com bekliyorum hocam

23 

Tarih: 2003-05-20 12:53:52
serkan ( serkanc@bilkent.edu.tr) DEMİŞ Kİ:

Ben, galiba, sizde düşündüğümden çok daha fazla şeye geç kalmışım. bu harika siteyi ziyaret etmekten tutunda sizden ders almaya kadar. sizi biraz daha tanımamı sağlayan her olayda size karşı olan ve hayranlık boyutuna ulaşmış olan saygım daha da tarifsizleşiyor. sizi en azından tanıyor olmak ve böyle bir insan evladının yaşadığına şahitlik etmek de bize az şey kazandırmıyor hani!

24 

Tarih: 2003-06-24 17:32:29
bünyamin ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

selam değerli hocam,
uzun zaman oldu konuşup dertleşemedik. ama yine de umudumu içimde saklıyorum. bir gün gelecek şöyle doyasıya sohbet edeceğiz. dün size (yine burda-ziyaretçi defterinde) uzun uzun yaptıklarımdan falan bahsetmiştim. böyle imla hatalarını falan kontrol ettim tam yollucam bilgisayar kilitlendi. reset yapmak zorunda kaldım. siz olsanız hangi cümleyi kurardınız? ben de aynen o tip cümlelerle bilgisayar hakkındaki duygularımı ifade ettim.
uzun lafın kısası hiç görüşemesek de ben yine sizin manevi kardeşiniz ve destekçiniz olmaya devam edeceğim. bunu yalnızca bir borç olarak değil, size olan sevgimden dolayı sürdürmeye devam edeceğim.
3 temmuz perşembe günü mezuniyet töreni için bursaya gelmeyi düşünüyorum. eğer fırsat bulursam sizinle görüşmeyi çok isterim. soda-profiterol!!!!
ayrıca anlatacak çok var tabi. herşey gönlünüzce olsun. görüşmek umuduyla.
PC: tören atatürk stadyumunda olacakmış ama saatini tam bilmiyorum. sizi gelmeden arayacağım.

25 

Tarih: 2003-06-30 20:13:13
Eski bir öğrenciniz ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Hocam,
Nasılsınız, şu anda nerelerde nelerle iştigal ediyorsunuz? Beni hatırlar mısınız bilmem. Çok eski öğrencilerilerinizdenim, adım Gülümser. Şu anda Anadolu'nun doğusunda öğretmenlik yapmaktayım. Umduğumu buldum mu bilemiyorum. Yalnız yıllar sonra bir raslantı sonucu sayfanıza ulaştığımda sizi yeniden karşımda görür gibi oldum. İnanın çok mutlu oldum.

26 

Tarih: 2003-07-04 18:28:57
Bünyamin Şahban ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Hocam,
Uzun zamandır gerçekleşmesini beklediğim mezuniyet töreni dün güzel bir şekilde yaşandı. Ancak gönlüm isterdi ki o kalabalık içerisinde çekilen resimlerde sizin de gülen yüzünüz çıksın. Neyse ki gönlünüzde edinmiş olduğum o değerli yeri biliyorum da içim huzurlu. İnşallah en kısa zamanda görüşürüz. Kendinize iyi bakın.

27 

Tarih: 2003-07-05 21:20:29
Dilah ( lifeless_@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam Sizi çok özledik yaaaa.Nerelerdesiniz ki şimdi..
Neslihan bitirdi ,bu sene bünyamin de bitirdi bende bitiricem önümüzdeki sene ama sizsiz pek bi keyifsi bitiricem olmaz ki olmadı ki...eşinize ve bebişe sevgilerle...Kendinize dikkat edin..

28 

Tarih: 2003-08-17 18:56:39
onur yetkin ( onuryetkin@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

uzak bir şehirde yalnızım simdi..Bursa’nın kokusunu ozledim...öğretmen oldum ben...(olabiliyorsam eğer)üniversitenin yaz sıcağını,çimlerini.kışın dondurucu soğunu..girerken sıkıldığım o dersleri özledim,bitmeyen arkadaş sohbetlerini özledim...sizinle hiç öyle uzun muhabbetimiz olmadı ancak uzak bir şehirin herhangi bir sokağındaki her hangi bir cafesinde pc başında bursa özlemim depreşince siz geldiniz aklıma...kapüsün çim kokusu.....ve bir bardak çay için tophanede neler vermezdim.onur yetkin eskişehir önderdil dershanesi.üds yds hazırlıık öğretm. c u

29 

Tarih: 2003-08-18 12:22:53
meryem ( m_tukenmez@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam,o kadar bunaldım ve kendimi o kadar yalnız hissettim ki gene eskileri hatırlamak bile çok çok ii geldi inanın..Bursanın ve fakültenin hiç bir anlamı yok szi olmadan inanın öylesine özledim ki sizin ögütlerinizi ve öylesine ihtiyacım var..Umarım hayat istediğiniz yönde akıyodur sizin için,sizi çok çok özledik!

30 

Tarih: 2003-08-26 21:14:48
mustafa ( mgirginol@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

hocam merhaba, nasılsınız..umarım iyisinizdir..
ben ve diğer iki dümbük hiç iyi diiliz. neden mi; e, siz okulda yoksunuz.. bursaya gelince kesinlikle haberimiz olsun hocam.. şöyle oturup doyasıya sohbetinizi ösledik.. neyse ben fazla doldurmayayım... okurken zorlanmayın sayfayı...

31 

Tarih: 2003-09-02 12:59:31
Neslihan ( neslihanonder@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba HOCAM:)Yeni bir döneme daha başladığım için o kadar mutluyum ve heyecanlıyım ki!Düşünsenize yepyeni yüreklere,umutlara ve gülümseyişlere el uzatma şansım olacak.Harika bir duygu!Bu duyguyu sizden öğrendiğim için sizinle paylaşmak istedim:)Öğretmen olmak,paylaşmak,dostluklar NE GÜZEL...

32 

Tarih: 2003-09-22 22:11:04
cryptorchid ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

sizi çok özledik hocam!
yani dört gözle dönüşünüzü bekliyoruz ama bize yetişmicek...

33 

Tarih: 2003-09-24 23:28:15
Emrah Bozdemir ( emrah_bozdemir@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

bursalardan koca koca sevgiler,saygilar
'Apocan'i ozleyen bir ogrenciden nacizane bir ziyaret....
egitm hayatinizda basarilar...

eyvallah

34 

Tarih: 2003-09-26 14:37:47
murat karlıdag ( eakman@bkstv.org) DEMİŞ Kİ:

hocam nasılsınız
açılış sayfasındaki şiir biraz canınızın sıkkın oldugunu gosteriyor
ama en azından biz sizi unutmadık.

anlatacak çok ilginç şeyler var da burası yeri degil galiba

kendinize iyi bakın
vildan arslan & murat karlıdağ

35 

Tarih: 2003-10-01 21:36:31
sevi ( sevilayy@uludag.edu.tr) DEMİŞ Kİ:

Sayenizde hicranı vuslat, vuslatı hicran bildik..

sevi

36 

Tarih: 2003-10-03 15:56:14
Bünyamin ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba sevgili hocam,
görüşmeyeli neler yaptınız merak ettim doğrusu? beni sorarsanız çok kötüydüm son 1 aydır falan. neden mi? bu yaşımda azdım diye açıkta kaldım be hocam!!! açıkta kaldım çünkü bu yıl atanamadım:-((( sözleşmeli yapıyorum şimdi. bi de dersane... ama öğrencilik yıllarında kurtulalım dediğim dediğim o yerleri özledim. tıpkı onuryetkin gibi... tıpkı özlem gibi... tıpkı sayamadıklarım gibi... böylesi hayırlıymış diyorum. napalım? sizi özledim. bir gün mutlaka görüşeceğiz diye umut ediyorum. yine girip dinleyeceğim sınıfınızda tree diagramları. inşallah. kendinize iyi bakın.

37 

Tarih: 2003-10-24 09:04:48
İsmail ( ismailcakir@bonbon.net) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Hocam
Sizin siteniz gibi bir site hazırlamayı düsünüyorum. Bu konuda sizin sitenizi örnek almayı düsünüyorum. Önerilerinizi bekliyorum.

38 

Tarih: 2003-10-27 09:37:04
mustafa-adnan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam nasılsınız. uzun zamndır yazamadık kusura bakmayın. ha bu arada ramazanınız mübarek olsun. biz yine her bahtsız uludaglı gibi yolunda gitmeyen ders kayıtlarıyla boğuşuyoruz. siz nasılsınız. umuyoruz herşey istediğiniz gibi gidiyordur. inşallah bursada görüşürüz. kendinize iyi bakın. sign: the three dümbüks (mustafa-adnan)

39 

Tarih: 2003-10-28 18:19:06
evrim ( evrimbayhan@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

mrb hocam, mrb arkadaşlar... şu an kara kuvvetleri lisan okulu- istanbuldayım buradaki oryantasyonumuz 31 ekimde bitiyo.. kısa bi süre de olsa internet imkanı bulunca hemen rahatsızlık vereyim dedim.. derin mevzular uzun vakit ister... bu yüzden belli bir süre daha uzakta olacağım ama sizinle olduğumu ve izimi kaybettirmemek için sesimi duyurayım. 17 kasımdan itibaren afyondayım. garnizon lisan dersanesinde ingilizce öğrt. olarak bulunacağım. asteğmen evrim emir ve görüşlerinize hazırdır komutanım.. hocam bol bol kulaklarınızı çınlatıyorum.. şimdilik uzaktan... herkes çok slm.. geriye kimler kaldı ki...

40 

Tarih: 2003-10-31 21:45:42
mustafa ( mgirginol@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

slm hocam, iyi akşamlar, nasılsınız? size bir sorum olacak; rastladığımız güzellikleri sizinle paylaşmak istiyorum ama birtürlü nasıl ekleyeceğimi çözemedim. yardımcı olacak bir yol gösterirseniz eger memnun olurum. kendinize iyi bakın. parola: FIKRALAR HİÇ BİTMESİN!

41 

Tarih: 2003-11-10 10:27:38
TEMEL TOPAL ( temeltopal@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

muhteşem bir tasarım.

42 

Tarih: 2003-11-23 19:55:28
bünyamin şahban ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

selam öğretmenim. :-) yüzüm gülüyor çünkü ek öğretmen ataması yapılmış. çok şükür sonunda kadroya girebildim. ama nereye atandığımı sormayın. :-( zehra'nın yanına Ardahan'a gidiyorum hocam. iyi di mi? iyi iyi... sevgiler.

43 

Tarih: 2003-12-04 15:45:55
tugce ( tugcekarain@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

slmlar mı desem yoksa bızı ansızın bırakıp gıden dostumuza ısyanlamı haykırsam?
artık son sınıf oldum ama yınede ozluyorum bazen en ıyı arkadasımı,gorukle aksemsettınde staj yapıorum..::))buarada ramazan beyın selamı var.. bana ulasın olurmu? oglunuzuda cok opun ve ıdeallerınız ugruna herseyı goze aldıgınızı bılen dostlar edının kendınıze benım gıbı::))) (megolanlıgıda sızden ogrenmıstım::))).. tugce karain

44 

Tarih: 2003-12-11 09:00:38
Bünyamin (
bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam merhaba. Halen daha Ankara'dasınız sanıyorum. Beb buraya alışmaya başladım. Şimdiden cüzdandaki birtakım cisimleri faaliyete geçirdim. Sizi çok özledim. Acaba bir gün aynı mekanı yeniden paylaşma ihtimalimiz var mı?
Soda-profiterol !!! İyi günler dilerim sevgili öğretmenim. :-)

45 

Tarih: 2003-12-30 16:29:13
nilay ( gunays@ttnet.net.tr) DEMİŞ Kİ:

hocam nasılsınız?ben nilay günay 2002 4d mezunlarından.hala zonguldak devrekte öğretmenlik yapıyorum ama halimden hiçde memnun değilim .açıkcası önerilerineze ihtiyacım var.okuldan neslihanla görüştüm ve bizim okuldaki değişikliklerden bahsetti .şimdiden iyi seneler yeni yılınız kutlu olsun.

46 

Tarih: 2004-01-12 18:51:45
nilay günay ( gunays@ttnet.net.tr) DEMİŞ Kİ:

slm hocam,cevabınızı görünce inanılmaz sevindim.En son yazdığımdan bu yana biraz daha iyiyim.Haklısınız bulunduğum ortamla ilgiliymiş.Ama yinede eğitimime devam etmek istiyorum.Geçenlerde toefla girdim geçer bi not aldım başarabilirsem bende yüksek lisans yapmak istiyorum.Sizi çok özledim bazı arkadaşlarla haberleşiyoruz ama herkes çoktan hayat telaşesine düşmüş bile.Anlıycanız benden başka okumakta israrlı yok.Size tekrar başarılar ve ilginize teşekkürler.Sevgiler enkısa zamanda tekrar görüşmek dileğiyle.

47 

Tarih: 2004-01-21 12:46:12
Sonay GİRGİN ( sonaygirgin@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Abdullah Bey,
Artvin'den selamlar...
Evet...Hayat devam ediyor. Bundan birkaç ay önce sorsalar Ankara ve kolej dışında hiçbir yerde çalışamam diyordum. Ama insan isterse her ortama ayak uydurabiliyormuş. Bu konuda sizinle yapmış olduğum o güzel sohbet daha doğrusu sizin anlattığınız yaşam tecrübeleri iyi bir ders oldu. Burada(yeni iş ortamımda)vermiş olduğunuz önerileri uygulamaya çalışıyorum.
Herşey için teşekkür ederim.
Sonay GİRGİN

48 

Tarih: 2004-02-12 14:33:40
cemil ( cemilvar81@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

iki saattir burdayım,neredeyse heryeri okudum,hatta sınav sorularımı bile buldum:)dönüverdim birden çöm cemil'e. bir garip duygu sardı içimi şimdi..son sınıf olduk hocam,sizi tekrar görmeden belkide gideceğiz bu şehirden.nasılsınız sevgili hocam?sayfanzda yazılanları okurken bi acaip oldu içim,hatırlarsanız duygusallık da var biraz hamurda,anlatamıyorum içimden geçenleri,kelimelere sığdıramıyorum.sadece şundan eminim; insanlarla ne şekilde,hangi şartlarda karşılaştığınız nelerle uğraştığınız deilde neler paylaştığınız neler yaşadığınız çiziyo sevginin sınırlarını.sizi ve paylaştığımız bir yılı asla unutmayacağım,tıpkı seneler sonra hala buraya mesaj bırakan tüm dostlar gibi.sizi yaniden görebilmeyi sohbet etmeyi öyle çok isterim ki..sizden öğrenecek çok şey var daha hocam.kendinize dikkat edin, öpüyorum.

49 

Tarih: 2004-02-19 20:53:51
murat şensoy-9910559 ( muratsensoy@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

selam hocam!geçen yıl mezun olduk ama bununla herşey bitmedi herşey daha da zorlaştı ama bir yandan da önümüz açıldı...bir şey var sizinle ilgili söylemek istediğim:şu uludağ üniversitesinden mezun olup da her zaman gülümseyerek hatırlayacağım ender insanlardan birisiniz...
çalışmalarınızda başarılar dilerim...
şimdi yine de öğrenciniz olmak vardı...

50 

Tarih: 2004-02-29 15:32:01
ERMAN ÖNER ( zicanadam55@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam bi konuda görüsmek üzere(biraz acil) telefon numaranıza ihtiyacım var. ev telefonu olursa cok ii olur. malum hat aycell. nete girememe ihtimalim olduundan cebime haber vermeniz zaman acısından daha yararlı olacak die düsünüyorum. :0505 5621481 beklemedeyim hocam. saygılarımla. zicanadam55

51 

Tarih: 2004-03-04 17:14:20
mustafa GİRGİNOL ( mgirginol@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

selam hocam, iyi akşamlar. öncelikle sizden özür dilemek istiyorum. sinema sözümüzü yine yerine getiremedik. 3 dümbük 6 elle bir sinema işini ayarlayamadık anlıcanız. ama sizi çok aradık, teliniz kapalı oldugundan ulaşamadık. ama bidahaki bursa çıkartmasında kesinlikle daha fazlasıyla karşınızda olucaz. (dümbük sözü)
hocam sizi çok özledik yaa, gerçekten bi eksiklik var şu üniversitede. sizden ögreneceğimiz o kadar çok şey varken bir anda bizi yalnız bırakmanız, kendi başınızın çaresine bakın dercesine yollarımızın ayrılması bize çok agır geldi hocam. siz benim hayatta örnek alacagım ikinci ögretmenimsiniz...(bütün samimiyetimle)

hocam benim LES'e girip wien üni'de master yapma düşüncem var, sagolsunlar hiçbir hocamız şöyle olur böyle olur diye yol göstermiyor. hangisine sorduysak ögretim görevlisi olmak sanki maden ocagında 750 metre derinlikte çalışıyor olmakla eşdegermiş gibi sözler sarfediyorlar. bakalım biz de kendi yolumuzu kendimiz çizmeye çalışıyoruz. elimizden geleni yapıcaz artık. aslında her konuda sizden yardım almaya ihtiyacımız var...

kendinize bizim için iyi bakın hocam...
ailenize de saygılarımı iletiyorum. oglunuzu benim yerime öpüverin hocam...( dümbük no: 1 MUSTAFA = SAVAŞMA KAYIŞ )

52 

Tarih: 2004-03-14 20:00:12
bunyamin sahban ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

iyi akşamlar hocam, nasıl gidiyor hayat? sizden haber alamadım uzun zamandır. ben Ardahan koşullarına alıştım sayılır. işte takılıyoruz tabi. :-P sağolsun burda arkadaşlar var. yeni 10.000 kişilik atamadan bizim üniversiteden tanıdık simalar geldi. Her ne kadar birtakım istekleri karşılamasalar da sevindik tabi. :-) kimi zaman sizi konuşuyoruz. 1600 km. uzakta da olsak sizi anıyor eski günleri özlüyoruz. yani biz sizi unutmadık. message received? kendinize iyi bakın. ellerinizden öpüyorum. ayrıca bizim Çağlar yüksek yapıyormuş galiba. onu 'öpüyorum'. görüşmek üzere!!!

53 

Tarih: 2004-04-09 12:54:58
özlem ( ozlemozlem58@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hazırlıklarla beraber toplam 17 yılsüren öğrencilik hayatımın saygıyla ve sevgiyle andığım yegane hocam.mailime cevabınız içimi rahatlattı biraz da olsa inanın...bununla beraber bir kaç gündür süregelen TKY çalışmalarından da ümitliyim bakalım....
yazılanları okudukça farkettim ki hakikaten özleniyormuş tree diagramlar:)
samsundan sevgilerle...

54 

Tarih: 2004-04-17 16:53:34
Bünyamin Şahban ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Selam Hocam,
Geçenlerde aldığım mailiniz beni çok sevindirdi. Bunun için teşekkür etmek istedim. Bir gün gelecek belki tebessümle belki hayal kırıklıkları ile hatırlayacağım burayı. Yine de mailinizi okuyunca farkettim ki biz aslında bize çizilen yolda ilerlemek zorundayız. Değiştirebileceğimiz tek şey kötü şartlar sanırım. Her ne kadar memnun olmasak da bir şekilde yaşayacağız. Umarım cevabınız en kısa sürede gelir. Bir de uzun süredir aycell numaranızı arıyorum ancak ulaşamıyorum. Sesinizi nasıl duyacağım? Yardımcı olmak isterim size memnuniyetle. Kendinize iyi bakın.

55 

Tarih: 2004-04-19 21:14:06
Hakan Sarp ( sarperhakan@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam nasılsınız? Umarım beni tanımıssınızdır.Ben sizi ne unuttum nede unuturum.Gecen sene mezun olduk cok sukur üniversiteden.atamamda hakkariye cıktı.Öptümünün hakkarisi.Burası nasıl berbat bir yer anlatamam bile.Millet Türkce bilmiyo biz ingilizce öğretmeye geldik buraya.Adamın idealistliğinide yavas yavas bitiriyo burası.keske diyorum oralarda olabilsem.Keske etrafımda konustugum Türkceyi anlaa
yabilen öğrencilerim olsa.Ama kader işte.İşimizi en iyi şekilde yapmaya calısıyoz.Ne demiş reha muhtar tecavüz kacınılmazsa gözünü kapatcan ve zevk almaya bakcan:)).Neyse gece gece beyninizi bulandırdım.Yazın mutlaka üniversiteye gelcem .Umarım sizi görebilirim.Sınırdan selamlar.

56 

Tarih: 2004-05-13 12:10:15
nilan günay ( gunya@ttnet.net.tr) DEMİŞ Kİ:

İyi günler hocam epeydir size yazamıyorum.En son sohbette küçük bir yerde öğretmenlik yaptıkça kaybolduğumu,tükendiğimi hissettiğimi söylemiştim size.Yazılarınız danda cesaret alarak toefl a girdim ve verdi.büyük bir ihtimallede kısmetse şubat sezonunda ingiltere yolcusuyum.Geçenlerde bir msjınızı aldaım çok sevindim ama yardımcı olamadım sanırım.memlekete geldiğim için evin adresini verdim ama fotmunuz gelmedi.saygıyla ve tüm içtenliğimle ellerinizden öpüyorum.

57 

Tarih: 2004-05-13 21:29:20
MUSTAFA ( mgirginol@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam, iyi geceler! nasılsınız? hocam senliklerde göremiyoruz sizi :-( ankaradamısını? geçen senlikte gelmistiniz bu sene de geldiniz mi, gelicek misiniz, ya da gelmeyi düşünüyormusunuz?

hocam bugün ZARA vardı. hep costuk eglendik, keske sizle beraber eglenebilseydik. arkadaşlarla kulağınızı çook çınlattık çok.

hepsinin selamları var. ben aracı kurum ve kuruluş olarak hepsinin selamlarını size iletiyorum hocam. kendinize çook ama çok iyi bakın.

sizi unutmadım, hiç kimse sizi unutmamış. bugünkü sohbet onu gösteriyordu. ayrıca sizin tanmadıgınız hayranlarınız var. inşallah buraya gelince tanışırlar sizinle. şimdilik web sitenizle idare ediyorlar.

hepsi de yeniğ dümbük adayları...

kafe kapanıyormuş hocam ben çıkıyorum. sizi seviyoruz. herneredeyseniz selamlar.

58 

Tarih: 2004-05-15 10:12:53
Tacettin Dinçer ( tacidincer22@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam. Aldığımız çalışmalar için teşekkür ederiz. Yeni çalışmalarınızın ve her derdimize deva olacağına inandığımız kitabınızın çıkmasını sabırsızlıkla bekleyeceğiz. Tekrar görüşmek dileğiyle...
aydan&tacettin

59 

Tarih: 2004-05-15 10:15:50
Aydan Akın ( fromthemoon59@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

hocam bazı calısmalarınızı aldık, ellerinize ve gönlünüze(şiirleriniz cok güzel) saglık. calısmalarınızı gördükten sonra ögrencileriniz arasında olmayı daha cok arzu ettik.ama sınav sorularını görünce biraz korktuk acıkcası:-) cevaplarını da bilmeyi arzu ederdik:-)Allah sizin gibi hocaları başımızdan eksik etmesin, çalısmalarınızda başarılar. paylaştıklarınız için teşekkürler. hoşçakalın.
aydan&tacettin

60 

Tarih: 2004-05-15 15:57:25
adnan ( thekomikaze@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

hocam merhabalar,sayfaniz çok güzel,inmsanın gurur duymaamsı elde değil kendisiyle,böyle bir hocası olduğu içün,kendinize iyibakın, tüm ziyaretçi arkadaşlara da selamlar,,,

61 

Tarih: 2004-05-16 17:18:31
bünyamin ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

öğretmenim umarım mailboxınızda uzun yıllar kalır yolladığım resim. görüşmek dileğiyle..

62 

Tarih: 2004-06-01 13:14:29
o. yetkin ( onuryetkin@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Bu kadar çok seveni olan bir öğretmen olmak ne kadar güzel?

Hocam bana İngilizce grameri ile ilgili kapsamlı kitapların bir listesini gönderebilirseniz çok mutlu olacağım? (Örneğin M. Swan'ınkinden daha kapsamlı)görüşmek üzere.:) Bi de çıkacak kitabınız hakkında siteye bilgi iliştirirseniz ii olur. :)

63 

Tarih: 2004-06-04 15:18:07
bünyamin sahban ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Öğretmenim bana 4 arkadaşım yardımcı oldu anket konusunda. ayrıca bursa ile de paslaşıyoruz. adresinizi mail atarsanız sevinirim. yakında görüşürüz. kendinize iyi bakın

64 

Tarih: 2004-06-11 13:23:01
feslegen ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

HOCAM SİZİ ÇOOOK SEVİYORUZ!
KENDİNİZE İYİ BAKIN, SEVENLERİ AYIRMAYIN :)

65 

Tarih: 2004-06-16 15:00:23
Sonay Girgin ( sonaygirgin@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba Abdullah Bey,
Nasılsınız ve hayat nasıl gidiyor? Eminim yoğunsunuzdur.
Ben Artvin'de geçen 10 ayın nasıl bu kadar çabuk akıp gittiğini çözmeye çalışıyorum. Gerçekten zaman ne kadar hızlı geçiyor. Şu anda (ve yaklaşık 6 aydan beri) İl Milli Eğitim Bilgi İşlemde İLSİS Yöneticisi sıfatıyla çalışmaktayım. Sanırım yeni bir uzmanlık edinmeye başlıyorum "Bilgisayar". Bu da zamanın nasıl geçtiğini unutturan şey galiba.
Evet... Artvin'den gelişmeler şimdilik bu kadar. Görüşmek üzere...

66 

Tarih: 2004-07-29 13:23:54
deniz yılmaz ( agadeniz@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam! Bende bir sene dersinizde gümleyen bir çok zekiyim.Size ya da dersinize karşı olumsuz her hangi bir düşünce kapılmadım. Çünkiyetersiz yaşadığımın farkındaydım. Yaz okulunda çok çalıştım ve dersi kazasız atlattım (şükür!).
Şu anda öğretmenim.Pek fazla konuşmadan bizi kendinize benzettiğiniz için sizden nefret ediyorum. Artık eskisi gibi öküzce yaşamıyorum bu da beni kahrediyor. emekleriniz ve iyi niyetli yaklaşımınız için binlerce kez teşekkür.
kendinizi çok ama çok iyi bakın.
Deniz YILMAZ/Yüksekova

67 

Tarih: 2004-07-30 10:17:00
bünyamin ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Selam Değerli Hocam, sesiniz çıkmadı uzun zamandır. Tatiliniz nasıl geçiyor/geçti? Umarım M.E.B ile ilgili film şeridi şeklindeki birtakım sorunlar giderilmiştir de Eylül'den itibaren Bursaray'a daha sık binersiniz. Ben bu Pazar İzmir'de sınava gireceğim. Askere gidiyorum da. :-( Hakkınızı helal edin artık. Size ve bu web ortamında güzel şeyler paylaştığınız tüm arkadaşlarımıza selamlar. Elinizden öpüyorum.

68 

Tarih: 2004-07-30 10:32:47
HALE ORTAKÖYLÜOĞLU ( hkavsar@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Abdullah hocam merhaba,
Ben Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Eğitimi alanında yüksek lisans yapmaktayım. Sizin adresinize Gülderen Hoca vasıtası ile ulaştım. (ODTÜ de anketim için pilot çalışma yapmak için Gülderen Hoca'dan yardım istediğimde, sizinle benzer bir anketimiz olduğunu öğrendim.)
Tezimin konusu "İngilizce Öğretmenliği ile formasyon alan İngiliz Dili ve Edebiyatı son sınıf öğrencilerinin bir İngilizce öğretmeninde bulunması gereken (uluslararası standardlara göre hazırlanmış) yeterlilikler açısından karşılaştırılması." Tezimde kullandığım anket iki bölümden oluşuyor: knowledge-based (60 maddelik) & performance-based (86 maddelik).
Tezimin literatür kısmında (standardlara/yeterliliğe dayalı öğretmen eğitimi vb. konularda) eksikler var, bu konuda bana yardımcı olabilirseniz sevinirim.Ablam (Aslıhan Küçükavşar)Ankara Üniveristesi'nde Türkçe Eğitimi Bölümü'nde doktorasını yapıyor. Onun vasıtası ile de size ulaşmayı denedim, ama ulaşamadım.Herhalde yıllık izindesiniz. Ankaraya döndüğünüzde sizinle müsaait bir zamanınızda görüşmek, fikir alışverişinde bulunmak istiyorum.

Görüşmek dileğiyle, HALE ORTAKÖYLÜOĞLU

69 

Tarih: 2004-08-09 11:34:55
John Guise ( jg@manisa.co.uk) DEMİŞ Kİ:

Abdullah bey,
I found your pages by accident - but very interesting. I found the Regional Dialect page very helpful for me. I have been learning turkish for abut 25 years - but it is still difficult - however you can see the resuts of my endeavours at my web site above - (if you so wish)..
Saygılarımla - John Guise (Coventry UK)
PS - I am an old english "moruk" ..!

70 

Tarih: 2004-09-25 14:27:24
adnan ( thekomikaze@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

yeni bir dönem yeni sorunlar ama kucak dolusu sevgilerle merhabalar hocam.....evet yine ben .....
yaz boyu yazamadığım için özür diliyorum...
ama kışın inşallah görüceğiz.
nerelerde ve neler yapıyosunuz.... mail lerime bakamadımdan zaman aşimi olmuş belki bişeyler yazdınız ama bakamadım affedinn,sizi aramızda görecegimiz günler sabırsılıkla bekliyorum...

HAYAL ETTİĞİNİZ HERŞEYİN KENDİ ÇABALARINIZLA GERÇEKLEŞMESİ DİLEGİYLE;.......

71 

Tarih: 2004-10-01 12:58:39
kemal ( kemaloguzer@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Usta,
Var ya sen buralarda gerçekten harcanıyorsun. Ankara'da Çankırı caddesinde ki pavyonlar'da sen saz ben darbuka çalsam hem daha iyi para kazanırız hem de daha mutlu oluruz.Bu arada Naci'ye de kıyak çekeriz:) Neyse, aslında senin yazacağın kitaplara önsöz yazmakta beni mutlu edecek:). Ziyaretçi defterinde izim kalsın dedim bir nebze. SAygı ve sevgilerimle Kemal.

72 

Tarih: 2004-10-01 17:49:33
serdar KÖNTEK ( tripolis28@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

slm hocam.Uzun süredir görüşemiyoruz.Belki de beni hatırlayamadınız.Ben 2000-2001 döneminden öğrenciniz(o meşhur gramer dersinizi almış)Serdar KÖNTEK.Hocam şunu samimi bir şekilde söyleyebilirim ki gördüğüm en değerli öğretmensiniz.Ha bu arada muhabbetlerinizi çok özledim.Şu an öğretmenlik mesleğini icra etmeye çalışıyorum.Bazılarının bu gramer bir işe yaramaz dediğini ben bugün öğretiyorum.Özellikle de sizin sayenizde aldığım Michael Swan'ın kitabı epey işime yarıyor.Ben şu an Giresun dayım,umarım en kısa zamanda görüşürüz.Sizin gibi değerli öğretmenlerimle tekrar görüşmeyi fazlasıyla diliyorum.Hocam bu arada hikayelerinizi dinlemek büyük bir zevkti."Abiler kalsın,ablalar çıksın.Abilere anlatacağım hikayeler var" deyişinizi hiç unutamam.Keşke tekrar öğrenciniz olabilsem.Bundan sonraki öğrencilerinizi gerçekten kıskanıyorum.kendinize iyi bakın değerli hocam.Ellerinizden öperim.umarım bu lafıma kızmamıştırsınız.Çünkü siz daha çok gençsiniz...Saygılar Hocam...

73 

Tarih: 2004-10-07 07:34:26
adnan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

selamlar...
nasılsınız hocam..sizden hiç haber alamaz olduk...
bursa da misniz yoksa Ankara nın o sert havasınımı çekıyorsunuz hala ciğerlerinize,,,?
son yılım nasipse ve vsonyılda neler olması gerektiğinin hala çelişkisini yaşıyorum

bunlarla canınızı sıkmayayım...neler yapıyorsunuz...kitap çıkaracağınız söylentileri geziyor çevrede inanın gerçek olmasını istiyoruummm hiç değilse şu okuldan mezun olunca sizin bir eseriniz yanımda olsunn...
belki çok klasık olacak ama o derslerinizin tadını hiç alamıyırum hiçbir dersten,,,
birgün okula yolunuz düştüğünde haberim olur umarımmm,,,,

KENDİNİZE ÇOOOOOK İYİ BAKINNN...

74 

Tarih: 2004-10-08 13:19:48
cemil ( cemilvar81@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Ne zor bir duygudur bu,sevgili hocam?her gözünü kapatışta bir sürü insanı,bir sürü kahkahayı,olayı,bir sürü yaşantıyı hatırlamak..özlem duymak herşeye geçen her saniyeye..hata mı yapıyoruz diyorum,deli demekle her kendi kendine gülene..
Bu gün dersin ortasında aklıma geldi yine,bi ACAN'ımız vardı,daha görmeden ne çok şey öğrenmiştik hakkında diye..güldüm kendi kendime neler geldi aklıma birden bire.(deli demedi umarım ABİLERİM,ABLALARIM:))
Sevgilerimle hocam,evet başladık öğretmenliğe,70 puan aldım kpss den atamadı dümbükler:))yetersizmişim;))bende DÜZCE ANADOLU LİS.de vekillik yapayım bari dedim,hani yetersizim ya dümbüklere göre?evet hocam and.lis.deyim,başlarda zorlandım ama şimdi herşey çok iyi hergeçen gün dahada geliştiğimi düşünyorum..umarım sizde iyisinizdir..çok özledim sizi.okulda son görüşmemizden sonra haber alamadım bi daha..
hocam internette kaynak olarak kullanabileceğim adres var mı?bilgilendirirseniz sevinirim.kendinize iyi bakın..boşverin herşeyi,izin vermeyin hiçbişeyin sizi üzmesine.görüşmek üzere..

75 

Tarih: 2004-11-07 17:51:20
E. Özhan TUNÇOK ( tuncok1907@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

size ulaşamıyorum hocammmmmmmm....
2002 mezunlarından Özhannnnnn ben..
(şapkalı çocuk)

76 

Tarih: 2004-11-12 11:57:57
Sonay Girgin ( sonaygirgin@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

KARDEŞLİĞİN DOĞDUĞU, SEVGİLERİN BİRLEŞTİĞİ, BELKİ DURGUN, BELKİ YORGUN, YİNE DE MUTLU, YİNE DE UMUTLU, YİNE DE SEVGİ DOLU NİCE BAYRAMLARA...
ARTVİN'DEN SELAMLAR...

77 

Tarih: 2004-11-12 21:51:55
hakan öztürk ( www.lazoglu@mail.com) DEMİŞ Kİ:

her daim gönlümüzde ayrı bir yeriniz olmasına ragmen okul bitince irtibatı koparmış olmamız ne kadar yanlışmış ki; şimdi üniversitede geçirdiğimiz yılları ve sonrasında gerçek hayattakileri karşılştırınca daha net görebiliyorum.sayfanın genelinden çıkardığıma göre bazı yanlışlar yapılmış şahsınıza.güneş balcıkla sıvanmaz sayın hocam siz bizim idolumussunuz ADAM GİBİ ADAMLARIN nesli tukeniyor dağılmamak,irtibatı koparmamak lazım.AMA YİNE DE İNADİNA İYİ OLMAK LAZIM!!!
SAYGILARIMLA
BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
(bir mail uzaktayım hocam bilgilerinize)

78 

Tarih: 2004-11-15 12:05:26
Mesude Ayan ( mesay72@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba, öncelikle iyi bayramlar. Siteniz gerçekten etkileyici ve oldukça da yararlı. Sitenize Dilek Hanım'ın dersi için bir araştırma yaparken rastladım. Konu Program standartları. Sanıyorum akreditasyon ile örtüşen bir konu. Bu konu ile ilgili ulaşabileceğim diğer kaynaklarla ilgili beni aydınlatırsanız sevinirim. Ailenize sevgiler...

79 

Tarih: 2004-12-09 20:19:38
ekrem karakoç ( ekara6678@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba sayın hocam nasılsın? neler yapıyorsun?

80 

Tarih: 2004-12-14 12:54:48
PERİHAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

ABDULLAH BEY,
SAYFANIZI OKUDUM. SİZ BİR HARİKASINIZ. sİZE HAYRAN KALDIM.ACABA SİZİNLE TANIŞMAM MÜMKÜN MÜ?
YOĞUN İŞLERİNİZDEN VAKİT AYIRABİLİR MİSİNİZ

81 

Tarih: 2004-12-26 21:05:19
deep_meaning ( geje2001@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

sizin çocukluğunuzda ...ve bizim çocukluğumuzda..hepimizin çocukluğunda..takatukaları aldık berbere göt
EdE,,dandiri dandiri bostanlarda,bir varmış bir yokmuşları oynarken bEEE..lanet olsun neden bEEE biz hocam..neden tanrı bizi o gEel ellerine bostanlardeyken almak istemedi..LINGUISTIC için olabilir mi sizce:)

82 

Tarih: 2004-12-27 20:10:55
mustafa ÇIKI ( mustafaciki@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam,
ben mustafa,israftan tanırsınız herhalde.gecen gün israf vasıtasıyla konusmustuk hatırlarsanız.ben tanıyamıstım bir an için,çünkü al sana kimi veriyorum bak dedi hemen verdi teli size. umarım iyisinizdir görüşmeyeli,ben ardahandayom biliyosunuz,burda hayat zor,valla okulu özlüyorum. israfla chat yaptıkta o verdi bu adresi,bende bi yazayım dedim,artık siz de yazarsınız.
kendinize iyi bakın şimdilik bye,bursaya gelirsem mutlaka ararım,israftan alırım numarayı.bye...

83 

Tarih: 2005-01-14 23:26:24
Fahriye HAYIRSEVER ( fahriyeh@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba sevgili oda arkadaşım,
Öncelikle bana kalbin kadar temiz bu beyaz sayfayı ayırdığın için teşekkür ederim:) Hayatta öğrendiğim belki de en önemli şey dostlukların hani "biz dostuz" demekten çok daha öte bir şey olduğu. Arkamıza dönüp baktığımızda acaba kaç tane dost edinip, kaçını koruyabildik. Kaç tanesini sürdürebildik? Kaç tanesi için bu zaten dostum değilmiş dedik? Bence dostluğun sırrı çok uzun zamandır tanışıyor olmak değil!. Bence karşımızdakini anlayabilmek ve kendimizi tanıyabilmek. Mesafeler hiç önemli değildir bu süreci koruyabilmek için. Paylaştığın şeylerin az ya da çok olması da önemli değil. "Dostum" demenin hakkını vermektir önemli olan... Ben her zaman özellikle ne için şükrediyorum biliyor musun. Sabahları tebessüm ederek günaydın diyebileceğim ve akşamları günün iyi ya da kötü anlarını paylaştığım kişilerin olması sevinci ve güveni ile iyi akşamlar diyebileceğim arkadaşlarımın olmasına... Günün birinde hatırımı sormak için telefonumu çaldıran ve benim, sesini duymak için telefonunu çaldırdığım insanların olmasına... Dertlerini ve sevinçlerini paylaştığım ve aynı şekilde benim anlarımı paylaşacak birilerinin olmasına... Kücücük de olsa bir yardımımın dokunduğu insanlardan aldığım küçük bir mutluluk tebessümüne... Arkadaşlarımın, dostlarımın olmasına... Bazen oturur ve kaç tane arkadaşım var diye sayarım. Sayı arttıkça yüzümdeki tebessüm ve hayata dair beslediğim umudum da artar. Hayat bazen iyi şeyleri kötü deneyimlerle öğretse de bize, öğrenmek isterim yine de iyi şeyleri. Bir gün gelecek ve her birimiz ayrı şehirlerde, ayrı işlerde ve ayrı hayatlarda olacağız. Eğer günün birinde bu mesaj tekrar gözüne takılır ve okursan ve okuduğunda küçük de olsa dudaklarında bir tebessüm belirirse, Ankara Üniversitesi'ndeyken camın yanında oturan sürekli üşüyen:) sana rağmen:) odayı çiçek böcekle süslemeye çalışan (hatta abartıp kapıya çocuk, balon vs. resimleri asan)bir Fahriye vardı diye hatırlanırsam... işte o zaman bil ki o Fahriye Ankara'da olmasa bile yine de arkadaşın olarak kalacaktır. Şu anda, bundan sonraki günlerimizde, hatırlayacak ve hatırladığımızda da bizi mutlu edecek anlar yaşabiliyorsak....... hayattan arkadaşlık adına daha başka ne istenebilir ki...
Sevgiyle kal...

84 

Tarih: 2005-01-15 19:45:57
deep_meaning ( geje2001@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

AHH bayramlar bayramlar..sabah erken oyanılırdı..binlerce yıl önceden haber getiren kargaların sesiyle uyanırdık bayram sabahları.inanılmaz bir sahnelerdi..herbiri sanki başka bir gücün yazmış olduğu senaryodan fırlayıp gelmiş enstantanelerdi.. yaş 14..komşu kızının kalçaları cezb etmeye başlamıştı artık...utangaç bir hal yüzümün orta yerinde sanki barkot gibi duruyordu..yeni esvapları giymenin şenliği o utangaç halimle birleşiyordu ..anlaşılmaz bir ifade beliriridi çehremde..daha o günlerde merak etmeye başlamıştım insanlarım yüzüme baktıklarında ne düşündüklerni..belkide bunu hiç anyamadığımdandı o ürkek tavırlarım
neyse el öpme zamanı geldi..hadi baştan başlayalım..zaten kargalarda sustular artık..artık kargalar ötmüyor hocam ve komşu kızının g-stringi mide bulandırmaya başladı..ihtimalki bu bayram da bu şekilde geçecek..protokol geçişi gibi..belki başka bayramlarada kavuşacağım ve ben kargaların tekrar öttüğü berzaha göçtüğüm vakit burda hala bayramlı sabahlar olacak..BAYRAMINIZI EN İÇTEN DİLEKİERİMLE KUTLARIM..(bu zamanın en içten dileği ne kadar içten olabiliyorsa o kadar içten..aha da o kadar:))

85 

Tarih: 2005-01-29 15:27:53
hakan sarp ( sarperhakan@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam ya nasılsın.Az önce maillerime bakıyodum öğrencilerim göndermiş accayip mutlu oldum.sizlede paylasmak istedim.Hatırlanmak ve ve vefa sevindirici.Sizi ve muhabbetinizi özledim.Hakkaride öğretmendim biliyosunuz bu senede şırnakta askerim.doğu iki senedir benden soruluyo. hayırlısı bakalım.asla isyan yok.Bu sene ingilizceyle ugrasmayı özledim.biraz uzak kaldım ama telafi etmeye calısıyorum.Siz neler yapıyosunuz hocam.Söyle bi baktım ziyaretci defterinize tanıdık isimlere rastlamadım.Yeni isimler.Anladımki baya kişi mezun olmus bizden sonra ve baya kişiye ulasmışşınız bizden sonrada.Diğerleri için yerinizi bilmem ama benim için basım üstündedir yeriniz.Bursadamısınız hocam?Gecmiş bayramınız kutlu olsun.Burda pek bayram havası yoktu ama insallah sizinki güzel gecmiştir.Saygılarımı sunuyor ve ellerinizden öpüyorum.Arşivinize katmak için bi müdür fıkrası öğrendim ama buraya yazamıyorum.muhtemelen biliyosunuzdur.daha sonra mutlaka sizinle paylascam bu fıkrayı.kendinize iyi bakın hocam

86 

Tarih: 2005-01-29 15:35:30
hakan sarp ( sarperhakan@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

(Öğretmenlik çok güzel arkadaşlar.

Bu güzelliği sizinle paylaşmamın bir başka gerekçesi de, aynı güzellikleri sizlerin de yaşamanızı yürekten dilemem…)Sizin sözünüz hocam o zamanlar cok fazla değil ama su an cok iyi anlıyorum İnsallah bu güzellik herkese nasip olur

87 

Tarih: 2005-01-30 20:28:49
Mustafa ÇIKI ( mustafa_ciki@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

slm hocam,
Bi Bursa yapayım dediniz bi daha ses çıkmadı valla,hayırdır hala yılbaşı modundasınız galiba...
Son haftaya girdik be hocam,tatil de bitiyo,Ardahan yolları bizi bekliyo...
Kendinize iyi bakın hocam,üşütmeyin sakın;havalar soğuk valla.Şafak hocayı görürseniz selamlarımı iletiverin...

88 

Tarih: 2005-01-31 16:00:01
deniz ( agadeniz@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

HOCAM! If it is mümkünse şu giriş sayfasını biraz şenlendirin.MESELA, değişiklik olsun diye vesikalık bir fotoğrafınızı koysanız diyorum.
Şöyle syntactic structure of MR Abdulla tarzında context oluşturan bi şey olsun.
take care/deno
2002 mezunlarına selamlar.

89 

Tarih: 2005-02-12 22:05:18
Mustafa ÇIKI ( mustafaciki@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

ya hocam haksızlık bu ya,dışarda -30 derece bi sıcaklık var,az önce kapının kolu elimde kaldı soğuktan yapıştı elime...
ama içerisi güzel valla...
iyisiniz değil mi hocam? İsraf'tan haber verim mi biraz?Ağrı'da kpss çalışıyo valla harıl harıl hocam,üç buçuk durumları yani...
bol güneşli günler hocam...

90 

Tarih: 2005-02-17 10:00:05
israfil öncel ( silency2000@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

selam hocam nasılsınız..benden iyilik..bak sen Allahın şu kaderine uşağın nezenin gülü ''mustafa çıkı'' ığdırın sert ikliminde eğitim nafakasını ödüyor..o beni ağrıda bilsin ben ise sıcak bir adada les ile kpds çalışayım:) sanırım başaracağğğıımmm..kendinize çok iyi bakın..neler görmüş o ellerinizden hürmetle öperim:))

91 

Tarih: 2005-02-28 12:52:05
Abdullah Albayrak ( albayrak@ankara.edu.tr) DEMİŞ Kİ:

Ana sayfanızda anlattiginiz gibi fakirdik ama mutluyduk.Acaba diyorum hem zengin hemde mutlu olamazmiyiz bunun ikisinin yanyana geldigini turk filmlerinde bile gormedim.
Saygilarimla.....

92 

Tarih: 2005-03-03 19:57:46
Mustafa ÇIKI ( mustafaciki@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

slm hocam...
havalar düzelmeye başladı burda ama bu kezde çamur derdi başladı valla.israfa burdan bi çift söz söylemek istiyorum sizin aracılığınızla. israf canım sen daha benim görev yaptığım yeri bile bilmiyosun be,ben ığdırda değil ardahan çıldırdayım haberin olsun:)
bide üçbuçuk durumları bizzat kendi ağzından alınmış bi sözdür hocam,buna da değinmeden geçemiycem...
askere gidiyorum hocam bu ayın sonunda,kendinize iyi bakın...

93 

Tarih: 2005-03-11 19:58:13
ceyhan ünlüer ( ceyhan_@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam meraba beni hatırlarmısınız bilmiyorum 99-00 uludağ üniversitesinden.Talihsiz bir şekilde okuldan atılmıştım :)) ama tekrar kazandım cağ üni'ni burslu şimdi bi tek stajım kaldı mayıstada les falan aştım olayı.Sizden öğrendim grameri yüksek lisansta veriyolar boş yere atılmamışım aslında.Neyse akıllandım artık sizi cok öpüyorum emekleriniz icin teşekkürler.

94 

Tarih: 2005-04-20 23:03:28
Berna Arslan ( barslan@education.ankara.edu.tr) DEMİŞ Kİ:

Abdullah hocam,
Bir kere şunu söylemek isterim ki siz gerçekten çok iyi bir iş arkadaşısınız. Bu özelliğiniz sanırım yaptığınız işi iyi yapma sevdanızdan geliyor. Eğer eğitim işi bir gönül işi ise siz bu işe fazlasıyla uygun, değerli bir insansınız. Her ne kadar bir türlü bizim alana ısınamama gibi bir durum söz konusu oldu ise de ben eminim ki, bu alandaki sayılı insanlar arasına girmeniz için de çok uzun bir zaman geçmeyecektir.
Oda arkadaşı olduğumuz süre içerisinde bize yaptığınız her türlü iyilik ve anlayış için gönülden teşekkür etmek isterim. Mesleğe yeni başlayan kişiler olarak sizinle aynı odada bulunmuş olmak sanırım bizim için büyük şans.
Hayat deneyiminiz, iş deneyiminiz bizden kat kat fazla olmasına rağmen bizimle kurdunuz yakın dostluk ve kardeşçe tavırlarınızdan dolayı minnettarım.
Sizin kişiliğinize uyum sağlamak ve o okkalı sözlere (!) alışmak bizim çok zamanımızı aldı ama şu an gideceğinize çok üzülüyoruz çünkü alışma süreci zor ama kopulması imkansız bir arkadaş, hocasınız.
Beni ve Fahriye’yi saatlerce güldüren sınav gözcülüğü maceramız, Şukufe anımız, marka olayı gibi hatırladıkça yüzümüze gülümsemeler yayılan o ince esprileriniz ve zekanızla her zaman gönlümüzde yer alacaksınız.

İyi ki sizi tanıdık ve oda arkadaşı olduk. Ömrünüz boyunca yüzünüzden gülücükler eksilmesin :)

95 

Tarih: 2005-05-06 19:16:51
hasan şahin ( hasanthepimp@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

klasik bir türk vatandaşı olarak yaptığım bir eşşekliği sayfanızın güzellikler kısmını okuduktan sonra farkettim. bu ülkenin klasik vatandaşları şikayetçi olduğu bir mevzuyu 7 düvele duyururken memnun olduğu mevzuda tek kelime etmez. ben de onlardan birisiyim. size kızan birisi bu sayfaya anında bağlanıp 7 sülalenizin hatrını sormuştur ama bizim gibi memnun olan sizin hakkınızı ödemeyeeğimizi düşünen kşiler 2 satır ya yazmıştır ya yazmamıştır. geç dank eden bu eşşekliğimden dolayı özür diler size huzurlu bir hayat dilerim. elimizden geldiği kadar korsan kopyanız olmaya çalışıyoruz. inanmazsanız okuyun görün. son sınıf son dönem staj sunumunu gönül uğuralpe yaptım geçen hafta. konu good luck bad luck. boynuma öküz kafası kadar nazar boncuğunu takıp girdim. hani önceden konuştuğumuz bir konu vardı sınıf düzeni ve kkullanılan malzeme mümkün olduğu kadar kendi kültürümüzü yansıtmalı diye. dersin 35. dakikasından sonra çocuklar ölü balık gibi bakmaya başlayınca sayfanızın gizli kısmından aldığım "iş mektubuna cevap" metnini okudum. sizden kaptıklarımı kullanmaya çalışıyorum. alemin en kral hocasısınız ama şimdilik. er geç bir gün izlediğinizde "aynı benim 5 yıl önceki halim" diyeceğiniz kişiler yetişiyor.

96 

Tarih: 2005-05-25 15:01:21
the adnan (malum şahıs) ( thekomikaze@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

heyhat!yıllar geçti,bir kışın ardından bir yaz daha geldi.menekşeler allı morlu açmaya başladı incecik bedeninin üstündeeki gözlerini yaz güneşinin samimiyetiyle.!!!uçsuz bucaksız gelincik toplulukları,çoluguyla çocuğuyla,başlarında kızıl pelerinleriyle doldurdu engin ovaların bağırlarını..kışın salkım salkım uçuşan ak kelebekler uçtu yine adını bile bilmediğim ırak diyarlara!!ellerimde gelinciklerden ,kırmızı bahar hediyeleri beklemek düştü altında şemsiye ustası kavakların....al.yeşil ve niceleri sarmış toprak ananın şefkat yumagı bedenini,sanki o iincik boncuk sdatan şeker kasesi çerçi amcymış yahut teyzeymiş gibi,...heyhat!yine ellerim havada kaldı ,güneşime uzattım dokundurtmadı elllerimi kendine,baharım nyazım hayatım mevsimlerim yandı ,,yandı ki bildiğiniz gibi değil..merhaba yenşi gece, merhaba ak saçlı gümüş gözlü yıldızlar,ge,cenin düdüksüz silahsız korkusuz bekçileri!verin sıtınızdaki beyaz pelerinleri perde kaopandı oyun bitti...yıkadım bedenimi ılık selinde ruhumun !hadi bekletmeyin gidiyorum...işte böyle hocam gidiyoruz aldık sırtımıza ate beyazı bir gömlek,allı nyeşilli ovalardaki çiçeklerin arasıana gidiyoruz..ateş beyazı deevralmanın mutlulugunu anun tatlı ateşinin sıcaklğıyla tazeleyeceğimize söz veriyorum ve veriyoruz..kendimi seyredemedim ama dört yılda çevirdiğim film inanıyorum ki hababam sınıfının rekorunu kıracak.hatta ömür boyu seyredilecek sizin v4e sizin gibi rehberlerim öğretmenlerim ve kardeşlerim,inde yardımıyla..öğretmenlik uygulamasında bunun tadına öyle veardım ki inanıyorum beni bundan kimse ayıramaz..hoşça ve dostça kalın ama dima bizimle kalın.

97 

Tarih: 2005-05-28 17:57:50
Birisi ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Ne kadar güzel bir duygu olmalı, bir hocanızla böylesine samimi olabilmek. Bende iyiydim Abdullah Hocamla, severdim konuşmayı.Ama demek ki o kadar çok şey paylaşmamışız. Hocam Syntactic structures'la ilgili pek bişey kullanmıyorum öğretmenlik hayatımda ,hatırlıyor musun derseniz ona da yanıtım hayır olacaktır çünkü sitenin geçmiş sınav soruları bölümünden rasgele birini açarak yanıtlamaya çalıştım, olmadı.Söylemek istediğim şu, öğrenilenler yalnızca araç ,asla amaç değil. Ama öğrendiğim birşey var ki, o da konulara nasıl yaklaşılması gerektiği , şeytanın ayrıntılarda gizli olması gibi. Tüm meslekdaşlarıma saygılarımla. Size de kolaylıklar dilerim.

Eski öğrencilerinizden
Sıradan Birisi

98 

Tarih: 2005-06-03 11:15:24
taner ucan ( timtanner@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba ahocam umarım beni hatırlarsınız ama biraz zor galiba çünkü ben üniversitenin ewn gari,ban öğrencilerinden siz ise en renkli simalarından biriydiniz. ama şu kadarını söyleyim birlikte staj yaptığımız NURİ ERBAK lisesini ve sizi davet ettiğim BEŞ EVLERDEKİ cemaat evini hatırlıyorsunuz omarım hocam kusura bakmayın uzun zaman oldu iletişim kuramadık ama ben sizi hiç unutmadım unutman da münkün değil şu anda öğretmenlik hayatımda sizin gösterdiğiniz teknikleri bilfiil kullanıyorum. türkiyenin ucra bir köşesinde kendi mezun olduğum lisede sade bir öğretmen olarak hayatımı idame etmekteyim her ne kadar siz büyük şehirlerde çalışmamızı istediysenizde babamın isteği daha baskın çıktı. ama halimden memnunum. hocam okulumuzun yeni web sitesi kuruldu ziyaret edip mesaj bırakırsanız sevinirim van gölünün mavisinden size eşinize ve oğlunuza en içten sevgi ve saygılarımla meslek hayatınızda başarılar dilerim.(bu arada eskiden sitenizde komik şeyler vardı onlara ne oldu)TANER UÇAN 2001 MEZUNU VAN
okuln adresi www.alpaslanaol.com.tr.cx

99 

Tarih: 2005-06-13 08:25:15
adnan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

bu gün ogüğn işte geldi çattı:!!
hocam bu gün mezunluğumuzu belgeliyoruz ve atıyoruz dört yıl önce taktığımız kepleri...
umarım yanımızda olursunuız ve bizi gerlirken karşıladdığınız gibi giderken de uğurlarsınız....alem buysa KRAL sizsinizz..
BAŞKA SÖZ BULAMIYORUM;!!! HOŞÇAKALINN..

100 

Tarih: 2005-06-21 16:30:59
bünyamin ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

selam öğretmenim,
uzun zaman oldu görüşemedik. neredeyse 1 yıl olacak. nasılsınız? bursa'da mısınız? ben geçen hafta sonu döndüm denizliye. bu taraflar baya sıcakmış. ne güzel ardahanda akşamları heater falan kullamıyorduk. :-) işin şakası bir yana umarım herşey iyidir oralarda. kendinize iyi bakın. iyi tatiller...

101 

Tarih: 2005-06-21 18:35:38
emel ( unplugged_20@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

hocam nasılsınız?okul bitti..4yıllık uludağ serüveni..(can sıkıntısı aslına:))3. ve 4.sınıf azap geldi bana..nasıl öğretmen olucam ben bi günlük staja gitmek...hazırlanmak...çocuklar... zor geliodu..para derdine alışcaz mecbur.kpss yi kazandım da konuşuyom keyfimce sanki:))anayasa eğitim tarih bıktım çalışmaktan..ingilizce yi özledim.hocam mail attım adresinize.kendinize çok iyi bakın.iyi tatiller

102 

Tarih: 2005-06-29 21:21:45
fatoş ( fatmaunal83@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Değerli Hocam
Ben bu ziyaretten pek de memnun kalmadım açıkçası...Eski kadim dostum biricik hemşirem SEYHAN 'ı görüp mümkün ise çay yanı poğaça almak için sanal alemde gezeriken onun adısını kullanarak ahanda bu sayfalara bilim bulaştırdığınıza şahit oldum.Canım Abdullah Bey kardeşim,bize onca başarılarınızın ardındaki mümtaz insanı faş ediniz..Bu arada acaba bu sahife umuma açık mıdır ? Onu da bilmiyorum .Bağlantı kurup ru be ru görüşmeyi arzu eyler mes'ut bahtiyar bir tatil dönemi diler İzmir'e uğrar iseniz ki bu şehir Ege'nin incisi olarak zikredilir,bizim fakirhaneyi şenlendirmenizi niyaz ederim ...Muhabbetle...

103 

Tarih: 2005-07-05 09:23:31
adnan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

selamlar ve küçücük ama kaocaman kalpli adnan dan kucak dolusu sevgiler...
YAZ TATİLİNİZ HAYIRLI, UĞURLU OLSUN HOCAMM!
BEN KIZGIN KUMLARDAN AZGIN SULARA PİKE YAPIYORUM ŞU ARALAR...
İNŞAALLH SİZDE Bİ OKADAR İYİSİNİZDİR...
NASİPSE EYLÜL DE ÖĞRETMEN OLACAĞIM..
SİZİNLE BİR KEREDE ÖĞRETMEN OLAREAK GÖRÜŞEBİLMEK DİLEĞİYLE..
SEVGİ,VE SAYGILARLA KALINIZZZ...

BİR GARİP YOLCUYDUM PİŞİRİLDİM BU YOLDA
BİR SICAK GÖNÜL BULDUM YOĞURULDUM BU HANDA
OLMAZ DAHA KUTSAL HİÇ BİR ŞEY..
BİR KELİME ÖĞRETMEK KADAR ŞU CİHANDA..
SELAMETLE KALINIZZ HEP NEŞELİ VE BAŞARIYLA KALINIZ...

104 

Tarih: 2005-07-25 13:02:49
özge ulukılıç ( oliveoil@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

evet yine ben hocam.siz benden kurtulamıycaksınız.google a girip sizin adınızı yazdım.dedim böyle birini google tanımazsa ben yaşamıyayım.iyi ki döndün hocam.iyi ki varsın.demek böyle olması gerekiomuş.gittin diye üzülmem gerekiomuş.ama o günler bana koymuyo artık.bana öğrettiğin her şey ve bana verdiğin değer için sana sonsuz teşekkürler.döndün ama ben senin başının etini daha çoook yiycem.:)hoşgeldin hocam.ben çoook mutluyum bunun için.sevgiler.saygılar.ne diyoruuuuuz:apocan efsanesi geri döndü.

105 

Tarih: 2005-07-25 13:09:45
özge ulukılıç ( oliveoil@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

"Zimmetime soru işaretleri geçirdim küçükken
En ufak bi iddiam yoktur bu yüzden
Yaşamacı arkadaşlara yeşillikler dilerim
Abartmam çeker giderim."

106 

Tarih: 2005-08-01 16:37:27
Gülçin Uğur ( gugur81@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam Merhaba'
Çok özledim sizi nasılsınız?Ankara üniversitesinin arama motorundan arattım adınızı ve buldum tabiki:))sözlüklere geçmiş hocam arama motorlarına geçmez mi hiç:)
Şaka maka 2yıllık öğretmenlik hayatımı noktaladım ve hala yükseklisans sevdası peşinde koşuyorum bu aralar.Mütercim-tercümanlığa başvuracağım sanırım.Ben Amerikan edebiyatı istiyorum ama oraya zaten almazlar beni:)a'sını bilmiyorum edebiyatlarının...
Sizin araştırmalar,hayat nasıl gidiyor?Afacan
Ufaklık ilkokul birinci kademeyi bitirmiştir sanırım okulu bırakmadıysa:)
Saygılar,sevgiler...
Gülçin Uğur

107 

Tarih: 2005-08-19 17:30:47
kurtulus (
kurtulus07@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

aldirma..

rengime aldirma
cocukluguna
ruzgar gecirmeyen
yagmur yedirmeyen
en saglam mont
benim..

yu(kurtulus)suf



bir siirimi de panonuza ilistireyim dedim, size iletmek istedigim de; sizi sevdigimdir, saygı, sevgi ve selamlar hocam, guzel gunler,iyi isler :)

kurtulus

108 

Tarih: 2005-09-04 11:05:21
cemilvar ( cemilvar81@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam nasılsınız?belki sık sık mail atmadım,belki adınızı arama motorlarında da aramadım,bir iki kelime kafiyeli yan yana bile koyamadım ama bilin ki adınızı varlığınızı biran bile unutmadım..şu bilgisayar denen aletin başına ne zaman geçsem ziyaretçi defterinizi hep özenerek ve birazda kıskanarak okudum..nedense çoğu kez bişeyler yazamadım!umarım geçmişte farkında olmadan sizi kırmadım,nedendir bu soruyu soruyorum kendıme bu sayfaya geldiğimde..sizi çok özledim,herşeyi..
1 yılı bitirdim öğretmenlikte,herşey çok hızlı gelişior.yeni dönem başlıyacak bile..
abilere ablalara anlatıyorum ufak ufak sizi,sizinle dersleri,ders aralarını,fakat anlamalarını veya kabul etmelerini beklemek güç..sevgi saygı ve en iyi dileklerimle kucaklıyorum sizi...

109 

Tarih: 2005-09-15 22:20:00
bünyamin ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

iyi geceler öğretmenim, gecenin bu vaktinde deli bir arkadaşla yakın ilişki içerisine girdim mi, diye merak ediyorsanız, cevabım 'hayır' :) planlarla boğuşuyorum. uzun zamandır e-posta atamadım. daha önce yazmak isterdim. ben 15ağustosta geldim ardahan'a. Askerliğimi de bitirince biraz olsun huzur buldum. Burda şimdilik herşey yolunda ve hala bekarım(!) malesef. Sizin Doktoranıza çok sevindim. Umarım birçok şeyde sizi örnek aldığım gibi ünvan konusunda da bir şeyler kaparım ilerde. Şimdilik bu kadar yazabiliyorum. kendinize iyi bakın değerli öğretmenim.
PS:Hala unutmadım soda-süpangleyi !!!

110 

Tarih: 2005-09-21 06:33:08
Onur ( kabakcionur@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Büyük üstadımıza sevgi ve saygı ile...
Gurur verici olan senin öğrencin olmanın yükümlülüğünü elimden geldiği kadar yerine getiriyor olmak mı, yoksa üniversite sınavına hazırladığım öğrencilerimin iki tanesinin ,mezun olduğum koridorlarda, öğrencin olarak(umudum bu doğrultuda)ellerinden öpmeye geliyor oluşu mu bilemiyorum...
Tek bildiğim, genişlettiğin ufkumun sınırları içerisinde hareket sınırlarımı olabildiğince zorlamaya çalışıyorum yönüne, yönümüze doğru...
Ellerinden öperim....
Onur KABAKÇI...

111 

Tarih: 2005-10-04 12:53:59
nuri yıldız ( yildiznuri@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

hocam ya ayrılalı cok oldu ama hala kalbimdesiniz şimdi bu lafı da yanlış anlamasın kimse:)size(sanal da olsa)tekrar kavuşabilmek çok hoş..

112 

Tarih: 2005-10-10 10:47:21
Cağlar ( caglardogandere@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

çok değerli hocam bugün üniversitede fotokopi çektirirken sıradaki öğrencilerden bazıları "Abdullah Can" deyince hemen muhabbeti kurdum öğrencilerinizle ve döndüğünüz haberini verdiler. en de hemen fotokopileri halledip odanıza çıktım ama yoktunuz. desrteydiniz sanırım. notumu umarım almışsınızdır. aceleyle bu mesaja benzer birşeyler karaladım. sizi tekrar uludağ üniversitesi çatısı altında görmek büyük mutluluk.

hocaların hocasına saygılar.

uzatmalı tez öğrencisi İ. Çağlar DOĞANDERE

113 

Tarih: 2005-10-15 17:36:54
mithat k ( mithatkorumaz@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam sayfanızı zıyaret ettım bızden oncekı 'ablaların' da 'abılerınde'düşüncelerı bizimle aynı (ınanın yalakalık olsun dıye söylemıyorum) ama biz onlardan daha şanslıyız onlar sizden ingilizceyi ögrendiler biz ise nasıl ıyı ögretmenlık yapılacagını sizin gibi bence model olan bı hocadan ögrenıyoruz fıkralarınıza ulaşamadım ama inşallah ders te dınlemeye devam edrız see you

114 

Tarih: 2005-10-15 20:24:42
aydın kınık ( ram_stain@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam sayfanızı ziyaret etmemi aşagıda adı gecen mitat isimli abi tavsiye etti..iyide olmuş yani ne diyeyim şimdi..hocam bizden önceki abi ve ablaların üstüne baqsa basa yalakalık degil demelerine şiddetle katılıyorum.bu hafta sizinle 2. dersimizi işledik ve hakikaten ACAN efsanesine daha ilk andan şahit olduk desem abartmış olmam heralde..şimdilik bukadar hocam..bol fıkralı günlere..see u:))

115 

Tarih: 2005-10-19 13:33:50
mehmet ( gamemind05@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

sayın hocam ben 2003 uludag mezunu öğrencinizim. sizleri cok özledik. ben karabük te 2 yıldır ing. öğretmeniyim. umarım bir yaramazlık yoktur hocam.hoıcam hep korkulu rüyamız oldun ama senden ve dersin den cook sey öğrendim. write back

116 

Tarih: 2005-10-21 23:27:30
OZDEMIR, Ozgur ( ozdemir.ozgur@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Merheba Hocam! Sizin deyiminizle GRAMER MANYAğINIZ! Beni burdan bulablirsiniz... Şubat tatilinde görüşmek üzere...

117 

Tarih: 2005-10-25 09:52:12
adnan ( thekomikaze@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

hocam merabalar beni unutmadınız değilmi hani şu ADNAN ......EKŞINCI VE DE ÇALIŞKAN ..AYNI ZAMANDA DA SİZE BİR SİNEMA BORCU OLAN ADNAN...
ŞİMDİMEMLEKETTE ÖZEL OKUL ÖĞRETMENİ OLDUM SINIFLARI DOLDURUYORUM...GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE ...

AYRICA BU YAZIMI OKUYAN HERKESE SELAMLAR ...

118 

Tarih: 2005-10-26 17:12:23
mustafa ( mgirginol@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam benim acele university life'a donmem lazim. sinavlara girdim, kpds ( maalesef 87 ) les 59. nereye basvurayim. istanbulda olmasi cok iyi olur ama.

119 

Tarih: 2005-10-27 09:03:36
mustafa ( mustafaciki@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

selamlar hocam...
epeydir yazamadım kusura bakmayın.doktoranız haıyrlı olsun hocam.artık bursada mısınız eskiden olduğu gibi?
ya hocam bişey istiycem sizden;şu sizin birikiminizden birazcıkta bizim israf'a akıtsanız nasıl olur?valla garibimin kafası karışmış yine.her yerde eli var adamın,onu da anlıyorum istekli şevkli falan ama bir bakıyorum les'e giriyo bi bakıyorum dershanede öğretmen oluyo...Allah rızası için bişeyler yapın şu çocuğa:):):)
neyse hocam,ardahan a ilk kar yağalı epey oldu,ama yine de keyifler yerinde.
bu arada bünyamini de gördüm geçenlerde ardahanda,nerde o eski bünyamin...
sağlıcakla kalın hocam....

120 

Tarih: 2005-10-28 16:05:37
mustafa tercan ( aklinazarar@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam

mustafa ben. 2000 mezunu
ekremin arkadaşı. Bi ara size gelmiştik. Bağlama felan çalmıştık. Belki hatırlamazssınız ama, neyse. İzmirdeyim. Öğretmenlik yapıyorum. 2000 yılında bi tavsiyede bulunmuştunuz bana egt. yön. den. yüksek lisans programına gir diye. tavsiyenizi dinledim bu sene deu egt yön den bölümündeyim. Bursaya gelmeyi düşünüyorum. Umarım görüşürüz

Mustafa TERCAN

121 

Tarih: 2005-11-02 20:07:59
cenk ( cenkgumeci@su.sabanciuniv.edu) DEMİŞ Kİ:

vallahi Abdullah Abi, siteni cok begendim, eline saglık cok guzel olmus, bu arada bir yolunu bulursanız istanbulda balık yemege bekliyorum, herkese selamlar...

122 

Tarih: 2005-11-04 18:06:26
silency ( silency2000@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

bugün herşey yolunda..evimin penceresinden dışarı baktığımda arbaların ve insanları hepsinin nereye niçin gittiğini bilmek bani neden bu kadar rahatlatıyor bilmiyorum ama bunu bilmek güzel..yapılacak iş belli bugün..bayram kutlamaları var bugün..rahatım..en azından bugün yanımdan öylece mahsun yada serserice geçen birinin bugün birilerini vuracak diye yola çıkmadığından eminim..yanımdan geçti ve gidip birisinin bayramını kutluyacak..iyi bayramlar iyi bayramlar..hep böyle yanımdan geçen herkesin iyi şeyler yapmak için yola çıktığını hissedeceğim bir gün yüzü göreckemiyim yüzü kara yosun sefil dünyamda..

123 

Tarih: 2005-11-05 17:03:46
cemil var ( cemilvar81@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Ellerinizden öperim sevgili hocam..bayramınız kutlu olsun.çok özledim sizi,nasılsınız?yeniden dönmüşsünüz uludağa,çok sevindim.(tabi bu sizin içinde sevindirici bir durumdur umarım?:))sayfanızı gezmek eskilerden birilerinin maillerini okumak çok büyük bir zek veriyor..en kısa zamanda gelmek istiyorum oralara fakat zor gözüküyor.burda söylemek ne kadar doğru bilmiyorum fakat bilmenizi isterim,evleniyorum yakında,hatta yanımda görmeyide çok isterim,davetiyeniz ulaşacaktır elinize zamanı geldiğinde.sevgilerimle,iyi bayramlar hocam,kendinize iyi bakın..

124 

Tarih: 2005-11-14 18:44:45
nimetokuroğulları ( nimetokurogullari@gmail.com) DEMİŞ Kİ:

selamlar hocam;
nimet ben, nam-ı diğer 'gelin'... inşallah keyfiniz yerindedir. biz inegöl de uğraşıyoruz çocuklarla... herseye rağman öğretmenlik çok güzel. kendinize çok iyi bakın... görüşmek üzere... nimet okuroğulları (özdemir) :))

125 

Tarih: 2005-11-24 06:52:32
esra küçük ( esra_kucuk88@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

selam hocam
iyiki bugüne denk gelmiş hocam sizin sitenize girmem... Öğretmenler gününüz ve bu meslekte geçirdiğiniz her gününüz kutlu olsun aynı şekilde teyzeminde.
sevgilerimin en güzelini gönderiyorum size...

126 

Tarih: 2005-11-24 08:12:19
adnan ( thekomikaze@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

SELAMLAR ÖĞRETMENİM..
ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZÜ BİRDE BURADAN KUTLAYAYIM DEDİM..
HERŞEYİMİ(MESLEK ADINA)SİZE VE SİZİN GİBİ ÖĞRETMENLERİMİZE BORÇLUYUM...
İYİKİ SİZDEN DERS ALMA ŞEREFİNE NAİLOLMUŞUM..
ŞU ANDA ;ÇOCUKLARA ÖĞRETMENLİK YAPARKEN O KADAR İŞE YARIYORKİ ANLATAMAM
BU ARADA BURADAN TÜM ÖĞRETMEN ARKADAŞLARIMIN ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ DE SİZİN ARACILĞIUNIZLA KUTLUYORUM.
THE ADNAN DEMİR;NOW HE İS A PRIVATE SCHOOL TEACHER.

127 

Tarih: 2005-11-25 08:00:29
cemil var ( cemilvar81@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Değerli abdullah CAN hocam,sizin ve tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım..herşey gönlünüzce olur umarım..bugüne kaldı kutlamam çünkü yatak döşek yatıyorum iki gündür.sizi özledik ve her zaman aklımızda,kalbimizdesiniz...sevgilerimle...

128 

Tarih: 2005-11-26 17:43:07
savaş ( savassonur@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

ellerinizden öpüyorum sayın hocam.Uludağdan mezun olalı 4 yıl oldu.şimdi askerim diyarbakırda.Beni hatırlamazsınız sanırım.Aradan geçen 4 yılda bir sizin yününüz hatırda kalan birde sazınız.Umarım yolum düşerde birgün sizden yine bir türkü dinlerim(gencebay şarkılarıda olur:).sağlıcakla kalın değerli hocam.

129 

Tarih: 2005-11-27 19:17:50
zehra ateş ( zehrates@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

iyi akşamlar öğretmenim,ben 2003 mezunlarından zehra ateş.şu an kastamonu ( inebolu anadolu lisesi)da öğretmenlik yapıyorum.sitenizi yeni keşfedebildim ve çok mutlu oldum.zamanında bende sizin dersinizden çok zor geçmiştim bir başka değişle çok çekmiştim.görüyorum ki efsaneniz okulda devam ediyor.şu an sizi çok iyi anlıyor ve büyük bir saygıyla anıyorum.iyi ki çekmişim yoksa öğrencilerimin bana yönelttikleri bazı soruları cevaplamakta zorluk yaşayabilirdim.hakkınızı helal edin demek için geç kalmış sayılmam inşallah.öğretmenim sizce akademik kariyer yapmak için geç kalmış sayılırmıyım?üniversite yıllarını daha akıllıca değerlendirememiş olmanın verdiği pişmanlık içinde olduğumu da belirtmek istiyorum.saygılarımla!

130 

Tarih: 2005-11-29 12:57:13
ali karakaş ( alikarakas85@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

merhabalar hocam,
hocam dönem başında daha isminizi duymadan önce ününüzü duymuştuk.hakikaten söylenenler bir öğrenci için pek de parlak değildi.yalnız gerçeklerle yüzleşince söylenenlerin pek de aslının olmadığını gördüm.dersi sadece geçmek için gören biz öğrencilerin sizden öğreneceği çok şey var.ve şunu özellikle belirtmek istyorum siz bize dersin öğretmeni nasıl olunur değil ''öğrencinin öğretmeni nasıl olunur ''onu öğrettiniz.sizde farkettiğim diğer bir husus da bir çok öğretmenimizin yaptığı hatayı yapmıyor olmanız.çünkü öğretmen yetiştirmek sadece ders anlatmakla olmuyor ilk önce insan yetiştirmek daha sonra ona öğretmenlik kimliğini vermekle oluyor.bunu yapmaya çalışan ender öğretmenlerimizden birisiniz.öğretmenlik kültürümün oluşması adına sizden öğreneceğim çok şey olduğunu düşünüyorum...umarım bu yolda sizin de katkılarınızla hedefe ulaşırım.kim ne derse desin siz mesleğini tam anlamıyla benimsemiş ve meslek kültürü yüksek bir insansınız.saygılarımla hocam...

131 

Tarih: 2005-12-02 14:53:01
loneliness ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

"ortmeniii,bu benim suçuma koyuyooo"diyen bi ses!meğer, suçu benim üstüme atıyo,demekmiş..ya da "ortnenin,gitmeye kaç zil kaldı?"diye bi soru..bunları,cennet vatanımın,cehenneme yakın bi yerinden yazıyorum..ben de hepiniz gibi ingilizce öğretiyorum,ama bu dil çocuklarımın 3.dili..şu an yanımdaki bilgisayarda oyun oynayan 2çocuğun ne dedikleri hakkında fikrim yok..uludağ nereeee,buralar nere?hey gidi bursa!bütün gülüşlerim sende kaldı...:(((((

132 

Tarih: 2005-12-03 10:45:39
a sad girl ( admila_ct@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam biriyle dertleşmeye okadar çok ihtiyacım varki nedendir bilinmez ilk aklıma siz geldiniz hemen sizin sayfanıza girdim.sayfanızda surf yaparken okadar etkilendimki şuan işte olmasaydım hüngür hüngür ağlardım size gelen mesajlar yazılarınız okadar içten samimi ve doğalki insanın mutlaka bişeyler yazası geliyor.

133 

Tarih: 2005-12-03 10:51:22
by a sad girl ( admila_ct@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hayat okadar acımasızki daha 20yaşında olmama rağmen şimdiden geçim derdine düştüm üzerimde ağır bir yük var taşımak zorunda olduğum.yorulsamda çalışmaktan mutluyum ve mecburum ama insana asıl koyan anne-babamın ilgisizliği.

134 

Tarih: 2005-12-03 10:57:00
a sad girl ( admila_ct@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

yalnızım yapayalnız bıraktılar beni bu şehirde.çaresiz kaldım.hep 1 sonraki ayın hesabını yaparak yaşamak ne kadar zormuş bir anne ve baba tarafından umursanmamak kendi haline bırakılmak ne kadar da kötüymüş.

135 

Tarih: 2005-12-03 20:05:39
tufan ( tufanturkay@mtnet.com) DEMİŞ Kİ:

ıyı gunler hocam bızler sıstemın magdurlarıyız.ıngılızceden 95 yapip almancada okuyoz.baslarda baya koydu ama sımdı alıstık uldagliyız tabıı.sımdıkı sorunum cok sevdıgım dılı unutmak uzereyım.kelimeler yanı.neyapacam bılmıyom almancada acayıp guzel bır dıl.ılerde almacadan ıngılızceye gecıs olurmu hocam ?sımdıden thanks

136 

Tarih: 2005-12-13 10:04:21
aydın:) ( ram_stain@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

günaydın hocam...tam yaklasımlara calışmaya baslayacaktımki aklıma geldiniz bi mail atayım dedim..gecen hafta hafif tehdit hissettik sözlerinizde bari bi calışmak lazım dedim ve kitabımı actım:))aslında biz her hafta calışıyoruzda size pek belli etmiyoruz hocam..valla:)neyse hocam benden bu kadar..derste görüsmek üzere:))))))

137 

Tarih: 2005-12-13 10:42:15
mustafa ( mustafaciki@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Soğuk bir günün ortasından yazıyorum sıcak insan apo can'a.
selamlar hocam...
kaç zamandır sesiniz çıkmıyor hocam...
özlettiniz kendinizi...

138 

Tarih: 2005-12-13 17:26:46
ali karakaş ( alikarakas85@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

merhabalar hocam elime çok güzel bir yazı geçti siz ve diğer arkadaşlarla bunu paylaşmak istedim hocam umarım verilmek istenen mesaj arkadaşlar tarafından anlaşılır.saygılarımla

hocam biraz sonra ders başlayacak o zaman görüşürüz.....


Tip fakultesinde ilk kez kadavra basina
toplanan ogrenciler, bayagi bir merak ve ilgiyle kadavrayi
incelemektedirler. Profesor dersine baslar; "Tipta iki sey doktorlar icin
cok onemlidir, ilki insan vucudu ile ilgili hicbir sey sizin icin igrenc
olmamalidir. ornegin,"
der ve parmagini cesedin kicina sokar ve
cikartip kendi agzina goturur.
"Hadi bakalim simdi sizlerde ayni seyi
yapiniz !"
Ogrenciler sok icinde, hepsi duraksarlar
ama bakarlar ki profesor cok ciddi,
istemeye istemeye hepsi sirayla
kadavranin kicini parmaklayip sonrada emerler. ogrencilerin hepsi bu isin
tadina bakip berbat bir hale gelmisken, profesor konusmasini surdurur;
"Bir tıp doktoru icin ikinci en onemli
nokta gozlemdir" der ve devam eder; "Ben kadavranin kicina orta parmagimi
soktum ama kendi agzima isaret parmagimi goturdum..
Simdi bir doktor icin, dikkat etmenin ne
kadar onemli oldugunu da ogrenmis bulunuyorsunuz....!

NEYMİŞ SONUÇ OLARAK İŞİMİZİ DİKKATLİ
YAPMAZSAK............ BOK'U YERİZZZZZZZZ

139 

Tarih: 2005-12-14 13:36:29
ersan ( ersan_uz@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam iç anadoludan slmlar.hocam biz ordan ayrılınca geldiniz valla.Şu an memlekette öğretmenlik yapıyorum.Pek kolay bir iş değilmiş ama öğrencilere sizin bize davrandığınız gibi davranınca işler değişti.hocam sizin şu password fıkranızı hi unutamıyorum valla.Ne güzel günlerdi.Neyse hocam size hayırlı başarılar.(not:bu sözü de ilk sizden duymuştum)

140 

Tarih: 2005-12-17 18:16:02
zeynep ( zgbodrum@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

ya hocaaaaaaaaaaaam çıldırmak üzereyim ben napcam bu mı uygulamasını msne geleblirseenız braz konuusalım.lütfen.

141 

Tarih: 2005-12-18 19:46:01
mert sözer ( crazyhorseiggy@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

iyi bir insansınız.öpt.

142 

Tarih: 2005-12-23 15:28:17
yavlum mithat :) ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam
selam sadece size degıl sesımın ulaştıgı herkese olsun:)) ılk once sızden ozur dılerım son derste sızı 5 dakıka dınlemeyı beceremedık degıl mı haklısınız kızdınız ama sadece sunu bılın istedım sizi kendıne yakın hıssettıklerı için bole bı ıstekte bulundular diye dusunuyorum.bide bir dost bi şi soyledı sız sene ye bızı almayacak mışınız inşallah ole bı şi olmaz:(siz bize her sene lazım sınız hocam nese kısa keseyım :)sızın cook işiniz vardır hade kolay gele....

143 

Tarih: 2006-01-03 13:33:56
loneliness ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

o kadar kıskanıyorum ki şu an uludağ üni.de okuyup da buraya yazı yazanları.ben taaa nereden yazıyorum bi bilseniz.hala okuyan sevgili öğrenci kardeşlerim!okuyun,hem de kala kala okuyun,yemin ediyorum deseler ki yarın tree diagram odaklı final sınavı var,koş gel!ilk uçakla gelmezsem en adiyim.bu günlerinizin kıymetini iyi bilin.ekmek elden,su gölden yaşamak,yaşam denen filmin sadece jenerik kısmıymış.asıl film ,ahanda buralara gelip öğretmencilik oynamaya kalkışınca başlıyomuş.ve çok reca ediyorum,öğretmenlerinizi üzmeyin.onlar benim de öğretmenimdi ve onlarla meslektaş olunca bir öğretmenle ağız dalaşına girmenin ne kadar ayıp ve yaralayıcı olduğunu anladım.ve son bir rica:öğrenci değil,talebe olun!(ne demek istediimi anlamayanlar için müraacat:A.CAN)

144 

Tarih: 2006-01-05 19:54:39
nimet okuroğulları ( ozdemir.nimet@gmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam, merhaba... ben gelin kızınız nimet. umarım keyfiniz yerindedir. yarın bızım çocukların karnelerini verir vermez Bursa dayım inşallah. bi dönemi de kazasız belasız atlattık... özgür ün de çok selamı var. yakın zamanda hayırlı bi iş (ilk adım) için gelecekler de.... bu mutlu günümüzde sizleri de yanımızda görmekten mutluluk duyacagız... :)hi hi (netten davetiye bu kadar oluyo işte.)ayın 15 inden sonra sizinle irtibata gececegiz inşallah... hocam kendinize çok iyi bakın, görüşmek üzere...

145 

Tarih: 2006-01-06 11:08:48
kus ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

bazen sevmek sadece cekip gitmektir...

146 

Tarih: 2006-01-06 18:32:19
nilay ( nilayneo81@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

çok uzun zaman oldu hocam!nerdesiniz nasılsınız neler yaptınız merak ediyorum.şimdi istanbulda yine devletin bir memuruyum ))hiç kimseden haber alamıyorum ama üniversite yıllarım burnumda tütüyor!!umarım çok çok iyisinizdir.iyi bayramlar sevgiler

147 

Tarih: 2006-01-08 17:32:50
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam,
2000-2004 uludağ üniversitesi ingilizce öğretmenliği mezunuyum.Yani öğrencilerinizden biriyim.Şu an Tekirdağ Namık Kemal Lisesinde görev yapıyorum.Ya hocam neyse bunları geçelim .Size ulaşmak için hayli uğraştım.Niye mi?Çünkü akılda kalan bize dersten ötesini öğreten yegane hocalarımızdan biriydiniz.Bu arada ziyaretçileriniz için yazdığınız yazı çok duygulanırdı beni.Keşke şu an da en büyük derdimiz tree diagramlar olsa dimi:)
Size yıllar sonra ulaşmak çok güzel...Herşey için teşekkür ederim.SİZİ VE ÜNİVERSİTEYİ ÇOK ÖZLEDİMMMM.

148 

Tarih: 2006-01-09 20:43:33
Caner BAYRAKÇI ( canerbayrakci@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam. İtiraf etmeliyim ki bu sayfayı unutmuştum:)) İlk defa bugün şöyle bir girdim.
Çok güzel bir içerik ve tasarım olmuş.

Ben şu an hala SDÜ Uluborlu Selahattin Karasoy Meslek Yüksek Okulunda sözleşmeli okutmanlık
yapıyorum.Doğrusu bir yandan kadroya geçiş yapmak için çaba vermek diğer yandan öğrecilerle( bazı sınıfların mevcudu 60'a varabiliyor)uğraşmak epeyce zor ama zevkli.Hayatımdan memnunum.

Sizi ve diğer hocalarımı,okulumu çok
özledim.Fırsatını bulduğumda gelmeye çalışacağım.

Ayrıca Mübarek Kurban Bayramınızı kutluyorum,görüşmek üzere:D

149 

Tarih: 2006-01-11 10:13:45
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

iyi bayramlar...

150 

Tarih: 2006-01-12 18:42:33
nilay mısırlı ( nilaymisirli@msn.com) DEMİŞ Kİ:

muhterem hocam bayağı oldu ama belkim hatırlarsınız ben nilay uludağ ünv 1. sınıftaykene dersimize giriodunuz ya .üff be ne gramerdi acaip ii anlardım valla dersinizi . neyse kendinize ii bakın
see u ...

151 

Tarih: 2006-01-12 20:11:38
akın çümen ( akincumen@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

HOCAM NASILSIN ? SİZİN VE AİLENİZİN MÜBAREK KURBAN BAYRAMINI KUTLARIM. HATIRLAYAMAYABİLİRSİNİZ BELKİ BEN ESKİ BİR ÖĞRENCİNİZİM.2004 MEZUNLARINDAN . İNŞALLAH İYİSİNİZDİR . BAHSETTİĞİMİZ NADİR ÖĞRETMENLERDENSİNİZ. KENDİNİZE İYİ BAKN:)

152 

Tarih: 2006-01-12 21:36:37
inci ( englishpearl@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

bayramınız mübarek olsun hocam tüm güzellikler sizi bulsun, fakat hani korsan ders telafisi için birşeyler koyacaktınız sitenize? ya da ben bulamıyorum.. (not:bakın bayramda ders çalışıyorum) (not:2 yazım ve noktalamaya dikkat:)

153 

Tarih: 2006-01-17 16:26:43
ali k. ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

zaman ne kadar da çabuk geçiyor değil mi?bir dönemin daha sonuna geldik.hayat hep böyle işte.içinde hep sınır var.her sınırdan sonra yeni bir sınır.sınırlı zaman çabuk geçiyor.bazen zamanı durdurmak istiyor insan ama nafile.yaşanan yaşanmış bir kez daha yaşamak imkansız.ama geriye kalan hatıralar telafi ediyor tekrar yaşayamadığımız zamanı. bu hatıralarım içinde sizin de hep özel bir yeriniz olacak hocam.

şakayla karışık sınav da bitti dönem de.önümüzdeki dönemlere bakacağız artık:))

size her şey için teşekkür ediyorum hocam.sizinle güzel ve öğütlerle dolu bir dönem geçirdik her ne kadar biz sizin istediğiniz performansı gösteremesek de...size karşı yanlış bir davranış ve tutum göstermişsem sizden özür diliyorum hocam.insanlık hali belli mi yapmaşızdır belki bir şeyler.diğer arkadaşların yazıları da baktım da hocam ne kadar çok seveniniz varmış.umarım bizlerde abi ve ablalrımız gibi mesleğe başlayınca iltişim koparmayız.bizim sizden daha öğrenecek çok şeyimiz var.
saygılarımla hocam... ::)))

154 

Tarih: 2006-01-18 12:32:19
yavlum mithat ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam aşagıdakı bızım alı galba nese bencede bı donem daha hemen bitti gercekten ama ıtıraf etmelıyım bu donem en cook zorlandıgımız ders sızın dersınız oldu en azından benım ıcın ole oldu oncedende dedıgım gıbı belkı xersten degıl ama senden cok seyler ogrendık en azından ankarada nereye gıdecegımızı bılıyorum artık :)))inşallah ılerkı donemlerde dersımıze gelırsınız ama mumkunse turkce işlenen bi drs olsun bılıyorsunuz ıngılızcede cook zorluk cekıyorum nese uzatmamak gerekır nıce yenı donemlere byeee....

155 

Tarih: 2006-01-18 13:13:28
Müjde Ömür AKSU ( mujde_omur@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

evet hocam yıllar sonra merhaba,
ben müjde eski öğrencilerinizden biriyim 2000 senesinde grammar dersimize girdiniz hala o tree diagramları saygıyla anarım:)hey gidi günler diyip yaşlı nineler ya da askerliğini yapıp dönen erkekler gibi kimi bulsam üniversite anılarımı anlatıyorum.şimdi kütahya da öğretmenlik yapıyorum ve öğrencilerim bile biliyo sizi...galiba siz ünlü olma yolunda epey yol aldınız.ben tüm anılarımı cam bi fanusa koydum arada çıkarıp seviyorum.sanki o günler masallardan çıkma gibiydi.elimde kitap defter kayıtsızca dolaşmayı özledim.
bu arada tüm mezunlara selam olsun....şuan öğrenci olanlarıysa kıskandığım için bişi yok:)sadce derim ki hayat insana verilen en güzel hediye her anın hakkını verin ki mutlu olasınız ... hele üniversite yılları...
hım senem,nilay merhaba.güzel dostlarım dost yüreklerim size kucak dolusu dostluk gönderiyorum.şimdi senemle en sevdiğimiz şarkılardan birini dinliyorum;''Gördüğüme sevindim''
sizin içinse hocam hep üni anılarımın en değerli,en muzip,en sıradışı,en tree diagram,en grammar hocasısınız.
ALINTIDIR:''Söylenecek en son söze en güzel örnek bir ağaç gibi ayakta yaşayıp ölmek''içimden geldi
APO CAN İÇİNSE EN SON SÖZ ''VE; TANRI ABDULLAH CANI'I YARATTI...
dört yılıma özlemlerimle...

156 

Tarih: 2006-01-18 20:40:36
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam;
yine ben:) nerden buldun adresimi diyeceksiniz sanırım artık:)bişi danışmak istiyorum sizeve siteye giren tüm arkadaşlara.Yüksek lisans yapmak istiyorum.Önümüzdeki günlerde üds başvuruları var.Daha önce kpdsye girdim.Sizce Üdsye de girmelimiyim.Bir faydası olurmu? Önerileriniz benim için çok önemli.lütfen cvp yazın.
sevgilerimle...

157 

Tarih: 2006-01-22 10:14:53
nilufer kazik ( niluferkazik@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Sayın arkadaslar, merhaba.
Ben Nilufer Kazik, Bursa - Yildirim IMKB Anadolu Kiz Meslek ve Kiz Meslek Lisesi Ingilizce Ogretmeni.

Bu; bir davet mailidir.
Anadolu Universitesi- Ingiliz Dili Egitimi Yuksek Lisans Programinda almakta oldugum bir dersin final odevi icin ilk ögretim Ingilizce ögretmenlerine ihtiyacim var.
Yapacagim arastırma sadece Ilkogretim ögretmenlerini kapsadigi icin, bu arkadaslarin yardimci olmalari benim icin hayati onem tasimakta.
Yuksek lisans egitiminde bu ilk donemim oldugu icin, bazı konularda acemilik ve zorluklar yasiyorum. Arastirmayi sekillendirmem bu zamana yayilinca bilgi toplayacagim katilimcilarin coktan tatile cikmis olmarı gibi.. Ben de -inglizce ogretmenliginin gelisimi adina minik adimlar atma denemesinde olan bana- destek olacaginiz inanciyla yardiminizi istemek üzere kapinizi caliyorum.

Katilmayi dusunen arkadaslar (ilkogretim ing. ogrtm); mail olarak gonderecegim bir 'questionnaire' i doldurup, tekrar bana mail atacaklar. Arastirma konusu: TEACHING YOUNG LEARNERS
Daha cok ilgilenen arkadaslar dilerlerse yapacagim 'interview'e de katılabilirler. Uzaktaki arkadaslarla telefon (Avea-ogretmen) ya da msn/skype uzerinden gorusebiliriz.

Umarim bana ayricaginiz kisa bir zamaniniz vardir. Haftasonu muhtemelen -pazar- questionnaire'ler inbox' inizda olacaktir. Yeter ki siz bu davet mailine 'kabul' anlamında bos bir mail ile cevap verin.

Konu ile her turlu soru ve bilgi paylasimi icin iletisim adreslerim:

mail: niluferkazik@yahoo.com
nkazik@anadolu.edu.tr
msn: niluferkazik@hotmail.com
skype kullanici adi: lotusnilufer
tel: 0 505 706 95 15

bu arada e-maillerinize rizanizi almadan ulastigim icin ozur diler, bazi arkadaslar icin aradaki kopru arkadaslarin isimlerini asagida belirtirim:
Abdullah Can
Imsal Isil Bobat
Huriye Goktepe
Mehtap Seven
Izzet Uzunardali

Hepinize simdiden tesekkur eder, iyi calismalar ve tatiller dilerim.

Nilufer Kazik
Ingilizce Ogretmeni

158 

Tarih: 2006-01-22 19:29:27
senem ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

mrb hocam, nasılsınız?
Bu arada yüksek lisans düşünen arkadaşlar Anadolu üni.5 kişi alıyor.Başvurular 31 ocak-7 şubat.Eskişehir'e yakın olan arkadaşlara duyurulur:(

159 

Tarih: 2006-01-23 15:53:58
ömer özkan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam ben ömer vizede yazım okunaksız olduğu için 5 puanımı kırmıştınız.ama sonra 5 puanımı ekleyeceğinize söz verdiniz.ama vize sonucu 77 yerine 72 olarak görünüyor...iyi günler
ömer özkan

160 

Tarih: 2006-01-24 08:35:42
ABDULLAH CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

SEVGİLİ ÖMER,
ARADA YAPTIĞIMIZ SINAVDA VE FİNAL SINAVINDA OKUNAKLI YAZACAĞINA DAİR VERDİĞİN SÖZÜ DE BEN SANA HATIRLATAYIM. BİR ARA UĞRA DA BU İKİ SINAVDA ODA ARKADAŞLARIMLA BİRLİKTE ÇÖZEMEDİĞİMİZ SÖZCÜKLER KONUSUNDA BİZLERİ AYDINLAT. BİR DE KİMLİK BİLGİLERİNİ NASIL OKUNAKLI YAZABİLDİĞİNİ AMA CEVAPLARA GELİNCE YAZININ NEDEN BOZULDUĞUNU...
SANA DA İYİ GÜNLER.
NOT: Böyle konular için e-posta adresi ver de public public tartışmayalım.

Abdullah Can

161 

Tarih: 2006-01-26 09:46:22
adnan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam merhabalar...
nasıl gidiyor bizim junior larla işler?
demin bir kardeşimizle olan diyaloğunuzu okudum ve gülümsedimm...
benlede buna benzer bi olay geçmişti de iddaya girmiştik ama ben cesaret edememiştim....
belki hatırlamışınızdır...
işte o hep sizin haklı çıktığınız durumlar varya beni dersinize çalıştıran da inanın bu ve bunun gibi sebeplerdi..
birde şunu itiraf edeyim:4 yıllık eğitimim boyunca sizden başka hiçbir hocama da itiraz edemedim nerdenini siz benden iyi biliyorsunuz..
inanın sizin o derslerinizi çok ama çok özledim..
o kardeşime bir abi olarak şunu ileteyim:sevgili kardeşim bilki hocam hiçbirzaman puanlarınızı kırmaz aksine elle tutulabilecek ve anlaşılabilecek bi r düşünce ve teoriniz varsa kabul eder bunun içindirki sınav key lerinin başına önerilen cevapalr yazdıktan sonra asar.....

işte böyle hocam sizin sayenizde okulun gelmiş geçmiş en iyi öğretmeni unvanını kazandım ve bunu da gururla söylüyorum..
gitmeliyim kendinize iii bakın..

sinamayı unutmadım...

162 

Tarih: 2006-01-26 22:23:19
muratpektaş ( mr_pektas@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam,
Yemin ederim şu anda size bir şeyler iletebilmekten dolayı çok mutluyum.
Ben U.Ü.den 2002'de mezun oldum dolayısıyla çok hatırlayabileceğinizi sanmıyorum ama olsun hiç önemli değil.En sonunda sizi google'dan buldum çok şükür.
Ben Ayaşta bir lisedeyim üç yıldır. Sanırım siz de Ankara'daymışsınız umarım bir gün görüşme fırsatımız olur.
.Size çalışmalarınızda başarılar dilerim.Her şey gönlünüzce olsun!

163 

Tarih: 2006-01-27 13:36:26
loneliness ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

sayın ömer özkan oğlum!sınav kağıdına yazdığın yazının kalitesiyle alacağın not arasında doğru orantı vardır.yazına itina göstermezsen OLMAZ!neden?çünkü öğretmenin sadece senin kağıdını değil,yüzlerce kağıdı okumak zorunda.bir sınav kağıdı üzerinde,sırf öğrencinin yazısının bozukluğu yüzünden boşa harcanan zamanın ne demek olduğunu 1.5yılda çok iyi öğrenmiş taze bir öğretmen olarak yazıyorum bunu sana.(ÖĞRENCİLERİMİN YAZISI KÖTÜ,ÇÜNKÜ ONLAR KÜRT.YANİ TÜRKÇE OKUMA-YAZMAYI VE HATTA KONUŞMAYI İLKOKUL 1.SINIFTA ÖĞRENEN ÇOCUKLAR!)senin öğretmenin benim de öğretmenimdi.sınav kağıdını haksızlığa mahal vermeyecek kadar dikkatli okuduğundan eminim.lütfen,kimlik bilgilerini yazarken gösterdiğin özeni soruları cevaplarken de göstermeye çalış.umarım bu yazıyı iyi niyetimle yazdığımı anlamışsındır.hayırlı başarılar diliyorum...

164 

Tarih: 2006-01-27 20:25:17
Abdullah Can ( canabdullah@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Demek ki her şey planlandığı gibi olmuyor…

Bazen iş rayından çıkınca, tadı daha da güzel oluyormuş.

Burcu’nun bana kızıp da bir önceki ziyaretçi defterine 19 Eylül 2000 tarihinde "Suç sende değil, ormanı yakıp seni aramıza salanda" diye yazmasının ardından, kendi ziyaretçi defterime yazmamın bir tür polemiğe girmekle eş sayıldığını düşünüp, yazılanları olduğu gibi kabul ve muhafaza etmenin ve sessiz kalmanın doğru olduğuna inanmıştım.

1) BURAYA YAZILANLARI SİLMEYEREK YAZILANLARA -katılsam da katılmasam da- SAYGI GÖSTERMEK,
2) E-POSTA ADRESİ BIRAKANLARA -iki satırla da olsa- YAZDIKLARINI OKUDUĞUMU BELİRTMEK gibi ilkelerle 160’ncı mesaja geldik... Yine istatistiklere göre, yazmadan okuyanları da hesaba katarsak, 5900 defa değişik ekranlarda görülmüş bu sayfa.

Ortak bir platformda buluşmayı ve dilediğimiz her şeyi paylaşmayı çok istemiş ve sadece ama sadece bu amaçla bir FORUM sayfası oluşturmuştum işin başında. Ama, daha ilk cümlemde ifade ettiğim gibi, planlandığı şekilde olmadı, olamadı…

Ben bu sayfanın umuma açık içeriğini güncellemekte yetersiz kalınca, sayfaya uğrayanlar doğal olarak güncellenen ziyaretçi defteri ile ilgilenmeye başladılar ve bunun sonucunda da ziyaretçi defteri bir tür iletişim platformu işlevi göstermeye başladı. Bu da, diğer yandan, benim için daha önemli ve öncelikli olan BİR PAYLAŞIM PLATFORMU oluşturma arzumun gerçekleşiyor olmasıydı…. Tabii ki, Nilüfer’in ödevi için kendisine yardım edecek arkadaşlar araması, ardından [kim olduğunu ve neden kendini gizlediğini şiddetle merak ettiğim “LONELINESS” ile Adnan’ın (muhtemelen yazdığına pişman olan) Ömer’e bir şeyler anlatmaya çalışmaları son zamanlarda ziyaretçi defterinin iletişim platformu işlevini artırdı. Ama bunları tetikleyen, Ömer'e cevap yazmam ve bu suretle benim baştan beri koruduğum sessizlik ilkemi ihlal etmem oldu…. Bakıyorum ve iyi de oldu demekten kendimi alamıyorum...

Yani sevgili arkadaşlar, gerektiğinde ben de yazmaya karar verdim sonunda…..

Önce, sayfada çeşitli güncellemelerin olduğunu ama arkadaşların bu bölümleri bilmediğini ifade edeyim. “canabdullah@hotmail.com” adresine bir e-posta yolladığınızda buralara nasıl ulaşabileceğinizi öğrenebileceksiniz.

Loneliness’in 2 Aralık 2005 tarih ve 128 sayılı mesajındaki son sözleri beni çok etkiledi.
Sevgili Loneliness, o mesajında, “Hey gidi Bursa bütün gülüşlerim sende kaldı” derken, yüreğindeki hasreti aynen yüreğimde duydum, hayatının 8 yılını yatılı mekteplerde -hep bir yerlerin özlemini çekerek- geçirmiş bir adam olarak… Aslında yazılanlara şöyle bir bakınca, tree diagram sembolize edilerek geçmişe duyulan bir özlem çarpıyordu göze…

Sonuçta zaman zaman fotoğraflarının güncelleneceği bir NOSTALJİ ALBÜMÜ eklemeye karar verdim sayfaya, uzaktaki arkadaşlar için… Hatta isterseniz görmek istediğiniz yerlerin şu anki fotoğraflarını bile eklemeyi düşünüyorum bana iletirseniz... Bu bir A.CAN hizmeti olacaktır...

İyi uygulamaları, güzel sonuç veren denemelerinizi ve sizden sonrakilerin işlerine yarayacak deneyimlerinizi paylaşmanızı istiyorum bu sayfada. Hep derdik ya, “akıllı insan burnu sürtülerek öğrenilecek şeyleri, başkalarının burun sürtmelerinden kendi burnu sürtmeden öğrenebilendir” diye.
Biz de akıllı insan öğrenmeleri için böyle bir olanak sunalım istiyorum junior'lara…

Salı günü sayfa, "nostalji albümü" eklenmiş olarak erişiminize sunulacak….

Hepinizin sevgiyle gözlerinden öpüyor, iyi haberlerinizi bekliyorum…
Loneliness, seninle çok uğraştım biliyorum ama bana ulaşırsan sana ayrıca bir çift sözüm var….

165 

Tarih: 2006-01-27 22:11:17
aydın ( ram_stain@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

iyi geceler mr. can..şu okuldaki ikinci senemin ilk döneminin son günü..düşe kalka hasbel kader bi dönemi beraber gecirdik,salı aksamlarını paylaştık,kimi zaman gülerek(ki cok büyük bi bölümü sizin zamansız esprilerinizle kahkahalarla gecti) kimi zaman da gayet gergin bi sınıf ortamında beraberdik..hocam eger bi hatamız,kırıcı bi davranısımız olduysa affola...hocam bu arada bu aksam üstü yavlum,siz ve benim aramda gecen konusmayı bi söz olarak kabul ediyorum ve siddetle bu sözün tutulmasının istiyorum..balıklar yalumdan....:)))))saygılar HOCAMMMMM..ha bu arada hocam ziyaretci defterindeki bi söz cok güzel:
ve TANRI Abdullah Can'ı yarattı...

166 

Tarih: 2006-01-28 07:44:21
adnan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam sevgiler- saygılar sunuyorum!!!

bizlere bu platformdan seslenmeniz beni çok mutlu etti,ama arkadaşıma bir konuda yardımcı olmam gerekiyordu nacizane...
belki sık sık yazamıyorum ama inanın takip
ediyorum hemen hemen herşeyi buradan...
bende akıllı olmaya başladım sonunda hiçbirşey öğrencilikte olduğu gibi tozpembe değil herkes bunu iyi biliyor..
mesleğe başlayınca ve insanlarla içiçe girince anlıyoruz herşeyi ....
birşeyleri burnum sürtmeden öğrenmenin vermiş olduğu rahatlık inanın dünyaya değer..
sabırsızlıla bekliyorum nostalji yi
saygıyla ellerinizden öperim...
herkese selamlar..
İSTEDİĞİMİZ HERŞEYİN KENDİ ALINTERİMİZLE YOĞURULUP,DOSTLUK ATEŞİNDE PİŞEREK,MUHABBET SOFRASINDA PAYLAŞILAMASI DİLEĞİYLE

167 

Tarih: 2006-01-30 22:22:34
senem oznal ( senemoznal@mynet.om) DEMİŞ Kİ:

A.can hocam tekrar selamlar;
Nostalji albümünü inceledim az önce ,tabiki gözyaşlarıyla...Nasıl güzel, nasıl yüce bir yüreğiniz var hocam.Söylemekten yorulmayacağım ,yorulmayacağız MÜKEMMELSİNİZ.SİZİ ÇOK SEVİYORUM.İYKİ VARSINIZ :)

168 

Tarih: 2006-01-31 14:13:51
ALi KARAKAŞ ( alikarakas85@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

herkese merhabalar,
ben şu an abdullah hocanın öğrencisiyim.hocamız şu an gramer derslerine girmiyor.sürekli ziyaret defterinde tree diagram diye bir terimle karşılaşıyorum..ve de çok bahsediliyor.sevgili abi ve ablalarım bana bu tree diagramadan biraz bahseder misiniz???şimdiden hepinize teşekkür ediyorum.saygılarımla....

hocam bu arada nostalji bölümü harika olmuş.hazır fırsatı bulmuşken 2-v deki tüm arkadaşalara da selam göndereyim buradan.(.özellikle yavlum mithat ve çapkın aydın a gitsin...)
görüşmek üzere.....
@li

169 

Tarih: 2006-01-31 15:32:42
senem oznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Ali kardeşim.Tree Diagram bir nevi hayatın anlamdır bizim için.Gecemiz,gündüzümüz,rüyalarımız(kabus)olmuştur üniversitenin ilk yıllarında.Yalnız bir tree diagram tutkunu olarak söylemeliyim ki dikkatli olmak lazım çünkü bağımlılık yapar:)Neyse Tree diagram cümle yapısının analiz yöntemidir.Hiç üzülme kısa bir süreliğine de olsa Linguistic dersinde de tanışıcaksın bu terimle.Şimdiden kolay gelsin:)))
Abdullah Hocam umarım yanlış aktarmamışımdır:)

170 

Tarih: 2006-02-01 13:34:37
loneliness ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

defeat,in fact,sometimes embitters a person and makes her/him less able to cope with life than before.thus we need to understand and perhaps expect defeat as well as victory...

171 

Tarih: 2006-02-01 14:28:10
Noname ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Tree Diagram, bir nevi ağaçtır,
Bu ağacın dalları, budakları ve kökleri vardır,
Kökleri gözüne kaçmış bir öğrenci olarak,
Pek sevdiğim söylenemez Tree Diagram'ı...

172 

Tarih: 2006-02-01 15:24:16
cemil var ( cemilvar81@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba sevgili hocam (ve sayfanın yeni formatı itibarı ile) tüm arkadaşlar ? hocam bir süre bakamadım, nasıl kalabalıklaşmış ve değişmiş buralar,ama kesinlikle güzel olmuş mesela şimdi ben burdan eski dost sanem e selam iletebilirim yani:))sanki mail atamam?:))böle daha güsel oluyoo.hocam sizinle görüşeli bir ay oldu neredeyse ve özledim yine.ah nasıl isterim yeniden karşınızda bir sırada oturup gecenin bir saatine kadar derste olmayı ama eminim junior abi ve ablalarım intibak edemiyecek bu özleme..bu arada tree diagram ne demiş ya sevgili kardeşim bu da benim yorumum olsun tree diagram anlatılamaz,imkansız, biz yaşadık,hem nasıl yaşadık,yaşamak lazım sözün özü..güzeldi aslında ama ben anlamadım:))hocam saygılar sizi seviyoruz

173 

Tarih: 2006-02-01 19:22:26
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam sıze ıstanbuldan seslenıyorum eeee onca yaklaşımdan sonra tatılı hakkettık dıye dusunuyorum.. bu arada nostaljı bolumune gırdım coook guzel olmuş aydının da dedıgı gıbı veee tanrı abdullah can ı yarattı... ben tatılıme devam edıyorum... sız yıne calişiyorsunuzdur kolay geleeee...

174 

Tarih: 2006-02-01 23:49:56
Çağlar ( caglardogandere@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

hocam iyi geceler. şöyle gece yarısı bir ziyaret edeyim dedim sizi. 1999-2000 yılında olduğumuz sınavları inceledim. ne de severdim şu dersi. en güzel dakikalarımın geçtiği dersti. hatta hiç unutmam, gece derslerini kaçırdığım zaman ki çok enderdir gündüz sizin peşinizden gündüz sınıflarında katılırdım derse. bir de ilk günü hatırladım sayfanızdaki "ders içeriği"ni inceleyince. ilk ders bize onun fotokopisini vermiştiniz akşam akşam ve üniversitedeki ilk günümüzde. hiç unutmam, fotokopiyi okumamızı istediğinizde epey korkmuştum ne biçim bir ders bu diye. e malum MEB'in çarkından yara bere çıkmış birisine gramer dersen simple present der. ama fotokopi öyle miydi? dehşete kapılmıştım. ne günlerdi. ne güzel günlerdi. tree diagram çizmek bir hobi olmuştu benim için. o kitabınızı ciltlettim. gelişimde imzalatacam da size. yüksek lisansım biterse okuyacağım ilk kitap "english syntactic structures" olacak. hocam yüksek lisansta methodology i yazıyorum. umarım mayıs haziran gibi bitecek tez de.

hocam görüşmek üzere.

175 

Tarih: 2006-02-02 11:19:12
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam saygılar...dedıgınız gıbı yaptım kus bakısı seyrettım istanbulu ama benım bı artım daha vardı yanımda ısmaıl vardı keske sızde olabılseydınız...ısmaılle dah a zevklı oluyo hııı bıde sızın gooogle earth den gosterdıgınız malum noktaya gıttık ama tam bulamadık bulsaydım oradakı saygıdeger ablalara sızı soracaktım nasıl bılırsınız dıe alacagım cevabı tahmın edebılıyorum aslında...genclıgınızı yaaad edecektım...coook gecmiş olsun hocam aman dııkkat edın hastalık sızınle pek uyusmuyor bıde sızden rıca etsem su tree dıagramdan bahsedelım....tabı kı ıstavrıtle gecıstırmıcem ben sezona uygun balıgı alırım ama benım favorım cınekop bakarız yıne...bıde sonsoz tum sınıfa ıı tatıller dılyorum ...

176 

Tarih: 2006-02-03 12:39:04
aydın ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam saygılar..hocam millet ist. fln hayatı yasıyor,köylere gezmeye gidiyor,biz gözünü sevdigim balıkesirinin kahrını cekiyoruz..yollar çamur,her yer kazılmış,bi bakıma bahtsız bedevi...hocam bu arada yavluma cevap atıyosunuz biz dışlanmış evlat cevapsız..alınıyorum hocam:)bu arada yavlum inşallah bizi kazıklayıp hamsi falan getirmez..şimdilik bu kadar hocam..kendinize iyi bakın:))))))))))))))))))

177 

Tarih: 2006-02-03 13:17:27
ABDULLAH CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Aydın, yapma canım kardeşim, şimdi senin yüzünden başka bir polemik başlayacak. Yok sana cevap yazdı, bana yazmadı, sana olan bana olandan daha uzundu, bana kısa oldu hiç tatmin olmadım, makbul olanı kısa olanıdır falan uzayıp gidecek zenci muhabbeti tarzında. Sizi birbirinizden ayırmam ne mümkün. Yok böyle bişey.
Yavlum zaten hamsiyle geçiştirmeyeceğini beyan etti. Çinekop, lüfer o da olmazsa kofana, yani depends on your capacity...

Buradan hepsinize sesleniyorum...
Bir hafta kaldı. Dersler başlayınca göreceksiniz ebenizin penceresini. Tadını çıkartmaya bakın tatilin...

Cümlenizin gözlerinizden öpüyorum...

178 

Tarih: 2006-02-03 14:19:51
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

yooook hocam bızım aydınla aramızda polemık olmaz yanı bız ucun beşin lafını yapmayız aramızda hatta onunkı daha ıı olsun en uzunundan bılıyorum kı yabancıya gıtmıyor:)umarım bu donem yıne ebemı gormek zorunda kalmam demiştım ya zaten benım ebem alemciymiş kimbilir neyle karşılaşıcam sınıf arkadaşlarımı coook ozledım valla hepsını opuyorum tabı hocam sızıde.. sonra polemık olmasın:)..

179 

Tarih: 2006-02-06 15:27:49
The Adnan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

saygılar hocam:
good morning! hayata sıralarda gözümüzü açyık sıraların üstünden karşı taraflarına geçtik. yeni bir gün yni bir dönem tekrar başladı..
siz tatildesiniz sanırım iyi tatiller diliyorum..
bir adnan geçti,eğitim yolunun aydınlık otobanından ve şimdi çiçeklerinin içinden sesleniyor tüm meslektaşlara...
iyi bir eğitim ve öğretim sezonu olması dileğiyle..
saygılar

180 

Tarih: 2006-02-06 15:28:20
The Adnan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

yine merhabalar!
hocam demin nostalji ye baktım ve öyle üzüldüm ki anlatamam...
o günler geldi aklıma
ama resimde biz yoktuk..sizse hiç değişmemişsiniz..
o arkadaşları çooook kıskandım bir an için..
ne yapalım bizim hayata başlamamız gerekiyomuş

181 

Tarih: 2006-02-06 20:59:45
ABDULLAH CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Kısa bir kesintiden sonra paylaşım platformu işlevini sürdürmeye devam ediyor. Sanırım bu hizmeti sunan kuruluşun sunucularında bir arıza oluştu. Adamlar terbiye sınırlarını zorlayan e-postalarıma özür dileyerek yanıt vermek suretiyle kendilerini affettirmeye çalıştılar.

Sevgili Adnan'a güzel dilekleri için teşekkür ediyorum. Umarım herkes için güzel bir başlangıç olur.
Bu akşam okuldan eve dönerken, kendimi loneliness'in yerine koyup "geçti bir gün daha" dedim. Oysa geçen bir daha hiç bir zaman yaşayamayacağımız ömrümüzden bir gün... Her gidişin bir dönüşü, her dönüşün de bir gidişi var. Bunu bilerek yaşamak gerek...

Cümle öğretmen kardeşlere önce sağlıklı sonra verimli, başarılı, huzurlu ve kendi kendileriyle barışık olarak geçirecekleri bir yarıyıl diliyor, gözlerinden öpüyorum. El altındakilere de, haftaya görüşmek üzere diyorum...
Sevgiyle kalın...

182 

Tarih: 2006-02-07 13:45:12
ismail doğru ( crazyisko@e-kolay.net) DEMİŞ Kİ:

hocam merhaba ben 1/c sınıfından bir öğrencinizdim.not ortalamasının nasıl yapılacağına dair bazı sorularım var,eğer cevaplayabilirseniz cok mutlu olurum.bütün derslerden aldığımız harf notları dersin kredisiyle çarpıp sonra toplam notu tüm derslerin toplam kredisine mi bölerek not ortalaması bulunuyor?ayrıca üniversite açıldığında size yatay geçiş hakkında sormak istediklerim var ama odanızın numarasını unuttum.eğer müsait olursanız yanınıza gelip birkaç şey sormak istiyorum.şimdiden teşekkür ederim,iyi tatiller hocam...

183 

Tarih: 2006-02-07 17:40:00
ABDULLAH CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili İsmail,

Aslında akademik danışmanlarınızın daha okulun ilk gününden itibaren sizleri bilgilendirmeleri gereken bu önemli konuda çok soru aldığım için, kişisel olarak sana yazmak yerine konuyu burada diğer arkadaşlarınla da paylaşmayı uygun gördüm.

Bildiğin gibi bir yarıyılda belli sayıda derse kayıt yaptırarak, belli kredi saatlik ders yükünü üstleniyorsunuz.
Diyelim ki, bir yarıyılda 5 derse kayıt yaptırdın ve bu derslerin kredi saatleri de karşılarında gösterildiği gibi:

1) A Dersi 4 kredilik
2) B Dersi 3 kredilik
3) C Dersi 3 kredilik
4) E Dersi 2 kredilik
5) G Dersi 1 kredilik

Bu durumda yarıyıl kredi yükün bu 5 dersin kredileri toplamıdır. Yani 4+3+3+2+1=13

Bu derslere ilişkin genel başarın yarıyıl sonunda bir harf notu ile belirlenmektedir. Bu işlem BAĞIL DEĞERLENDİRME SİSTEMİ adı verilen bir sistemle yapılmaktadır. )Bu konuda bilgilenmek istersen sayfamın AKADEMİK DANIŞMANLIK bölümündeki BAĞIL DEĞERLENDİRME SİSTEMİ adlı kısayoldan yararlanabilirsin. Oldukça ayrıntılı bilgi içermektedir. )

Her ders için aldığın harf notunun bir katsayısı vardır. Her harf notunun katsayısı aşağıdaki gibidir.

AA 4.00
BA 3.50
BB 3.00
CB 2.50
CC 2.00
DC 1.50
DD 1.00
FD 0.50
FF 0.00

Daha sonra her dersten o dersin kredisi ile dersten aldığın harf notunun katsayısının çarpımı kadar kredi toplarsın. İstersen örnekleyelim. Kayıt yaptırdığını varsaydığımız 5 dersten karşılarında gösterilen notları aldığını düşünelim ve bunların katsayıları ile o derslerin kredilerini çarpalım:

A Dersi 4 kredilik BA (3.5) 4 x 3.5 = 14
B Dersi 3 kredilik CC (2.0) 3 x 2 = 6
C Dersi 3 kredilik DC (1.5) 3 x 1.5 = 4.5
E Dersi 2 kredilik AA (4.0) 2 x 4 = 8
G Dersi 1 kredilik BB (3.0) 1 x 3 = 3

Bu derslerden topladığın kredi 14+6+4.5+8+3= 35.5

Yarıyıl kredi yükün bu 5 dersin kredileri toplamıydı (Yani 4+3+3+2+1=13)
Yarıyıl Akademik Not Ortalaman TOPLADIĞIN KREDİNİN YARIYIL KREDİ YÜKÜNE BÖLÜMÜDÜR. Yani 35.5 / 13 = 2.73.

Bu hesap yapılırken virgülden sonra iki hane alınır.

Umarın soruna cevap olmuştur.

184 

Tarih: 2006-02-09 10:36:34
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

eeeeeeeeeeyyyyyyyyyy cemaat nasılsınız tatıl nasıl gıdıyo bakalım benım canım coook sıkıldı valla yatmak da bı yere kadar yawwwwwww...nese allahtan haftaya gelıyonuz eli boş gelmeyın memlekettlerden... bende amma cıngeneyım ya:)) herkes kendıne dıkkat etsın opuldun 2-v...

185 

Tarih: 2006-02-09 15:13:37
mujde ( mujde_omur@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

ya bu tree diagram bi efsaneye dönüşecek herhalde öğretmenim.mrb tekrar uzunca bi süreden snra.şöle bi göz attım da çok hoş olmuş nostalji kısmı. insan inanın ki göz yaşlarını tutamıyo aslında pek öle zannetmemiştim ne olabilirdi ki...ama herşey vardı...damla damla akarken gözyaşlarım ''özlenmek güzel şey özlerken''dedim kendi kendime.
bu arada tree diagrama dönersek bu terimi bilmenin ya da bu dersi alabilmenin aynı üniversitenin eski mezunu olarak bi ayrıcalık olduğunu tahmin edemezdim herhalde o dönemler.vav be ne müthiş bi duygu.onlara özendiğimden belki bunlar.kusra bakmasın yeniler
loneliness a bu:belki alakasız bi durum senin için bilemem ama yazdıklarını okuduğum zaman candan erçetin arada bir geldi aklıma.nedendir bilinmez...(
dediğim belki senle uzaktan yakından ilgisi yoktur belki bu şarkının)
hocam bizi size bağlayan ne bilmiyorum açıkcası bilmek de istemiyorum.öylesine net cümleler kurarsam bişiyi unutup sonra üzülmekten korkuyorum.yani sorgulamıyorum pek bu durumu.varsınız ya o yeter...

186 

Tarih: 2006-02-09 15:16:42
nilay ( nilaymisirli@msn.com) DEMİŞ Kİ:

muhterem hocam nasıllarmış bakem,ya cemil topacı bile yazmış ben geri kalamam ondan :)(hocam buarada sizden sonra cemil ve tolda evrim değiştirip topaç oldularda)cemil evlendi bilem ya hocam araba bile almış gıcık biz burda sürünelim o gezsin ohhh,bu arada senem öznal die bir zati muhterem tree diagram hakkında bilgi vermiş, alahhhh onamı kalmış burda ben varken ,ben burda çok üşüom yahw kayseri çok soğuk ,cemil bu arada ayakkabılarım eskio beğendim bikaç yerde haberin olsun ,hocam görüşrüz tree diagramlarda sorun olursa haberim olsun ayol:)sevgiler

187 

Tarih: 2006-02-09 18:29:35
evrim bayhan ( evrimbayhan@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

şu an için bişey yok....

188 

Tarih: 2006-02-12 16:13:34
ilker EROL ( ilker1903erol@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam 2000-2004 döneminden öğrencinizim... Siz hatırlamazsınız ama biz unutamadık :)...Yaz okuluna kaldığım tek dersti...Fakat aldığım her notu hakettiğimi de bildiğim tek derstir...Şeffaf sınav ve puanlamanızı şu anda örenk alıyorum...Her şey için sonsuz teşekkürler...Hocam bu arada şu "abiler" bölümüne önceden girebiliyoduk... Şimdi kabul etmiyor... Bir yardım ediverseniz hani :-)

189 

Tarih: 2006-02-12 17:25:52
İlker EROL ( ilker1903erol@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Bu arada eski sınav sorularınıza göz attım ( Bize sorduğunuz sorular) Güzel bir nostalji oldu...Hocam harbiden zor sormuşsunuz beyaw :)... Ben 43 almıştım ilk sınavdan... Walla şimdi kendimi o dönem için başarılı buldum :)... Bu arada halı sahaların efsane kalecisi EVRİM hoca naber? Hala Karacabey demisin yoksa doğu hizmeti başladı mı?

190 

Tarih: 2006-02-13 14:11:22
ERMAN ( zicanadam55@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

selam hocam, dersime ilk girdiginiz zamanin uzerinden 4 sene gecmis, taa o zamanlar okuyup yerlere yattigimiz public desire:) kismina yine bakip tipki o gunlerdeki gibi gulebilmek sanirim sizin farkinizi ortaya koyuyor.. asagidaki yeni ogrencilerinizin sikayetlerine soyle bi goz attim da, bence yatip kalkip sukur etsinler, dersiniz zor olsa da anlatimi ve kisiligi sizin gibi bir hocanin dersini almak her kula nasip olmaz.. sevgiler, zicanadam.

191 

Tarih: 2006-02-14 07:35:25
ilker Özmen ( ilkerozmen@may.com.tr) DEMİŞ Kİ:

Merhabalar hocam.uludağ üniversitesinde uzunca süredir unutup rafa kaldırdığım formasyon derslerini almaya karar verdiğimde yine uzunca bir süre (yaklaşık 7 yıl) ara verdiğim ögrencilik günlerime yeniden dönerek ve hatta böylesi tatlı dilli bir hocayla ve böylesi isteyene ve anlayana çaktırmadan anlatılan derslerle katılmak keyifli idi. yanlış anlaşılmasın yağcılık gibi bir derdim kalmadı zira hocamızın deyimi ile ben de köprüyü geçmişim ama ben köprünün üstündeki dayı gibi dayıyı, uzunca süren ve halizhazırda uzatmalara kalması çok muhtemel öğrencilik hayatımda nadir gördüm desem yeridir. tabiri caiz ise 4 nala giden özel sektörü binbir dereden atlayıp ekerek katıldığım güzel sohbetli derslerden zevk almadığımı söylemek gaflet, dalalet ve hatta en derininden hıyanet olur gibi.kalemim biraz uzun cümleleri seviyor kusura bakmayın hocam.ancak yeniden öğrencilik için iştahım kabardı sayenizde. şu doktorayı bitirip biraz sosyal bilimlerde yüksek mi yapsam diye düşünüyorum zevkine:) saygılarımla...

192 

Tarih: 2006-02-14 11:15:35
loneliness ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

12gün önce gidiyorum demiştim..teacher'ın dediği gibi uçakla değil otobüsle geldim bu diyara..yol güzergahımda bursaya giden bir başka otobüsle karşılaştım,ve valizlerimi bile almadan o araca binmemek için kendimi zor tuttum.gözlerim doldu,boğazım düğümlendi,yutkundum,uyudum,unuttum...aslında hep "...GİBİ YAŞIYORUZ" farkında olmadan.unutmuş gibi,olmamış gibi,yaşanmamış gibi,görmemiş gibi,ve bazen de sevmemiş gibi...köprünün altından çok sular aktı belki,ama akan sular sele katıp götürmeyi beceremedi bende birikenleri..akan sular beni daha hafif,daha boş dimağlı yapamadı.aksine,geçen zaman beni hep ağırlaştırdı.küçük bir çocuğun sokağa oynamaya çıkarken ceplerini leblebi,çekirdekle doldurması gibi ben de yüreğimin dört cebini tonlarca anı ve litrelerce gözyaşıyla doldurdum..tahtaya örnek cümle yazarken şehir belirtmem gerekiyorsa BURSA,kişi belirtmem gerekiyorsa üniversitedeki sınıf arkadaşlarımın adlarını yazıyorum.unutmamak için,nefes alabilmek için...böyle bir yazı yazmak değildi niyetim.ekran kaşısına oturunca kelimelerim beni böyle yönlendirdi..sözcüklerin esiri oldum bugün..kusura bakmayın arkadaşlar.içim sıkılmış birazcık.kötünün iyisi sayılan bu yerde değil de california'da olsam gene fark etmezdi herhalde.ne de olsa insan her gittiği yere kalbini de götürüyor...sağlık,huzur ve mutluluk dileklerimle...

193 

Tarih: 2006-02-14 14:49:33
umutms ( umutms@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam kaç yıldır şu güzide sayfalarınızı okumuş olmama rağmen iki satır söz yazmamıştım. Kısmet bugüneymiş.

Arkadaşlar hepinize de selamlar. 2002 yılı 14 Temmuz mezunlarından Umut. Biz gideli beri kampüs biraz değişti. Ama hepinizin anılarındaki gibi güzel hala.(ya da değil mi :\) Binalara can veren insanlarmış onu anlıyorsunuz. HAtırlarmısınız kampüste iki adet pembe bina vardı biri yemekhane digeri bizim fakülteydi. Yemekhanenin rengi artık pembe değil. Kampüsün tek pembe binası Eğitim fakültesi Abdullah Hocamda o binada :) Hayata pembe pembe bakmak isteyenlere.

Bazı arkadaşlara göre biraz şanslıyım, haftada 2-3 kere Abdullah hocamla yüzeyüz iki satır kelam etme şansına sahibim. Yani rahle-i tedrisatın o uhrevi havasını soluyabilme fırsatına sahip kullardan biriyim hala. Ara sıra Abdullah hocamın vazife tevdileri ile onurlandırılıyorum. Hocam fakirin yengesi olmak bir ayrıcalıktır.
Uzun lafın kısası arkadaşlar zaman geçip gitmekte , mühim olan o geçmiş günlerin hatıraları dolayısıyla gülümsediğiniz zaman yüzünüzde oluşan çizgilerin derinliği.
Saygılarımla Umut

194 

Tarih: 2006-02-15 08:11:56
İlker Özmen ( ilkerozmen@may.com.tr) DEMİŞ Kİ:

Hocam, bişey değil. daha önceden gelen bi hesaptı benim bu ders. bizim izmir'de yeni kurulmuş(2 yaşında) cabernet fransız şaraplık bağ var. işi öğrenip meşe fıçı alacağım. o zaman en iyisinden hem de yıllanmışını getiririm ben de bi gün size. bu da nacizane benim sözüm olsun. saygılar

195 

Tarih: 2006-02-15 10:42:05
ABDULLAH CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Eyvallah İlker. Harbiden bu söz makbule geçti. (Sahi ya Makbule Kıymet'in nesi oluyordu?)

196 

Tarih: 2006-02-15 17:29:46
loneliness ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

yedinci sınıflardan bir kız öğrencimi zorla nişanlamışlar arkadaşlar:( duyunca,o kızın 1.dönemin sonundaki yalvaran bakışları geldi aklıma.koridorda beni durdurup "ÖĞRETMENİM LÜTFEN NOTUMU BİRAZ YÜKSELTEBİLİR MİSİNİZ?" demişti,ve ben de derse katılmaya gayret ettiği takdirde elimden geleni yapacağımı söylemiştim.nerden bilebilirdim ki vereceğim bir yüksek notun onu bu yaşında evlenmekten kurtaracağını..elbette sadece ingilizceden değil,diğer birçok dersten zayıfı vardı.herhalde babası karnesindeki notlara bakıp kızında okuyacak kapasite göremedi ve en iyi yolun kızını okuldan alıp evermek olduğunu düşündü..adı gurbet'ti..adı gibi gurbete gitti..ve aklıma sezen aksu'nın ÜNZİLE adlı şarkısı geldi:VARMADAN SEKİZİNE/ERGİN OLDU ÜNZİLE/HEM ÇOCUK,HEM DE KADIN/ONİKİSİNDE ANA.......eğitim şartmış!!!yoğurt mu?onu öyle yapalım..................

197 

Tarih: 2006-02-15 23:30:09
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Bundan yıllar önce sizler ikili üçlü yaşlardayken, kapalı bir kültür ve ekonomi yaşayan bu ülkede ciddi bir kabuk değişimi yaşandı. O dönemde ülkenin kısa sürede kalkınmasını sağlamak için Amerika’larda ekonomi tahsil etmiş “prens” tabir edilen ve iyi okullarda lisansüstü eğitim yapmış seçilmiş çalışkan insanlar getirildi. Ve bir süre sonra bu insanlar ülkenin yeni yeni görmeye başladığı çeşitli yolsuzlukların altından çıktılar, hatta ayaklarından kurşunlanacak kadar mafyavari işlere karıştılar. İsterseniz gidin araştırın, bugün vergi iade zarfına bu kadar zarf kalabalığında karışır gider diye kesilmiş gazete kağıdı koyanlar, rüşvet verip rüşvet alarak iş yapanlar, devletin beyt-ül malını yani hazinesini korumakla görevlendirildikleri halde hazinden götürenler, banka dolandıranlar, yasaları çiğneyenler, çok uzağa gitmeye gerek yok kendi içimizden örnek verelim, sınavları adil biçimde değerlendirmeyenler, 3 saatlik gece dersini konsantre tarzda yapıp ücret çizelgesine gönül rahatlığı ile imza atanlar, hep eğitilmiş kişiler değil mi? Demek ki arkadaşlar ve sevgili loneliness şu eğitimin tanımını yeniden yapmak gerekiyor…. Tree diagram çizmek tek başına bir halta yaramaz. Tıpkı present continuous tense’in nerde nasıl kullanılacağını sular seller gibi bilmenin de bir halta yaramadığı gibi… Şöyle eğitim hayatınızı gözünüzün önüne getirip üzerinde etraflıca bir düşünün. Ne hatırlıyorsunuz geçmişten. Kıyılarımızın uzunluğunu mu? Karadeniz Bölgesinin iklimini mi? Yoksa Karlofça Anlaşmasının tarihini mi? ( Sanal sayılardan, kinetik enerjiden, limitten türevden hiç bahsetmiyorum) Oysa insanlar size bunları ezberletmek için az mı yırtındılar…. Ama sizi adam yerine koyan, bir derdinizi dinleyen bir öğretmeni, ya da ne yazarsanız yazın hakkınız olan notu vermediği için anasıyla birlikte andığınız başka bir öğretmeninizi ya da sınıfta yaşanmış ilginç bir olayı dün gibi hatırlıyorsunuz değil mi…. Tekrar ifade ediyorum, eğitimi yeniden tarif etmek lazım. Hem de öyle tarif etmek lazım ki, eğitimin amaçları adına yapılacak bir iş varken nemelazım demek yerine elini taşın altına sokmayı kendinize misyon edinecek şekilde… Yolda gördüğün Bursa otobüsüne bakıp gözyaşı dökmekle, cennet vatanın cehenneme yakın köşesi tarzında şiir söylemekle, Gurbet’in ardından Sezen türküleri yakmakla olmaz bu işler. İkna edebiliyorsan Gurbet’le konuş. Git anasıyla konuş, gücün yetmiyorsa müdürünle konuş. O da yetmiyorsa git ilçe milli eğitim müdürünle konuş. Bunlardan korkuyorsan bize iki satır yaz gerekirse medyayı sürelim üzerlerine… Kederlerimi gözyaşlarıma boğdum söylemleriyle olmuyor bu işler, sonra adama “kederlerin çok iyi yüzme bildiği” geyiğini yaparlar…

Artık Bursa özlemlerini, acılarını, geçmişle hesaplaşmalarını bırak ve ayaklarını yere bas. Dua et ki mesleğe pek çok kişinin çok sonraları edinebileceği deneyimleri edinerek başlıyorsun. Bu güne dek sana bunları söylemedim çünkü geçmişteki tavırlarını göz önüne aldığımda bunları söylemeye değmeyecek birisi olma ihtimalin vardı. Eğer kızın adı (Gurbet) konusunda doğru söylüyorsan o kişinin Gurbet adında bir öğrencisinin olmadığını biliyorum artık… Son söz, bulunduğunuz ortamın güzelliklerini de görün lütfen. Cehenneme yakın diye tabir ettiğin coğrafyayı çok iyi biliyorum. Hem 1987’de hem 1993’de iki kez gittim. Hem Şemdinli’ye hem Bozyamaç’a hem de Derecik’e. Ve öyle sınıflarda İngilizce öğretmeye falan değil, İç Güvenlik harekâtına… Ve orada arkadaşlarımı bıraktım…

198 

Tarih: 2006-02-16 11:54:09
loneliness ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

"acıların çocuğu emrah" tarzı yazılar yazmamın bazı sebepleri:dün bir öğrencimiz sınıf defterini eve götürüp yakmış,iyi cesaret. ve okul idaresi bu konuda bir şey yapmıyor,öğrenci pişkin pişkin BEN MÜDÜRLE KONUŞTUM deyip derslerimize girmeye devam ediyor.dün defteri yakan yarın okulumuzu yakarsa ne olacak? veli toplantısına gelip de HOCAM,ETİ SENİN,KEMİĞİ BENİM,İSTER DÖV,İSTER SÖV diyebilen analar,BEN BU ÇOCUĞU DÜN KEMERLE DÖVDÜM ,SEN DE TERBİYESİZLİK YAPARSA VUR diyebilen babalar için çözüm öneriniz var mı? dersimde,kendisine kızıp onu uyardığım için bana, DUA EDİN BENDEN BÜYÜKSÜNÜZ,YOKSA BEN SİZİN AĞZINIZI KIRMIŞTIM diyebilen öğrencimi nasıl rehabilite edebileceğim hakkında bir fikriniz var mı? daha Türkçe olarak adını soyadını doğru düzgün yazamayan 6.-7.-8. sınıf öğrencilerine derslerde ne kazandırabiliriz? sırf kitaptan birkaç sayfayı işlemedik diye okula gelip ÖĞRETMENLER DERS ANLATMIYORLARMIŞ,ŞİKAYETÇİYİZ diyen velilere,birkaç alıştırmayı atlama gerekçelerimizi onları tatmin edecek şekilde nasıl izah edebiliriz? ve bence en önemlisi,birkaç yıl sonra evlenip çocuk sahibi olacakları şimdiden kesin olan kızlarıma NASIL GELECEK UMUDU AŞILAYABİLİRİZ? TEK HEDEFLERİ İLKÖĞRETİM DİPLOMASI ALIP EHLİYET SAHİBİ OLMAK VE TIR/KAMYON ŞOFÖRLÜĞÜ YAPMAK OLAN ERKEK ÖĞRENCİLERİMİZE,BUNDAN DAHA FARKLI HEDEFLERİ DE OLABİLECEĞİNİ NASIL İZAH EDEBİLİRİZ?(çünkü öncelikli hedefi bu olan çocuklarımız,okula sadece devamsızlıktan kalmamak için geliyorlar ve hiçbir dersle ilgilenmemeyi tercih ediyorlar!) gerekirse ilgili makamlara gitmemizi önermişsiniz,ama burada bu da pek işe yaramıyor,çünkü ŞIRACININ ŞAHİDİ BOZACIDIR atasözü devreye giriyor.mesela 1.dönemde idarenin okuldan atmaya mecbur kaldığı bir öğrenciyi,ilçe milli eğitimin baskısıyla okula geri almak zorunda kaldık.sonuç?yine hüsran,zarar,ziyan..elbette bulunduğum yerin hoşlukları var,bunları gözardı etmiyorum,fakat mesleğimle ilgili MANEVİ TATMİN yaşayamıyor olmak beni çok üzüyor..sorduğum sorulara, bize yol gösterebilecek,yardımcı olabilecek cevaplar yazmanızı rica ediyorum.çünkü biz burada gerçekten ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız.saygı,sevgi,terbiye,sorumluluk,dostluk,iyi niyet,hoşgörü,barış,hayatı algılama gibi kavramlar hakkında çocuklarımızla çok konuştuk,tartıştık,ama pek fazla yol katedemedik.lütfen siz de tavsiyelerde bulunun ve elinizden geldiğince bize yardımcı olmaya çalışın..HOŞÇAKALIN...

199 

Tarih: 2006-02-16 15:05:47
aslı ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

"loneliness" rumuzuyla yazan öğretmen kardeşimin yaşadıklarını çok iyi anlıyorum. Çünkü ben de bundan yıllar önce havası, suyu ve insanıyla büyük benzerlikler gösteren bir doğu şehrinde benzer sorunlarla karşılaşmış bir öğretmenim. Böyle durumlarla karşılaşmak yaşadığımız coğrafyada çok doğal. Önemli olan sorunlar karşısında duruşumuzdur. Öğretmen olarak "karanlığa küfredeceğimize bir mum yakmak" gerekiyor. Yoksa her şeyin dört dörtlük olduğu bir ortamda öğretmen olarak yapılacak çok fazla bir şey de kalmıyor.
Genç öğretmen arkadaşlara sevgiyle...

200 

Tarih: 2006-02-16 22:50:04
Tuğçe ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

sevgili abdullah hocam ve meslektaşlarım yada meslktaslarım olmaya aday arkadaslarım;
sanırım bu platforma gec kaldım bıraz ama az once aldım maılınızı:(
tam olarak hepsını okuyamadım butun forumun ama "lonelıness" nıcklı arkadasımın yazdıgı yazı dıkkatımı cektı.. bıraz da daha fazla ıcten okudum herkes gıbı..
haddım olmayarak bırkac sıtem ve bırkac yasanılan olayı bende anlatmak ısterım.. tabı bu yazdıklarım hıcbırımızın acısını dındımeyecek yada oh dedırtmeyecek ama bu sıstemde sadece ılkogretımde yada ortaogretımde sorun yasanmıyor bunu hepımız bılıyoruz kı bu raya yenı adım attıgımız ıcın farkındalık olusturuyoruz sadece..
dogusu yada batısı fark etmıyor.. duzen yıne aynı duzen.. sıstem aynı sıstem cocuklar hala cocuk ve mudurler hep mudur:))))
zonguldak tayım batı karadenız bolgesı.. ta merkezdeyım ustelık buranın cocuguyum, fakat ılk goreve basldıgımda bende telefona sarılıp nekadar buyuk seyler yasadıgımı anlatmıstım hocama; hatta bır ara ozel bır okula gecme tesebbusum olmus ordakı 5 ıncı sınıfların 8 lerımden bıle cok sey bıldıklerını gordugumde ıcımden kufretmıstım.. cocuklarımız degıl ıngılızce bılıncını oturtmak daha turkce konusmanın gereklılıgı bıkenara bırbırlerıne taktıkları lakaplarla, ogretmenı dersten bezdırmekle bu hayatın yasanılabılır oldugunu sanıyorlar.. tabı bunlarda aılenın cok buyuk bı payı var, okula cocugunu dove dove gonderen bır anne cocugu okulda pas pas yaparken saatın 7 sınde hıc de vıcdanı sızlamıyor.. yada dersın tam ortasında kapıyı calmadan "HOCA SEN AZ BI GELSEEE YA BURAYA" Derken ne yaptıgının kendı bıle farkında degıl..
cocuklarımıza deıl ogrendıgımız o teorık methodları uygulamak vocabulary ı gectım am ıs are anlatabılmek turkcede neyıon ozne neyın yuklem oldugunu anlatabılsek ıyı ıngılızce derslerınde!!!!
arkadasım sana mucızevı cozumler sunabılecek degılım, cunku bır muddet sonra ıdealıstlıgının kayboldugunu dusuneceksın..
yada bu meslegı secmıs olmamnın zorlugunu yanlızca sen ve bızım gıbı ogretmen olanlar paylasacagız, cunku cocuklarımız gıbı egıtılemeyen bıcok yetıskınımız varkı bızım hala "derse gırıp cıkıp"kahve ıcerek para kazandıgımızı sanıyor..
yukardan asagı carpık bı duzen ıcınde bı muddet sonra tayının cıktıgında sadece yıllarının harcandıgına uzuleceksın..
bunada hakkın var tabıkı ama yınede bız egıtımcıler olarak sabretme yı ogrendık ogretıldık..
bıde dusunuyorumkı o cocukların bılıncsızce ve ustelık yanlızca onlara sunulan bu olanaksız sartlar ve ozumsenmemıs hayatlar yuzunden hayatlarını heba ettıklerını..
bazen dıorumkı cokmu sey beklıoruz bu yasamdan yanı evet haklısınız kendını ozel okula atıp gecım derdı olmayan bıcok arkadasımıza baktıkca bende halıme acıyorum ama bıyandanda bence bu cocukların bıze ıhtıyacı var.. yabancı dıl ogretmenı olsak bıle bızler bırer egıtımcıyız.. bu haddımı bagıslayın sayın hocam ve arkadaslarım...
arkadasım once yuregını ferah tut;
cunku yanlız deılsın cunku ınanıyorumkı sen cocuklarını bılınclendırebılcek kadar guce sahıpsın yuregınde.. ama yanlızca bır onerı ;
yasanmıs bır olay olarak ; benımde 6 larda kı ogrencılerımın cogunda aynı problemler yasanıyordu ve sonunda cocuklarımı ram a gonderıp bırer testten gecmelerını ıstedık.. velılerı cagırdıgımda ve anlatmakta gucluk cektıgım algılama problemlerı nı sonunda zarzor bıtırdıgımde bana yoneltılen bır velı sorusu suydu: "HOCA BIZ BU COCUKLARI DERSANEYE GONDERSEK OLMAZMI?"
yınede herseye ragmen onlara bu durumu acıklayamasanda belkı bı yolunu bulursun belkı bı cozum olur bu sorunlu cocuklar ıcın ..
herkese ıyı geceler dılıyorum...

201 

Tarih: 2006-02-17 07:23:51
Onur KABAKÇI ( kabakcionur@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Büyük üstat, bu çocuklar mı karamsar olmuş, ben mi çok iyimserim bilmiyorum ama İstanbul'da herhangi bir İmam-hatip lisesinde öğretmenlik yapıyorum. Burada, ŞAKA amaçlı boş bir A-4 kağıdı verip de "a-4 kağıdına ihtiyacın varsa bundan istediğin kadar fotokopi çektir" dediğimiz öğrencinin, fotokopi makinesine kağıt koyarken ki, hatta hocam kağıt bitti boş kağıt nerden bulabilirim, diyen görüntüsü hala gözümün önündedir. Bu çoçukların hemen hepsi yatılı, "cennet yurdumun cehennem köşelerinden" gelmekteler çoğu. Bu çocuklara ing. öğretmenin zorluğu ortadayken, bari aldığımız parayı hak edelim, bir işe yaramışlk duygusu oluşturalım bünyemizde diye okulda bir ilahi gurubu kurdum. Özellikle 8-9 zayıfı olan,hani Gardner amca çoklu falan bir şeyler diyordu ya:),öğrencilerden oluştu gurup. Geçen sene belediye kültür merkezinde KUTLU DOĞUM HAFTASI etkinliklerinde çok güzel bir dinleti verdi bu "hiç bir halta yaramaz çocuklar". Hatta, o kadar beğenildi ki müftülüğün programina katılacak olan PROFESYONEL ekip ile olan anlaşma iptal edildi, bizim çocuklar orada da çıktilar. Şimdi bir televizyona çıkmaları söz konusu(bu arada bir radyo programına da konuk olarakkatılmışlardı) bu "CEHENNEMDEN GELEN, CEHENNEMLİK, BOŞ KAĞIDIN FOTOKOPİSİNİ ÇEKEN" çocuklar. Konumuz ile daha da ilişkilendirmek adına, ritim çalan çocuklardan, birisi şu anda lise sondadır, mehter takımına kabul edildi, belki de kahve köşelerinde oturmak yerine, bir MESLEK kazandı.
Yorum siziN...
Bütün arkadaşlara sevgi ve saygılarımla...
Ellerinden öperin hocam...Onur KABAKÇI...

202 

Tarih: 2006-02-17 08:16:32
evrim bayhan ( evrimbayhan@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

loneliness'a, ben evrim bayhan (2002 uludağ ing. öğr.) bursa karacabey teknik lise ve endüstri meslek lisesinde görevli ingilizce öğretmeniyim. aynı sorunları paylaşıyoruz. şu an okuldayım.. daha müsait bir zamanda istişarede bulunabiliriz...

203 

Tarih: 2006-02-17 09:40:11
Tuğçe ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

ya sabahta baktım senem nilay mujde noluosunuz kızım; bır maıl bıle atmamıssınız bakıyorum hayırsız arkadaslarım.. ama gozyaslarıyla okudum.. okadar cok ozledımkı bursayı ve unıversıtemı...
gercı bıdonem A.CAN sız gecırdık ah hocam rahle-i tedrisatınızndan gecmıs olmak ne gurur verıcı..
halen okumakta olan arkadaslarım kıymetını bılın nolursunuz sımdı bakıyorumda nasılda harcanmıs yıllar.. hocam yaşlanıyorum galıba:(((((
tekırdaga kutahya ya ve konyaya sevgıler kızlar.. opuyorum sızlerı..

204 

Tarih: 2006-02-17 18:17:24
nilufer ( niluferkazik@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

sevgili ogretmenim ve arkadaslar merhaba. oncelikle paylasım platformumuzun "guzin abla" kosesinden ayrı bir işlevinin oldugunu hepimiz biliyoruz. suan aktif gorev yapmakta olan taze ogretmenlerin yasadıkları sorunların cogu ingilizce ve dilden (yani uzmanlık alanlarımızdan) ziyade türkiye gercekleriyle ilgili. burada vereceğimiz örneklerin sonu yok. kemerle işkence, boş kagıdın fotokopisi, 13 yasında tecavüze ugrayan 5.00 lık ögrenci (sonuncusu benim vakkam),vs..
burada işimiz dil ögretmekten cok "insan eğitmeye" kayıyor. bu noktada maharet bizim ellerimizde.sosyal ilişkilerimizdeki kuvvetli yanlarımızın bizleri sorunun pratik cozumlerine gotureceği inancındayım.vesselam türkiyenin süper ingilizce bilen bireylerden cok tesekkur etmeyi, selam vermeyi, yardım etmeyi ve diğer erdemli unsurları bilen bireylere ihtiyacı vardır.
öyleyse sevgili arkadaslar, kimse biz bu işe baslarken pespembe bir tablo çizmedi. bunları bilerek -belki bu denli tahmin etmeyerek- işe basladık. burada idealist olma adına realizm den uzaklasmamak en aklı selim tutum olacaktır inancındayım.
hepinize kolaylıklar diliyor, biraz moral diyorum.
saygılar..
nilüfer kazik

205 

Tarih: 2006-02-17 18:07:52
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam ve sevgili meslektaşlarım hepinize merhaba.Bir süredir bu platforma yazı yazmıyorum ama yazılanları günü gününe takip ediyorum.Bakıyorum da yazılarda yavaş yavaş mesleki paylaşımlar da gün yüzüne çıkıyor.E güzel de oluyor doğrusu.Öncelikle Loneliness arkadaşım yazdıklarını okurken inan yüreğim parçalandı.Keşke sana bir yol gösterebilsem ya da burda hep beraber bu sorununuzu çözebilsek.Sadece şunu söyleyebilirim ki Tuğçe'nin de dediği gibi bunun doğusu batısı yok.Bilinçsiz veliler,davranış bozukluğu olan öğrenciler her yerde mevcut.Sabredicez herkese ,herşeye rağmen savaşıcaz.Bizler çabalarsak bir şeyler düzelicek.Manevi tatmin duymadığını yazmışsın.Yaşamadan durumunun ne kadar kötü olduğunu bilemeyiz ama eminim orda bir yerlerde sana gülümseyen bir çift göz vardır.Ve unutma yalnız değilsin.Bu platform da bile senle benzer şeyler yaşayan ya da senin derdine ortak olabilcek sayısız meslektaşın var.Herkese sevgiler...Hoşçakalın...

206 

Tarih: 2006-02-17 18:26:54
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Bu arada Hocam umarım iyisinizdir.Çilingir sofrasındayken yazdığınız yazıyı okudum da bir Tekirdağ'lı olarak e bi de üstüne Tekirdağ'da görev yapan eski bir öğrenciniz olarak bir Tekirdağ rakısı boynumun borcu diye düşündüm.Hocam sözüm olsun size Bursa'ya ilk geldiğimde Tekirdağ rakısı ve ben yanınızda olacağız:)Bu arada Tuğçe burda seni de görmek çok güzel.Bak mail adresim yazılı mail at da görüşelim.Herkese kocaman sevgileerrrr...

207 

Tarih: 2006-02-17 22:08:28
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Evet sevgili arkadaşlar, her şeyden önce sizleri çoktandır özlemini duyduğum bir biçimde sanal da olsa ortak bir platformda bir konu etrafında bir arada görmek benim için gerçekten büyük mutluluk.
Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum…. Eğer görebiliyorsanız, gereksinim duyduğumuz önemli bir şey de “ortak akıl” ve olayları değerlendirirken göz önüne almamız gereken seçenek zenginliği. Küçük ölçekte de olsa burada belirmeye başlamış olması güzel…

Bu tür sorunların genel olarak iki tür çözümü var. Birincisi, yönetsel yöntemlerle yaptırımları olan kuralları işleterek çözmek. Bu çözüm kısa sürede sonuç verir gibi görünse de, yaptırım gücü ortadan kalktığında her şeyin çok kısa sürede eskiye dönme olasılığı vardır. Dahası, soruna neden olanlar, çözüm getiren otoriteye karşı ciddi anlamda olumsuz tutumlar geliştirirler ve ilk yakaladıkları fırsatta o olumsuz davranışı daha ağır biçimde sergileme eğilimi gösterirler. Milli Eğitim Müdürü ile konuşma, yaptırım gücünü devreye sokma bu tür çözümlere girer. Bu tür çözümlere hiç mi başvurulmaz? Tabii ki başvurulur, ama getirecekleri ile götürecekleri muhasebesini sağlıklı biçimde yaptıktan sonra.

Diğer çözüm ise, sorunu daha sistematik bir biçimde ele alarak, soruna neden olan asıl olayları doğru biçimde teşhis etmek ve sonuçlarla uğraşmak yerine bu sonuçları ortaya çıkaran nedenlerle uğraşmak. Hani o klasik söylem var ya, sivrisineklerle boğuşmak yerine bataklığı kurutmak, işte aynen öyle bir şey…

Bu arada kişisel olarak yazıştığımız diğer arkadaşların yazdıklarına da (kendilerinden söz etmeden) göndermeler yapıp onlara vereceğim cevaplarla da bu konudaki düşüncelerimi açmaya çalışacağım.

Evet, okulda sizlere vermeye çalıştığımız “sınıf yönetimi”, “yaklaşımlar”, “rehberlik” bu koşullar altında nereye kadar hayat buluyor, ortada… Çünkü, kendisine yazdığım kardeşim için tekrar oluyor biliyorum, o kitapları yazanlar bambaşka bir kültürün, anlayışın hakim olduğu toplumlarda yaşıyorlar ve dahası böylesi bir toplumun eğitim sistemi için yazıyorlar. Bizde kitap yazan hocalarımız kitaplarının içeriğini nerden alıyorlar sanırsınız? Yine o kitaplardan. İnanmazsanız kaynakçalarına bakın… Sanırım sorun buralarda başlıyor kendisini göstermeye…
Önce Eğitim Sistemimize bir bakalım isterseniz, hem de az önce ileri sürdüğüm kültüre, topluma uyum açısından. İlköğretim sistemimiz eski Doğu Bloku ülkeleri ile biraz da İskandinav Ülkelerinden alıntı. Ortaöğretim de ağırlıklı olarak Fransa’dan örnek alınmış. Yükseköğretimimiz ise Amerikan Modeli. (Bunları ben söylemiyorum, açın bakın İrfan Erdoğan’ın Türk Eğitim Sistemi Kitabına) Şimdi de “sistem” kavramına sözlükten bakın ve bu tabloyu sistem olarak adlandırın… Buna benim eklediğim bir konu daha var. Genel olarak eğitim öğretim etkinliklerinde, faaliyetlerin dayandırıldığı anlayışa göre yapılacak düzenlemeler açısından şu seçenekler var: Eğitiminizi “işbirliğine” dayandırırsınız, sürece aldıklarınızı birbirlerine yükleyerek, bir bütün halinde ipi göğüsletirsiniz, ya da olanaklarınız el veriyorsa her bireyi ayrı ayrı ele alır “bireyselleştirilmiş” tarza yaparsınız eğiminizi ya da ben anlamam arkadaş, beni benim kriterlerimi sağlayanlar ilgilendirir der “rekabete” dayandırırsınız eğitiminizi… Bu açıdan da içinde bulunduğumuz tablo ortada. İlköğretimde okullaşma oranına, ortaöğretime geçiş oranına ve yükseköğretim kapısındaki yığılmaya bu açıdan bakarsanız bir açıklama getirebilirsiniz…. Yani sevgili gençler, her şeyden önce kendi gerçeğimize uygun bir eğitim sistemine gereksinimimiz var. Ha, burada yanıtlanması gereken felsefi bir soru da yok değil hani… Biz eğitimle, sistemini aldığımız toplumlara benzemek mi istiyoruz yoksa benliğimizi koruyarak kendimize özgü bir toplumsal yapıya mı ulaşmak… Bunun yanıtı dediğim gibi felsefi….
Mevcut yapılanmanın neden sorunların çözümünde yetersiz kaldığını saptamaya çalıştım bu aşamaya değin… Biraz da içinde bulunduğumuz kısır döngüden söz edeyim.
O eğitim sistemini örnek almaya çalıştığımız toplumsal yapıda kimsenin inkar edemeyeceği değerler de var… Oradaki vatandaşlar kendilerini yönetecek siyasal erki, nesnel ölçütlere göre seçiyorlar ve DENETLİYORLAR. Seçilenler de bu sorumluluğu omuzlarında hissediyorlar (Uç bir örnek ama, hatırlayın, 95 Kobe depreminden sonra kentin onarımına ilişkin verdiği sözü tutamadığı için canına kıyan Kobe belediye başkanını ve ABD’de skandallar sonrası istifaları…)
Sonra, o toplumları ve yöneticileri, geleceklerini emanet edecekleri gençlerin aldıkları eğitimin NİTELİĞİ ilgilendirirken, bizim yöneticilerimizi, işsizlik oranını biraz daha düşürmek adına okul çatısı altında gösterebildiği KELLE SAYISI ilgilendiriyor…
O toplumlarda ana babalar çocuklarının eğitimini ve geleceğini daha yatağa girmeden planlarken, bizde Allah, rızkıyla ve geleceğiyle çocuğu bize veriyor… O sistemlerde bir kademeden diğer kademeye geçiş için gerekli koşulların gerçekten sağlandığı doğru biçimde ölçülürken ve eğer koşullar sağlanmıyorsa asla bir sonraki kademeye geçiş mümkün olamazken, bizde öğretmene, “Ne bu hal, neden öğretemiyorsun?” diye hesap sorularak, sayılarla oynaması teşvik ediliyor… (Tabii biz de sütten çıkmış ak kaşık değiliz… Soruyorum, kaçınız sınav hazırlamadan önce belirtke tablosu hazırlıyor? Kaçınız sınavınızın kapsam geçerliği var mı diye bakıyor? Kaçınız sınavınızın güvenirliği konusunda kaygı duyup hesap yapıyor? Ve bu nedenle de her kim sayılarla oyna diyorsa o zat-ı muhtereme, “Bak, benim sınavım bu, derste yaptığım da bu, ama bu çocuklar gerekli önkoşul öğrenmeleri kazamadan buraya gelmişler ve sen bana başkasının faturasını kesiyorsun” diyerek, durumu o kişilerin gözüne sokamıyoruz )
Ve en önemlisi, sevgili gençler, toplumsal sorumluluk diye bir duygumuz yok… Yetiştiremediğimiz hekimin sağlığımızı elimizden alacağını, gümrük memurunun rüşvet diye karşımıza dikileceğini, teknisyenin doğalgaz zehirlenmesine neden olacağını hiç mi hiç düşünmüyoruz. (Bu konuda çok suçluyuz gençler. Biliyor musunuz, bu ülkede 1974 yılında bütün lise mezunlarına, mektupla yüksek öğrenim denen bir uygulama ile öğretmen olma olanağı sağlanmıştır. Ve 46.000 öğrenci bu yolla öğretmen yetiştiren programlara alınmıştır. Daha acısı mektupla Resim, Müzik ve Beden Eğitimi dersleri yapılmıştır… YAY-KUR dan, bakanlığın öğretmen açığını kapatacağım diye yaptıklarından hiç söz etmiyorum) Bugün o uygulamaların cezasını bizler çekiyoruz.

Yani sorunun birikim, anlayış ve felsefe boyutları vardır gençler…
Böylesi sorunların çözümleri akşamdan sabaha olmaz. Ve hatta bazı durumlarda insanların ömürleri yetmez.
Peki ne yapacağız?
Sorunlar karşısında genelde iki hareket tarzı vardır.
Ya sorun hakkında konuşulur, ya da ÇÖZÜMDEN YANA TAVIR ALINIR.
Bakın arkadaşlar, sorun çözmekle çözümden yana tavır koymak aynı şeyler değildir. Ne zaman ki, çoğunluk çözümden yana tavır koymaya başlar, işte o zaman çözümler hayata geçmeye başlar… Bu konuda size anlattığım İbrahim Peygamber Kıssasını hatırlayın lütfen, hani yangını söndürmek için iki damla su ile Urfa’ya yola koyulan karıncanın dediklerini. Evet demişti karınca, BELKİ BENİM ÖMRÜM URFA’YA VARMAYA KAFİ GELMEZ VE BU SU DA YANGINI SÖNDÜRMEYE YETMEZ AMA BEN BU YOLDA ÖLÜRÜM YA….
Ve ne olur 5 maymun tuzağına düşmeyin gençler… Biliyorsunuz değil mi öyküyü:
Kafese beş maymunu koyarlar, ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde buz gibi soğuk suyla ıslatılır. Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre sonra muzlara yönelen maymunlar, diğerleri tarafından engellenmeye başlanır...
Su kapatılıp, maymunlardan biri dışarı alınır ve yerine yeni bir maymun konulur. Yeni gelen maymunun ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur ama diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni gelen maymunu döverler..
Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha dışarıdan yeni bir maymunla değiştirilir ve dışarıdan gelen maymun merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer. Bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni gelen maymundur.
Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir.. En son gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin, en son gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur.
Son olarak en baştaki ıslanan Maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Deneyin başındaki tüm maymunlar değişmiştir.
Yeni gelen maymunlar tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır.
Neden mi?
Çünkü burada “işler böyle gelmiş ve böyle gitmelidir”

Bulunduğunuz yerlerde işler böyle gelmiş olsa da böyle gitmemelidir… İzin vermemelisiniz artık…. Her birinizin bir şeyleri değiştirmeye gücü ve yeteneği vardır. Sorun bunu işe koşmak ya da koşmamak sorunuzudur…. Sizden Madame Curie gibi idealiniz uğruna kanser olmanızı istemiyoruz, istenen sadece emek ve özveridir…

Başlarda ifade ettiğim gibi, eğer köklü çözümler arıyorsak sorunun nedenleriyle uğraşmamız gerekiyor. Bunun için önce kendiniz değişeceksiniz ve bu suretle ardından sizinle etkileşimde bulunanlar değişmeye başlayacak.

2001’in Mayıs ayında,1nci Sınıftan alıp mezun ettiğim (4 D’li) öğretmenlere bir fotokopi bukleti armağan etmiştim, batılı, çağdaş öğretmenler olabilmelerini dileyerek…
Şimdi yine yeri geldi. Onlara (eğer beni ciddiye aldılarsa hatırlayacaklar) batılılık kavramının coğrafya ile ilgisi olmadığını, bunun bir felsefe, bir düşünme biçimi olduğunu vurgulamış “yaşadığı coğrafya itibarıyla batıda olup “şark zihniyetli” pek çok insan olduğu gibi, “batılı gibi davranan” nice doğu insanın varlığından” söz etmiştim.
Onlarla paylaştığım, doğululuğa ve batılılığa bir anlayış olarak bakan Kazım Taşken’in “Yaşadığım Günler” adlı kitabından bir bölümün fotokopyası idi….
Aşağıda o kitaptan alıntı cümleler var.
Lüfen her cümle üzerinde uzun uzun düşünün ve yaşadığınız sorunlarla bir ilgisinin olup olmadığını düşünün. Eğer ilgiyi görebiliyorsanız, çözüm için nasıl bir yaklaşım içinde olmanız gerektiğini görmeye başlayacaksınız….


DOĞULU VE BATILI OLMAK

Doğulu için yarın ve yarınlar yoktur. O sadece yaşadığı güne bakar.

Doğulu kendi hazırladığı tehlikeyi “kaza kader” diye sineye çeker

Doğulu için yasaya karşı çıkmak tehlikeyi göze almaktır. Ayıp işlemek, yani örf ve adete karşı çıkmak kötülüktür.

Doğulu eser vererek değil, başkalarını özellikle de kendine karşı olanları kötülemekle kişilik kazanmaya çalışır.

Doğu, başkalarını aldatmaya çalışırken kendini aldatmaya çalışan insanları bolca üretir.

Doğulu insan istediği olmazsa kızar, öfkelenir, düşündüğü olmazsa aldırmaz…

Doğulu o an ihtiyaç duyduğu şeyler ya da zevki için yarınlarını harcamaktan hiç çekinmez…

Doğulunun bir konuda üstünlüğü kabul edilirse, artık her konuda kendini üstün görmeye başlar…

Doğulunun en başarılı olduğu konu bol bol vaat, umut ve söz vermesidir…

Doğulu eleştirirken düşüncenin, yönetirken duyguların adamıdır. Muhalifken en parlak fikirlerin savunucusu, iktidara gelince de kişisel işlerinin takipçisi kesilir…

Doğulu, batılıyı bugünlere ulaştıran nedenlere aldırmadan onun bugünkü yaşamını benimsemeye çalışır. Böylece batılılaşmak isterken kendi geri kalmışlığını artırır.

Doğuda en yüksek yerlere hizmet vaat edilerek ulaşılır. Oraya gelince de kendine hizmet ettirilir.

Doğuda hükümet edenlerin yetenekleri ne ölçüde düşükse, mantık cambazlıkları yapanların sayısı o kadar yüksektir.

Batıda önde gidenler arkadakilere bereket tohumları saçarlar. Doğuda ise arkadan gelenler öndekilerin saçtıkları tohumları yiyerek geçinirler.

Doğulu gönlü isterse özveride bir batılıdan daha cömert davranabilir. Batılı için özveri bir gönül işi değil, görev işidir…

Batılı çalışır, doğulu ise çalışmayı öğütler…

Doğuda zekâ kanundan sakınmak için işlerken, batıda kanuna sığınmak için işler…

Doğuda ne kadar insan varsa o kadar ayrı düşünce var demektir, oysa batıda ne kadar ayrı fikir varsa o kadar topluluk bulursunuz…

Kendi gücünü başkalarının güçsüzlüğünden alan adam doğuludur. Batılı ise kendi gücünü başkalarının gücüyle birleştirip artıran adamdır…

Doğulu severse batılı inanırsa özveride bulunur…

Batılı ile doğulunun çalışması zordur. Doğulu ile doğulunun çalışması çok daha zordur…
Doğulu boş zamanlarını başkalarına öğüt vererek geçirirken, batılı ele alamadığı ya da noksan kalmış işleriyle uğraşır…

Doğuda ayağınız kayıp düşecek olursanız önce sizi dikkatsizliğinizden dolayı bir güzel azarlarlar, sonra size öğüt veririler ve ardından da sizin yerden kalkma çabanızı biraz da acıyarak izlemeye koyulurlar. Batıda ise önce düşenin yardımına koşulur, sonra neden düştüğü araştırılır daha sonra da aynı yerde başka birilerinin düşmemesi için çareler düşünülüp önlemler alınır…



Cümlenizin sevgiyle gözlerinden öpüyorum….

208 

Tarih: 2006-02-18 00:00:51
Mehmet Can ( mehmetcan16@gmail.com) DEMİŞ Kİ:

Sevgili lonaliness,
Bu paylaşım ortamındaki yazılarınızı okuduktan sonra 1970 li yıllarda yaşadıklarımı kısmen gördüm. Bir örnek:1979 yılında Bingöl ili Kiğı İlçesi Zeynelli köyünde (Bursa’ya 1375 km. ve 24 saat uzaklık) ders işlerken sık sık haritaya ve haritada da Bursa’ya bakardım. Bir müddet sonra Okul müdürümle bir sohbet sırasında “Siz sınıftaki haritada Bursa’ya bakıp ağlıyormuşsunuz.” dedi.
Köylerde çalıştığımız için bizim bütün davranışlarımız en ince ayrıntısına kadar takip edilir, üzerine yorumlar yapılarak başkalarına anlatılırdı.
Elektrik, su, yol, telefon gibi gündelik yaşamın bugün vazgeçilmezleri o gün için ilçe merkezimizde bile lükstü. Krizler nedeniyle gazyağını bile litrelik şişelerle alır, idareli kullanmaya çalışırdık.
Bunlar bilindik şeyler ama şunun için yazıyorum. Burası bizim içimizde Cehennem değildi. Sadece bir şeyler yapabileceğimiz bir yerdi. Bizim çalışma alanımızdı.
Çalıkuşu’ndaki Feride öğretmen için Bursa’nın Zeyniler Köyü de ilk zamanlar cehennem değil miydi? Bizler için Cehennem olan yerler bu insanlar için cennettir. Hani bülbülün vatanı gibi. Bizler de ayrılıncaya kadar oralıyız.
Hiçbir öğretmenin elinde sihirli değnek yoktur. Şöyle yaparsam böyle olur diyemezsiniz. Sadece uygulamaları yapar, sonuçları görür, bazen aynı üzüntüleri yaşar, bazen sevinçten göklere uçardık.
Öğretmeni güdüleyen, onu yaşama ve mesleğine bağlayan kazandırdığı bir tane bile olsun öğrencileridir. Bir iki, iki dört, dört sekiz …. derken çoğalır gider. Bunun yanında saydığınız sebeplerle yaşamdan kopan pek çok öğrenciler de olacaktır.
Bizler öğretmen olarak keşke her şeyi doğru etkileyebilseydik. Keşke her alanda etkili olabilseydik. Babanın kemerle çocuğunu dövmesini, 13 yaşındaki kızını kocaya vermesini, okuyup adam gibi adam olacak çocuğunu “Benim malımı kim işleyecek.” diyerek ilköğretim üstü eğitim öğretim kurumlarına göndermemesini, eline üç-beş selpak mendil verip gece yarısı Atatürk Caddesi veya Şehreküstü meydanında sattırmasını, vb. engelleyebilseydik.
Biliyorum bu yazdıklarım yaşanılanlardan çok küçük ayrıntılar. Daha nelerin olduğunu gazete ve medyadan izliyoruz. Bunların hepsini engelleme gücümüz var mı? Keşke olabilseydi.
İnanın sizin sitemle bahsettiğiniz insan ve öğrenci davranışlarının hepsini ben Bursa’nın göbeğinde öğretmen ve yönetici olarak yaşadım.
Yapacaklarınız yasal yaptırım olarak sınırlı, zaten eğitim öğretim ortamının dışına atmak diye bir şeyi yapmak öğretmen olarak içinizi sızlatır, çalışmaların paydaşları olan aile ve çevreyi değiştirmek mümkün değil, eğitim sistemi, felsefesi, mevzuatı onları bizlerden başka herkes bilir ve yapar. Bizden alınan görüşler bir süre arşivlerde kaldıktan sonra önceleri Seka’ ya giderdi, şimdi geri dönüşüme gidiyordur herhalde. Ne yapabiliriz?
Genç, çağdaş, idealist, dinamik öğretmenler olarak dayanışma içinde, görev ve sorumluluklar alarak bulunduğumuz eğitim öğretim kurumlarını cennet yapabiliriz. Oluşturacağımız ortak anlayışla, yapacağımız ortak çalışmalarla pek çok zorluğun üstesinden gelebiliriz. Elbette bütün öğrencilerimizi kazanmamız beklenemez ama hep bir fazla derken kazanılan öğrencilerimizi çoğaltabiliriz. O zaman şikâyet ettiğimiz müdür de, aileler de çevredeki aydın dinamikler de bizlerin yanında olacaktır. Yeter ki biz doğru bildiğimizi ve bize görev olarak yüklenen ilk önce eğitim çalışmalarımızı yapalım.
Şimdi sizin elinizde sadece bilgileriniz var. Bilgilerinizin yanına deneyimleriniz de eklendikçe çok daha yararlı çalışmalar yapacağınız inancıyla başarılar diliyorum.
Bu arada sizleri bu ortamda buluşturan Abdullah Hoca'yı da kutluyorum.

209 

Tarih: 2006-02-18 07:29:41
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili gençlere küçük bir açıklama.

Aşağıdaki yazının sahibi, soyadından da anlaşılacağı gibi aileden biri…
Kendi aramızdaki hitap tarzımla Emmim (amcam) Mehmet Can, önce meslektaş sonra da meslek yaşamının çoğunu, memleketin ücra köşelerinde, olanaksızlıklar içinde bu memleketin çocuklarını kazanmak için idealistçe feda etmiş (şu anda taze emekli) bir okul müdürü… Aslında buraya yazmadığı çok güzel anıları da var. Dağ başında bir ilkokula müfettiş gidiyor ve kan ter içinde elinde fırça ile okulun duvarlarını badanalamaya çalışan bir adamla karşılaşıyor. Müfettiş Efendi, badanacıya, “kardeş bi bakar mısın, ben müfettişim, şu okulun müdürünü, öğretmenini çağırır mısın?” diye soruyor… (Emmim zaten orada…)

Bu arada sevgili Amcamın bir sözünün altını tekrar çiziyorum.
İlerleyen günlerde deneyimleriniz arttıkça, karşılaştığınız sorunlar için çözüm seçeneklerinizin de çoğaldığını göreceksiniz. Ama bildiğiniz gibi deneyim, dalda olgunlaşan armut misali, salt zamanın bir işlevi değil. Birşeyler yapacaksınız, o birşeylerin neleri ne kadar değiştirebildiğini göreceksiniz ve böyle böyle repertuarınız zenginleşecek…


Deneyimlerini, düşüncelerini bizlerle paylaştığı için hem kendi adıma hem de sizin adınıza Mehmet Ağabeyimize teşekkür ediyorum…
Sağol Emmi…

210 

Tarih: 2006-02-18 12:37:22
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

bu kadar bilen insanın arasında kendımı kara cahıl sayıyorum...hocam bu kadar cıddı konusmanız benı korkuttu valla heeee bu ara da kulaklarım ıyı cınladı...bu pazartesı gelıyoruz ınşallah aydınla beraber bı ugrayalım dıyoruz sızın dukkana...calişmaya devam bu ulkeyı bız mı kurtaracaaaaz yaaaaaaaaaw ... kolay gele ....

211 

Tarih: 2006-02-18 16:09:05
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Dear Yavlum,
This is a response to your (louse babyish) reply that says “bu ulkeyı bız mı kurtaracaaaaz yaaaaaaaaaw ...”
For the time being “bread comes from hand, water from lake, onion from Karacabey and leek from İnegöl”. Probably this is the reason why your teacher elder sisters and brothers had a longing to see the University…
Not later, in two or three years time, you will be watching your midwife’s window with its whole nakedness. When this time comes, when you start teaching in a school located on the head of a mountain, please remember us…
Kissed from your eyes….

212 

Tarih: 2006-02-18 18:17:50
Bünyamin ( bsahban@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

200 nolu mesaja istinaden... değerli arkadaşım. yazdıklarını okuyunca aslında birçoğumuzun (zorunlu hizmet bölgesinde çalışan, çalışmayan) duyarsızlaştığı bir mesele çıktı karşıma. 'nasılsa bu işin bir çözümü yoktur kardeşim' diyerek 'bazı' kutsal değerlerin yok olmaya başlamasına seyirci kalıyoruz ne yazık ki. ben ve benim gibi birçok genç öğretmen bu tür sorunlarla karşılaşıyor. öğretmene el kaldıran, saygısızca konuşan öğrencilerle karşılaştım iki yıllık öğretmenlik hayatımda. fazla deneyim sahibi değilim ama kendi fikrimi belirtmek isterim kısacası. bana göre herşey velide bitiyor. ciddi bir çalışma yapılmaz, veliler bilinçlendirilmez ise bu ve bunun gibi büyük sorunlar Türkiye'mizde malesef daima sürüp gidecek... bana göre velilere 'kendi çocuklarının besledikleri büyük/küçük baş hayvanlardan çok daha değerli olduğu', okulun zaman geçirmek için değil ülkemizin geleceğini kurtarmak için inşa edilen binalar olduğu uzmanlar ve rehber öğretmenler tarafından detaylı bir şekilde anlatılmalı. biz üç gün boyunca öğretmenler toplantısı yaptık 45ten fazla öğretmen, müdür ve rehber öğretmenle birlikte. aldığımız karar birkaç öğretmen ve (ki bunlar çalıştığım ilin yerli öğretmenleri) rehber öğretmen ile haftada en az 3 sorun yaşayan öğrencimizin evine ziyaretler yapmak, onlara geleceklerini kurtarmak için henüz fırsat olduğu bir şekilde aktarmak oldu. mesela boksör bir öğrencimizi polis kolejine hazırlamak bizce gerçekçi bir hedef oldu. hani kısa bir hikaye vardı ya; ormanlar yanmaya ''başlayınca'' karınca sırtında bir damla su ile yanan oramana doğru olanca gücüyle koşmaya başlamış. demişler sen orda yok olur gidersin. 'olsun' demiş karınca. 'ben üzerime düşeni yapayım da varsın ölüm olsun sonunda!' bence her öğretmen küçük de olsa fedakarlık yapsa, buralardan kurtuluo gitmek yerine varolanı kurtarmaya çalışsa inanın eğitimde seferberlik işte o zaman başlar. iyi şanslar.
PS: ben 3.bölgede bir lisede görev yapıyorum

213 

Tarih: 2006-02-19 18:08:01
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

abdullah hocanın uyarısıyla tüm komoyundan özür dılıyerek bir düzeltme yapıyorum:ewet arkadslar bu ulkeyı biz kurtaracagız........ calışmaya mucadeleye devam....usanmadan

214 

Tarih: 2006-02-19 20:35:13
Taner Uçan ( tanerucan@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Saygıdeğer hocam sevgili arkadaşlar öncelikle hepimize hayırlı olsun paylaşm platformu.işte hocamızdan bir yenilik daha.vallahi kıskanıyorum kendisini hep birşeyler yapmaya çalışıyor ve böylece sürekli hayatını anlamlı kılıyor.ben beş senelik öğretmen olmama rağmen bıktım niye çünkü kendimi yeniliyecek bişeyler yapmıyorum.Abdullah hocamla çok kısa süre beraber oldum ama hayatımda iz bıraktığı için hala iletişim kurmaktayım.İşte bence biz öğretmenler mutlaka çocuklerımızın hayatlarında iz bırakacakbirşeyler yapmalıyız.Bizim için küçük bişey olabilir ama bu bazen onlar için çok şey anlamına gelebiliyor.Bu arada hocam,dediğinizi yapcam kpds başvuruları başladı,girecem belki biraz daha anlamlı olur hayatımız,tüm arkadaşlara da tavsiye ediyorum acizane...herkese güzellik ve mutluluk dolu hayat diliyorum.hocam iyiki varsınız...

215 

Tarih: 2006-02-23 17:16:03
loneliness ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

allooooooooooo,kaç gündür niye kimse bi şe yazmıyo?durun ben yine ortalığı karıştıriym,he he:)tabii gülen yüz yaptııma bakmayın,çünkü bu SİNİRDEN GÜLEN YÜZ.annatmazsam çatlarım!salı günü zabahın ilk dersi.sınıfa girdim.çantamı açtım.gözlüğümü kutusundan çıkaracaktım ki gözüme,arkadaşıma iade etmek üzere yanıma aldığım cd'ler takıldı.acaba aralarında getirmeyi unuttuğum cd var mi ki deyip cd'leri elime alıp saymamla sınıfın müstehcen bakışlarına ve sinsi gülüşlerine maruz kalmam bir oldu.her ne kadar konuştukları dili anlamasam da beden dili denen bi şey var diğğ mi?benim dümbükler cd'lerimi FARE FİLMİ olarak adlandırdılar.düşünün bir kere:saat sabahın yedisi,elinizde cd'ler,karşınızda 42öğrenci,kız-erkek hepsi,elinizdekilerin PORNO olduğunu düşünerek kendi aralarında konuşup gülüşüyorlar.O AN AKILLARINDAN GEÇİRDİKLERİ ŞEYLERİ,bir bayan olarak,(AAAAAAAAAAAA!!!)DÜŞÜNMEK BİLE İSTEMİYORUM.daha karga pokunu yemeden,afyonum patlamadan bu durumla karşı karşıya kalmak iğrenç bir şeydi.bi araba dolusu laf sayıp dersi yedim ama öfkemi dindiremedim.ve işin asıl berbat kısmı,olay idareye intikal ettiinde yaşandı.çok sayın müdür yardımcımız HOCAM,BUNLAR İNTERNET ÇOCUKLARI,YANİ İŞTE...falan filan deyip beni oracıkta mesleğimden bi kez daha soğuttu.bir de HOCAM,ŞU CD'LERE Bİ BAKABİLİR MİYİM? demesin mi(arkadaşlar gülmeyin,gülecekseniz de benim gibi sinirden gülün:))yemin ediyorum,uçan tekmeyle dalacaktım adama...allah hepimize akıl fikir ihsan eylesin diyor,iyi geceler diliyorum...c u..

216 

Tarih: 2006-02-24 14:48:27
Abdullah Can ( canabdullah@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Bu platformun garip bir seyri var…
Uzun süren sessizliklerin ardından ateşli tartışmalara sahne oluyor.
Ben sık aralıklarla düzenli olarak izliyorum platformu. Tabii ki ağa bağlı olduğum sürelerde.
Sevgili Murat’ın görüşlerine kısmen katılıyorum.
Doğrusunu söylemek gerekirse benim de böyle bir beklentim yoktu desem yalan olur.
Her ne kadar yaşanılanları değiştirmeye yetmediyse de, sorunlara kesin çözüm olmadıysa da, paylaşma adına, hissedebilme adına, manevi destek olma adına, buraya yazılanların, “ortalık karıştırmak” şeklinde esprilere konu edilmesinin ötesinde anlam ve öneminin olduğuna inanarak yazılanları okuduk, bizden daha deneyimli olanlarla paylaştık ve üzerinde yazdık.
Ancak bir de şu şekilde düşünmek gerek. Buraya yazanlar, en azından ben ve ara sıra görüştüğüm Mehmet Ağabey ve diğer sevgili gençler, bu platformu okuyan herkese sesleniyor. Benzer sorunları paylaşan diğer arkadaşlar da kuşkusuz yazılanlar arasında kendileri için bir şeyler buluyorlar ve gerekli deneyimleri, sunulan önerileri dağarcıklarına ekliyorlar. Ve yalnız olmadıklarını biliyorlar… Bu açıdan bakılınca, her ne kadar tam hedeflendiği noktaya ulaşıp ulaşmadığının dönütü alınmamış gibi görünüyor olsa da, yazılanlar bir şekilde amacına ulaşıyor…

Sevgili Murat’a;
Önceleri rumuzla yazarken artık yazdıklarının altına adını koymaya başlaman hem platformu ciddiye aldığını, hem de yazdıklarının arkasında olduğunu, başka bir ifadeyle (bir şeylerin arkasına saklanmanı gerektirecek bir yanının olmadığını göstererek) yazdıklarının güvenilirliğinin derecesinin sorgulanmasına gerek olmadığını sergiliyor…
Unutmayın sevgili gençler, altına imza konan başvuru dilekçeleri, her zaman isimsiz ihbar mektuplarından çok daha güvenilirdir… (Okulun 7-A, B ve C şubelerinde Gurbet adlı bir kız öğrenci olmadığı halde, Salı sabah ilk 2 saat girilen 6-C sınıfının mevcudu 35 kişi olduğu halde ciddiye alınmak her zaman mümkün olmayabilir.)

Ben de Murat gibi, yurdumun okullarında sabırla ve özveriyle çevresine bir şeyler vermeye çalışan genç kardeşlerimizin sorunlarına dokunduğumuz bu süreçte, katkı getiren herkese teşekkür ediyor bu konuyu kapatıyorum…

Sevgiyle gözlerinizden öperim…

217 

Tarih: 2006-02-24 19:15:31
yavlum ( mithatkorumaz@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

herkese selam olsun,bu sefer cıddı bı konu için rahatsız edıyorum.persembe gunu okul cıkısında ısmaıl ve suleyman la otobuse dogru gıderken aslında nerden gırdıgımızı bılmedıgım bı muhabbettın aslında tartışmanın içinde buluverdım kendımı(bu tartışmayaklasık 1saat surmustur ve saat 22:00cıvarında baslamiştır bir opd dersının hemen ardından). arkadaslar; ogretmen olunca sozlu notunu rahatlıkla kullanacaklarını ve ıı olan ogrencıyı bu sekılde odullendıreceklerını69 de 68 kalan ogrencılerı eger ıyı bı ogrencıyse dusunmeden 70 e tamamlayabıleceklerını soyluyorlar..boylece ogrencı daha fazla derse calişacak ve daha fazla sevecekmiş ogretmenı...en azından arkandan kufur etmeyecekmiş ogrencı...ben bu fıkıre tamamen karşiyım ogrencı kac puanla hangı notu alacagını bılıyor ona gore calişsin arkadas..benım verecegım sozlu notuna ıtıbar edıp de not ıcın benım önümde egılmesın yanı ben onun ıı oldugunu dusuneyım dıye kendı kısılıgın den odun vermesın tek rengı olan bır ogrencı topluluguyla karsılasmak bana kendımı bı dıktator gıbı hıssettırır..hem kıme gore ıı benım ıyı anlayısımla baska bı ogretmenın ıı anlayısı tamamen farklı olabılır ogrencı de herderste kışılıgını degıştırmek zorunda kalacak ve buyuk ıhtımalle ılerkı donemlerde kısılık bunalımı yasayan bı yonetıcı olacak tabı bızım cocuklarada yazıııık olacak...bence ogretmen ne saygınlıgını ne namusunu nede ogrencısını not kullanarak elde etmelı...bugune kadar bu ulkeyı boyle ınsanlar yonettı ve su ankı egıtım kurumlarının durumu ortada...herkesın ufak da olsa yorumunu beklıyorum bu konu bence gelecegı egıtecek olan bızler için cook onemlı ben en azından kendı cocuklarımı dusunuyorum:))arkadasların meşruu mudafa hakları herzaaman var tabııı

218 

Tarih: 2006-02-24 20:42:22
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam ve sevgili arkadaşlar.Mithatın yazdığı yazıyla ilgili olarak kendi düşüncelerimi belirtmek istedim.Öncelikle Mithat kardeşim sana şu konuda katılıyorum.Öğrenci bir iki puan için,not için öğretmenin karşısına gelmemeli,Şahsen ben de bu durumda hoşlanmıyorum.Ama ne yazıkki değil öğrenciler veliler bile bu konuda öğretmeni sık boğaz etmekten hiç rahatsız olmuyorlar.Buraya kadar hemfikiriz sanırım.Yalnız şöyle bi durum var anladığım kadarıyla öğrenci sınırdada kalsa da hakettiği budur onu almalıdır düşüncesindesin.Sanırım bu mesleğin içine girince olay biraz şekil değiştiriyor.Biraz daha merhametli oluveriyor insan.Tabiki şişirme notlardan bahsetmiyorum.Ama sınırda kalan bir öğrencide 69 da bırakılmıyor.Yaptığı ödevler ,örnek davranışlar giriyor devreye ve bu puan 70e tamamlanabiliyor.Zaten ölçme aracı olarak tek başına yazılı kağıtlarını kullanamazsın.Öğrencinin ders içindeki performansı da yazılı sınavlar kadar önemli.Bu durumda yazılı notu dersteki performansı kadar iyi olmayan öğrencilerde sözlü notunu daha rahat kullanabiliyorsun. Ya da biliyorsun ki sınavlarda yazma becerisini içeren bölümlerde oluyor ve inan onların değerlendirmesi kadar zor bir şey olamaz.E bu bölümlerin değerlendirmesinde yanlış değerlendirme yapmış olabileceğin ihtimalini göz önünde bulundurarak sınırda kalan öğrencilerin notunu yükseltebiliyorsun.Neyse öyle yada böyle her yiğidin yoğurt yiyişi ayrıdır derler.Bu da öyle bişey işte.Ama sen de o kadar katı olma be Nihat :) herkese sevgiler...

219 

Tarih: 2006-02-25 00:28:02
hakan sarp ( sarperhakan@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

hocam tükana kesin dönüş yaptınız galiba.ziyarete geleceğim yazın sizi.mesajlarını gördüğüm arkadaslara göre fosil sayılırım ama sizede herzaman minnettarım.gecenin bu saatinde size ulasabilecek kadar anı bıraktınız biende.ilk attığım mesajda veryansın unsurları coğunlıktaydı.ama insanoğlu rüzgar misali savruluyor 4 bir yana.ençok savrulanda öğrencileri için GÖNÜLDEN çabalayan öğretmenler.gecen bir dersimde hafiften ağır dilbilgisi olayına girdim.tree diagram tarzında oldu biraz ama öğrencilerim bunu acan diagram olarak biliyor.busene orayı kazanıpta gelen öğrencim olursa eminim sizi tanımakta zorlanmayacak.gidiyorum ama şimdilik yarın burda olacağım yine.

BABA BÜYÜKSÜN

220 

Tarih: 2006-02-25 00:31:45
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

EYVALLAH HAKAN...

221 

Tarih: 2006-02-25 09:58:44
israfil ÖNCEL ( israfiloncel@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

AD:abuziddin SOAYAD:şimşir
SINIF:7_A OKUL:MEMLEKETİM İLKÖĞRETİM OKULU..
DERS:hayat bilgisi
KONU:Teorinin pratikle cebelleştiği an
Örtmenimin örtmenine...
sayın evet evet en iyisi sayın demek ne de olsa saygıyı içten hakedenlerden birisiniz..ben sizin öğrencinizin öğrencisi abuziddinim..ülkemin şirin şehirleinden biri olan Bitlisin şirin ilçesi şipşirin tatvan dan yazıyorum..örtmenimizi kaybetmek üzereyiz sizden acil yardım çağrısı istiyorum :((..
Aslında herşey çok iyi başlamıştı..örtmenimizi sevmiştik .taki sınıfın içinde birden bayılıp bilmediğimiz bazı kelimeleri sarfetmeye başladığı güne kadar..ve o kelimeler arasından anlayabildiğim birkeç kelimeyi size sıralamak istiyorum ve ne demek olduklarını lütfen biz gözleri mercan oğencilere bildirin..ilki suggestopedia gibi bir şeydi..sonra silent way dedi ve daha sonra tree diagram dediğini duydum..örtmenim bu sanırım bir ağaç demek..ne olursunuz bize o ağacın nerde olduğunu söyleyin..örtmenimiz bize ağaç kesmenin yanlış olduğunu söylemişti.ama bu ağaç bizim örtmenimizde sanrılara sebep oluyor ve biz o ağacı kesmek istiyoruz..
örtmenim birde nedendir bilmiyorum ama örtmenimiz bazen sınıfın içinde bize şarkılar söyletirken hep ağlamaklı oluyor ve daha sonra bizim zamanımızda ile başlayan bir şiir okuyor..örtmenim sizin zamanlarınız nasıldı..sizin zamannınızda örtmenlerin en fazla tek takım elbisesi varmış ama o da hep temizmiş..örtmenim neden herşey o sizin zamnalar kadar temiz kalmayı başaramadı..örtmenim eğitim nedir..örtmenim biz şimdikiler çok mu kirlendik..örtmenim aslında bende farkında gibiyim artık çok geç demeye dilim varmıyor ama örtmenimin o ağlamaklı gözlerine bakınca hep ağlıyorum..
neler görmüş ellerinizden hürmetle öperim..

222 

Tarih: 2006-02-25 14:49:13
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili İsrafil,
Yine yapmışsın altında derin bir buzdağı olan şirinliğini…
Ama mademki bir davet var bize de icabet etmek düşüyor…

Sevgili Abuziddin,

Eğer sizlerin öğretmenlerinizi ve öğretmenlerinizin öğretmenlerini bu denli sorgulayacağınızı bilseydik, onları daha da özen göstererek yetiştirirdik. Sakın bunda geçmişe yönelik bir kasıt ya da ihmal olduğunu sanma, biz, en azından ben, yapabildiğim her şeyi bildiğim, aklımın erdiği kadarıyla “doğru yapıyorum inancıyla” yaptım. Yine de eksik kalan bir şeyler, söylenecek sözler kalmışsa, onlar da söylensin diye, şimdi bana aralığından seslendiğin kapıyı ve benzerlerini açık tutmaya çalıştım. Demek ki bu kadar yapabilmişiz…

Zaman hızla değişiyor Abuziddin.
Başta sizin, sonra öğretmenlerinizin ve bizim buna ayak uydurmamız gerekiyor.
Yine demek ki biz öğretmenlerinize Suggestopedia, Silent Way gibi şeylerden söz ederken, bazı şeyleri söylemeyi unutmuşuz ya da eksik bırakmışız ki, onlar size bunlardan söz etmiş. Doğrusu şu Abuziddin. Senin bunlara kafa yorman gerekmiyor. Bunları duymamış ol, duyduysan da unut. Çünkü bunlar öğretmenlerinize size adlarını, altındaki yaklaşımları, ilkeleri öğretsinler diye değil, onların öğretim becerileri gelişsin, neler yapılıyormuş bilinsin ve olur da işe yarar iki üç uygulama çıkarsa sizinle paylaşsınlar diye öğretildi.

Zaman hızla değişiyor Abuziddin. Her şey kirleniyor. Ama bizim, öğretmenlerinize size temiz kalmayı öğretmelerini de söylememiz gerekiyormuş. Bu çok zor be Abuziddin. Biz burada hala sınavları gözetmenle yapıyoruz. Size örnek olacak öğretmenlerinizi sınavlarda potansiyel kopyacı olarak düşünüp tepelerine gözetmenler dikiyoruz. Bunu da biraz mecburen yapıyoruz… Ama öğretmeninin öğretmeni olarak şunu açık seçik ifade edeyim ki, önemli olan “simple present” değil, sana verilen ödevi zamanında ve kendin yapman, verdiğin sözde durman, verdiğin randevuya zamanında gitmen, sokaktaki lambayı kendi evinin tavanındaki lambayla eş tutman, aileni, okulunu, yaşadığın toplumdaki insanları sevmen ve dürüst olman… İşte bunları yapabildiğin vakit, herkes yaptığı vakit o kirlenme duracak. Göstermekten çekinmeyeceğimiz değil, herkese gösterebileceğimiz bir içimiz olacak…
Ağaç meselesine gelince…. O bir yürek yarasıdır Abuziddin… O senin değil öğretmeninin yürek yarasıdır. Öyle bir yara ki, ya dalı budağı kökü çizmiş, kırmıştır kalpleri onun sızı duyulmaktadır, ya da bir hasrettir doyulamamıştır, inceden inceden hasreti duyulur … Geçenlerde öğretmeninin okulunda ikinci sınıflara “morpheme” bilir misiniz dedim de koskoca sınıftan tek bir doğru yanıt alamadım. İşte o anda yüreğim ne kadar sızldı, bilemezsin…

Eğer öğretmenin bir şeyler yaparsa şikayet etmek istersen ben buradayım…
Senin ve öğretmeninin gözlerinden öpüyorum…

223 

Tarih: 2006-02-25 14:54:51
ABDULLAH CAN ( canabdullah@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Gençler,
Aralarında benim mesajlarımın da bulunduğu birkaç mesaj, kişisel ve özel göndermeler içererek başta koyduğumuz ilkeleri ihlal ettiği için platformdan kaldırılmıştır. Bu platformla ilgili bir sınırlama ya da kısıtlama değil, sınırlı sayıda kişiyi ilgilendiren, platformun ilgi alanı dışında kalan bazı kişisel hesaplaşmaların buraya taşınması YANLIŞIDIR.
Sizler bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da dilediğiniz konuda, ÖZGÜRCE yazmaya devam edebilirsiniz…

224 

Tarih: 2006-02-25 19:11:06
fecisi kerim ( fecisikerim@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Sevgili öğretmen abilerim ablalarım, birkaç hafta öncesine kadar Bursa'nın göbeğinde, iyi olduğu söylenen bir devlet okulunda öğrenci idim.

Sorun şu ki;

BİZE YARIŞ ATI MUAMELESİ YAPIYORLAAAR!!!

bu b.ktan eğitim sisteminin kurbanı olduk. Lütfen siz bizden sonrakilere olumlu davranın...

225 

Tarih: 2006-02-25 19:54:29
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Fecisi,
Özgürlük dediysek bu kadar da özgürlük demedik.

Fenasi ile başlayan bu aile de gittikçe kalabalıklaşıyor. Fenasi, Fecisi, İyisi, Delisi...
Hadi hayırlısı....

Kim olduğunu bildiğim bu arkadaşın mesajını iki nedenle silmiyorum. Birincisi, bakın görün uğraşacağınız veletler hangi dille konuşuyorlar ve kimbilir sizin için ne tür yakıştırmalarda bulunuyorlar. İkincisi, sistemin empoze ettikleri ile olması gereken arasına sıkışmak ve bu yaklaşımın tetikçisi olmak ya da olmamak... Oturup üzerinde düşünün diye...

226 

Tarih: 2006-02-25 23:39:11
Kemal Caner Bayrakçı ( canerbayrakci@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Herkese selamlar. Yavlumun yazdıkları dikkatimi çekti biraz....

Benim öğretmenlikte ikinci senem ve bir yüksekokulda çalışıyorum. İnan o kadar not dilenmeye gelen var ki. Hatta abartıp soru isteyenler... Tabi ki biz bunları geri çeviriyoruz ama senin sözlü notunu öğrenci lehine kullanmak istemeyişin biraz endişelendirdi beni.

Ama inan bana roller değişince sen de değişiyorsun.
Ben sınav evraklarını okurken elimden geldiğince iyi not vermeye çalışıyorum, bu ne çok bol ne de çok kıt oluyor.

Bir de daha evvelki öğretim yıllarını hatırlarsan,mutlaka hocalarının sana not konusunda
faydası olmuştur. Sözlü notunu geç, sınavlarda bile öğretmenlerin senin için bir,iki iyilik yapmıştır.Bunları düşündüğünde herhalde artık sözlü notunda bu kadar katı olmazsın;)) Ne dersin?

Başarılar...

227 

Tarih: 2006-02-26 23:34:33
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Yavlum, Senem ve ardından Caner’in yazdıklarına katkı olması açısından yazıyorum bunları.
Ölçme ve değerlendirme ayrı kavramlardır.
Ölçme, ölçtüğünüz varlıkta ne derece olduğuna baktığınız özelliği sayı ve sembollerle ifade etme olayıdır. Bu özelliğin var olma derecesini 10 üzerinden, 100 üzerinden notlarla (yani sayılarla) ifade edersiniz. (Bunu da genelde sınav adını verdiğimiz, çoğu zaman doğru ölçüp ölçmediğini nesnel biçimde ortaya koymadığımız, hatta böyle bir özelliği var mı yok mu diye aklımızın köşesinden bile geçirmediğimiz ve ağabeylerimizden ablalarımızdan öğrendiğimiz formatta birtakım sorular yazarak oluşturduğumuz bir ölçme aracı ile yaparız)

Değerlendirme ise, bu sayı ve sembolleri anlamlandırma, bunlar hakkında bir yargıda bulunma işidir. Bu anlamlandırmada en kritik aşama, bu özelliğin sizin YETERLİ kabul ettiğiniz derecesinin ne olduğudur. Burada göz ardı edilmemesi gereken ilke şudur: Sizin yeterli saydığınız derece her ne ise, bunun 1-2 puan altı ve üzeri hep olacaktır. Bu sapmanın ihmal edilemeyecek bir derecesinin de olduğunu unutmayın…

Asıl unutulmaması gereken, dikkat etmeniz gereken şudur gençler:
Eğitim sistemi hiyerarşik belli kademelerden oluşmuştur.
Her kademeyi izleyen kademeye geçmek için, izleyen kademenin önkoşulu olan öğrenmelerin gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Buna da verdiğiniz notlarla siz karar veriyorsunuz. Bunun vebali gerçekten büyüktür.
Önkoşul öğrenmeler gerçekleşmeden bir sonraki kademeye yollanmış her öğrenci sistemin tıkanması için çarka sokulmuş bir çomaktır…
Bugün belli bir eğitim öğretim kademesinde saçını başını yolan öğretmenlerin önceki kademelerden öylesine gönderilmiş öğrencilerin faturasını ödediklerini unutmayın.
Yani sevgili gençler, 3 puan 5 puan hesabını yaparak değil, onay vererek bir sonraki kademeye yolladığınız öğrencilerinizin diğer arkadaşlarınıza maliyetini düşünerek not verin.

Kissed from your eyes

228 

Tarih: 2006-02-27 18:02:58
Hatice Özendim Can ( hzendim@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam,ne iyi ettiniz de döndünüz dükkana sizin deyiminizle,İyi not alamayıp ta yine de toz kondurmayacağım ender hocalardansınız.ehh az çekmedik tree diagram,morpheme...diye ama bizim farkımız vardı şimdiki pedagogical grammar öğrenenlerden-kimsenin kursta mursta orda burda duymayacağı öğrenemeyeceği şeyleri öğrenmiştik,çok şükür ki sürüye dahil olmamıştık sayenizde ,teşekkürler...şimdilik anı tazelemek oldu ama ders konusunda da zaman zaman yardımınız a ihtiyaç duyucam hoşçakalın

229 

Tarih: 2006-02-27 19:10:46
muhsin ( muskininsect@gmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam nasılsınız bende bi yeğen var hiç ders çalışmıyo hep ders çalışma karşılığında karşılık istiyo. bu karşılıklar bilgisayar play station oynama gibi. yani eğer ders çalışırsa bunları yapacak yoksa ders çalışmıcak. bu haylaza ne yapmalıyız ben bu işlerde çaylak sayılırım daha 2. sınıftayım. bana biraz taktik verin. sygılarımı sunuyorum :)

230 

Tarih: 2006-02-28 13:16:41
Halit İSTANBULLU ( Bilgisayar69@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Böyle bir sayfa hazırladığınız için şahsım adına teşekkürlerimi sunarım.

231 

Tarih: 2006-02-28 16:44:48
Abdullah CAN ( canabdullah@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Bu kez de yukarıdan aşağı doğru yanıtlayalım gelenleri…

Sayfa için teşekkür eden herkese öncelikle şunu ifade etmeliyim ki, başta bu sayfa ve daha sonra da bu paylaşım platformu, “işlevsel olabildiği oranda” bu teşekkürlere ve övgü dolu güzel sözlere layık olacaktır. Bu anlamda gerçek teşekkürü, bu paylaşım ortamına yöneltilen soru ve sorunların çözümü için burada bizimle düşüncelerini paylaşan arkadaşlar ve bu ortamda soru ve sorunlarını bizlerle paylaşan gençler hak ediyor…
Kuşkusuz bu tür yüreklendirici ifadeler zaten kısıtlı olan zamanımızı böylesi etkinliklere harcarken ihtiyaç duyduğumuz motivasyonun da kaynağını oluşturuyor…

Muhsin, kelin ilacı olsa başına sürerdi dedirten çok zor bir soru sormuş. Sayın Adamım (oğlum) bu yaz Internette bir oyuna müptela oldu. (Knight Online galiba) Günün neredeyse tamamını bilgisayar başında geçirmeye başladı. Valla psikoloji kitaplarını falan karıştırdık, sistematik duyarsızlaştırma, bıktırma falan bir sürü şeyler yazmışlar da, bizde işe yaramadı. Hatta, bir gün vatandaşı sabahın köründe zorla bilgisayarın başına oturttuk, yemeğini bile yanına getirip kalkmasına izin vermedik, gece yarısına doğru uyku saati de bayağı geçtikten sonra yattı. Biz tamam bıktı yarın bilgisayara yanaşmaz derken, sabah tüm heyecanıyla oyun oynuyordu…
Gelelim öneriye… Zor ama bir ödül karşılığı yapılanların, ödülün getireceği dıştan kaynaklanan haz için değil, başka tür hazlar için (tercihen içten gelen) yapılmasını sağlamak gerekiyor. Çocuğun ödevlerini yapan, dersine çalışan bir öğrenci olduğunda daha farklı bir muamele göreceği, yaşatarak anlatılabilir. Ancak şu da göz ardı edilmemeli. Çocukların sınırlanmaya ve kurallara ihtiyaçları vardır. Bu gerçekten bir ihtiyaçtır ve uygun biçimde giderildiğinde rahatlık ve iç huzur sağlar. Ancak sınırlama getirilirken, dozu iyi ayarlanmalı daha da önemlisi çevredeki bireyler TUTARLI BİÇİMDE davranmalıdır. Yine kendimizden örnek vereyim, bu konuda anneler biraz duygusal davranıyorlar, dikkat etmek gerek…

Sevgili Hatice’ye de teşekkür ediyorum yazdıkları için. Her ne kadar derste paylaştıklarımız doğrudan başvuracakları sınıf içi uygulamalar değildiyse de, her geçen gün cinleşen veletlerin zekice sorularına “KURAL ÇOCUUUM, KURAL İŞTE” şeklinde karizma törpüleyici yanıtlar verilecek ortamlardan kardeşlerimizi muhafaza eylemeye yönelik idi… Bu arada kimseye gönderme yapmadan, kimseyi eleştirmeden bir saptamamı da yeri gelmişken paylaşayım… Dün sizler “ben tense’lerimi özledim” diye feryat figan ederken, bugün konuştuğum gençler, kendilerine verilen pedagogical grammar ve tense’ler için “ya biz bunları biliyorduk zaten” diyorlar. Yani, insanoğlu bir tuhaf ki, her sözü kaldırmıyor….

Cümlenizin gözerinden öpüyorum…

232 

Tarih: 2006-02-28 18:04:16
senem Öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba A.can hocam ve arkadaşlar.Ya hocam bu kez benimde bir derdim var.Bu sefer sorun İngilizcede başarılı bir öğrenciyle.İlle tembeller sorun çıkarıcak değil ya :) 9. sınıflarda sınıfın geneline göre daha iyi seviyede olan bir öğrencim var.İngilizceye çok istekli,meraklı.Dersi sevdiğinden de şüphem yok.Ama bu öğrenciye hiçbir şekilde ödev yaptıramıyorum.Tekrar amaçlı worksheetler dağıtıyorum yapmadan geliyor.Ama sınıfta takır takır cevap veriyor.Ne proje,ne writing,ne grammer ne de writing hiçbir ödevi yaptıramıyorum.Tamam başarılı sözüm yok ama diğer öğrencilere de kötü örnek oluyor.Konuşuyorum,ilgisini çekecek şeylere yöneltmeye çalışıyorum mesela belki bilgisayara meraklıdır diye bilgisayarda yaz getir ya da internette ara falan diyorum ama fayda etmiyor.İyice çıkmazda kaldım.Sizce ne yapabilirim?Ödevleri keyfe keder yaptıramam ki...

233 

Tarih: 2006-02-28 18:22:52
muhsin ( muskininsect@gmail.com) DEMİŞ Kİ:

sag olun hocam soylediklerinizi göz önünde bulundurarak hastaya müdahele edeceğim :) ameliyat filan yapmak gerekmez inşallah da kolayca hallederiz sorunu :) herkese selamlar saygılarımı sunuyorum

234 

Tarih: 2006-03-01 11:47:31
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

seni seviyorum demek öyle zorki içimde ki
aşk ı sevgiyi haykıra bilmek
seni seviyorum demek çok zor

ben seni düşünürken sen de beni düşünüyormusun
elveda derken akşamları sende benim gibi üzülüyormusun
lanet ediyorum bu akşamlara bizi ayırdığı için

düşünüyorum ama hiç bir anlam çıkaramıyorum
gecelerim her zaman tek konuğu sen oluyorsun
ancak sabah olup uyandığım zaman
tekrar seni görebileceğimi düşünüp
seni seviyorum diye bilmek istiyorum SEVGİLİM

***
bir hacer demirkol şiiri(caldım yanııı..)

235 

Tarih: 2006-03-01 11:50:50
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

son bişi:Merhum siyasetçilerden Osman Bölükbaşı yaptığı Avusturya gezisi sırasında bir gazetecinin "Atalarınızın viyanada ne işi vardı" sorusuna "Haçlı seferlerine iadeyi ziyaret" cevabını verir(ruhu şaad olsun):)))

236 

Tarih: 2006-03-02 16:41:48
tufan ( t_turkay1905@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam ıyı gunler
almanca bolumunde okumaktayım.namınızı ıngılızce de okuyan arkadaslardan duydum.degerlı hocam bır sorum olacaktı.ıngılızceden yan dal almayı planlıyorum.okul bıtınce ıngılıce ogretmenı olarak atanabılırmıyım.sadece orta okullara atanabılınıyormuss.acaba bu ne kadar dogru?bılgılendırısenız sevınrım
tardımınız sımdıdeden tesekkurler

237 

Tarih: 2006-03-02 19:31:25
from 2/z elt department ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

a little deeps of kindness will brighten up the world twice as much

238 

Tarih: 2006-03-02 20:00:44
Me, ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

To 2/z ELT department,

Kindness in words creates confidence.
Kindness in thinking creates profundity.
Kindness in giving creates love.

239 

Tarih: 2006-03-04 00:01:29
nusret 2/Z ELT ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

şu 2/z ne zaman adam olacak...????????

240 

Tarih: 2006-03-04 18:33:52
Hikmetist 2/Z ( hikmetist@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Slmlar.Ben 2-3 soruyla bu gıcık konuya son vermek istiyorum(aöl)
1-Öğretmen liselerinin statüsü nedir?Eğer meslek lisesiyse tabi ki öğretmenlik seçtiklerinde ek puan alacaklar,peki başka bölüm seçtiklerinde niye puanları düşmüyor?Eğer meslek lisesi değilseler,neden ek puan alıyorlar?
2-Acaba 12-13 yaşlarında kim gerçekten öğretmen olmaya karar verip bu liselere öğretmen olmak için giriyor?
3-Peki bu arkadaşlar verilen puanlara "yok biz almayalım" mı desinler diyorum?Tabi ki hayır arkadaşlar sakın siz üzerinize alınmayın.Kızarsanız da kızın.N'apayım? Bu da benim düşüncem...
4-Biz paçayı yırtmayı başardık.Ya arkadan gelenler?..

241 

Tarih: 2006-03-04 18:54:22
Hikmetist 2/Z ( hikmetist@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hele Nusretciğim;adam olma işi biraz insanın kendinden,sınıfın bireylerinden geçer.Önce biz bir adam olalım da...Sonra sınıf olur durur.Daha süresi var.Bilirsin son kullanma tarihine daha 2,5 yıl var...

242 

Tarih: 2006-03-04 20:48:47
Abdullah CAN ( canabdullah@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hani gece derslerine başlarken “ya ben nasıl derse başlayacağım sorusu ile birlikte kafamdan geçen ama çoğu zaman seslendiremediğim “minibüs edebiyatından alıntı” söylemle sizlere laf yetiştirmeye başlayayım.
Cümleten hayırlı geceler gençler…. (Demek ki gecenin geç ve yıldızsız bir saatinde yazıyorum. Ayrıca hafta sonu… Bilenler ne manaya geldiğini bilirler…EFE :) )

Senem’in ödev sorunu ile başlayalım.
Ödev konusundaki hassasiyeti iki açıdan ele almak gerek. Önce mevzuata bakalım isterseniz. Sistem “ödev” derken ne bekliyor sizlerden ve öğrencilerinizden.
************************************************
ÖĞRENCİLERİN DERS DIŞI EĞİTİM VE ÖĞRETİM FAALİYETLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Ödev
ÖDEVİN AMACI
Madde 8- Öğrencilere, aşağıdaki amaçları gerçekleştirmek maksadıyla ödev yaptırılır:
a) Ödevi özenle yapma ve zamanında teslim etme alışkanlığı kazandırmak.
b) Plân yapma bilgi ve becerisi geliştirmek.
c) Gerekli bilgi, araç, gereç veya malzemeyi toplayabilmek ve bunları amacına uygun olarak kullanabilmek.
d) Ödevin, çeşitli kişi ve eserlerden faydalanmakla birlikte öğrencinin kendisini geliştirmek maksadıyla bizzat yapması gereken bir görev olduğu şuurunu kazandırmak.
e) Ödev yapılırken yararlanılan kaynakları, kendisinden bilgi alınan kişileri belirleme alışkanlığı kazandırmak.
f) İletişim kurabilme, kaynaklardan faydalanabilme, alet yapabilme ve kullanabilme alanlarındaki yeteneği geliştirmek.
g) Ödevde varılan sonuçların, kullanılan kaynak ve yöntemlere bağlı olduğunu fark ettirmek.
h) Konulara, değişik açılardan bakabilme, danışabilme, tartışabilme ve soru sorabilme davranışları kazandırmak.
i) Birlikte çalışma davranışı kazandırmak.
j) Düşünce gücünü geliştirmek.
k) Bilmediğini araştırıp bulmaktan ve öğrenmekten zevk almayı sağlamak.
l) Gözlem, deney ve yeni buluşlara yönelik çalışmalar yapmaktan zevk almayı sağlamak.
m) Başarmanın hazzını tatma duygusu kazandırmak.
ÖDEVİN ÖNEMİ
Madde 9- Ödev, eğitim ve öğretim sürecinde yer alan faaliyetlerden biri olup öğrencilerin kendi kendilerine veya grup halinde severek yapmaları onlarda çalışma ve başarma istek ve heyecanı yaratması bakımından önem taşır.
**************************************************
Ödeve, salt dersinizin konu alanı amaçları açısından bakıyorsanız ve öğrencileriniz beklediğiniz davranışları sergileyebiliyorlarsa, yani sorularınız istediğiniz gibi yanıt verebiliyorlar, değerlendirme sonucu arzuladığınız standartlarda performans sergileyebiliyorlarsa, ödevlerini yapmasalar da olabilir. Çünkü bu açıdan ödevin amacı, sizin ders içi hedeflerinize ulaşmalarına katkı getirmektir.
Ama madalyonun bir de diğer yanı var. Eğitim derslerinde yeterince kafa ütülüyoruz, “formal eğitim” ya da “biçimsel eğitim” diye. Bunun da bir “raconu” var değil mi… Programınız var, kurallarınız var, ders saatiniz var, ziliniz var, Pazartesi Cuma bayrak töreniniz var, var oğlu var. Yukarıdaki ödev yönetmeliğine dikkatlice bakarsanız, ödevden beklentinin, konu alanına desteğin ötesinde bir anlamının da olduğunu göreceksiniz. Bu durumda “yapmasalar da olur” diye bırakmak doğru olmayacaktır.

Senem’in durumunu tam bilememekle beraber durumu açıklayacak bazı seçenekler geliyor aklıma. Ödevler zaten öğrencinin bilgi ve becerisi dahilindedir, çocuk yapmak istemez, bu durumda biraz daha “challenging” olmak lazımdır. Mümkünse çocuğun ilgi alanına yönelik araştırma ödevleri verilebilir. Eğer velet bilgisayar oyunu sapığı ise, SOVEREIGN SYMPHONY (Hükümran Senfoni) hakkında araştırma ödevi verebilirsiniz. (Eğer Hükümran Senfoniyi bilmiyorsanız derhal öğrenin, çocukların ilgisini çekecektir, bu da benim size ödevim olsun mu?) Eğer tipik yapılar, kalıplar söz konusuysa, Internetten konuya ilişkin materyal indirip CONCORDANCER yazılımları ile (bakınız benim sayfa, bazı çalışmalarım bölümü, Yapay Çiçeklerle Botanik Çalışma” adlı yazım) ilgili yapıları seçip kendiniz “worksheet” benzeri ödevler hazırlayabilirsiniz.

Diğer seçenek, çocuk ergenlik sorunları yaşıyordur, öğretmene okula sisteme tepki gösteriyordur. Ergenlik sorunları, çözüm yolları konusunda yazıp zamanınızı alacak değilim ama rehberlik kitapları, okulunuzdaki rehber öğretmenler ve Milli Eğitim Müdürlükleri bünyesindeki RAM’lar (bellek değil maalesef, Rehberlik Araştırma Merkezleri : ) bu iş için varlar. Faydalanın. Oralara ne kadar somut bilgi ve belgeyle giderseniz o oranda doğru teşhisle dönersiniz…

Sorun sadece ödevle ilgili olmaz. Pek çok sorunla karşılaşabilirsiniz. Bu durumda sizlere kişisel olarak, sizlere okulda gösterilen muamele sonucu edindiğiniz paradigmayı değiştirmenizi öneririm. (Okuyunuz EĞİTİMDE PARADİGMA DEĞİŞİMİ, Fatih Töremen & Mehmet Çete Hayat yayınları Hediyesi 8 YTL) Ayrıca çeşitli SINIF YÖNETİMİ kitapları da size ışık tutacaktır.
Yani Senem, örtmenlik bilim olduğu kadar da sanat. Müzik bölümü alınmasın, oraya gitmeden, pek çok sorunla karşılaşacağım diye (geçmişte öyle olduğu için) gittim. Paradigmam, kurallarla otoriter bir tarzla sorun bastırmak yerine onları anlamak ve maksadımın onlarla bir şeyler paylaşmak olduğunu anlatma üzerine yapılanmıştı. Allah bozmasın, çok iyiyiz çocuklarla… Unutma önce ilk adımı sen atacaksın, sonra gerisi geliyor…

Yavlum’a teşekkür ediyorum. Yeni bir boyut getirdi platforma. Pavlov’un iti gibi “bilişsel amaçlara” çok takılmış hissettim kendimi Mithat’ın “duyuşsal” amaçlara yönelik şiirini okuyunca. Lütfen nazire olarak almasın Yavlum, benim şiirle sanatla aram onun kadar değildir, lakin naçizane Divan şiirimizden bir dörtlük yazayım…

Aslı’yı çok sevdi Kerem,
Aslı için dağları deldi Kerem,
Ama Aslı vermedi bi kerem,
Ben böyle aşkı severem….

Son dizenin son sözcüğünü yanlış da hatırlıyor olabilirim, bilenler kusuruma bakmasınlar…

Tufan’ın sorusuna gelince…
Yan Alan Lisans Programı ile Çift Anadal Lisans Programı aynı şeyler değildir.
Eğer Çift Anadal Lisans Programını tamamlarsanız aldığınız ikinci diploma, sadece o alanda öğrenim görmüş arkadaşlarınıza sağlanan tüm haklardan onlardan hiçbir farkınız olmadan yararlanmanızı mümkün kılar. Eğer Internetten aşağıdaki adrese ulaşırsanız, hem Yan Alan Lisans Programı hem de Çift Anadal Lisans Programı ile ilgili yönetmeliği bulacaksınız.
http://www20.uludag.edu.tr/~oidb/yonetmelik.htm
Tüm ayrıntı orada yazıyor. Yönetmeliklerde anlamadığınız bir konu olursa Dükkan Pembe Bina 307. Gelin konuşalım… Yalnız Pazartesi Salı program yoğun denk getirme olasılığı düşük. (Kapıda program asılı)

Allah kahretsin, örtmenlik damarınıza işlemiş. Bilirsiniz, “errors can be calssified into two classes, GLOBAL errors and LOCAL errors. (Ayrıntı için bakınız sayfam, bazı çalışmalarım bölümündeki Error Correction adlı yazının “Can Errors be Classified?” başlığı altında yazdıklarım… Eğer “deeps” ve “deeds” in ayrı ayrı değişik anlamlara gelmesi ihtimali olmasa idi (yani olay local error kapsamında kalsaydı) bu ukalalığı yapmazdım, ama bağışlayın, 235 numaralı mesajı aşağıdaki şekilde düzeltiyoruz:

a little DEEDS of kindness will brighten up the world twice as much…

Başka bir açıdan bunun ERROR değil de MISTAKE olduğunu da düşünebiliriz. Klavye sürçmesi de olabilir, sahibinin günahını almayalım…

2/Z’nin adamlığı tartışmasını anlamış değilim açıkçası. Anlamadığım konuda da ahkâm kesmiyorum gördüğünüz gibi.
Öğretmen Lisesi tartışmasını da şimdilik izlemeyi tercih ediyorum…

Cümlenizin gözlerinden öpüyorum…

243 

Tarih: 2006-03-05 14:33:12
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Dakika otuzbeş sınavın yarısı eder.
Kabak gibi karşısındayız hocanın
Ortaokul çağımızdaki cevher,
Sağa sola bakmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.


Hoca kağıtları mı topluyor ne var?
Benim mi Allah'ım bu bomboş kağıt?
Ya şu baş üstündeki şaşkın eller?
Ne yapalım, bir diplomalık saltanatımız olacak
Lise çıkışında, sınav yarışında...
(hocam kızma hıc bu da calıntı ama soon şiir.ben kım şiir kım.....:)IO)

244 

Tarih: 2006-03-05 14:44:32
hatip_ül muhalif ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

insanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyorum sözünü paylaşmak istedim.
saygılar

245 

Tarih: 2006-03-05 15:47:05
Hikmetist 2/Z ( hikmetist@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

TÜRKÇE'NİN LEHÇELERİ VE YAYILDIKLARI COĞRAFYA
Burada, (biri dışında) tüm Türk topluluklarının kendi dillerini yani Türkçenin lehçelerini ve şivelerini anadil olarak konuştukları kabulu kesinlikle yanlış olmayacaktır. İkinci dil olarak ise, geçmişte veya günümüzde de bağımlı bulundukları devletlerin resmi dilini konuşmaktadırlar. Bunlar içinden en önemlileri Rusça, Çince, Farsça, Bulgarca ve Ukraynaca'dır. Kuşkusuz bu dillere ayrıca Arapça, Yunanca ile 1960'dan sonra Türklerin işçi olarak yabancı ülkere göçü sonucu öğrendikleri diller olan Almanca, Hollandaca Fransızca ve İngilizce de eklenebilir.
• Anadolu Türkçesi:
Anadolu Türkçesi, Türk dilleri içinde Oğuz dilleri grubunda yer alır. Toplam nüfusları 60 milyona yaklaşan ve Anadolu, Trakya, Kuzey Kıbrıs'ta (Kıbrıs'taki Türk nüfusu yaklaşık 140 bindir) yaşayan Anadolu Türkleri tarafından konuşulan bu dil, Türk lehçeleri arasında en büyük grubu oluşturur. Ayrıca bu lehçe, şu Türk azınlıklarının da ana dilini oluşturmaktadır:
Türk Azınlıklar Nüfus

Bulgaristan Türk azınlığı 750.000
Batı Trakya Türkleri (Yunanistan) 140.000
Makedonya Türk azınlığı 66.000
Irak Türkmenleri 300.000
Başta Almanya (1.920.000) olmak üzere
Hollanda (250.000), Fransa (240.000),
Belçika (85.000), ingiltere (65.000)
ve Danimarka'ya (37.000) 1960'lı
yılların başından itibaren göç etmiş
Türkler 2.600.000
• Azeri Türkçesi:
Anadolu Türkçesine yakınlığı ile bilinen Azeri Türkçesi de Oğuz dil grubundadır. "Azeri Türkleri"nin toplam nüfusu yaklaşık 23 milyon kadardır ve Azerilerin ancak 6,5 milyon kadarı Azerbaycan Cumhuriyeti'nde yaşarken yaklaşık 16 milyon Azeri, İran İslam Cumhuriyeti'nin kuzeyinde (Güney Azerbaycan), 330 bini Gürcistan'da ve 110 bini Ermenistan'da yaşamaktadır.
• Özbek Türkçesi:
Dilleri Karluk grubunda yer alan "Özbek Türkleri"nin büyük çoğunluğu Özbekistan Cumhuriyeti'nde (16,2 milyon) yaşamaktadır. Başta Tacikistan (1,5 milyon) olmak üzere Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Afganistan'da yaklaşık 3 milyon Özbek bulunmaktadır.
• Kazak TürKçesi:
Kazakça, Türk dillerinin Kıpçak grubunda yer alır. "Kazak Türkleri"nin büyük bölümü Kazakistan'da yaşarken, komşu cumhuriyetlerde de (özellikle Türkmenisten, Moğolistan) Kazak azınlıklara rastlanır ve toplam nüfusları 9 milyonu aşar.
• Kırgız Türkçesi:
Kırgız dili, Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır ve bu dili konuşan Kıgızların sayısı, diğer komşu cumhuriyetlerde yaşayanlarla birlikte 4 milyonu bulur.
• Türkmence:
Türkmenistan Cumhuriyeti'nde bugün 3 milyon, diğer bölgelerde de (İran, Irak, Afganistan) yine yaklaşık 3 milyon Türkmen yaşamaktadır. Dilleri Oğuz grubunda yer alır ve Anadolu Türkçesine çok yakın nitelikler taşır.
• Tatarca:
"Tatar Türkleri"nin 2 milyonu Rusya Devleti'nin içinde (Moskova'nın yaklaşık 750 km güneydoğusunda) Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nde (Kazan Tatarları) yaşarken, 1,1 milyon Tatar yine Rusya içindeki Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti'nde, 350 bini Kazakistan'da ve 300 bini ise Kırım Yarımadası'nda (Kırım Tatarları) yerleşmiştir. Dilleri Kıpçak grubundandır.
• Başkurt Türkçesi:
Günümüzde Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti'nde (Moskava'nın yaklaşık 1.250 km Güneydoğusu'nda 1 milyon, diğer bölgelerde ise 1,6 milyon Başkurt Türkü yaşamaktadır. Dilleri Kıpçak grubunda yer alır.
• Karakalpak Türkçesi:
Dilleri Kıpçak grubunda yer alan Karakalpak Türkleri, Özbekistan'da (Aral Gölü'nün güneyinde) Karakalpak Özerk Cmmhuriyeti'inde yaşarlar; nüfusları 500 bin civarındadır.
• Çuvaş Türkçesi:
Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti'nde (Moskova'nın yaklaşık 600 km güneydoğusunda, Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nin kuzeybatısında) 950 bin civarında Çuvaş Türkü yaşamaktadır.
• Sors Türkçesi:
Kültür ve dil yönüyle Hakas ve "Altay Türkleri"ne çok yakın olan Sors Türkleri Rusya'nın Kemerowo bölgesinde (Alma-Ata'nın yaklaşık 1.750 km kuzeydoğusunda) yaşarlar; sayıları 17.000 dolayındadır.
• Altay Türkçesi:
Altay (Oyrat) dili Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır. Bu dili konuşan 60 bin Altay Türkü Altay Özerk Cumhuriyeti'nde (Rusya Cumhuriyeti'nde Kemerowo'nın güneyinde, Moğolistan sınırında) yaşarken 70 bini ise diğer bölgelere yerleşmiştir.
• Uygur Türkçesi:
Türklerin ilk yazılı eserlerinde kullanılan Uygurca, Karluk dil grubunda yer alır. Bu lehçeyi konuşan yaklaşık 16 milyon Uygur Türkü (bazı kaynaklara göre 20-23 milyon) günümüzde Batı Çin'de (Doğu Türkistan'da), çok azı ise Rusya'da yaşamaktadır.
• Gagavuz (Gökoğuz) Türkçesi:
Dilleri Oğuz dil grubunda yer alan dolayısıyla Anadolu Türkçesine çok yakın olan Gagavuz Türkleri Moldavya'nın güneyinde 1991 yılında kurulan Gagavuz Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamaktadırlar; nüfusları yaklaşık 160 bindir. Ayrıca Balkanlar'da ve Rusya'nın çeşitli bölgelerinde dağılmış küçük topluluklara da rastlanır.
• Stavropol Türkçesi:
Türkmence ve Nogay diline çok yakın olan bu dil, bölgeye göç etmiş Türkmenler tarafından konuşulmaktadır.
• Kumuk Türkçesi:
Kumuk Türkçesi Kıpçak grubundan olmakla birlikte Andolu, Azeri ve Karaçay dillerine yakınlık da gösterir. Toplam nüfusları 300 bin kadar olan "Kumuk Türkleri"nin yaklaşık 250 bini Dağıstan bölgesinde (Kuzeydoğu Kafkasya'da) yaşamaktadır.
• Karaçay Türkçesi:
Karaçay dili Kıpçak grubundan olup, Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti'nde (Gürcistan'ın 200 km kuzeyinde) yaşamakta olan yaklaşık 160 bin Karaçaylı tarafından konuşulmaktadır.
• Balkar (Malkar) Türkçesi:
Dilleri hemen hemen Karaçay Türkçesi ile aynı olan Balkar Türkleri Gürcistan'nın kuzeyinde, bu ülkeye komşu olan Balkar Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır; sayıları 85 bin civarındadır.
• Karaim Türkçesi:
Kıpçak dil grubuna ait Karaim dili bugün çok az Karaim Türkü tarafından konuşulmaktadır. Bunlar, Ukrayna'nın batısı, Litvanya ve Polanya'da yaşamaktadır.
• Hakas Türkçesi:
Hakas Türkçesi Kırgız dil grubuna çok yakın olup, Hakas Özerk Cumhuriyeti'nde yaşayan yaklaşık 80 bin Hakas Türkü tarafından konuşulmaktadır.
• Nogay Türkçesi:
Nogay Türkleri, Stavropol ve Dağıstan Bölgesi, Çeçen-İnguş Cumhuriyeti ve de Karaçay-Çerkes bölgesinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Dilleri Kıpçak grubunda yer alan "Nogaylar"ın sayısı 75 bin dolayındadır.
• Tuva Türkçesi:
Yaklaşık sayıları 220 bin tahmin edilen "Tuva Türkleri"nin 200 bini Tannu-Tuva Halk Cumhuriyeti'nde (Moğolistan'nın kuzey sınırına komşu bölgede) yaşamaktadır.
• Yakut (Saka) Türkçesi:
Moğolcanın etkisi ile hayli değişikliğe uğrayan Yakut dili, tahmini sayıları 400 bin olan ve büyük çoğunluğu Yakut Özerk Cumhuriyeti'nde (Çin sınırına 1.250 km uzaklıktaki Doğu Sibirya'da) yaşayan Yakut Türkü tarafından konuşulmaktadır.
• Kaskay Türkçesi:
Anadolu ve Azeri Türkçesine çok yakın bir Türkçe ile konuşan Kaskay Türkleri, Hasme Türkleri ile birlikte Iran'ın güneyinde yaşarlar; sayıları 700 bin dolayındadır.
• Ahıska (Mesketi, Meşet) Türkçesi:
Dilleri Oğuz grubunda yer alan Ahıska Türkleri günümüzde dağınık olarak Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve Türkiye'de yaşamaktadırlar. Sayıları 200 bin civarındadır.

246 

Tarih: 2006-03-05 17:22:50
nilay mısırlı ( nilaymisirli@msn.com) DEMİŞ Kİ:

herkese hörmetler;
ay hocam bu senem ne diyo allaaşkına ,ne olucak yani öğrenci ödevini yapmıyosa ? eksi ver bari senemcim:) canım arkadaşım ben şöyle yapıom 9. sınıflarda anlattığım konuyla ilgili isteyenler ödev yapsın diom ,kimseyi zorunlu tutmuom ,o ödev denen şeyleride küçük ister çiçekli böcekli ister kare çizgili kağıtlara yazmalarını istiomki feedback (işte anahtar kelime)verebileyim ayol ,yanlışlarına bakıp güsel sözlerle donatıom ee tabi veletler yola gelio ,he bu arada yapılan ödevleri cebe veya bilimum kitap aralarına sıkıştırmasınlar die sene sonunda proje adı altında dosyalayın diomki dahada şevkleniolar,he yapmayanlar yok mu tabii ki var onlar da ona göre ödüllendirilio ;ama inanın feedback denilen şey burda çok rol oynuo : aaa hoca okumuş incelemiş dio dahada yazı yazıo ilk önce minnacık paragraflar sonra büyüyo... işte ben kimin öğrencisiyim ya üfff senem hanıma duyrulur. hakket hocam nası sizce ii bişiy mi yapıom acaba ,herkese hörmetler...

247 

Tarih: 2006-03-05 18:24:00
Hikmetist 2/Z ( hikmetist@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

ELVIS DEMİŞ Kİ:
A little less conversation, a little more action...
Peki siz ne diyorsunuz?..

248 

Tarih: 2006-03-05 19:45:32
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Aslında müdahil olmayayım diyordum ama madem "Peki siz ne diyorsunuz?" diye ortaya bir soru atılmış, en azından buna cevap olsun diye yazayım düşüncelerimi ...

Ben bu sayfayı yaklaşık 3 yıldır ayakta tutmaya çalışıyorum. Her ne kadar sayfada pek çok değişik konular, başlıklar olsa da asıl amacım sizlerin öğretme/paylaşma becerilerinize katkı getirmek. Bazılarınızla kişisel anlamda öğrenci öğretmen ilişkisinin ötesinde dostluklar kurulmuş olsa da, sizleri benimle karşı karşıya getiren bir görevim var. Öncelikle bu görev gereği, sonra da yaptığım işin hakkını vererek "kendimle barışık bir mesleki yaşam sürme" adına yazdığınız her şeyin altında "pedagojik" bir yan bulmaya çalışıp onu ortaya çıkarmaya gayret ediyorum.

Mesela Nilay'a (daha önce de 2C'den başka bir arkadaşınıza da yapmıştım) yapıom donatıom istiom öyle yazılmaz diye sürüneceğim. Çünkü alanı ne olursa olsun her öğretmenin öğrencilerine her fırsatta kazandırmaya çalışacağı 7 temel beceriden birisi de(kaçınız biliyorsunuz bunları, dürüstçe sorgulayın kendinizi, ha bunu söylerken size bunları öğretmeden yolladığımız için kendimize de batırıyorum çuvaldızı) Türkçe'yi DOĞRU ETKİLİ GÜZEL kullanma becerisidir. Bana sınıfta böyle konuşup yazmıyoruz, bu kısa mesajdan kalma alışkanlık, bunu da akıl edemiyorsun be gafil hoca dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ama benim (Feriştah ile paylaştığım) FENTEZİM (şimdi de ben mi dilin validesini haremime dahil ediyorum?) öğrencilerine kazandıracaklarını başta kendisi yapan, uygulayan öğretmenler görmek. Nilay'ın alınmayacağına inandığım için yazdım bunu.

Gelelim TÜRKÇE'NİN LEHÇELERİ VE YAYILDIKLARI COĞRAFYA konulu uzun yazıya.
Sevgili gençler, mektepte sizlere defalarca yazdırdıkları KOMPOZİSYON denen yazıların bir amacı da sizlerin düşüncelerinizi örgütlü bir biçimde ifade etmenize yardımcı olmak. O yazıda yazılanlara asla karşı değiliz. Zaten ortada bir "proposition" öne sürülen tez olmadığı için, yazı bir betimleme olduğu için zaten karşı olma olmama diye bir şey sözkonusu olamaz. Ama kafamızda soru işaretleri uçuşuyor. Arkadaşımız bunları bizimle paylaşırken ne mesaj vermek istiyor? Bir uyarı? Bir yakınma? Birşeylere itiraz? Bir yanlışlığı düzeltme? Edimbilim derslerinde anlattılar/ya da anlatacaklar, cümlelerin, metinlerin "iletişim işlevleri(görevleri" (illocutionary force) vardır. Neden o kadar lafı ettiğinizi açıkça ya da ima ederek bir şekilde anlatırsınız. (Farkındaysanız, ben de yönerge yönetmelik gibi konular dışında COPY PASTE yöntemini pek tercih etmiyorum.)

Gelelim Elvis'in dediklerine.
Yukarıda yazdıklarımı doğrulamış.
Elvis'in dediklerinin tümünü göz önüne aldığımızda şunu da görüyoruz:

A little more bite and a little less bark

Türkçe tercemesi ile "ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz..."

Cümlenizin gözlerinden öpüyorum..

249 

Tarih: 2006-03-05 20:34:40
inci ( englishpearl@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Dürüstçe sorguladım kendimi fakat dediğiniz gibi 'her öğretmenin her fırsatta öğrencilerine kazandırmaya çalışacağı 7 temel beceri'yi bilmediğimi farkettim. Bunun bir eksiklik olduğunu düşünüyorum.
Bilirsiniz arkadaşlar bilmemek ayıp değil, sormamak ve öğrenmemek ayıp..
İşte ben de soruyorum; her öğretmenin öğrencilerine her fırsatta kazandırmaya çalışacağı 7 temel beceri nedir??
şimdiden teşekkürler... :)

250 

Tarih: 2006-03-05 22:11:21
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

İyi geceler İnci,

Duyarlılığın ve açıkyürekliliğin için teşekkür ediyorum.
Bu TEMEL BECERİLER Bakanlığın bu yıl uygulamaya koyduğu yeni Öğretim Programlarını geliştirme çalışmaları esnasında saptandı. Beceriler şunlar:

1-Eleştirel Düşünme Becerisi
2-Yaratıcı Düşünme Becerisi
3-İletişim Becerisi
4-Araştırma-Sorgulama Becerisi
5-Bilgi Teknolojilerini Kullanma Becerisi
6-Girişimcilik Becerisi
7-Türkçeyi Doğru, Etkili ve Güzel Kullanma Becerisi

Geçen hafta dersimde de söyledim. Biz öğretmenler, arzuladığımız insanı yetiştirmek için eğitim tezgahında hep birlikte çalışıyoruz. Kimimiz yabancı dil öğretiyoruz, kimimiz estetik değerler kazandırıyoruz, kimimiz havuz problemleriyle analitik düşünme, sorun çözme becerisi kazandırmaya çalışıyoruz. Ama birşeyler eksik kalıyor ki, birbirimizi anlayamadığımız için gereksiz yere kavga ediyoruz, bilgiye ulaşamıyoruz, olumsuzluklardan ders almıyoruz, olayları sorgulamıyoruz, banka hortumluyoruz, yasaların boşluklarından yararlanmaya çalışıyoruz falan filan... Diyorum ki, İngilizce'ye, Matematiğe, Kimyaya kilitlenip birşeyleri gözden mi kaçırıyoruz acaba???
Bir düşünün bakalım.... Ne dersiniz???

Sevgilerimle

251 

Tarih: 2006-03-05 22:47:19
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Yine dayanamadım, yazıyorum. 245 numaralı mesajın neden yazıldığını merak edenler varsa (benim gibi) aşağıdaki adrese ulaşsınlar:

http://www.turkiye.net/sota/tranadil.html

E canım kardeşim (Hikmetist 2/Z), o kadar kopyaladın da neden hemen altındaki SONUÇ bölümünü almadın buraya :)

252 

Tarih: 2006-03-05 23:05:00
Hikmetist 2/Z ( hikmetist@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Selamlar hocam , iyi geceler... TÜRKÇE'NİN LEHÇELERİ VE YAYILDIKLARI COĞRAFYA konusunda verdiğiniz cevapla ilgili olarak,haklı olduğunuzu söyleyebilirim.Açıklık getirmek gerekirse; okuduğum bir makale hoşuma gitti (zaten adresini de DAYANAMAYARAK bulup reklamını yapmışsınız-ama ben başka yerden buldum.Sonuç bölümünü de millet kendisi yorumlayabilir diye COPY PASTE yapmadım.) ve ilgisi olanla PAYLAŞayım diye buraya aktardım.Herhangi özel bir nedeni yok.

COPY PASTE ile ilgili olarak ironik bir açıklama yapmışsınız ama pişman değilim.İlgimi çeken böyle konular yine karşıma çıkarsa,yine COPY PASTE yöntemiyle buraya aktarmaktan çekinmeyeceğimi belirterek iyi geceler diliyorum...

253 

Tarih: 2006-03-05 23:46:52
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Bir konuda anlaşalım,
Niyetim burada sizlerle karşılıklı atışmak, bizim kültürdeki adıyla "idrar yarışı" yapmak değil. Bu nedenle ironi falan yapmaya gerek olmadan söylerim söyleyeceğimi. Eğer burada bir paylaşım platformu açmışsam, "adaba mugayır" olmamak kaydıyla yazılan da kopyalanan da burada kalır, içeriği beni eleştirmek de olsa. Önceki deftere Burcu adlı bir abla "suç sende değil, ormanı yakıp seni aramıza salanda" diye yazmıştı da cümle aleme ibret olsun diye kaldırmamıştım o yazıyı... (Ne tesadüf bende de iyi armut saplantısı var...) Siz de benim gibi hoşgörü gösterip alınmayacak gücenmeyecek, öküzün altında buzağı aramayacaksınız. Tabii ki çekinmeyeceksin ve tabii ki pişmanlık duymayacaksın...
Ben de iyi geceler diliyor gözlerinden öpüyorum...

254 

Tarih: 2006-03-06 00:43:52
Hikmetist 2/Z ( hikmetist@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Selamlar hocam, tabi tabi dedikleriniz doğru.Ben pek fark edemedim ama "adaba mugayır" olduysam cümlenizden özür diliyorum.Atışmak da ne demek,ne haddimize!Biz sizden öğreneceğiz.Siz görmüş geçirmiş olduğunuza göre sizin tecrübelerinizden yararlanacağız.N'apalım hocam-daha öğretmen olamadığımız için pedagojik içerikli bir konu ortaya atamadığımızdan böyle şeyler yazıyoruz bakalım.

İşte böyle söyledikten sonra konuyu kapatıyorum ve size teşekkür ederek iyi geceler diliyorum.

255 

Tarih: 2006-03-06 19:48:05
senem oznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Selamlar hocam ,nasılsınız? Az önce mezuniyet cdmizi izledim de duygulanıverdim yine.Yaşlanıyor muyum ne:)Belki burdan ulaşabilirim tüm eski dostlara.ARKADAŞLAR HEPİNİZİ ÇOK ÖZLEDİM.BİR ZAMANLARIN 4B SINIFI BU SAYFAYA YOLUNUZ DÜŞERSE İŞTE MAİL ADRESİM UĞRAYIN GÖRÜŞELİM:)
Bu arada Hocam nostalji albümüyle ilgili bir sözünüz vardı.Kar kalkmadı mı henüz:)Burda Bursa'yı ,kampüsü özleyen büyük bir kitle var.Yeni resimleri bekliyoruz.HERKESİ KOCAMAN ÖPÜYORUM,iyi akşamlar...

256 

Tarih: 2006-03-07 06:36:27
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Senem
Yeni resimlere ulaşabilirsin...
Sevgilerimle

257 

Tarih: 2006-03-07 12:25:43
asel_elif ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam daha çok olmadı sizi tanıyalı,çok da sürmeyecek.hepsı bı dönem.ama ögrettıklerınız hayat boyu bizimle olcak... bitanesiniz...

258 

Tarih: 2006-03-07 15:35:55
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

AYYY HOCAM SÜPERSİNİZ.HER YER HALA ÇOK GÜZELLL:)TEKRAR TEKRAR TEŞEKKÜR EDERİM.

259 

Tarih: 2006-03-07 23:36:07
Hikmetist ( hikmetist@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

FIKRA

Temel öksürükten,Dursun da kabızlıktan şikayetçidir.Beraber doktora giderler.Doğal olarak doktor Temel'e öksürük şurubu,Dursun'a da müshil verir ama bunlar ilaçları karıştırırlar...
Bir hafta sonra doktor Temel'e:"Nasıl oldun,hala öksürüyor musun?" diye sorunca,Temel doktora:"Öksürmeye cesaret bile edemeyurum doktor bey" diye cevap verir.

260 

Tarih: 2006-03-07 23:41:15
Hikmetist ( hikmetist@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Kula bela gelmezmiş Hak yazmadıkça,
Hak bela yazmazmış kul azmadıkça.

Sadece bir yerde okudum ve paylaşayım dedim.İyi geceler...

261 

Tarih: 2006-03-08 19:51:26
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Hikmet
Sayfamızda fıkralar için ayrı bir yerimiz var.
Eğer paylaşmak istediğin fıkraların olursa e-postayla bana gönder, ben olduğu gibi oraya aktarayım.

262 

Tarih: 2006-03-08 20:19:10
Taner Uçan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hocam selamlar.Ben ders kitabının birinde şöyle bir ifade gordüm:"The meal has been cooking in the oven."Bu ifade doğru mu yoksa ben"cook" fiili yalnızca passive voice'de kullanılır diye yanlış mı hatırlıyorum?Selamlar...

263 

Tarih: 2006-03-08 20:24:44
Hikmetist 2/Z ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Özür dilerim Hocam , ben yanlış anlamışım.
Selamlar...

264 

Tarih: 2006-03-08 21:52:19
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Taner,
Bu tür fiiller özel fiiller. Bunlar "ergative" "unaccusative", "middle", "inchoative" olarak alt sınıflara ayrılabilen bir grup fiil. Tam adamına sordun sen de, ben bu konuda ayrıntılı bir de çalışma yapmıştım. Sana o çalışma için yaptığım alanyazın taramasında rastladığım DİLBİLGİSEL OLARAK DOĞRU sayılan cümleleri, referansları ile birlikte aşağıya kopyalıyorum. Ama önce soruna yanıt vereyim, bu cümle DOĞRU...

Çok genel olarak ifade etmem gerekirse, paired ergative denilen bir grup hem active hem de passive olarak kullanılabilirken, unpaired ler edilgen olarak kullanılamıyorlar. Örneğin read ve cook paired oldukları için her iki şekilde kullanılabilirler. Ama, emerge, appear gibileri "was appeared", "is emerged" şeklinde ASLA KULLANILAMAZLAR.

a.The woollens washed well in the Hoovermatic.
b.I am afraid that this scene does not photograph well.
c.Porcelain sinks clean easily.
d.This boomerang throws well.
e.That box lifts easily.
f.The new design of ball catches easily.
g.Your case carries easily.
h.This string won’t tie properly.
i.My new steel-tipped boots kick well.
j.That shape of box doesn’t wrap up easily.
k.This dirt won’t brush off.
l.These Mills and Boon novels lend rather rapidly.
m.Milk won’t keep in hot weather.
n.Top-floor apartments tend not to rent so easily as ground-floor ones.
o.The Kingsland Police bribe easily.
p.These pills swallow easily.
q.This meat chews rather easily.
r.This new board game plays well for a competition.
s.This kingdom governs easily with this social contract.
t.Grandpa tires quickly these days.
u.Greece and Italy don’t compare in terms of cuisine.
v.Shakespeare’s works translate well into French.
(Dixon, 1991, pp.322-34).

a.The cloth tore.
b.The rice cooked.
c.My resolve weakened. (Halliday, 1994, p.163).

a.The bell rang.
b.The window broke.
c.The door opened.
(Palmer, 1965, p.90).

a.Your report reads well.
b.The new Ford is selling badly.
c.This dress does up at the front
d.It’s a pretty material, but it doesn’t wash. (Swan, 1980, p.457).

a.The singer’s latest record is selling like hot cakes.
b.This sentence doesn’t read quite right.
c.This sweater has washed OK. (Eastwood, 1994, p.142).

Dixon, M.W. (1991). A new approach to English grammar on semantic principles. Oxford: Clarendon Press
Halliday, M.A.K (1994). An Introduction to Functional Grammar (Second Edition). New York : Edward Arnold.
Palmer, F. R. (1965). The English Verb (Second Edition). New York : Longman Inc.
Swan, M. (1980). Practical English Usage Oxford : Oxford University Press
Eastwood, J. (1994). Oxford guide to English grammar. Oxford:Oxford University Press

265 

Tarih: 2006-03-09 01:43:40
Hikmetist 2/Z ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Selamlar Hocam,ben bu MEB'in yurt dışı burs açıklamalarını okudum.Orada burslar her alanda kullanılabilir diye bir madde var.Daha doğrusu bu ilk maddesi.Rusya'da 40 kişilik bir lisansüstü eğitim bursu varmış,mesela.Bölümümüzle alakalı olarak ileride Rusya'da ne gibi bir çalışma alanımız olabilir?Yani lisansüstü bölümleri ve üniversiteler hakkında bir bilginiz veya bildiğiniz bir link var mı?

Teşekkür ederim,iyi sabahlar...

266 

Tarih: 2006-03-09 15:02:50
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam,umarım iyisinizdir.Ben bu hafta sonu Bursa'ya geliyorum:) Pazartesi günü de okuldan izinliyim,kampüse gelicem.Pzartesi gündüz dersiniz varmış.Programınıza baktım.Umarım sizi görebilirim.Programınızda bir değişiklik yoktur inşallah.Pazartesi görüşmek üzere.Emaneti unutmadım hocam:) sevgiler...

267 

Tarih: 2006-03-09 18:06:12
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Senem Merhaba. Yıllar sonra sizleri tekrar görmek... Dünün tree diagramlardan bunalmış tıfıl üniversite öğrencilerini bugünün hızla yetkinleşen öğretmenleri olarak görmek ne güzel bir duygu... Canım benim... Pazartesi görüşmek üzere...

Hikmet, bu konuda bazı linkler var şüphesiz ama şu aşamada sizlere düşen tek şey, donanımınızı artırmak ve akademik not ortalamanızı olabildiğince yüksek tutmak. (ÖPD'nin de bayağı kredisi mi varmış neymiş :) ) Alan olarak sizler gerçekten çok şanslısınız, çünkü size, iyi olmanız ve bunu uluslararası standartlarda belgelemeniz şartıyla, her yerde iş var...
Bu mevzuuyu bir ara yüz yüze harcayalaım...

268 

Tarih: 2006-03-09 19:56:54
nimet & özgür ( nimetokurogullari@gmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hayırlı akşamlar hocam... Nimet ben ve tabi ki benimle beraber Özgür.... Umarım iyisinizdir. Bayağı oldu görüşmeyeli, daha doğrusu görüşemeyeli.... Çok istemiştik sizi de aramızda görmeyi ama kısmet değilmiş... Şu anda ikimizde çocuklarımıza nasıl adam olunur onu anlatmaya, onlara elimizden geldiğince örnek olmaya çalışıyoruz; comperatives,superlatives anlatmanın yanı sıra... Allah yüzümüzü kara çıkarmasın...
Bu arada sitedeki resimler çok iyi geldi. özlemişiz valla.Ellerize sağlık. Bir anda ders arası muhabbetler, hocalara gözükmeden sıvışmalar, o zamanlar ki 'sadece arkadaşız' la şimdiki nişanlımızla bakışmalar.... Hepsi gözümde canlandı... Fırsatı olan herkese her anın tadını çıkarmalarını haddimi aşarak tavsiye ediyorum.
Özgür' ün de çok selamı var... Görüşmek üzere...

269 

Tarih: 2006-03-09 21:13:51
nilay mısırlı ( nilaymisirli@msn.com) DEMİŞ Kİ:

iyi akşamlar hocam... yeni resimler eklemişsiniz ,çok güzel olmuş,ellerinize sağlık ,çok özlemişim valla,inşallah bir gün ziyaretinize gelicem ... artık güzel yazabiliyorum .. hoşcakalın ...

270 

Tarih: 2006-03-10 06:29:41
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Nilay,
Çimlerdeki çiğ damlacıklarının sabah güneşinde yere saçılmış inciler gibi parladığı serin dingin bir kampus sabahından merhaba...
Yazdıklarıma alınmadığına sevindim. Bu sıralar daha çok söylüyorum her yerde, İbrahim Sadri'nin Kuş Hatıralarında dediği gibi, GÖSTERMEKTEN ÇEKİNMEDİĞİMİZ BİR İÇİMİZ olsun diye ve ben de içimden geçen her şeyi her yerde söylüyorum...
Kırılmayın bana... Sizleri ne kadar sevdiğimi bir bilseniz...
Umarım senin de yolun buralara düşer de harcarız birikmiş mevzuuları..
Sevgilerimle gözlerinden öperim...

271 

Tarih: 2006-03-10 14:55:39
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Genç Muallimeler, Muallimler ve Muallim(e) Namzetleri,

266 numaralı mesajda iki taze öğretmenin yazdıkları arasından aşağıya kocaman kocaman harflerle kopyaladığım şu sözler bana ekleyecek bir şey bırakmıyor:

ŞU ANDA İKİMİZ DE ÇOCUKLARIMIZA NASIL ADAM OLUNUR ONU ANLATMAYA, ONLARA ELİMİZDEN GELDİĞİNCE ÖRNEK OLMAYA ÇALIŞIYORUZ; COMPERATIVES, SUPERLATIİVES ANLATMANIN YANI SIRA... ALLAH YÜZÜMÜZÜ KARA ÇIKARMASIN…

Allah yüzünüzü kara çıkarmasın, yüreğinize aklınıza bileğinize gayret kuvvet versin…

Mesleği kimlere emanet ettiğimizi gördüğümüzde, geleceğe daha bir umutla bakıyoruz, toplumsal çözülmenin belirtilerinin her akşam ajanslarda yüzümüze yüzümüze vurulduğu şu günlerde…

Cümlenizin sevgiyle gözlerinizden öpüyorum……..

272 

Tarih: 2006-03-10 18:38:35
İsrafil ÖNCEL ( israfiloncel@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Hikayeyi bilnenler bilir.adamın biri orta alana bir fil koyar sonra gözlerini mendille bağladığı kişileri filin üzerine salar. Bu nedir diye sorduktan sonra filin burnunu tutan borudur der.Filin kulağını tutan lahana ve ayagını tutan boru ama biraz garip br borudur der.Netice itibariyle gözleri kapalı bu adamlar bir türlü mutabık olamazlar.Hikaye buraya kadar, devamını ben getireyim.Bu adam neden böyle bir şey yapmış bilinmez ama zaten bu şu anda yaşadığımız şey tamamıyla olamsa bile buna yakın bir şey.Anlaşmazlığa girdiklerni gören adam birden bağırıp ''yahu o tuttuğunuz bir fil ''deyince işte o zaman en zavallı duruma düşen sanırım o olur.Sen adamın gözünü kapat, orta yere sür, filin kulağını adamın eline, ver sonra deki bu lahana değil fildir.Tamam aslında haklı olan sensin ama eğer filin kulağına lahana diyen kitle çoğunlıksa, o artık lahanadır.Bugün filin kulağına lahana diyenlerin başını çekiyorum.Evet bu bir lahanadır.Eğer sen ona fil dersen acıya yelken açmışsın yazık olur sanada bana da ..Ama şu varki o bir FİLDİR.
1. Kademe de 14 yaşında bir öğrencim var.ADI Uğur.Uğur dedim neden hala ilkokuldasın cevabı çok hoştu '' Ğocem ben ilkoklu sevirem''..BEN de filleri seviyorum ama bazıları ondan dolma yapmaya çalışıyorlar..
Neler görmüş ellerinizden hürmetle öperim..

273 

Tarih: 2006-03-10 19:52:09
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili İsrafil'e,

Bir gün ülkelerin haber alma teşkilatları arasında bir yarışma düzenlenir. Yarışmaya CIA, KGB ve bizimkiler katılır. İlk gün her üç teşkilata da yarışmaya konu görev açıklanır:
“Göreviniz yakınımızda bulunan ormandaki zürafayı bulup getirmek.”
İlk önce CIA deneyecektir. Ertesi gün sabahtan CIA ajanları ormana giderler. Bir saat geçer, iki saat, üç saat, beş saat.. Günün sonunda CIA eli boş olarak geri döner.
İkinci gün KGB gider, o da aynı şekilde bir saat, on iki saat, bir gün, iki gün üç gün... Sonunda geri dönerler. Onların da elleri boş.
Üçüncü gün bizimkiler gider ormana. Kısa bir süre sonra yanlarında bir “Fil” ile geri dönerler, ama fil ağzı burnu dağılmış, yara bere ve çürük içindedir...
Jüridekiler “bu ne yahu” demeye kalmadan Fil konuşur: Aaabi valla billa ben zürafayım...

Sizleri her koşulda doğru bildiğinizi yapmanız ve söylemeniz için yetiştirdik.
Madam Curie kanser oldu...
Socrates kendi elleriyle baldıran zehrini içti...
Sizden henüz bunlar istenmiyor...
Doğru bildiğinizi söylediğiniz müddetçe doğru yoldasınız demektir. BU BÖYLE BİLİNE...

Gözlerinizden öperim....

274 

Tarih: 2006-03-12 08:44:49
adnan (
thekomikaze@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

merhabalar hocam!
ben kendi mezun olduğu ilköğretime atması yapılan bahtiyar öğretmen namı diğer the ADNAN neden 'the'
çünkü okulumda sizleri örnek alan indefinite adnan ların içindeki definite adnan olarak gördüğüm için kendimi
bazen düşünüyorum acaba bizleri unuttunuz mu diye
olabilir unutmak sizin yerinizde olan herkese gayet doğaldır okadar işiniz var..
bizi unutmamışınızdır
demin nimet ablanın yazısını okudum..
gerçektende öyle okdar kolay diye düşündüğümüz konuları anlatıp öğretebilmek çoook zor hocam
helede buralarda.. uzak ama tam orta anadoluda...
ğrencilerde motivasyon SIFIR ELİNİZİ UZATTIĞINIZDA KAYNAK adına hiç bişey yok....vs..
ama öğretmenlik o kadar güzelmiş ki... o tertemiz ruhlara eğitim ve öğtretim verebilmenin zorlugunu bastırıyor... akşam insan gülümseyerek uyuyor.. relative pronoun süperlative ve comparative farkını öğretmek zor desekte çok tatlı...hani bir deyim vardır buaralarda 'kuşlar ağacın en tepesındeki meyveyi yermiş' evet güneşe en yakın meyve daha lezzetli olurmuş...
ona varmakta o kadar lezzetli..
bilmiyorum öğretmen arkadaşlarımda ben gidi düşünürler mi...
kendinize i bakmanız dileğiyle....
size vew bu platformu kullanan tüm eğitim gönüllülerine selamlar..
bir ADNAN geçti bu okuldann.....................

275 

Tarih: 2006-03-12 12:09:11
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Adnan,
Seni unutmak ne mümkün...
Sadece senin değil, bu rahle-i tedrisden geçen her öğretmenin (o çocuksu hali ile vesikalık) resmi, hangi yarıyıl sınava hangi derslikte girdiği, her sınav için hangi sorudan kaç puan aldığı, başarı notu (eşşeğe semeri ağır gelmez ilkesine uyarak yanımdan ayırmadığım, tek değerli mal varlığım olan) taşınabilir Sony Vaio bilgisayarımda hala kayıtlı... Ama daha önemlisi, sizlerle paylaştığım anılarım belleğimin güzel anılar bölümüne nakşedilmiş tarzda muhafaza altında...
Ulan dümbükler, ben sizi unutsam, sevmesem, sizin anılarınıza değer vermesem bu kadar işin gücün arasında böyle şeylerle uğraşır mıyım???
Sizlerden güzel haberler almak, sizleri mesleğe gönül vermiş görmek bundan sonra bizim tek haz ve güç kaynağımız.
Başarılarınızın artarak devamını diliyor gözlerinden öpüyorum...
Bana, kendinizi hatırayıp hatırlamadığımı soracağınıza, verdiğiniz sinema sözünü hatırlayın...

276 

Tarih: 2006-03-16 12:22:26
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

uzun zamandır takıp edemedım buraları ama bu dersler mahvettı bızı....nese hocom opd den konu anlatacam yardımınıza ıhtıyacım var bı ara yanınıza ugrayım hem laflarız nse herkese kolay geleeeeee..

277 

Tarih: 2006-03-16 16:46:55
Meryem Dal ( meryemdal@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam böyle güzel bir site yaptığınız için size teşekkür ediyorum.Arkadaşlarıma hep tavsiye ediyorum.Yeni eklediğiniz resimler de ayrı bir güzellik katmış. Hoşçakalın...

278 

Tarih: 2006-03-16 16:55:08
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Tüm İngilizce Öğretmenleri ile Öğretmen Adaylarına şiddetle tavsiye olunur.

TEFL Methodology Index:
http://www.btinternet.com/~ted.power/teflindex.htm

Kissed from your eyes

279 

Tarih: 2006-03-16 20:36:12
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

selamlar hocam görüşmeyelinasılsınız? Önerdiğiniz linke bi uğradım gerçekten bayağı dolu bir site enine boyuna karıştırmak lazım:)Ayrıca gönderdiğiniz mail için de teşekkür ederim.Bu arada kalite kontrolün sonucunu bekliyorum hocam:)sevgiler,iyi akşamlar

280 

Tarih: 2006-03-16 21:00:38
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Senem valla public public yazacağım kalite kontrol sonucunu.
Görüştüğümüz günün akşamını zor ettim ve o akşam buradan (evin yakınındaki Özhan Marketten) aldıklarımdan farklı, hoş bir tadının olduğunu tesbit ettim. İşin kötüsü bu hoş tad nedeniyle ne kadar götürüldüğü fark edilemiyor... Kalanını da Çarşambaya sakladım. Ayıptır söylemesi Çarşamba bizim semt pazarı, çinekop, levrek, palamut geliyor kulakları kırmızı kırmızı, ziyan etmeyeyim dedim malzemeyi. Valla, etmedim de...
Sayende iki güzel akşam geçirdim. Eğer sağ omzundan hışırtılar duydu isen bil ki Kiramen Katibin amel defterinin sevap sahifesine bayağı güzel şeyler yazmış olmalı dualarım vesilesiyle...
Tekrar nazik ziyaretin için teşekkür ediyor sevgiyle gözlerinden öpüyorum

281 

Tarih: 2006-03-17 21:55:49
akın çümen ( akincumen@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam şu eski fotoğrafların olduğu albüm çok güzel olmuş inşallah ileride daha fazla resim olur çok duygulanıyor insan!Paşa nın garanti olduğunu görünce yıkıldım:)

282 

Tarih: 2006-03-19 11:54:50
özlem erdoğan ( daisyozlem@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

hocam resimlere büyük bir özlemle baktım!çok teşekkürler çok özlemişim (ben 2004 mezunuyum) şuan kayseri-merkezde bir ilköğretim okulunda çalışıyorum.mesleğimi,öğrencilerimi çok ama çok seviyorum özellikle 4. sınıflarla herşey süper.. sırf onlar için kendimi aşmaya çalışıyorum!:)(ve diğerleri içinde tabi)derste gözlerimin içine baka baka ders dinliyorlar yetmedi tenefüste yanımdalar kimi zaman kendimizi kaybedip sarılıyoruz !:)saçlarımı seviyorlar! sevgi dolu mektuplar yazıyorlar .onların bu öğrenme hevesi,merakı,ve saf sevgisi benim derslere uçarak girmemi sağlıyor siz ve sizin gibi hocalamıza bizlere birçok şey öğrettiği için minnettarım sevgi ve saygılarımla ...

283 

Tarih: 2006-03-19 14:00:32
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Arkadaşlar,
Geçen haftalarda derslerimde amaçlardan söz ederken, bir şekilde bizleri bilişsel amaçlarla öylesine içli dışlı etmişler ki, aslında bunların önkoşulu olan duyuşsal amaçları gözardı ediyoruz diye başlayıp, "ne olur önce dersinizi sevdirin, hiç olmazsa nefret ettirmeyin" diye de vurgulamıştım...
Özlem'in mesajını okurken aklıma kendi söylediklerim geldi... Eğer bir öğretmen işini, öğrencisini severse, hangi mazeret, hangi olumsuzluk tutabilir onu? Lütfen tekrar okur musunuz aşağıdaki mesajı, öğrencileri mektuplar yazıyor, aralarda yanına geliyorlar, öğretmenlerini seviyorlar, hem de bir çocuğun oyuncağına gösterdiği o saf temiz sevgisini gösterdiği gibi, öğretmeninin saçını severek... Ne güzel bir duygudur bu bir öğretmen için ah bir bilebilseniz... O çocuklar sizin için neler yapmazlar...
Özlem'lerin Nimet'lerin Özgür'lerin çoğalmasıyla sağlıklı nesiller yetişecek. Okula bir bayram sevinciyle gidecekler, öğrenmekten zevk alacaklar, öğrenmeyi okul çatısı dışına taşıyıp yaşam tarzı haline getirecekler... Ve yıllardır yöneticilerin, politikacıların beceremediğini bir avuç öğretmen becerecek...
Gülseniz de dalga geçseniz de ben buna inanıyor, bunu söylüyorum çocuklar...

Teşekkürler Özlem...
Sevgiyle gözlerinizden öpüyorum...

284 

Tarih: 2006-03-19 17:03:23
nilüfer ( niluferkazik@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

öğretmenim sizin platforma yaptığınız bir uyarı beni derinden etkiledi. Sınavlarla ilgili olan. – üniversitede almış olduğumuz sınav hazırlama teknikleri dersini ne kadar hakkıyla uygulayabildiğimize dair. – İnsanoğlu kendine ayna olamıyor bazen, birilerinin dürtmesi gerek sanırım. Ben de ilk iş olarak sizin sınavlarınıza döndüm. Yönerge! Evet, bundan başlamak iyi olur dedim ve sınavlarıma uyarladım, bazı yerlere ekleme bazı yerlerden çıkarma yaparak güzel oldu. Hem öğrenci hem de öğretmen bu ‘sınav’ olayını önemsemeye başladı :)Zümre başkanıma verdim çok beğendi, bir örnek dahi istedi. Fotokopi görevlisi bile “Hocam, sizin sınavlar ne kadar karizma duruyor öyle.” dedi. Bu işin şekil kısmı elbette.

Şimdi asıl çetrefilli kısmı içeriği toparlamada. Gerçekten başlı başına bir iş öğretmenim sınav hazırlamak. Geçerli – güvenilir , vs.. (seçtiğim TESTING dersi de beni gün be gün yaptığım işe dair vicdan azabına sürüklüyor.) bu dönem şu sınav hazırlama işini kıvırmayı hedefliyorum. Yavaş yavaş..
sevgi ve kolaylıklar.
özlem benim devrem ama ismen cıkaramdım. platform için biraz moral oldu yazdıkları arkadasım.
basarıılar

285 

Tarih: 2006-03-19 17:04:08
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
yavlumca sıkıldım beeeeee hocam yoruldum artık........

286 

Tarih: 2006-03-19 17:57:25
israfil öncel ( israfiloncel@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

selam hocam
herşeyden önce şu varki ne zaman buraya bir yazı yzmayı düşünsem birden heyecanlanıyorum..insan bir ekrana bakarken böyle halden hale girer mi..birde yazıp yazıp sildim az önce...ne yapıyon sen dedim israfil sevgiliye mektup yazmıyorsun ki.demek dikkat etmek için sadece sevgili olması gerekemiyor..
benim aklıma eğitimle ilgili hiçbirşey gelmiyor..sebebi ise olabildiğince iğrenç olmak için ipleri elinde tutup kendilerini eğitim neferlerinin yani biz garibanların sorumlusu sanan sayın abilerim..hepsinin ellerinden öper ve onlara sizin bir ara fotokobisini ver miş olduğunuz ''zübükzade' nin'' şiirini atfediyorum..
sanırım bazılarının dünyada cennet yaşadığı gerçekmiş(kaynak:özlem erdoğan)
birde komik duruma düşmek istemesemde klasik gaflarımdan birini yapıp sorayım..HOCAM ALLAH RIZASI İÇİN ŞU FOTOĞRAFLAR HANGİ LINKTE..her yazan fotolar çok güzel olmuş diyor..hani nerdeler bunlar..baktım bu mailde bişeye benzememiş ama artık silmeye mecalim kalmadı..yarın okul var..sabaha memleket hizmet bekler..
neler görmüş elerinizden hürmetle öperim.

287 

Tarih: 2006-03-19 20:31:14
senem oznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

selamlar değerli hocam ve arkadaşlar:)bu siteyi günde kırk kez ziyaret ediyorum resmen ve az önce nedenini keşfettim.bu sayfada herşey herkes o kadar samimi ve doğal ki...yüreğinize sağlık arkadaşlar...iyki varsınız...

288 

Tarih: 2006-03-19 21:42:03
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Senem, kalite kontrol konusunda yazdıklarımı kastetmiyorsun değil mi? Utandım valla...

İsrafil, yavrucum, "10-Öğrencilere Özel"e gir tepede 1 NOSTALJİ ALBÜMÜ falan yazıyor ya, resimler orada...

Niüfer yolladığın e-postayı WORD belgesi olarak yazmışsın ya, sonraki bakışlarımda gözüme takılmadığı için yanıtlayamadım. Uyarını (buradaki söylemleri kastediyorum) alınca hatırladım. Gönül koyma lütfen...

Yavlum, senin de bir şiir kitabı çıkarma vaktin geldi. Ama önce şu ÖPD sunumunu hallet. Ya da her ne anlatacaksan içerik olarak şiirlerini kullan...

Ben de slayt hazırlıyorum 5 saattir... Sıkıldım valla...

289 

Tarih: 2006-03-20 11:55:16
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

aşkolsun hocam olur mu hiç öyle şey:) size çok çok afiyet olsun:)

290 

Tarih: 2006-03-20 14:34:49
israfil öncel ( israfiloncel@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

hocam daha bundan uzun bir zaman önceydi..tam olarak benim kazağımı pantolomun altına koyup göbeğimin üstüne kadar çektiğim zamanlardan biriydi..ne temiz çocuktum o zamanlar:) buğday tarlasının ortasında 35 derece sıcaklıkta ben tırmık yapıyordum..aklıma bir iki satır geldi hemen römorkun altına koyduğum kağıt ve kaleme koştum yazıya dökmeye mazhar oldum..(ne kadar ukalayım değil mi hocam)..
yaz bitti ve ben okula döndüm o yazdığımı bir arkadaşıma okuyayım dedim..birde başlamadan önce bana ait diye ekledim.okuduktan sonra arkadaşım: ee sen sadece şu şahsın şiirindeki bazı kelimelerin eş anlamlarını bulup değiştirdikten sonra yazmışsın dedi..ben ne kadar yok walla ben bunu tarlada yazdım desemde o tabi tabi tarla diye bayağı bir takılmıştı..
hocam şey diyorum siz artık meydanı biz çekirgelere bıraksanız..:)herşeyi yapıyorsunuz..resimler hoş ama bilirsiniz resimler gerçeği acısıylada olsa yansıtmaya yetmiyorlar tabi tatlıyıda.. ama o resimlerin yanındaki yazılar yok mu..tam olarak yağtınız cigerimi havar havar...
neler görmüş ellerinizden hürmetle öperim

291 

Tarih: 2006-03-20 17:39:09
Taner Uçan ( tanerucan@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam kusura bakmayın sizin paylaşım platformunu biraz amacının dışında kullanacam.İsrafil'in adresine ulaşamıyorum biz onunla liseden de arkadaşız ulaşmak istiyorum çömeze ama ulaşamıyorum.İsrafil seni mezun olduğun liseye b ekliyorum GIYASETTİN BEY yok rahat rahat gelebilirsin.Benimle iletişime geçsene vefasız....

292 

Tarih: 2006-03-21 00:17:28
Doğan Aydoğan ( ecno_@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam ben 2004 mezunu, Doğan. böle bastı bacak bişidim, derslerde duvarlardaki yüz kızartıcı destansı kazıntıları okuttururdunuz, odanıza gelsek "only for boys" uyarılı yazılarınızı sesli okur, içimden bu nasıl hoca derdim:)), teknoloji sevginiz, tree diagram anlatımınız ve bel altı samimi muhabbetleriniz sizden bana kalanlardır,sakaryadayım, 2 yıldan beri özel bi okulda çalışıyorum, ne zaman dışarda kurlardan ingilizce öğrenip bana aşık atmaya kalkan birini görsem, bilgilerinizi kullanıp "sen bana noun phrase'i nelerin modify edebileceğini söylermisin" diyorum:)yamuluyorlar...neyse çok konuştum, kendinize iyi baqın hocam..

293 

Tarih: 2006-03-21 12:32:22
nimet okurogulları ( nimetokurogullari@gmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam... 283 nolu mesajla ilgili....
demişsiniz ya, dersinizi, kendinizi sevdirin en başta diye... hocam çok güzel bi duyguymuş yaa... gercekten çok guzel... bi çocugun gercekten saçımı sevmesini,bir kız öğrencinin 'kulağınıza bişiy diycem...' deyip de yanagımdan öpmesini,yaşlı gözlerle gelip de derdini paylaşmasını Allah bana nasib etti şükürler olsun.bunlar insana zorluklara göğüs germesini kolaylaştırıyor sanırım... inşallah emekliliğime kadar da böyle sürer.üniversitede öğrendiklerimizi düşünüyorum da; İNSAN OLMAYI ve ÖĞRENCİYLE NASIL ARKADAŞ OLUNACAGINA dair en güzel örnekleri sizden aldık. tanımadan önce EN KORKULAN , tanıdıktan sonra da unutulamayan tek hoca sizsiniz... hersey için çok sağolun...

294 

Tarih: 2006-03-21 20:32:05
Ahmet ( ahmetsmart@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

merhabalar hocam umarım iyisinizdir.ben 2004 mezunlarından ahmet doganla aynı sınıftaydık cem le almanca ogrenen kişi. Su an iki yıldır bitliste gorev yapıyorum. neyse hocam gercekten verdıgınız emekler için cok sagolun. kıymetini yenı yenı anlıyorum okurken dusuncelerım daha farklıydı ama neyse gecmısı fazla kurcalamayım. neyse hocam sımdılık musadenızı istiyorum vakıt buldukca yazmaya calısırım

295 

Tarih: 2006-03-22 09:25:52
muhsin ( muskininsect@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

hocam beni zehirledinizzz :))) aha aha aha bu sayfa varya harbiden mukemmel insanıon okudukça okuyası geliyo walla . nimet ablanın yazdıklarını okuyunca çok hoş oldum bend aynen nimet abla gibi olmak istiyorum. tabi muhterem hocamın katkılarıyla. hocam bakıyomda herkesle fotoğraf çektirmişsiniz bize yokmu bizim başımız kelmi. :) hocam bunların hepsi geyikte bizim yeğen vardı ya harbiden adam olmaya başladı. yeğenim benim ilk işim yani ilk denek(ğ)im :) insan biraz gözlem yapınca sorunun nered olduğunu anlayabiliyo. ama iyi bir gözlemci olmak ve birşeyler yapabilmeyi yürrekten istemek lazım. öyle dalaktan isteyince olmuyo denedim :) inşallah mesleğimde en iyisi olurum. tabi bunun için sizin gibi kaliteli klavuzlara ihtiyaç var hocam allah sizden razı olsun. kendinize çok iyi bakın hocam :)))

296 

Tarih: 2006-03-22 09:41:40
muhsin ( muskininsect@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

hocam bide bişey daha soylicem. bu kendimi övmek olarak algılanmazsa sevinirim. kısaca ben kendimi kendime kanıtlamak istiyorum. içimde yatan potansiyelin farkındayım.bu potansiyel çok fazla olmasada yaptıklarım yapabileceklerimin yarısı bile olmadığından eminim. öğrenmek istediğim şeyleri çok kolay öğrenebiliyorum.mesela sazın sesi çok hoşuma giderdi hiç sazım olmadı:( ama arkadaşlardan ödünç olarak aldığım zamanlarda kendime yetecek kadar tıngırdatmasını öğrendim hiç kursa filan gitmeden. yani diyorum ki bende sizin gibi fikir istenen ve bu fikirlere saygı gösterilen biri olmak istiyorum ama başlangıç çizgisini bir türlü bulamadım. şundan eminimki eğer daha körpeyken :) sizin gibi öğretmenlerim olsaydı şimdi çok daha değişik yerlerde olabilirdim. sizce ne yapmalıyım ki sizin gibi hemen her konuda sunacağı yeteri kadar fikri olan birisi olayım. sınırsız güç diye bir kitap okuyorum hocam orda başarılı kişilerin örnek alınmasının buyuk getirilerinin olacağı yazıyor bende şöyle etrafıma baktım ve hayatta olan ve bana en yakın olan kişilerden birinin siz olduğuna karar verdim. bana vereceğiniz tavsiyeler nelerdir hocam. kestane kebap acele cevap :)

297 

Tarih: 2006-03-23 06:13:13
birteq ( birtek0602@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam bi ara ugrayıp başınızı agrıtcam yıne...sizi sewıom,kendınıze ii bakın...

298 

Tarih: 2006-03-23 06:34:43
birteq ( birtek0602@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

299 

Tarih: 2006-03-23 07:35:26
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Bu sıralar işler biraz karışık. Şu öğrenci işleri yazılımının yenilenmesi projesiyle ilgili yapmam gerekenler var. Bu nedenle bir süreliğine hızlı davranamayacağım… Ama sevgili öğrencilerimi ihmal anlamına gelmiyor bu…

Yine topluca laf yetiştirmeye başlayalım;

İsrafil 290 numaralı mesajında “meydanı çekirgelere bırak” demiş bana. Valla bizim asıl niyet ve maksat da o değil mi zaten. Dünyanın devranı böyle kurulmuş, böyle gidiyor, bizim ağabeylerimiz ablalarımız meydanı bizlere bıraktılar, biz bir şeyleri tam anlamıyla beceremedik (ki hala “eğitim şart” diye bir söylem her taşın altından çıkmaya devam ediyor) biz de sizleri aklımızın erdiğince yetiştirip meydanı öyle bırakmaya çabalıyoruz. Yani sevgili İsrafil, bu meydan zaten sizin… Bizim derdimiz, bu meydanı “NASIL” dolduracağınız…

Sevgili Taner, zaten platformun amacı iletişim ve paylaşım… Neden olmasın… Zaten İsrafil e-posta adresini de vermiş…

Sevgili Doğan… Daha dün gibi hatırlıyorum o mahcup çekingen tavırlarını… Valla dersime ilk kez giren, beni yeni tanıyan kardeşlerin de o soruyu soruyorlar, “bu ne biçim hoca” diye, ama sonra da alışıyoruz birbirimize… (Hatta ileri gidip bu üslubun bana yakıştığını iddia edenler var, inan doğru söylüyorum…)

Nimet’in mesajı bana, daha öğrenciyken Gülçin’in yaptığı gibi, bazı söylemlerin GERÇEK olduğunu gösteriyor. Hakikaten, öğretmen-öğrenci ilişkilerinde öğretmenlerin bildikleri ama somut biçimde karşılarında göremedikleri için inanmakta tereddüt ettikleri bir gerçek var… Eğitim, sonuçları çok ama çok sonra görülen ve (maalesef) firesi de olabilen bir süreç, bu nedenle sabırlı olmak lazım, yılmamak lazım, ısrarlı olmak lazım… Ben Nimet’le (hadi bir üstteki mesajla da ilgili olsun) Ahmet’le hayatı ve öğretmenliği 5-6 sene önce paylaşmışım… Bir sınav oluyorsunuz, 5-6 sene sonra yaptığınızın “doğru” olduğunu öğreniyorsunuz. Sabır ister, değil mi? (Bu arada Ahmet’in mesajındaki “okurken ve öğretmenlik yaparken düşüncelerin farklı olduğu” bilgisini de halen okumakta olan genç öğretmenler için vurgulayalım da biraz daha bizleri ciddiye alsınlar…)
İşte sevgili gençler, o çocuklarla konuşmak, onları dinlemek, onlardan sevginizi esirgememek, işinize saygı göstermek, ilkeli davranmak, yıllar sonra size yaptığınızın ne kadar da doğru olduğunu gösterecektir… Ne olur ama ne olur, güçlüklerle karşılaştığınızda pes etmeyin, doğru bildiğinizde ısrar edin. (Çok sıkılırsanız beni arayın, hiçbir şey yapamazsam bile paylaşırım… Benim telefon MEB Tel, terapi ücrete tabi değil yani… Sıkıntılar, sorunlar paylaşıldıkça azalır derler, doğrudur…)

Gelelim sana sevgili Muhsin…
İki mesajını da dikkatle okudum ve sadece ve sadece içinde hissettiğin bu farkındalık (awareness manasında) bile, kendi ifadeni doğruluyor… Evet farklısın… Ama yine senin de bildiğin gibi bir mürşide ihtiyacın var… Ama Muhsin, bana göre gerçek mürşid, yani irşad eden, müşirden yani işaret edenden farklı olmalı… Bu anlamda belli bireyleri olduğu gibi model almak yerine bireylerin aklına yatan taraflarını alıp sentezlemelisin. (Bu arada benim de malum konudaki engin kültürümü örnek alabilirsin) Yani, biyografileri oku da, bu gözle oku derim… Benim geçen yıl ÖMG’de gençlerle paylaştığım bir VİZYON MİSYON muhabbeti vardı… Yine onu önereceğim sana… Önce uzun bir süre kendine şu soruyu sor, Muhsin, 3 sene sonra, 7 sene sonra, 15 sene sonra nerede kimlerle nasıl bir hayat yaşamak istiyor… Bu sorunun doğru cevabını bulmak çok güçtür, çünkü bizler yetiştirilme tarzımız, toplumunun bize empoze ettiği düşünme biçemimiz (üslubumuz yani) nedeniyle, farkında olmadan, bilmeden kendimize sahtekârlık yaparız. Yani, gerçekten olmak istediğimiz ile ailemizin ve toplumun bize biçtiği misyonu gerçekleştirmek için olunacak yeri birbirine karıştırabiliriz. (Hatırlayınız, “benim oğlum büyüyünce belediyede temizlik işçisi olacak” diye çocuğunu seven baba örneği… Çevre temizliğinin insan sağlığı ile ilintili çok önemli bir konu olmasına rağmen, var mı böyle bir şey…) Sonuçta Muhsin, bir defter al ve farklı zamanlarda bu soruları, daha önce verdiğin cevaplara bakmadan, yazarak cevapla. Bir süre sonra otur baştan sona yazdıklarını oku ve genel eğilimini sapta… Unutma, öğretmen olacaksın, biliyorum, ama senin de farkında olduğun gibi önce sağlam, dolu, ilkeli bir kişilik geliştirmek gerekmekte. (Bunları yazma nedenim şu ki ben öğretmenlik lisans programından 3.98’le mezun olup öğretmenlik yapamayanlar biliyorum…) O yazdıklarından çıkaracağın tablo, senin gerçekten olmak istediğin konum, yani senin VİZYONUNDUR. Daha sonra da işin zor yanı gelir. O vizyon nasıl gerçekleşecek. Bu da senin MİSYONUN, yani özgörevindir. Misyonunu gerçekleştirirken bilenlerden yardım alabilirsin.
Ama bütün bunların üzerinde bir şey var ki o da ilkeli olabilmektir. Çevrendeki insanların çoğu bunları mutlaka biliyordur ama başarılı olmak için bilmek yetmiyor. Başarılı olanları yakından gözlediğin zaman göreceksin ki, bunlar ilkeleri doğrultusunda davranarak, bildiklerini uygulayabilme becerisi gösterenlerdir. Henüz aynı çatı altında olduğumuz için bu muhabbetin devamını “blind loves whoever he catches” prensibi dahilinde ayarlayacağın randevuda “soru-cevap” şeklinde devam ettiririz…

Bir cümleyle Birtek’e de sürüneyim… Sanırım Nilay’a yazdığım cevabı okumadan yazmış, o kısa ama duygu yüklü cümlesini. Kalp kalbe karşıdır, duygularımız aynı ama anlamları da aynı olsa yazılı ifade biçimlerimizde minik bir farklılık var. Ben Birtek’i SEVİYORUM, her ne kadar o beni SEWIO olsa da…

Cümlenizin gözlerinden öpüyorum…

300 

Tarih: 2006-03-23 08:04:12
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Bu platforma hiç fıkra yazmadım.
Hatta Hikmet yazdığında da sayfada böyle bir bölüm olduğunu yazdım. Ama (daha önceden de bildiğim) aşağıdaki fıkrayı bu sabah dostlardan e-posta olarak aldığımda PEDAGOJİK YANININ AĞIR BASMASI nedeniyle platformda paylaşmayı uygun gördüm...

Üslup gene aynı üslup dediğinizi duyar gibiyim...
Ama yakışıyormuş, ben ne yapayım :)))


Doğu illerindeki bir ağanın en büyük zevki, taze bozulmamış kar üzerine çişiyle imzasını atmakmış. Bu nedenle de kışın ilk karı yağmaya başladığı andan itibaren köyde hayvanlar dahil hiç kimse sokağa çıkamazmış. Kar biraz kalınlaşınca, ağa sırtına kürkünü giyer ve köy meydanına gelirmiş. Yanında da en yakın marabası Haso.
Ağa sırtını köye doğru döner sonra sorarmış:
-"Ula Hasso, ahali bakiy mi?"
Hasso cevap verirmiş:
-He ağam, hepisi de bir olmuş, pencerelerden bakirler."
Ağa çisiyle karın üzerine o uzun imzasını atarmış "Abdullah Cizrelioglu".
Sonrada bir nokta koyarmış ve sorarmış:
-"Hala bakirler mi?"
-"He ağam, hem bakirler hem de çılgın gibim alkıslirler."
Her sene ayni tören sürermiş.
Aradan 7 yıl geçmiş.
Ağa yine, kar tuttuktan sonra, çıkmış köy meydanına.
Sormuş Hasso'ya:
-"Ahali bakir mi?"
-"He ağam, bakirler, köpekler, kediler bile camdadır."
Ağa "Abdullah" diye adini, arkasından "Cizrelioglu" diye soyadını yazmaya başlamış
ki … kalakalmış, çünkü yaş gereği prostat. Sonunda ahaliye rezil olmak var.
Alçak sesle Hasso'ya sormuş:
- "Bakirler mi?"
-"He ağam, bakirler de, sen ne diye durdin öyle?"
Ağa çaresiz:
-"Ula gel yanıma, arkanı dön ahaliye, tamamla şunu."diye emretmiş.
Hasso bir an durmuş, sonra çişini yapmaya hazırlanmış ve ağanın kulağına eğilip :
-"Ağam" demiş, "Kırk yıldır kafama vurdin, salak dedin, sırtıma vurdin aptal dedin.
Aha bu kulun okumayi yazmayi sökemedi ki senin kalan yazını yazsin, sen şimdi bunun ucuni tut yazının kalanıni sen yaz..."

Evet ahali, BİRLİKTE ÇALIŞTIKLARINIZI EĞİTMEZSENIZ, İŞTE ONU TUTACAĞINIZ GÜN YAKINDIR…

301 

Tarih: 2006-03-23 12:03:34
muhsin ( muskininsect@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

çok tşekkür derim hocam . bu tavsiyelerinizi dikkate alacağımdan emin olbilirsininz. ayrıca sizin dukkana da bol bol uğrayacağım herhalde. tekrar teşekkürler. :))

302 

Tarih: 2006-03-23 14:54:02
inci ( englishpearl@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

arkadaşlar paylaşım platformumuzdan sizinle paylaşmak istediğim birşey var
sadece linke tıklayın ve seyredin; süper:)
http://fcmx.net/vec/v.php?i=003702
(tıklanmıyorsa kopyala-yapıştır ile adres çubuğuna yazabilirsiniz)

303 

Tarih: 2006-03-24 03:14:22
birtek ( birtek0602@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam ben de bu fıkranın trajikomık bir yanı oldugunu düşündüm:))

304 

Tarih: 2006-03-24 03:15:43
birtek ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Heey dostum iyi haberlerini aldım, evlenmissin!!" "Evet bu 4. oldu" "Önceki üçüne ne oldu peki?" "Üçü de öldü.." "Yapma ya.. çok üzüldüm.. Nasıl oldu peki?" "İlk karım yediği mantarlardan zehirlenerek öldü" "Bu korkunç birşey.. peki ya ikincisi?" "O da mantar zehirlenmesinden öldü" "Tanrım ne kaderin varmış senin... Ya üçüncüsü? yoksa o da mı..." "Hayır hayır.. o boynu kırılarak öldü" "Anlıyorum.. kazaydı yani.." "Hayır... Mantarları yemedi.... "

305 

Tarih: 2006-03-25 09:06:57
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

25 MART 2006 günü itibarı ile PLATFORMUMUZA UĞRAYAN KİŞİ SAYISI 10.000'E ULAŞMIŞTIR.
Büyümemizi kutlayalım mı? [Ama Mimoza'da içecek bir şey satmıyorlar ki :( ]

306 

Tarih: 2006-03-25 10:07:48
agent ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

absolutely right!!!halbuki orası da bir paylaşım platformu olabilirdi:)))yetkililer duyun,performans artışına kesin gözüyle bakıyorum...kolay gelsin:)

307 

Tarih: 2006-03-25 11:06:29
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Muhterem Agent Abla/Abi, okulu bitirir bitirmez sana istediğin mekanda "içecek birşeyler" ısmarlarım. Ama maalesef, öğrencilik süresince sizi böyle şeylere uğraşır görmek istemiyorum. Hatta öğrenci için "damlası haram" diye hadisler var. Hadisenin mantıksal açıklaması bile var. Galiba "tabula rasa" üzerinde kolay yazılmasını sağlayan ince bir katman varmış. İçilenler de o katmanı deforme mi ediyormuş ne, sonra bir daha dikiş tutmuyormuş. Ofli İmam'ın açıklaması gibi oldu ya neyse. Tabii cemaat Ofli İmam'a hep sorarmış, "Hocam eyi güzel diyurik de, SEN NEDEN...." diye. Bizde ne tabula kaldı ne de raza... Biz artık yazmaya değil yazılanları silmeye uğraşıyurik de onun içün...
Sevgiyle...

308 

Tarih: 2006-03-25 11:15:17
agent came to your senses ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

...kendi yutar salkımı gibi oldu ÖĞRETMENİM.yine de sizi dinliyorum ve alacak defterıne çentik atmaya başlıyorum.bu okul biter mi:..(

309 

Tarih: 2006-03-25 12:12:15
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Ah canım kardeşim, biter mi de demek... Bu Cuma, 1998 yılında pembe binada 314 numaralı dersliğe tıkıp, "Bu adam sizin akademik danışmanınızdır. Şöyle delidir, böyle döver diye gözlerini korkuttuğum (ama aynı sınıftan 6 kişinin yabancı diller yüksek okulunda okutman olduğu) 4-A sınıfından bir öğretmen abiniz geldi... Onunla da ZAMAN muhabbeti yaptık... Bu okul biter de üzerine yıllar geçer ve Musa Eroğlu'nun dediği "Ömür bir nefes derinden" sözleri yavaş yavaş anlam kazanmaya bile başlar...
Unutma, hepimizin gideceği yer belli. O zaman varılacak durak aynı ise, aslolan yolculuğun niteliği. Nitelikli yolculuk da her parkurun gereğini yapmakla mümkün oluyor. Şimdi öğrenme ve öğretmeye hazırlanma zamanı.
Sen beni dinle, zamanı gelince söz alacaklarını tahsil edeceksin benden...
Kissed from your eyes :))

310 

Tarih: 2006-03-25 12:20:49
agent came to your senses ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

bir öğretmen beni hiç bu kadar etkilememişti...sizinle her konuşmamdan sonra içimden 'BÜYÜKSÜN BABA'diye çığlıklar atıyorum...kissed from your eternal intelligence;)

311 

Tarih: 2006-03-25 13:10:43
özlem çatal ( ozlemcatal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam nasılsınız ben Özlem Uludağ üniversitesinde 2001 yılında semantic grammar dersimize-hani şu büyük şekiller çizerek cümleleri inceliyorduk-girmiştiniz sonra gittiniz.Ben çok üzülmüştüm.Şimdi anlıyorumki o yıl bana çok şeyler katmışsınız.Ve bidaha da katan olmadı sizin kadar.Şimdi Ted Afyon Kolejinde İngilizce öğretmenliği yapıyorum.Mülakatı sizin öğrettiğiniz bi soruya doğru cevap vererek geçtim.Sizi hiç unutmayacağım belki siz beni hatırlamadınız ama olsun.Saygılar ve Sevgiler.Özlem Çatal

312 

Tarih: 2006-03-26 19:43:10
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Verdiğin Syntactic Structures bir halta yaramıyor diye iddia eden sayın English Teacher'lara

1-Karizma yapıyor (Bakınız 292 no.lu mesaj)
2-İşe girilmesini sağlıyor (Bakınız 312 no.lu mesaj)
3-Karşılaştırmalı Türkçe Ses ve Biçim Bilgisinin ANLAŞILMASINI sağlıyor (sorunuz İnci 2-C'den)

Bilgiden zarar gelmez arkadaşlar. Hele herkesin bildiklerinin dışındakileri bilmek sizi ayrıcalıklı yapar. (Bu konuda Birtek istikbal vadediyor, merakına, araştırmacı yanına hayranım)

Sevgiyle...

313 

Tarih: 2006-03-27 12:06:06
Hikmetist-istanbuldavarbirhikmet ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

En insani davranış,bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemekmiş!..

314 

Tarih: 2006-03-27 18:05:12
malül ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgideğer öğretmen adaylarına

Abdullah hocanızın size söylediği herşey doğrudur. doğru değilse siz yanlış dinlemişsinizdir. Bir müddet Milli eğitimde görev yapmış sonra yolunu başka yönlerde çizmek istemiş biri olarak sizlere tavsiyem yaptığınız işlere inanmanızdır. Şu anda öğretmenlik mesleği adaylarının bir kısmında çekerip sınıfın kapısını 40 dakika yatarım ay başıda maaşıma bakarım mantığıyla ilerleyecekseniz hiç başlamayın. Bir kısım insanların düştüğü cüzdan ve vicdan ikilemine düşmeyececeğiniz için amacınız para kazanmaksa başka yolları seçin. Aldığınız ücreti hakedin ve öğrencilerinize birşeyler katın. Platformda sözü geçen Tree Diagramın dallarını budama şerefine nail olmuş biri olarak diyorum ki o yalnızca bir sembol. Şimdi o diyagramın temel mantığını kavramış olan arkadaşlarım ve onları niye çizdik allahım onlar yüzünden kafayı çizdik ne gereği vardı yahu diyen arkadaşlarımla görüştüğümde mevki olarak şu an aynı yerde olduklarını ancak yıllar sonra bilgi ve beceri seviyelerinde aynı yerde olamayacaklarını farkettim. Tamamen kişisel gelişim odaklı bir meslek olan öğretmenliği sabırla saygıyla ve sevgiyle yapmanızı öneriyorum. Güncel bir söylemle de bitiriyorum . "Mesleğin hakkını verin, Hakkını!

315 

Tarih: 2006-03-27 18:57:37
hatip-ül muhalif ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

HATİP der ki..

zulül_ü muhtasip görünmek adeta hümayünü eflagarip zururetinden daha mütabıktır.Bunu gavşetmeyen zululet içine zulmedenler.Muhterem buselerim o zatı muhteremlere.

316 

Tarih: 2006-03-28 05:39:52
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili (Karşıt) Hatip,
Darılmaca gücenmece yok. Eleştiriye açık olacağız.
Bir düşün, hitap ettiğin kişilerden kaç kişi ne anladı şu yazdıklarından? Enazından ben, gece elimde Ferit Devellioğlu'nun "Osmanlıca Türkçe Lügatı" acaba Hatip ne dedi anlamaya çalışıyorum.
Cehalet diyorsanız "bilmemek ayıp" diyor, sözlükle de olsa öğrenmeye çalışıyorum.
Ama, şu iletişim platformu dediğimiz yerde, kaç kişi bu mesajı anladı ve kaç kişi anlamaya çalıştı?
Platforma uğryanlara soruyorum...
Cevap verir misiniz...

317 

Tarih: 2006-03-28 06:09:03
birtek ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hatip kardes ben anlamadım valla...sözlükten baktım ama anlamama yetmedi çünkü yeterli bir kaynağa ulaşamadım.paylaşım platformundayız hatırlatırım...

318 

Tarih: 2006-03-28 11:47:43
Hikmetist-istanbuldavarbirhikmaet ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Ya Hatip kardeş bu şeyi hangi kitaptan buldun acaba?

319 

Tarih: 2006-03-28 17:14:33
israfil öncel ( israfiloncel@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

öncelikle hocam sorunuza cevap vereyim..kendimi zorladım ama yinede hatip kardeşimin yazdığından birşey anlayamadım..hatipte haliyle tabi anlmazsın der..kendince haklıdır..
yanlız şu var ki sokaklarımız artık batının karşısında geç kalınmışlık korkusuyla taklit yaşamlara kendilerini adamış ve bu taklit yaşamlardan mütevellid ne anlama geldiğini bilmediğmiz mesajlaşma diliyle konuşan insanlarla doluyken ve biz bunları anlamakta zorlanırken bari sen bizi daha zora sokma hatip kardeş..

320 

Tarih: 2006-03-28 20:06:57
nilay mısırlı ( nilaymisirli@msn.com) DEMİŞ Kİ:

Herkese merhaba,
Öncelikle hatip kardeş ben hiç anlayamadım yazdıklarından valla , belki bir edebiyatcıya mı sormak lazım ne... birtek kardeş lütfen yazılarımızı kısaltarak yazmayalım , bak ben yazıyormuyum :) Ay hocam nasıl dikkat ediyorum bir bilseniz , buarada seno kardeşe katılmaktayım ,hakikaten herkes çok samimi ne güsel ...sevgili hocam biliyormusunuz ben bu aralar büyük öğretmenlerime kızıyorum , hep ben bişyler yapmaya çalışırken tek kurabildikleri cümle ,ay sen daha yenisin sende bıkacaksın nerden biliyorlar ya:(bıkmayacağım ben)
bende bunun için onları maksi ,mini ve midi dinosaurs olarak sınıflandırdım (bu arada en çok maksiler konuşuyorlar)
canım meslektaşlarım sakın biz dinosaurs olmayalım emi , hocama saygılarla çok özledimm sizi
kayseriye gelsenize bir gün...

321 

Tarih: 2006-03-28 23:01:44
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Laf yetiştirilecekler birikmiş.
Aciliyet nedeniyle hemen Nilay'a bir çift laf etmem gerekiyor.

Beni gittikçe umutlandırıyorsunuz.
Ben de sizden sonraki kardeşlere sizleri, sizlerin yaptıklarınızı anlatıyorum, hem ben daha bir şevkle çalışıyorum hem de kardeşlerimiz siz ablalarının abilerinin yaptıklarını burada görüp daha bir inanarak daha bir umutla sarılıyorlar işlerine.
Yarın Nilay'ların yazdıklarını bu kardeşleri yazacaklar. Buna yürekten inanıyorum.
Daha bugün derste "eleştirel düşünme"den söz ederken eski nesil öğretmenlerden söz ederek bunun bir tehlike olduğunu anlattım.

Çevrendekiler kendi beceriksizliklerinin kendi işbilmezliklerinin, kendi yetersizliklerinin bir kılıfı olarak AY SEN DE BIKACAKSIN demeye devam ederlerken

SEN BIKMA NİLAY!
SİZ BIKMAYIN GENÇ ÖĞRETMENLER!

Kolayı herkes seçer.
Biz bu zor yolu seçtik ve başarmanın mutluluğu yeter bize...

Sevgiyle gözlerinden öpüyorum...

322 

Tarih: 2006-03-29 03:17:38
birtek ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

nilay bak artık kısaltmıyorum ben ya:((hocam beni sevdiğinden beri ben sewmei bıraktım.
ayrıca ben de bıkmayacagım.bu düzen kendine uydurmak için inat etmeye devam etsin.daha yolun başındayım ama sağlam yürüyorum.elinde imkanları olduğu halde nankörlük yapan şımarıklara da selam olsun.siz oturmaya devam edin.sevgiler...

323 

Tarih: 2006-03-29 13:24:33
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

selammm:)
Hatip kardeşin dediklerinden tabiki ben de bir şey anlamadım ama İngilizceyle arası olmayan ve çok da birşey bilmeyen öğrencilerin sınıfta kurduğum cümlelere neden ve nasıl o kadar boş baktıklarını anlamış oldum:)
Nilay'ımın canım arkadaşımın söylediklerine katılıyorum.Çekemiyorlar hocam bizi.Gençlerin yaptığı güzel şeyleri hep geçici bir heves olarak görüyorlar ama nedense biz yılmıyoruz ve gün geçtikçe daha güzel şeyler yapıyoruz farkında değiller.Şahsen okuldaki en tehlikeli kadroyu emekliliği yaklaşmış öğretmenler olarak görüyorum.Hiçbir şey yapmıyorlar.Hatta şu an çalıştığım okulda böyle bir İngilizce öğretmeni var.Geçen yıl(öğrenciler yda lise1 de iken)derslerine girdiğim çoğu öğrencinin dersine giriyor.Gayet yakından tanıdığım İngilizceyi seven ve başarılı bu çocuklardan bu öğretmenin derslerde kitabın cevap anahtarını yazdırıp sınavda harfi harfine aynı şeyleri sorduğunu duymak çileden çıkarıyor beni.En çok da İngilizce'den artık nefret ediyoruz demelerine yüreğim parçalanıyor.Biri bunlara dur demeli.Kimin ne hakkı var bu çocukların hayatını çalmaya?Ve çok merak ediyorum okul idaresi bunlara neden ve nasıl kayıtsız kalıyor? İngilizce'nin İ'sinden haberi olmayan okul müdürüm yabancı dil sınıfında kelime ve okuma dersimi izlemeye gelip ,gayet başarılı bir şekilde işlenmiş olan dersin ardından bana akıl vermeyi biliyor da(önerdiği yöntem speaking dersinde uygulamaya yönelik farkında değil)bu öğretmeni neden görmezden geliyor? İki yıldır iyi biriktirmişim Nilay konuyu açınca duramadım.Kusura bakmazsınız umarım. görüşmek üzere...

324 

Tarih: 2006-03-30 13:15:46
ALİ KARAKAŞ ( alikarakas85@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

alemin kralı A.CAN'A tekara selamlar.Ya hocam kusura bakmayın uzun zaman oldu görüşemiyoruz..her ne hikmetse fakültede de karşılaşmıyoruz..nasıl gidiyor hocam...özledik vallahi yaklaşım kokan dersleri::))

bi ara yanınıza uğramaya çalışcam hocam o zaman bol bol laflarız...şimdilik hoşçakalın....

325 

Tarih: 2006-03-30 16:36:36
muhsin ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

helal olsun hocam size
boyle bir platformu açtınız diye
çok güzel gaz veriyor
mesleğin baharındaki öğretmanlere
iştye bu öğretmenlerdir
başkaldıracak zalimlere

(bu zalimler mini midi ve maxi dinosaurs:) )

başlarken kafiyeyi düşünmemiştim ama baktım oyle gidiyo bende yazdım gülmeyin tamammı ben daha küçüğüm ama sizin yaptığınız büyük işleri yapmak istiyom forexample kendimi öğrencilerime saçlarımı okşattıracak yanağımdan öptürecek kadar sevdirmek istiyorum. bilmiyorum ama beni sevrlerse dersimide severler heralde tabi dersi abdullah hocamın anlattığı şekilde anlatırsam :)abilerim ablalarım öğretmenlerim hepiniz sağlıcakla kalın kendinize değil öğrencilerinize iyi davranın

326 

Tarih: 2006-03-31 11:45:13
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

MEVLANA'DAN


Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde, cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede, asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda, mahviyette.
Ya olduğun gibi görün,
Ya göründüğün gibi ol


bi hatırlatayım dedım bazılarının bu ogutlere ıhtıyacı var..aman yanliş anlaşılmasın ogut benden degıl mevlanadan...herkese kolay gelsın...

327 

Tarih: 2006-03-31 18:43:50
Kemal Caner BAYRAKÇI ( canerbayrakci@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hatip merhaba,
Platforma göz atarken mesajına gözüm takıldı, kendimce heralde birilerini eleştiriyor diye düşündüm...
Ama yazdıkların Türkçe olmazsa ne işe yarayacak(!)

328 

Tarih: 2006-04-01 08:15:41
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

İlk fırsatta yazıyorum...

Birtek'e yazım konusundaki duyarlığını sürdürdüğü için teşekkür ediyorum.
Senem'in saptamalar çok doğru. Sizler mesleğe başladığınızda, karşılaşacağınız en önemli ve öncelikli tehlike bu. Bu öngörümün bir de bilimsel gerekçesi var. Birincisi, sosyal öğrenme diye adına kuram yaktıkları (kuramı da türkü yaptık sonunda :)) ) bir hadise var. Farkında olmadan kötü davranışları öğreniyor insan...Ayrıca bu kolay seçenek evrensel bir ilkeye de uyuyor. Hani demiştik ya "evrendeki her şey kararlı duruma gitmek ister" ve eklemiştik, "insanın doğasında da kolayı seçme eğilimi vardır" diye, işte bu durum aynen bu istenmeyen sürecin gerçekleşmesi için biçilmiş kaftan.
Ama sevinçle görüyorum ki, genç öğretmenler bunun farkındalar ve daha da ötesi bu duruma karşı tepki bile gösteriyorlar. Bu konuyu günderme getirdikleri için Nilay ve Senem'e teşekkür ediyorum...
Ali gene "racon" tarzı ifadeler sarfetmiş. Biz de aynı üslupla yanıtlayalım, "yok be koçum, alemde bizim esamemiz mi okunuyor ki alemin kralı olalım..."
Muhsin hızla doluyor. Bu da hoşuma gidiyor. Bakın gençler, derslerde de aralara sıkıştırıyoruz, bir şeyi gerçekleştirmenin en önemli koşulu İSTEMEKTİR.
Yavlum gene atmış oltayı hadi bakalım kim takılacak ÖĞÜTE İHTİYACI OLAN BAZILARI iğnesine...
Caner'e de bir merhaba demeden geçmeyelim...

Cümlenizin gözlerinden öpüyorum...
Sevgiyle...

329 

Tarih: 2006-04-01 10:56:14
seda ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

MERHABA sevgili öğretmenim
ben okuldaki öğrencilerinizden biriyim.
anlatmak istediğim bişey var.geçen gün sınıf arkadaşlarımla yetiştirme yurduna gittik.hiç bu kadar etkilenebileceğimi düşünmemiştim.ilerde bende bi öğretmen olucam.oraya gidince şunu anladım ki bu iş gerçekten GÖNÜL işi!!!eğitim fakültesinde okuyan arkadaşlara sesleniyorum,eğer bu mesleği severek yapmıcaksanız lütfen hiç başlamayın.kendinizi kasmayın boşuna çocuklarada kendinizi tatmin etmek uğruna eziyet etmeyin SAKIN!bide ufak bi tavsiye,vakit YARATIP bi gün çocuk esirgeme kurumuna uğrayın ve kendinizi tekrar değerlendirinç(yanlış anlaşılmasın yazdıklarım.acınacak bir halleri yok.sadece SEVGİYE İHTİYAÇLARI VAR-hepimizin olduğu gibi-)SAYGILARIMLA

330 

Tarih: 2006-04-01 20:11:27
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Seda,
Ne kadar da güzel konular bulup gündeme getiriyorsunuz öyle... Hem kendimizi hazırladığımız alana ilişkin yetişmemizle ilgili hem de genel anlamda yaşamla iç içe. Yazdıklarını okurken rahmetli babaannemin bizlere bir nasihatini hatırladım. Mutsuz olduğunuzda, kendinizi kötü hissettiğinizde hastane kordiorlarında şöyle bir dolaşın derdi...
Zaten başından beri hep söylemiyor muyuz, en iyi öğrenme yaşayarak öğrenmedir diye...
Sizler gibi öğrenciyken öğretmenlerimizden birisi bizi huzurevine göndermişti, söyleşi yapmak ve izlenimlerimizi sınıfla paylaşmak amacıyla. Beni derinden etkilemişti... (Hatta Yeşil Yol'u izlerken filmin başında, o günleri hatırlamıştım) Gerçekten bu deneyimler çok önemli. Sadece yaşanması lazım diyeceğim o kadar.
Evliliğimizin ilk yılı eşimle düzenli olarak yetiştirme yurduna gider tanımadığımız çocukları mutlu etmenin mutluluğunu yaşardık. Sonra doğuda bir ile atandık ve bu gelenek unutuldu gitti.
Birlikte de gidelim mi Seda? Hem ben bu arada bir nostalji de yaşamış olurum. İsteyen arkadaşlar da bize katılırlar... Sonra da izlenimlerimizi paylaşır, üzerinde değerlendirmeler yaparız.
Sınavlardan sonra bir Perşembe ya da Cuma öğleden sonrası bana uyar.

Son söz, sevginizi esirgemeyin, çevrenizden, arkadaşlarınızdan, büyüklerinizden,öğrencilerinizden, işinizden, ülkenizden...
Sizleri seviyorum...
Gözlerinizden öperim...

331 

Tarih: 2006-04-01 21:09:58
bırtek gezgın ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

ben de gelmek istiyorum hocam yaaa...eger haber verırsenız koşa koşa gelirim yetiştirme yurduna.bu arada özledim sizi...

332 

Tarih: 2006-04-02 08:00:48
alikarakaş ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

bu çocuk esirgeme kurumu işinde ben de siznleyim hocam...bana da haber uçurursanız sevinirim. :))

333 

Tarih: 2006-04-02 08:39:22
inci ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

katılım artıyor..
ben de gelmek isterim hocam programımız uyarsa tabi. :)

334 

Tarih: 2006-04-02 10:00:51
seda ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

merhaba arkadaşlar
beni çok sevindirdiniz,duyarlılığınız için ayrıca teşekkür ederim(en başta size hocam,tabiki gideriz birlikte,hatta eşiniz de gelirse daha çok sevinirim:)
orda yaşadğım bişeyi paylaşmak istiyorum sizinle.bahçede sallanan bi kız vardı,adı büşraymış.çok akıllı bi kıza benziyodu.derslerini sordum,sadece bir tanesi dörtmüş gerisi beş dedi.dakikada 130 kelime okuyabiliyomuş ama öğretmeni 160 istiyomuş.neyse biraz lafladık,ben ailesiyle ilgili soru sormak istemedim.tam gideceğimiz sırada yanımda başka arkadaşlarım da vardı,hadi biz gidiyoruz deyip vedalaşmak istedimçbenim elimden tutup gel sana bişey söylicem ama diğerleri gelmesin dedi.tamam deyip uzaklaştık biraz.bana alçak sesle 'senin kocan var mı' diye sordu.bende 'hayır yok,ben daha evlenmek için küçüğüm'dedim.böyle bişey sorması beni çok şaşırttı.sizce neden böyle bi soru sormuş olabilir?ben bulamadım bi türlü.yardımcı olursanız sevinirim.tekrar teşekkür ederim.şimdilik hoşçakalın:)

335 

Tarih: 2006-04-02 10:25:59
Seyhan Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Bu Çocuk Esirgeme Kurumu ziyaretine ben de katılmak istiyorum.Doğrusu genç öğretmen arkadaşlarımın bu derece toplumsal bir duyarlılığa sahip olması beni çok duygulandırdı.Bu duyguları içinde yaşayan öğretmenlerin aramıza katılmasına ayrıca sevindim.

336 

Tarih: 2006-04-02 10:36:54
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Seda,

Büşra'nın ilginç sorusuna ilişkin düşündüklerimi ifade etmeden önce aşaıdaki mesaja bakarak bir KORKUMU ifade edeyim. Galiba biri beni gözetliyor :))

Aklıma gelenleri öncelik sırasıyla yazayım.
Büşra'nın kendinden büyük bir erkek yakını, akrabası ya da tanıdığı olabilir ve seni ona yakıştırmıştır.
Büşra evli bir kadının yaşantısı konusunda seni sorgulamak istiyordur. Bu sorgulamanın binbir nedeni olabilir ve bu nedenler büyük bir olasılıkla orada olmasıyla ilgilidir. Neden anneler çocuklarını terk ederler gibi...
Ya da Büşra anne(si) rolünü üstlenecek birisini arıyordur bunu sana yakıştırmıştır bunun olabilirliğini sorguluyordur..
Dedim ya bunlar varsayımlar. Büşra'yı konuşturmak lazım...

Sınavdan sonra örgütlüyoruz işi. Katılacaklara şimdiden teşekkürler..

Sevgiyle gözlerinizden öpüyorum.

337 

Tarih: 2006-04-02 10:49:07
seda ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

TEŞEKKÜR EDERİM!:)))

338 

Tarih: 2006-04-02 11:43:51
Serhat ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhabalar.Bu, platforma ilk mesajım.Big fish diye bir film izlemiştim,Orada insanların yalınayak yaşadıkları bir mekan vardı.Bu platformu oraya benzetiyorum.Öncelikle Mr.Can'a ardından tüm emeği geçenlere sonsuz teşekkürler.Uzun zamandır yazmasam da mesajları okuyarak katılıyordum platforma.Yazma zamanı geldi.Çocuk esirgeme kurumuna gitmek için ben de varım.Müzik bölümünde okuyorum,çalgılarımı sırtlayıp gelirim.Eminim geleceğin solistleri orada beni bekliyordur...Çarşamba günü derste "harcayalım" hocam bu konuyu.Eminim gelecek arkadaşlar vardır bizim sınıfta.Umarım bize de uyan bir vakitte gidilir de biz de katılırız.Herkes take care yapsın.Sevgiler.

339 

Tarih: 2006-04-02 18:30:55
fadime ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam bende serhat gibi bu platforma okuyarak katılıyordum ama daha önce hiç msj yazmamıştım.çocuk esirgeme kurumunda bende sizinle birlikte olmak istiyorum inşallah zamanım uyar.

340 

Tarih: 2006-04-02 19:21:02
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Gençler,
Bu akşam şunu farkettim ki, sizlere etkinlik gerekiyor. Baksanıza iki potansiyel müşteri (bizi gizli gizli izleyen Serhat ve Fadime) harbi müşteri tarzında yazmaya başladı :))
Demek istemem şu ki, aklınıza başkaca etkinlikler geliyorsa paylaşın... (Köşküm ve Arap Şükrü tarzı etkinlikler de kabulumüzdür :)))

Benim bir başka "fentezim" de hafta sonları Bursa'yı tanımak gezmek. Ama elimizi kolumuzu sallayarak değil. Örneğin o bildiğiniz Yeşil Türbe'nin altında kapısı bir at nalı simgesi iz bırakılarak betonla kapatılan 8 odalı mezar dairesinin bulunduğunu bilerek ve Çelebi Mehmet'in cesedinin tahta sandukasıyla neden gömülmeden oraya bırakıldığını düşünerek... Ya da Yıldırım'ın türbesinde Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından mezardan çıkarılarak yakılan kemiklerin gömülü olduğunu bilerek. Ya da Yeşil Camii'nin aslında bir saray olarak tasarlandığını, hünkar mahfelinin harem dairesi olduğunu ve mimarının başına gelenleri bilerek...

Ama önce şu sınav dönemini bir atlatalım. Önümüz yaz zaten...

Sevgiyle....

341 

Tarih: 2006-04-02 19:32:04
özlem ( carpediemozlem@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

merhabalar
umarım herkes çok iyidir Hocam belki bu platform bir ilke imza atacak!:) şöyleki önceden yazmıştım hani ben kayseride öğretmenlik yapıorum diye.benim çok öğrencim var burda ama hiç arkadasım yok:( burayı takip ederken bir baktımki burda okuldaşım varmış! nilay! burdan sana sesleniyorumm!!görüşebilirsek çok sevinirim.haberini bekliyorum herkes kendine çok iyi baksın...teşekkür ederim hocam!!:)

342 

Tarih: 2006-04-02 19:43:52
seda ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam
gerçekten bize etkinlik gerekiyormuş.diğer satırları istanbuldan yazıyordum,ama artık bursadayım.hiç farketmez,internet sağolsun;)hocam ya hazır bahar gelmş,etkinlik ruhumuz kabarmış,sizde sınavlar diyosunuz.olcak iş mi?şaka bi yana ama hocam nolur zor sormayın biz alışkın değiliz sizin sınavlarınıza:)
bu arada bu çocuk esirgeme kurumu işi bayağı sardı.bu gidişle bütün okul oraya akçak(keşke,nerde o günler)
bide unutmadan söyliyeyim hocam,yarınki dersinize 5'te gelicez.
şimdilik bu kadar.görüşmek üzere,SAYGILARIMLA...

343 

Tarih: 2006-04-02 23:32:27
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Özlem...
Hiç kendini yalnız hissetme. Bak teknoloji mesafeleri sıfırlıyor.
Çok sıkılırsan ve MEB Tel'in de varsa yalnızlığını bizimle paylaşırsın ve o zaman da yalnızlık olmaz :) Yani benim telefonum MEB TEL...

Seda'ya da bir çift lafım var.
Sınav kutsaldır. Görüldüğü yerde derhal girilmelidir.
Benim sınavlara gelince, ezberleyenler, öğrendiklerini sorgulamayanlar... KORKMAYA DEVAM EDİNİZ...

344 

Tarih: 2006-04-03 12:30:29
Hikmetist ( hikmetist@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Selamlar Hocam , Herkese selamlar...
Bir kaç gündür bu ziyaret olayını dikkatle takip ediyorum.Bir şey yazmaya kalktığımda bir bakıyorum,platformda hazır yazılmışı var : ) Benim de her ne kadar çocukla alakalı olmasa da,onları yetiştirip bir kenara çekilenlerle Darülacezevari maceralarım olmuştu.Çok güzel bir duygu olduğu kesin.Bu gidişle oralara 20 bin kişiyle falan gidilecek herhalde.
Bu olayı taktir etmekle beraber bi de haddime düşerse bir uyarıda da bulunmak istiyorum.Aman hocam şu sınav döneminde şu işleri artık fazla konuşmayalım.Zaten bahar da geldi.Aşkın kavramsallıktan çıkıp somut hale dönüştüğü şu dönemde zaten kitabı,kağıdı(defterim yok)zor tutuyorum.Bu tür güzel şeyleri(Şu Arap Şükrü olayı da hiç ilgimi çekmiyor değil ha!) duyunca heyecandan atacağım onları bir tarafa vallaaa...
Sahi ya sen hangi Seda'sın.Hiç renk de vermiyorsun ha.2/Z'deki mi?
Herkese tekrar selamlar...

345 

Tarih: 2006-04-03 16:04:57
birtek ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

kaç gündür uğrayamadım buraya:( bu etkinlik olayı çok güzel olacak bence.diyorum acaba ben bi kampanya başlatsam,elimizde ne varsa toplasam mı?ne dersiniz?asıl amaç orada ihtiyaçları olan sevgiyi verebilmek ama... ne bileyim işte,fikirlerinizi bekliyorum.

346 

Tarih: 2006-04-03 16:28:56
arif ( ARI_1453@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

ben sizinb öğrenciniz değilim ama sayfanı çok güzel düşünceli insan işi yani öğrencileriniz sizi seviyor .sevilmek güzel tabi sevilmeyi hakedebilmekte tabiki. bence siz haketmişsiniz.

347 

Tarih: 2006-04-03 16:53:44
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

:)))
Yazıma gülücüklerle başladım çünkü son günlerde burada olup bitenler çok hoşuma gitti.Akıl eden,destekleyen herkese teşekkür ederim.Bir de gençler eğlenceden gezmek tozmaktan başka birşey bilmez derler.Haletsinler:)Keşke Bursa'da olsaydım da ben de size katılsaydım.Orda yok mu oraya git diyorsunuzdur büyük ihtimalle.Merak etmeyin gittim.Öğrencilerimle biz de unutmadık onları.
Üniversitedeyken bayılırdım böyle gönüllü işlere.Hatta Müjdey'le adımız çıkmıştı.Bize yeri geldi çöpçü dediler ama ben bu tür etkinliklerde bulduğum huzuru hiçbir yerde bulamadım.Ben aktivitelerinize bir öneride bulunmak istiyorum.Bildiğiniz gibi üniversitemizin hastanesinde çok fazla çocuk hasta var ve çoğu ciddi hastalıklarla mücadele ediyorlar.Onların ve ailelerin de desteğinize ,ilginize ihtiyacı var.Bence arada onkoloji çocuk servisine de bir uğrayın.Hepinizi çok seviyorum.Kalbim sizinle:))

348 

Tarih: 2006-04-03 18:00:37
hatip-ül muhalif ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

öncelikle bu hörmeyi muhafakayı sizlere sunuyor ve burada sizinle nispeten ve mutabiken birşeyler paylaşmaktan techiz ve heraviz duymaktayım.
mekan-ı hoş bir yer olan bu mekanımda sizin gibi muhalifi hörmeti insanları ve harfiyen okuyup bizi özcuvar eden gardaşlarıma nispetende ve nacizane tesekkurlerimi sunmaktan buyuk bir haz ve muhafaz duymaktayım.tekrar biraraya geliceğimizi umud-u vaht ederek artık uzun uzun yazıya geçiceğimi haberdar etmeyi umuyorum.

349 

Tarih: 2006-04-03 18:45:32
fadime ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam.şu bahsettiğiniz hafta sonu etkinliklerini eğer hayata geçirirsek çok güzel olur,şimdiye kadar sadece gezmiş olmak için gezdiğimiz yerlerin tarihini,hikayelerini bilerek gezmek çok hoş olur.hem repertuarımızda genişler:) saygılarımla...

350 

Tarih: 2006-04-03 19:04:21
fadime ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

yine ben,hocam hani bugün sınav terapisi yaptınız ya bize,ben daha çok tedirgin oldum.aslında benim korkum ne biliyormusunuz şimdiye kadar hiç eleştirel bakmadık "neyse o" deyip sınavlara öyle çalıştık çünkü öyle sorularla karşıyorduk hep,bizden hiç eleştirel düşünmemiz istenmedi,bazen düşüncelerimizi ifade etsek bile adam yerine koyulmadık.şimdide asıl yapmamız gerekeni yapacağız eleştirel düşünüp kalıplaşmış ifadelere takılı kalmıyacağız.bende bunu çok istiyorum bunu yapabilmeyi,belkide kendi kendimeyken eleştirel bakabiliyorum ama hep yanlış birşeyler söylemekten korktuğum için susuyorum.umarım bunu sizin dersleriniz ve sınavınız sayesinde aşacağım.ama zor olamsın hocam:)

351 

Tarih: 2006-04-03 22:16:29
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Farkında mısınız geçenlerde uğrayan sayısı 10.000'e ulaştı demiştim. Bugün 11.000 olduğunu görüyorum. Bu da yazmayan ama bizi gözleyen büyük bir kitlenin varlığını gösteriyor :))

Dar zamanımda kısaca bir iki kelime yazıp yetiştirmem gereken işlerime dönmek zorundayım.

1-Sınava çalışın ama gözünüzde büyütüp altından kalkılamaz bir hale getirip sonra da kendiniz buna inanarak gerçekten altında kalmayın. Derste de söyledim, adını koymadığımız bir şey sormayacağım size. Her şey paylaştığımız notlar dahilinde olacak. Ve o geleneksel iddiam her daim geçerli olacak. Sınav kağıdı üzerinde sizinle paylaşmadığım, notunu vermediğim, adını koymadığımız her ne bulursanız onunla ilgili soruyu iptal edip o sorunun puanını lehinize kullanacağım...

2-Yaptığım ve yapacağım her şey sizlerin daha nitelikli öğretmenler olabilmeniz için. Bu konuda birbirimize güvenelim. Lütfen bana yardımcı olun. Eğer nitelikli öğretmen olma adına yeni davranışlar edinecekseniz bu kendi yaşantılarınız yoluyla olmalı. Yoksa benim zorlamamla ortaya çıkacak sonuç "eğitim" olmaz, olamaz.

3-Öğretmenliğe hazırlanma sürecinde yapacağımız HATALARA geleneksel yaklaşımla "kötü" gözle bakmayacağız. Bilakis hatalarımızın gelişmekte olduğumuzun göstergesi olduğunu bileceğiz ve bu süreçte risk almaktan hata yapmaktan çekinmeyeceğiz. Bu sizin son şansınız. Sizleri okullarınıza öğretmeni olacağınız sınıflarınıza uçurduktan sonra yapacağınız hataların vebali olacak. İşte o zaman hata yapmamak için bugün hata yapmayı göze alacağız. Fadime'nin dediği gibi aşmak isteyip de adım atmaktan korktuğunuz birşeyler varsa bugünden tezi yok deneyin... Unutmayın BEN SİZİN KARŞINIZDA DEĞİL YANINIZDAYIM... Düşmemeniz için, elinizden tutmak için YANINIZDAYIM...

Sevgiyle gözlerinizden öpüyorum...

352 

Tarih: 2006-04-04 11:19:19
Özgür (Gramer Manyağı) (Şimdiki tabiriyle O Şimdi Asker) ( ozgurozdemir17@gmail.com) DEMİŞ Kİ:

Adresimi belirtmeyi umutmuşum da...

353 

Tarih: 2006-04-04 20:44:24
nilay mısırlı ( nilaymisirli@msn.com) DEMİŞ Kİ:

herkese merhaba ,
kaç gündür yazılı okumaktan , buradaki yazıları okuyamamıştım. sevgili arkadaşlar valla ne güzelsiniz , bizler uzaktada olsak, senemciğinde dediği gibi gönlümüz sizinle ... bu arada hocam bakın bir arkadaşım daha olacak ; özlem bende seni merak etmiştim umarım en kısa zamanda görüşürüz... bu arada sayın hocam hande hocamıda çok özledim görürseniz slmlar... hepinize kolay gelsin arkadaşlar , hocam sizede ... hoşcakalın...

354 

Tarih: 2006-04-05 13:08:26
seda ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam.
şu sınav konusu kapanmıycak anlaşılan.daha önce size nolur hocam zor sormayın demiştim ama dersinize girdikten sonra ne demek istedğinizi daha iyi anladım.aslında ben sınavlardan korkan biri olmadım hiç bi zaman.beni sıkan şey arkadaşlarımın tavırları.neredeyse 24saat onlarla olduğum için ister istemez etkileniyorum onların bu telaşlı hallerinden.ne kadar rahat davransamda birazcıkta olsa içime kurt düşürüyorlar.geçen dönem final haftası hem kandimi yedim hemde telefonda ailemi:(bunu isteyerek yapmadım tabi.bu duruma alışık olmayan ailemse çok şaşırdı.ama aynı hatayı bu kez yapmıyacağım.o yüzden de şimdi bilgisayar başından kalkıp ders çalışmaya gidiyorum:))))hocam, sınav öncesi başınızı ağrıtmaya gelirim artık dükkana.tabi kabul ederseniz?kendinize iyi bakın.hoşçakalın(şimdilik;)SAYGILARIMLA...

355 

Tarih: 2006-04-05 13:24:36
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Seda,
Önce senin de farkına vardığın yanlışın konusunda seni uyarmak istiyorum. Biliyorum, yaşımız kaç olursa olsun annelerimizin babalarımızın gözlerinde hala çocuğuz. Ama sadece kendi sorumluluklarımızla ilgili olumsuzluklarda onlara fatura kesmeyelim.

Beni anlaman beni gerçekten mutlu eder Seda.
Bildiğin gibi ben kendimce "denizyıldızı" topluyorum. Ve bunu kendim için değil denizyıldızları için yapıyorum. Çok büyük bir mutlulukla söylemeliyim ki, birbirinizi tanımasanız da, kendinizi açık etmeseniz de hızla çoğalıyorsunuz...

Son söylediklerine gelince...
Dükkan sizin... Tabii ki geleceksiniz, tabii ki soracaksınız...

Sevgiyle gözlerinden öpüyorum...

356 

Tarih: 2006-04-07 08:05:14
birtek ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

sınavlar,koşuşturma...yoruldum ya!

tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
sanki ateşten bir tebessüm
zehir zemberek aşkımız...

357 

Tarih: 2006-04-07 15:24:53
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam hep ders degıl ya bıraz da hayattan bı soru:kendımızı ıstemedıgımız bıseyı yaptıgımızdan dolayı salak hıssedersek ne yapmalıyız gecmesı ıcın.acaba bu ıneklerdekı zeytın yagı acısı gıbı kendılıgınden gecen bişey mı ?????????yazıklar olsun ban ...........

358 

Tarih: 2006-04-07 15:58:38
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Yavlum, ne yaptın ki böyle kendini kötü hissediyorsun?
Bilmeden söyleyebileceklerim varsayımlarla sınırlı.
Örneğin çok kolay olacağını girdikten sonra anladığın bir sınava çalışmamış olmak başka bir şey, gaza gelip (afedersiniz) küpe sıçan düşürmek başka bir şey. Ama her ikisinin de devası mümkün devrimizde. (Birincisi için tekrar çalışmak ikincisi için KOK, ama kömür değil, Kombine oral kontraseptif)
Ama Yavlum M., sorun ne biliyor musun, muhtemelen yaptığın şeyin yanlış olduğunu bilerek yaptın ki bu denli canın acıyor. Başka bir ifadeyle, geriye dönüp baktığında kendini haklı çıkaracak mazeretler bulmakta güçlük çekiyorsun.
Dedim ya bunlar varsayımlar.
Bence bu mevzuuyu yüz yüze harcayalım.
Son not, abi bilip paylaştığın için, açıkyürekliliğin için teşekkür ediyorum sana.

359 

Tarih: 2006-04-07 17:34:30
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam nasılsınız?Burada yazılanlardan da anlıyorum ki sınav dönemindesiniz.Öğrencilere de size de kolay gelsin.Onlar belki en zor iş kendilerinin diye düşünüyorlar ama okumak da çekilcek çile değil hani:)Neyse arkadaşlar hepinize başarılar diliyorum.
Hocam valla ben yine çok özledim oraları.Hele bu aralar kendimi hiç biryere ait hissedemiyorum,hiç birşeyden zevk alamıyorum.Sorarsanız bahar geldi ama ancak taşa toprağa geldi bana uğramadı bu yıl.Kışın rehavetini atamadım sanırım üzerimden.Bir de şu atamalardaki son değişiklikler sıkıyor canımı.Artık yüksek lisans hayallerini geride bıraktık.Çünkü devlet öğrenim durumu özürünü kaldırdı.Zorunlu hizmeti tamamlamadan yüksek lisans yapamıyoruz.Eğitimi engellemeye çalışan başka bir ülke var mıdır acaba? Herşey öyle karıştı ki ne yapacağımı bilemiyorum.Görevde olan arkadaşlar yeni değişikliklerle ilgili kulağınıza değen yeni birşey varsa lütfen buraya da yazın ki haberimiz olsun.Herkese bol şans diliyorum.Bu ülkede yaşamak zor.Hayatımız onların ellerinde.sevgiler...

360 

Tarih: 2006-04-07 21:30:49
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Evet Birtek, dediğin gibi ayrılık sevdaya dahil...

Yavlum ile görüşmek gerekiyor.

Senem'e de sonuna dek katılıyorum. Bu gençler yüksek lisans yaptıkları zaman edindikleri bilgi ve kazandıkları deneyim ne olacak sanıyorlar? Tabii ki sisteme katma değer olarak geri dönecek.
Sen bir yandan eğitimde reformdan sözet, diğer yandan da kendi gayretiyle birşeyler yapmak isteyen pırıl pırıl gençlerin önüne engeller koy.
Allah cümlenize sabır versin...

Sevgiyle

361 

Tarih: 2006-04-08 09:53:24
muazzez ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hocam öncelikle teşekkürler.Gerçi geç kaldım kaçırdım diye üzülüyordum ama anladığım kadarıyla sizinle önce konuştuklarımızdan bahsetmişsiniz. Ben zaten AARTSSın kitabından da çalışmıştım. anlamadığım pc vardı ona da yetiştim.
Hocam ogün sınıftan 'ya ne tatlı ne şeker adam bu ya!,bu adam çok şey biliyo abi.,üniversite hocası kesinlikle böyle olmalı,kim yapardı bunu başka?'diyerek çıktık ve yol boyunca,fotokopi kuyruğunda bu muhabbet siz ve sizin gibi eski yeni hocalarımızdan da örneklerle devam etti.Ve ben anladım ki biz artık öğretmen oluyoruz,yani olaylara hem karşımızda olacak olanları anlamak adına öğrenci olarak,hem de onlarla muhatab olacak öğretmen adayları olarak bakmaya başlamışız.
Eskiden öğretmen olmaya başlamadan önce iki tip öğretmen vardı benim için;
1)bize göre gereksiz şeyler öğreten,sınavına çalışırken canımızın çıktığı öğretmen
2)tam öğretilmesi gerekeni öğreten,sınavına çalışırken de çok rahat olduğumuz öğretmen
eskiden 1.tipin arkasından 'bu kadarına da ne gerek var'diye küfredip,2. tipe hayır duası okurken;şimdi o 2. tipöğretmenlerime acıyorum ve 1.tipdekilere de tekrar tekrar teşekkür ediyorum,burada arkadaşlarımdan herhangi bir konuda bir adım olduğum için.İşte sizin de dediğiniz gibi eğitim sonuçları uzun zamanda alınan bir süreç.
Ama artık böyle değil.1. tiptekileri hemen tanıyor ve yakasına yapışmaya çalışıyoruz daha fazlası için.
ÖPD çalışıyorum iki gündür (kahve manyağı olmuş bir halde).'Planın başarılı olması için öğretmenin yapması gerekemler' başlığı altında 'gayretli ve istekli olma' diye birşey yazmış ve 'gayretli' kelimesinden ok çıkarıp BULAŞICI diye not düşmüşüz.gerçekten öyle hocam; sizin gibi gayreti,isteği tükenmeyenler sayesinde biz de bir nebze gayrete geliyoruz.Siz hiç değişmeyin hocam,hep böyle bizden biri ve 'zehirleyici,bulaştırıcı' olun. değişmeyeceğinizden şüphem yok zaten benimki sadece bir dua..
Biz de inşallah böyle öğretmenler oluruz.'kural çocum' demeyen,gayretini başkalarına da bulaştıran ve ,bunun için arkasından küfredilecekse, arkasından küfredilen bir öğretmen.....
(kurtulduk diyenlere nispet)Sizden hiç kurtulamamak dileğiyle.....
HERŞEY İÇİN TEŞEKKÜRLER HOCAM

362 

Tarih: 2006-04-08 10:09:13
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Muazzez, canım, çok gaza getirmişsiniz beni kız...
Kendimi bir şey sanmaya başlayacağım bu gidişle...

Ama şurası bir gerçek ki, sağlam öğretmenler geliyor geriden.

Biz artık hayat denen yolun belli bir bölümünü geçtik de, asıl SİZ DEĞİŞMEYİN, SİZ BİRŞEYLER YİTİRMEYİN UMUDUNUZDAN VE DİRENCİNİZDEN...

Sizleri çok seviyorum...

363 

Tarih: 2006-04-08 10:27:39
muazzez ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

biz de sizi çooooooook seviyoruz hocam

364 

Tarih: 2006-04-08 14:08:29
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam bı ara yanınıza ugramak ıstıyorum ben sızı bulurum şimdilik kolay gelsıııın.....

365 

Tarih: 2006-04-08 18:48:29
Hikmetist ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Selamlar Hocam;
Biz de ders çalışıyoruz da şu olaya gıcık oldum ya:
Artık googledan sizin sayfa en başta çıkmıyor.

366 

Tarih: 2006-04-08 19:55:45
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Evet farkettim. Nedenini bilmiyorum. Aslında daha önceden ilk olarak adımın çıkma nedenini de bimiyordum.

Ama kendimce bir çözüm buldum.

http://www.abdullahcan.forumu.com adresi sayfaya yönlendiriyor...
Sınav haftası nedeniyle tüm çalışanlara sabırlar kolaylıklar ve başarılar diliyorum. Kuşkusuz bu dilek sadece kendi dersimle sınırlı değil. Umarım bütün derslerinizden emeklerinizin karşılığını alırsınız...
Bu arada bana sormak istediğiniz birşeyler olursa burası dahil her yolu kullanarak sorabilirsiniz. Yalnız yarın öğleden sonra Kandil münasebetiyle büyükleri ziyarete gideceğimden, o saatten sonraki sorularınız cevapsız kalabilir. (Bu arada kandiliniz de mübarek olsun)

Başarı dileklerimle...

367 

Tarih: 2006-04-08 20:33:28
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam sizin ,ailenizin ve bu platformdan ulaşabileceğim herkesin kandilini kutluyorm.Görüşmek üzere...

368 

Tarih: 2006-04-08 21:17:52
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Teşekkürler Senem bilmukabele.

Resimleri Pazartesi ya da Salı okuldan verdiğin adrese yollayacağım...
Sevgilerimle...

369 

Tarih: 2006-04-08 22:26:15
birtek ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam özledim sizi...bitsin şu sınavlar yapışıyorum yakanıza hemen...saygılar:))

370 

Tarih: 2006-04-09 10:04:11
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Evet Birtek... Bir de harcanacak (hatta kampus içinde yürüyerek harcanacak) derin bir mevzuu vardı ya kafanı karıştıran, onu da harcarız...

371 

Tarih: 2006-04-09 13:14:03
birtek ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

oley o zaman;))

372 

Tarih: 2006-04-09 14:00:08
Meryem ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Herkesin kandilini kutluyor,
Şu sınav zamanında çalışma azmi ve başarılar diliyorum...

373 

Tarih: 2006-04-09 14:43:53
yeseren ( yeserenozturk@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

geçen yıl staja gittiğimde yaşadığım bi anıyı paylaşmak istiyorum.
dersinde gözlem yaptığımız bir altıncı sınıf öğrencisi bir gün elinde gülle geldi bana ve "buyrun öğretmenim, sizin için kopardım" dedi. gülü aldım,başını okşadım ve teşekkür ettim. ama ertesi hafta bir de baktım ki yine aynı öğrenci, yine elinde bir gül! ben onun çiçek koparma alışkanlığını pekiştirdiğim için o da bunu alışkanlık haline getirmeye karar vermiş diye düşündüm. birşey yapmalıydım,çiçekleri koparmaması gerektiğini bir şekilde anlatmalıydım ona. çiçeği bana verdiğinde ona çiçeği nerden kopardığını sordum. komşusunun bahçesinden koparmış!!!
oturttum onu yanıma ve çiçek koparmanın çok yanlış olduğunu, çiçeklerin dalında güzel olduğunu, herkes bir çiçek koparırsa etrafta çiçek kalmayacağını ve doğanın dengesinin bozulacağını, tüm bunlara meydan vermemek için çiçekçilerin var olduğunu, ille almak gerekirse oralardan çiçek alınması gerektiğini söyledim. hele ki bir başkasının özenle yetiştirdiği bir gülü ondan izinsiz almanın çok büyük bir hata ve bir nevi hırsızlık olduğunu anlattım. önce boş boş baktı suratıma. sonra birden bağıra bağıra ağlamaya başladı."öğretmenim beni sevmiyoo, benim aldığım çiçeği istemiyooo" diye haykırıyordu! şok olmuştum, hiçbirşey yapamıyordum! e ben bu çocuğa bunları söylemesem bu bana sürekli çiçek koparıp getirecek, çiçeğin dalında güzel olduğunu ona anlatmam lazım, e anlatınca da öğretmenim beni sevmiyor, verdiğim çiçeği istemiyor diye zırlıyor!!
ÖĞRETMENLİĞİN KOLAY BİR MESLEK OLDUĞUNU DÜŞÜNENLER, BUYRUN SİZ ÇIKIN İŞİN İÇİNDEN! BEN NE YAPTIYSAM BAŞARAMADIM...

374 

Tarih: 2006-04-09 22:29:42
Oylum ( oylum.tekin@gmail.com) DEMİŞ Kİ:

Çok geç kalmışım çok. Hayatımda derin bir etki bırakmış tek öğretmenime yazmakta çok geç kalmışım. Hocam 2000 girişliyim, bizden sonra gittiniz zaten. Beraber zamanın 45'iyle Heykel'e giderdik, yolda sanki 3saatlik gramer dersinden çıkmamışım gibi bana hala 'postposition'dan bahsederrdiniz..Hatırlar mısınız bilmem, son sınıftaydım, okula uğradınız bir araştırma için, ben de katıldım. Kız biraz büyümüşün demiştiniz. Büyüdüm hocam Susurluk Lisesi'nde görev yapıyorum. Bu çarkın isyancı bir dişlisi olmaktır çabam. Mail adresimi yazdım, mutlaka görüşmek isterim. Kendinize iyi bakın.

375 

Tarih: 2006-04-09 22:38:35
oylum ( oylum.tekin@gmail.com) DEMİŞ Kİ:

"....Ve daha ilginç olanı, yolu Kükürtlü Altıparmak ve Heykel olanlarla otobüste sürerdi bu tartışmalar

diğer fakültelerden öğrencilerin şaşkın bakışları altında… En çok da otobüs şoförlerinin

aynadan garip bakışlarını izlemek keyif verirdi bana…. "
işte bu benim, bir de anlatmak istediğim.:-) hocam bir daha gülüyorum şimdi ya..

376 

Tarih: 2006-04-09 22:43:29
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Oylum, Canım benim...

Daha geçenlerde yine gecenin geç bir saatinde Kafkas'ın önünden (yine bir gece dersi sonunda) geçerken aklıma geldin. Çatalfırın'a kadar yine iki kardeşle konuşa konuşa gelmiştik. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi...

Hiç bir şey için geç kalınmış sayılmaz, yeter ki insan yaşıyor olsun ve yüreğinde birşeyler yapma azmini hissetsin...

Farkında değilsiniz ama sizler hızla büyüyorsunuz. Sizlerin büyümenizi görmek ve yavaş yavaş yerimizi sizlere, sizler gibi birşeyler yapma heves ve arzusuyla dolu gençlere bırakmaya hazırlanmak ne kadar güzel bir bilsen... Daha önce de yazdım buraya, eğer bu memlekette güzel birşeyler olacaksa bunu ne siyasetçiler ne de yöneticiler, sadece ve sadece sizin gibi bu eleştirdiğimiz çarkın isyancı bir dişlisi olmayı göze almış azimli, yürekli çalışkan öğretmenler yapacak. Benim de umudum ve inancım budur...

Senden haber almak, yazdıklarını okumak umuduma umut kattı gücüme güç kattı gecenin bu saatinde...

Sevgiyle gözlerinden öpüyorum. Tabii ki görüşeceğiz...

377 

Tarih: 2006-04-10 07:33:23
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Yeşeren, (REF 376 numaralı Mesaj)

Hep diyoruz ya, eğitimden beklenen kişinin kendi yaşantıları yoluyla davranışlarını değiştirmesi. Ufaklıkla yaşanan bir ikilem. Bir yandan bakıldığında öğretmeni için yapılmış bir jest ama aynı olay başka bir açıdan komşusunun bahçesinden izinsiz birşey almak. (Çiçeklerin dalında güzel olmasından da önemli bu ayrıntı)
Bu gibi durumlarda aynı ikilemi yaşatmak gerek.
Onun için önemli olan bir şeyi, oyuncağını, süslü kalemtraşını iste bakalım. Bir yanda isteyeni mutlu etmek diğer yanda kendinin olan birşeyden vazgeçmek... Verirse bir bir süre o yokluğun, kaybetmenin üzüntüsünü yaşattıktan sonra çiçek olayı ile bir analoji oluşturup olayı anlatmaya çalışmak. Yani, sadece bir açıdan baktığı için somutlaştıramadığı senin düşünme şeklini onun için somutlaştırmaya çalışmak...

I hope it helps...
Kissed from your eyes...

Başka birileri çıkar da kafa yorar mı acaba diye bekledim ama herkesin işi gücü var şimdi... Sınav telaşı yani... Eye fear:)

378 

Tarih: 2006-04-10 08:20:14
yeseren ( yeserenozturk@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

hocam 40 yıl düşünsem böyle birşey aklımın ucundan geçmezdi! kesinlikle orta okul çağındaki çocuklarla iletişim kuramayacağım ben!!
onlarla aynı dili konuşmanın bi yolu bi kursu yok mu:(

379 

Tarih: 2006-04-10 08:42:23
yeseren ( yeserenozturk@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

ha hocam bu arada öğrencinin hırsızlık olayına da çok ilginç bi yaklaşımı var. hırsızlık olduunu anlatmaya çalışırken bana şunu söyledi: BAHÇENİN DIŞINA TAŞAN MAL HARAM DEĞİL.ANNEM ÖYLE DEDİ BANA. GÖZ HAKKI DİYE BİŞEY VARMIŞ,BEN DE GÖZÜMÜN HAKKINI ALDIM.ZATEN BU GÜL DE BAHÇENİN DIŞINA TAŞMIŞTI.
e aile böyle güzel eğitim verirse zaten öğretmene de gerek yok. kendi içlerinde çözmüşler olayı teyzemler!

380 

Tarih: 2006-04-10 09:43:55
Ali Rıza Yoltaş ( aliriza@bizlergenciz.com) DEMİŞ Kİ:

Değerli Hocalarım ve Arkadaşlarım,

Web sitem http://www.bizlergenciz.com'u sizlerin görüşüne sunuyorum. Siteyi nasıl daha iyi hale getiririm merak ediyorum... 49.073 üyemiz var, siz de katılın!

Bu arada web, ASP,.NET ve Visual Basic programlama konusunda fikir paylasiminda bulunabilecegim arkadaslar ariyorum. E-mail adresim aliriza@bizlergenciz.com... Sevgiler...

 

381 

Tarih: 2006-04-10 10:10:33
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Yeşeren,

Önce ilk yazdıklarına ilişkin söylemem gerekenler var. Öğretmenlik profesyonel bir meslek. Yani kimse anasının karnında öğrenmiyor nasıl iyi öğretmen olunacağını. Daha önce de söylediğim gibi, çok ortada, herkesin gözleri önünde yapılan YÜZÜ ESKİ bir meslek olduğu için, DOĞRUSU, OLMASI GEREKENİ sorgulanmadan kim bu süreçte ne gördüyse onu taklit ederek yapılmaya çalışılan bir meslek. Sana güzel bir haber vereyim. Bu olayı sırdanlaştırıp unutup gitmek yerine üzerinde kafa yormaya başlaman, bizlerle paylaşman ve en önemlisi ÖĞRETMENLİĞİN KOLAY BİR MESLEK OLMADIĞINA İLİŞKİN bir farkındalık kazanmış olman.
Yavaş yavaş zehirlendiğini farketmediysen sana söylemiş olayım burada. Sonuçta ÖĞRETİM BECERİLERİ okuyarak, kafa yorarak, sistematik bir biçimde deneyip değerlendirerek kazanılıyor. Ve daha önünde zaman var...
Göz hakkına gelince. Bilirim o kültürü. Bir zamanlar her şeyin bol ama insanların az olduğu (paylaşımın sorun olmadığı)devirlerde, paylaşımın başka bir adıydı ama genelde tarladan karpuz koparmanın bir gerekçesiydi. Çünkü insanın doğasında var olan "hepsi benim olsun" arzusuna bir set çekmek için HARAM engeli vardı.
Ama bunu genelleştirme biçimlerine baktığımda senin de ifade ettiğin gibi teyzemler olayı çözmüşler. Yani yeşeren, işiniz gerçekten zor, bir de bunlarla uğraşmanız gerekiyor, "ben anlamam ben İngilizce bilir onu öğretirim" demiyerek...

Kolay gelsin ne diyeyim :)))

382 

Tarih: 2006-04-10 10:34:26
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Ali Rıza, [REF 383 NUMARALI REKNLİ MESAJ]


Biz TXT yazarken HTML'ye dönüp göze batar biçimde renkli ve albenili bir İLAN VERMEN dikkatimi çekti ve bu nedenle bir iki satır yazma ihtiyacı hissettim. Sitenizi hızlıca gözden geçirdim. Ama ilk bakışta FARKLI PLATFORMLARDA olduğumuzu ifade etmeliyim. Bu sitede de ARKADAŞ BULUNUYOR ama bunlar bazı çöpçatan sitelerinin yaptığı tarzda birbirini tanımayan kişileri değil, aynı geçmişi paylaşmış ama zamanın ve mekanın başka başka yerlere attığı okul arkadaşlarını bir araya getiriyor ve amacımız da çok açık. Öğretmenlik becerilerimizi geliştiriyoruz hep birlikte... Bunlar yaptıklarınıza bir eleştiri değil, sakın yanlış anlamayın. Dilediğiniz platformu oluşturup “gençlik sorunları” ya da “komik olaylar” gibi dilediğiniz konuları paylaşabilirsiniz. Ben sadece buraya uğrayan belli bir grubu, platformumuzun ne amaçla basamak olarak kullanılmakta olduğu hakkında bilgilendirmek istedim. Başka da bir niyetim yok. Son not, rahle-i tedristen geçmiş VEFALI bir öğrencim olarak, bu kadar aradan sonra, söze girerken bir hal hatır sormanı da beklerdim... Hatalarımızı yüzümüze bu kadar aleni vurmayın. Ben hala gençlere ÖĞRETMEMİZ GEREKENLERİN İNGİLİZCE İLE SINIRLI OLMADIĞINI anlatmaya çalışıyorum da...

Sevgilerimle

383 

Tarih: 2006-04-10 10:42:28
senem öznal ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hocaammmm süpersiniz:) Çok teşekkür ederim.Beni ne kadar mutlu ettiğinizi bilemezsiniz.Görüşmek üzere iyi günler.

384 

Tarih: 2006-04-10 15:01:54
Meryem Dal ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Hocam
Hocam sınav sonrası belki de duymaya alışık olduğunuz sözler olacak ama sorular zor değildi onları zorlaştıran bizim düşünme sistemimizdi.Alışmışız tek bir pencereden bakmaya halbuki siz örneklerini de gösterdiniz sınavdan önce mesela programlı öğretimde öğretmenin rolü nedir demiştiniz halbuki öğretmen yok öğretme makinası vardı... Ona benzer bir soruydu B grubunun ilk sorusu da illa bulacaz ya bilişsel devinimsel ya da duyuşsal ben de yanlış yaptım bu soruyu.Eleştirel düşünme becerisi eksikliğimiz var.

inşallah bir gün biz de sizin bize anlatmak
istediklerinizi hakkıyla öğrenen ve hayatta uygulayabilen öğretmenler oluruz.

385 

Tarih: 2006-04-10 15:41:31
fadime ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam bir haftadır sınav stresi en yüksek noktaya ulaştığından internete girmeye fırsatım olmadı,bugün sınavdan sonra bir haftadır sitenizi ziyaret etmediğimi farkettim,sınav geçti ama ben sınav hakkında yorum yapmıyacağım.iyi veya kötü başladı sınavlarımız.
ben öğretmenliğin nekadar zor ve emek gerektiren bir meslek olduğunu daha meslek hayatına başlamadan anladım.hani size bahsetmiştim ya hocam türk eğitim gönüllüleri vakfında gönüllü öğretmenlik yapıyorum diye sadece 8-10 tane öğrencim oluyor.bu dönemki öğrencilerim çok iyiler bana çok yardımcı oluyorlar ama geçen dönem 3 öğrenciyi derse dahil edemiyordum elimden gelen herşeyi yaptım.onların sorunlarını anlamaya çalışıyordum dersle yada benimle sorunları yoktu bunu biliyordum çünkü onları kazanmak için çok uğraştım ve sorunun ailelerinden kaynaklandığını anladım.ailelerini tanıyan birim sorumlusuyla görüştüm.ingilizceyi sevdiklerini söylüyorlardı zaten orada kendi istedikleri dersi seçiyorlar ama aynı zamanda sınıfın düzeninide bozuyorlardı.sadece benim etkinliklerimde olmuyormuş bunlar katıldıkları diğer etkinliklerdede farklı gönüllülerin derslerindede yapıyorlarmış.her dersten çıktığımda bir sonraki ders onları da derse dahil edebilecek ne yapabilirima acaba diye düşünüyordum ama ne yaptıysam olmadı ikinci dönem bıraktılar.ben sadece 8 yada 10 öğrenciyle ders işleyip bu kadar zorlanıyorsam,ilerde 40 50 kişilik sınıflarda derse girsem nekadar zorlanırım acaba...tabi zmanla tecrübe kazandıkça çözümler bulabileceğim belki...ama bu dönem gerçekten çok güzel geçiyor dersler.her defasında daha istekli oluyorum.öğretmenlik zor ve emek gerektiren bir meslek ama,onlara,eğitimlerine katkıda bulunmak (her ne kadar sonuçlarını görmemiz biraz zaman alacaksada) çok zevkli bir meslek... saygılarımla...

386 

Tarih: 2006-04-11 21:17:34
Serhat ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhabalar,
Umarım herkes iyidir...Bu sabah saat 9 gibi Öğretimi planlama ve değerlendirme sınavı olacağız.Sınavdan önce "kürkçü dükkanına" bir uğrayım dedim.İyi ki uğramışım.Platform tam gaz ileri maşallah.
Glad to know A.CAN(The most poisonous human on the world)exists.
Saygılar.

387 

Tarih: 2006-04-11 21:59:46
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Serhat,

Önce sizdeki uygulamayı garipsediğimi yazayım.
Normal şartlar altında arasınavlar öğretim elemanı tarafından kendi ders saatlerinde yapılır. Ama fakültedeki uygulama öyle değil. Bunun da bir mantıkal gerekçesi var, toplu sınav daha ADİL sınav demektir, çünkü kuramsal olarak denk sınavlar olduğu söylense de uygulamada bunu yapmak çok zordur, hele 3-5 sınavın denk olması neredeyse olanaksızdır. Sonuçta arasınav dahil sınavların yer ve zamanının belirlenme işini "toplu sınav uygulamasını benimseyen" fakülte yapıyor. Başka bir ifadeyle sınavı ben planlamıyorum, bana da planlayanlar söylüyor. Böyle olunca, öğretim elemanına da öğrenciye de sınavlar fakülte yönetimince tebliğ ediliyor. Bu uygulama çerçevesinde üniversite yaşantım boyunca hiçbir zaman öğrenciye (kişisel değerlendirme amaçlı olanlar hariç) sınav tebliğ etmedim.
11 Nisan sabahı Meryem hanım'ın beni arayıp sınavdan söz etmesi de uygulamanın bu yönde olduğunun göstergesi. Ama bölüm başkanınızın bana "öğrenciye sınav olacağını söyledin mi?" diye sormasını yadırgadım...
Ardından Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı ile görüştüm. Sizlere yazıyla sınav programının gönderildiğini söyledi. Zaten o yazı sizde olmasaydı bölüm sekreteriniz beni arayamazdı.
Sonuçta benden kaynaklanmayan bir nedenle sınav Çarşamba sabahına kaldı.
Umarım bu rötar sizin lehinize olur.
Ben planlanan olaylar gerçekleşmeyince rahatsızlık duyarım. Belki de bunca açıklamanın altında bu vardır.

SİZE SINAVINIZDA BAŞARILAR DİLİYORUM.
Umarım Meryem'in mesajından bazı dersler alınmıştır.
Sevgilerimle...

388 

Tarih: 2006-04-12 13:53:39
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

SEVGİLİ ARKADAŞLAR,

ARAMA MOTORUNDA VARDI, KALDIRILMIŞTI VE BENZERİ TARTIŞMALAR ÜZERİNE WEB SAYFAM İÇİN KENDİ ADIMA ALAN ADI ALARAK TESCİL ETTİRDİM.

BUNDAN SONRA SAYFAMA DAHA ÖNCE VERDİĞİM UZUN ADRESİN YANISIRA

http://www.abdullahcan.com

ADRESİYLE ULAŞABİLECEKSİNİZ.

BİLGİLERİNİZE SUNULUR...

389 

Tarih: 2006-04-12 15:21:05
Serhat ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhabalar,
Sınav konusunda bizim aleyhimize gelişen bir şey olmadı,Umarım siz de zarar görmemişsinizdir.Hocam sizin bilmediğiniz şeyler de var.11 nisan sabahı saat 9 gibi bireysel ses eğitimi dersindeydim.Benim Şan hocam da,ÖPD Dersinin sınavında görev alacak olan gözetmen hoca(ymış),O kişi söyledi bize,"arkadaşlar bugün 3 te sınavınız var ben de sizin gözetmeninizim" diye.Ben ve Mustafa aynı dersi paylaşıyoruz,biz direk olarak terrified:)Şan hocamız söylemese tam bir kargaşa olacaktı.biraz da şans anlayacağınız...Ardından sizi aradık falan filan...Meryem hanım bize sınav tarihlerini astığını söyledi fakat panoda öyle bir duyuruya kimse rastlamamış.Bu tip duyuruları hizmetliler panolara asıyor.sanırım işin bu kısmında bir sorun çıktı.
Sonuç olarak biz sınavımızı olduk.Aslında "bazı" hocalar gibi trip yapmadığınız için ben size teşekkür ederim.Sizin hiç bir şekilde kusurunuzun olmadığını biliyoruz,içiniz rahat olsun.Siz sadece tam bir üniversite hocası gibi davrandınız.Fakat bizim bölümün aslında ÜNİVER"LİSE" olduğu konusunu sizinle hiç konuşmadık.(bir gün harcayalım lütfen)Ayrıca sınav da "eye fear" olduğumuz kadar varmış:)
Sevgiler.

390 

Tarih: 2006-04-13 14:31:34
çiçek ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam çok gıcıksınız bu kadar karışık soru sorulur mu öpd de yaktınız bizi.eğitimin tanımını bilsem bile soruyu o kadar evirip çevirmişsiniz ki sorunun cevabının o olduğunu bile anlamadım. biraz insaflı olun.öpd diye bi derse girmektense 5 tane öğretmenlikle ilgili kitap okumayı tercih ederim. saygılarımla görüşmek üzere... her ne kadar zor olsa da öpd den geçeceğim.iyi akşamlar...

391 

Tarih: 2006-04-13 15:23:33
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam,umarım herşey yolundadır.Sınavınızı da bitirdiniz sanırım geçmiş olsun.Ben bugün tembel öğrenciler gibiyim.Yarın gerund /infinitive konusunu işlemeye başlayacağım en ayrıntılısından hem de.Ve sevmiyorum bu konuyu ve bu konuyu en iyi nasıl öğretebilirim bilmiyorum da.Ne yapsam da bu konuyu benim ve öğrencilerim için bir işkence olmaktan çıkarsam?Hocam ve tabiki buraya yolu düşen tüm arkadaşlar size sesleniyorum.Lütfen akıl verin bana.sevgiler...Görüşmek üzere...

392 

Tarih: 2006-04-13 16:09:41
seda ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam,
bende uzun zaman siteden ayrı kalanlardanım:( malum sınavlar ama sınavlardan bahsetmiycem.bende eğitim gönüllüleri vakfında bu dönemin başından beri 8.sınıf ingilizce dersine giriyorum.aslında ondan fazla çocuğum var(biraz garip belki çocuğum demek ama öğrencim diyemiyorum onlara,belki serbest kıyafetle geldikleri belki de bana öğretmenim değil seda abla dedikleri için,kısacası emin değilim)geçen cuma başıma gelenlerden bahsetmek istiyorum.öncelikle çok yaramazlar.seneye liseye başlıyacaklar ama hala 5.sınıf öğrencisi gibi davranıyorlar.bende her seferinde onlara biraz daha oturaklı davranmaları gerektiğini,seneye liseye başlıyacaklarını hatırlatıyorum ama pek etkili olamıyorum galiba durum onu gösteriyo.ben onları çok seviyorum onların tepkilerine bakılırsa onlarda beni seviyor ama benim güler yüz göstermemden ve onlara kızamadığımı bildiklerinden yapacaklarından geri kalmıyorlar.
neyse sadede geleyim.derste tahtaya bişeyler yazıyordum sınıfa döndüğümde bide baktım kızlardan biri ayağını sandalyesinin üzerine koymuş,yanında oturan arkadaşı da ayakkabısını bağlıyo.ne yapıyosunuz siz dedim,ya seda abla ayakkabısını bağlıyamıyomuş dedi öteki.arkasından da bastılar kahkahayı.bende oturun yerinize ben ona ara verdiğimizde nasıl bağlıycağını gösteririm dedim.neyse biz derse güç bela devam ettik ve ara verdik.herkesi çıkardım sınıftan,sen kal büşra dedim.diğerleri hala gülüyolardı tabi.ben de bakma sen onlara dedim.neyse beş on dakikada öğrettim sonra bizde bahçeye çıktık.ama kızların bazıları caddenin karşısındaki markete gitmiş(yan tarafta bakkal var)ve gelirlerken iteleştikleri için biri düştü(kaldırımdaydı allahtan).sonra düşen ötekini yere düşürdü(bilerek) ben önce ne yapacağımı şaşırdım sonra biraz kızıp hemen sınıfa gitmelerini söyledim.biraz söylendim,yaptıklarının yanlış olduğunu falan söyledim(suratımı asarak tabi)ve beni çok üzdüklerini...ama her seferinde aynı şey'özür dileriz seda abla'.bende artık özür dilememelerini,özür dileyecekleri şeyleri yapmamalarını söyledim.biraz daha ders yapıp bıraktık.
tavırlarım ne derece doğru bilemiyorum.bide biz orda öğretmen değil gönüllüyüz.gerçi omlarda gönüllü olarak geliyolar.acaba ben mi yanlış düşünüyorum,onlardan çok şey bekliyorum?işin içinden çıkamadım da.yardımcı olursanız sevinirim:)
şimdilik hoşçakalın.SAYGILARIMLA...

393 

Tarih: 2006-04-13 19:55:54
nil-ü-fer ( niluferkazik@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

sevgili senem,
bilmem işine yarar mı ama zaten zahmetli bir konu olan gerunds & infinitives i en basit sekliyle anlatabilirsin.
the way i present :
ingilizce de 1 lafta max. 1 fiil olmalı.
"ben kitap okurum. sınıftaki öğrenciler uyandı. vb.."
ama dyelim ki 2 fiil kullanmak istiyorsun.
"ben yüzmeyi severim : yüzmek / sevmek"
"o ben uyumak istiyorum : uyumak / istemek"
kural neydi: max. 1 fiil .
öyleyse bu fillerden birini "fiillikten defetmeliyim."
nasıl?
iki yolla: ya başına
to ______ koyarak ya da
sonuna ________ing ekleyerek. Buna da esas fiil karar verir.
I like swimming.
I want to sleep. (bu durumda swimming ve to sleep artık birer verb diil, aktivite adı oldu) ok?

kendimi sınıfta hisstettim. ama umarım yalanım yanlışım yoktur. ve işine yarar.
sevgili hocam hatam varsa kusura bakmayın. grameri bakkal hesabıyla anlatmak daha çok işe yarıyor sanki.
saygılar.
herkese iyi aksamlar

394 

Tarih: 2006-04-13 20:24:54
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Önemi ve önceliği nedeniyle 393 numaralı mesaja yanıt verip sınavları okumaya devam edeceğim. Diğer arkadaşlara da sonra laf yetiştireceğim...

Sevgili Çiçek
Biraz ağır olacak ama bu gerekli...

Kitapları okuyor ve oradaki listelenmiş maddeleri ya da tanımları ezberliyorsunuz. Örneğin, "eğitim kişinin kendi yaşantıları yoluyla davranışlarında değişiklik meydana getirlmesi" ya da "öğretimde bütünlük ilkesi" gibi.
Size karışık gelen, zorunuza giden bunları tanıma-hatırlama düzeyinde öğrenmiş olmanın ötesine geçmenizi istemiş olmam.
Çünkü tanımı ezberleyince davranışın ne olduğunu, yaşantının ne olduğunu bilemiyor ve öğretmen olarak asıl görevinizinin "öğrencilerinize kendi davranışlarında değişiklik oluşturablecekleri yaşantılar sunmak" olduğunu kavrayamadan öğretmenlik yapmaya kalkıyorsunuz... Yine benzer biçimde, "bütünlük" ilkesini, "bütün" sözcüğüne kendinizce yüklediğiniz bir anlamla geçiştirip, öğrencinizin ruhuna, duygularına hitap etmeniz gerektiğini aklınıza getirmiyorsunuz...
Kimse kusura bakmasın.
Size kendi öğretmeninden gördükleri üzerine inşa edilmiş yarım yamalak formasyonla öğretmenlik yapanlar gibi (işinin hakkını veren saygıdeğer öğretmenlerimiz bunun dışındadır) öğretmenlik yapılmayacağını, bunun da bir yolunun olduğunu anlatmak benim görevim...

Ayrıca omuzlarınız üzerinde taşıdığınız organın tepesine toka takmaktan çok daha önemli işlevleri olduğunu da anlamanız gerekiyor...

Eğer bunlar gıcıklık olarak algılanıyorsa evet gıcıklık yapıyorum. Yapmaya da devam edeceğim. Elinizden geleni ardınıza koymayın...

Sevgiyle gözlerinden öperim...

395 

Tarih: 2006-04-14 07:06:05
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Seda,

Bu Büşra bizim Büşra mı? Ben de tanımak istemeye başladım bu kızı…

Sorularının cevapları derste paylaştıklarımızın satır aralarında gizli.
Biçimsel öğretim yapılan ortamlarda öğretmenin aralarında belli bir DİNAMİK (yani zamana ve koşullara göre değişen) denge kurması gereken, sanki birbirlerinin karşıtıymış GİBİ görünen iki ilkemiz var, OTORİTE ve ÖZGÜRLÜK…

Aşağıya sizinle paylaştığım haliyle kopyalıyorum derste sözü edilenleri (ve yansı çıktısı olarak size verilenleri)

OTORİTE: Düzenli, disiplinli ve verimli bir öğretim süreci için İNANÇ, SAYGI ve SEVGİye dayalı, ÖĞRETENİN OTORİTESİNE uyma duygusu oluşturulmalıdır. Burada zorlama ve cezadan korku söz konusu değildir.

ÖZGÜRLÜK: Öğrenen [ahlâki ve insanî değerler çerçevesinde] bazı davranışların amaçlarını kendisi bulmalı, soru sormaktan, kendini ifade etmekten çekinmemeli hür ve demokratik bir toplum düzeni için demokrasi bilincini geliştirmeli.

Bu açıdan bakıldığında “bırakınız diledikleri gibi davransınlar” yaklaşımı iki nedenle doğru değildir. Birincisi, biçimsel öğretimin devamı için, senin sunduğun öğrenme yaşantılarından herkesin nasibini alabilmesi adına sürecin senin belirlediğin (ama içinden geldiği gibi değil tabii ki) belli kurallar çerçevesinde yürümesi gerekir. İkincisi, bizim bu çocuklara kazandırmamız gerekenler sadece İngilizce ile sınırlı değil ve her fırsatta ilgili yaşantıları ilgili davranış değişikliğinin vesilesi yapmak gibi bir sorumluluğumuz da var. Bu nedenle –bazen biraz kırılsalar da- doğru olan ile yanlış olan arasındaki farkı yaşatmamız gerekiyor.

Ama özgürlük ilkesi açısından baktığımızda da, eğer telafisi mümkünse, bazı hatalardan ders alınabilmesi adına, bir birey olarak kendini -yanlış da olsa- ifade edebilmesi için bazı şeylere göz yummamız gerekiyor. Ama verdiğin örnekte, arabaların geçtiği cadde kenarında itiş kakış yüzünden yoldan geçen bir arabanın altında kalan çocuğun sorumluluğunu hiçbir ilke ve vicdan ortadan kaldıramaz…

Bütün bunlardan çıkan genel sonuç şu ki, İNSAN YETİŞTİRMEK ÇOK ZOR.
Kitaplarda yazılanların uygulanması da ayrı bir DERT.

Sorumluluğunuzu bilerek HAYATA HAZIRLANMANIZ gerekiyor.
Yolunuzun üzerine çıkıp –ismi lazım olmayan bazı- gıcık tipler, inanın bu nedenle gıcıklık ediyorlar. Yoksa birey olarak sizinle kimsenin alıp veremediği yok…

Kolay gelsin….

396 

Tarih: 2006-04-14 10:13:51
Onur KABAKÇI ( kabakcionur@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Sevgili arkadaşlar...
Bir arkadaşın yazdıklarındaki sıkıntıdan yola çıkarak bir öneri sunacağım...
Özel bir kurumda YDS üzerine dersler vermekteyim...Detaylı olarak dilbilgisi anlatımı konusunda sıkıntı yaşayan arkadaşlara, lütfen yanlış anlamayın, kimsenin bilgisinden şüphem olduğundan değil ama elde bütün konuların en ince ayrıntısına kadar anlatıldığı bir kaynak olunca zamandan kazanılabilir diye düşündüğümden, yardımcı olabilecek, konuyla ilgili soruları da , yds düzeyinde, içeren dergilerimiz var...İlgilenen arkadaşlar, e-posta yoluyla bana ulaşırlarsa dergileri gönderebilirim...özellikle yds ve kpds ile ilgilenen arkadaşlar için çok faydalı olabilir...İlgilenen arkadaşlar, elektronik postalarınızı bekliyorum(ücret vs...basit mevzuları aramıza sokmayalım, Abdullah Hoca'nın öğrencisi olmak gibi ortak bir paydadayız)...sevgi ve saygı ile...Onur KABAKÇI...

397 

Tarih: 2006-04-14 11:48:20
seda ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam
birazdan sınava gireceğim ama cvp yazmadan duramadım.dün bahsettiğim büşra yetiştirme yurdundaki değil.cevabınız için ayrıca teşekkür ederim.bidaha ki sefere daha dikkatli okuyup üzerinde düşüneceğim.tekrar teşekkürler.SAYGILARIMLA...

398 

Tarih: 2006-04-14 12:56:48
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Onur'un mesajını görünce bir iki açıklama yapma ihtiyacı hissettim.
Onur aşırı tevazu gösteriyor, ama şimdiki gençlere örnek olması açısından benim bazı şeyleri ifşa etmem farz oldu.
Onur rahle-i tedristen geçerken ilk başlarda değil ama çok kısa bir süre sonra sorgulamaya başladı. Bu ne, nereden geliyor, bununla şu arasında ne ilişki var, şu yapıyı ne ile açıklayacağız gibi...
Hep söylüyorum, kimse kimseye bir şey ÖĞRETEMEZ, sadece bilenler öğrenmek isteyenlere bildiklerini paylaşarak öğrenme olanağı ya da ortamı sağlarlar. Ben de aklımın erdiğince Onur'un ilginç soruları karşısında düşündüklerimi paylaştım. Onur'un sorgulayıcı tarzı öğretmenlik yaşantısının başlarında da devam etti. Dilbilgisel yapıların harcandığı uzun telefon muhabbetlerimizi hatırlıyorum.
Ama asıl paylaşmak istediğim sonuçta varılan nokta.
Onur hem alanı iyi iliyor, hem de nasıl paylaşılması gerektiğini. Benim bildiğim iki defa çalıştığı kurumda yapılan öğrenci anketlerinde EN İYİ ÖĞRETMEN seçildi.
Dahası, benim için çok özel bir anlamı olan başka bir başarısı da var, (benim ikinci kuşak diye adlandırdığım)bir öğrencisini mezun olduğu okula (kendi ifadesiyle bana el öptürmeye) gönderdi. Çıtanın bu denli yükseldiği, üniversite kapısında yığılmanın had safhaya ulaştığı şu günlerde...
Ve biliyorum ki daha pek çokları sırada...

Bu bence bir başarı öyküsü.
Eğitimde başarı öykülerinin anlamı ve işlevi büyük. Bu nedenle paylaşmak istedim.

Başarılarının devamını diliyorum Onur.
Gençlere de Onur Abilerini gösteriyorum, örnek olarak...

Sevgiyle cümlenizin gözlerinden öperim...

399 

Tarih: 2006-04-14 15:57:24
ACAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Probably this is what we call nostalgia for I would like to write the following lines without any real reason…
My intention is not to give lecture as I used to do many years ago.
Just one of the messages below reminds me of a few sentences that might stimulate interests of some colleagues

Consider the morphological structures of the premodifiers of the following Noun Phrases…

a) sleepING boy
b) walkING baby

c) sleepING tablet
d) walkING stick

From the morphological viewpoint, all the modifiers within the above Noun Phrases end in the same morpheme ING.

As for their meanings, there seems to be some differences.

In (a) and (b) the heads of the NPs, “boy” and “baby” are the performers of the actions SLEEPING and WALKING. That is, boy is the one who is sleeping just as the baby who is sleeping.

Now, in (c) and (d) can we say that the case is the same?
Can you say that the tablet is sleeping? Or, can a stick walk?

This semantic distinction might stand for the reason why we need to distinguish between sleeping and walking in different phrases above.

Kissed from your eyes :)

400 

Tarih: 2006-04-14 16:09:46
senem öznal ( senermoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba herkese;
Nilüfer önerdiğin taktik gerçekten öğrencinin aklına daha iyi kalabilecek gibi diyedüşünüyorum.Konuya başladım ama ne de olsa bir daha ki ders genel bir tekrarını yapıcam.Tekrar yaparken senin taktiği kullanmayı düşünüyorum.Öğrenciler bu tür anlatımları daha çok seviyor daha ilgi çekici oluyor.Önerin için teşekkür ediyorum.
Onur'a da ince önerisinden dolayı çok teşekkür ediyorum.Abdullah Hoca'nın övgüleri üzerine Onur'un tecrübelerine ve tavsiyelerine ihtiyacımız olcak diye düşünüyorum.Herkese iyi bir haftasonu diliyorum.Görüşürüzzzz....

401 

Tarih: 2006-04-14 18:58:44
selen ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

merhaba bu platformu çok uzun süredir takip ediyorum ama ilk defa bişeyler yazıcam.. abdullah hocam acil bi sorum olcaktı..bi teknik çeviri sözlüğü almam gerekiyor.daha çok tekstille ilgilii..acaba tavsiyeniz var mı?? tavsiyesi olan arkadaşlar varsa sizede soruyorum..şimdiden teşekkürler..

402 

Tarih: 2006-04-14 19:51:48
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Selen

Aşağıdaki kısayol soruya yanıt olabilir:

http://www.tekstilteknik.com/tekstilsozluk.asp

Ama daha açıkçasını söylemek gerekirse, içerğini bildiğim için adını söyleyebileceğim bir tekstil terimleri sözlüğü yok. Bir ara kitapçıları gezerken gördüğüm (ama şimdi yayıncısını hatırlayamadığım) kalın ciltli bir Tekstil Terimleri Sözlüğü var.

Madem ki konu sözlükten açıldı, aklıma gelmişken, daha önce genel olarak sözlük almadan önce bana "nasıl bir sözlük alayım?" diye soranlara verdiğim yanıtı herkesle paylaşayım.

Önce sözlükte sözcüklerin nasıl sesletilecekleri bilgisi (ama phonetic sembollerle olsun.)
Sözlükteki sözcüklerin sözcük kategorileri (noun, adjective, adverb etc) yazsın.
İsimlerin C (countable) U (uncountable) bilgisi olsun
Fiillerin vt (verb transitive) vi (verb intransitive) ve hatta ergative /unaccusative bilgisi olsun
(Bu her sözlükte yoktur) sözcüklerin satır sonunda bölünmeleri gerekirse nereden bölünecekleri de belirtilmiş olsun.

Mevzuu açılmışken bir de sözcük edinme stratejisi önereyim de tam olsun.

Herkesin gereksinim duyduğu ancak öğrenmede güçlük çektiği sözcükler farklıdır. Bu strateji bu açıdan çok faydalıdır.

Önce temiz beyaz bir sözlük alınır.
Çalışmalar esnasında bakılan sözcüğün kenarına kurşunkalemle bir nokta konur.
Çalışmalar sürerken kenarı noktalı bir sözcüğe bakıldığında durup düşünülür. Yahu ben buna bakmışım ama demek ki dikkat etmemişim. Neyse ben görevimi yapayım deyip ikinci nokta konur.
Çalışmalar esnasında iki noktalı bir sözcükle karşılaşınca bu kez daha derin düşünülür. "Allah Allah, hiç hatırlamıyorum yahu. Üstelik iki kez bakmışım. Acaba niye?" diye hayıflanılır ve sözcük bir iki kez cümlede kullanılarak iyice ve itinayla EDİNİLİR. Bu arada üçüncü noktanın konulması da ihmal edilmez...
İnsanlık hali bu, olur da 3 noktalı bir sözcükle karşılaşılınca (aramızda, kimseler duymasın sakın) şu kelam edilir:
-Ulan gerizekalı! Üç defa bakmışın gene de öğrenememişsin. Yazıklar olsun sana. (Hatta kendine hakim olunamayarak aynanın karşısına geçilip aynayı kirletmeden tuh senin yüzüne bile denilebilir)
Artık nokta konacak yer kalmadığı için o sözcük post it tabir edilen kağıtlara yazılarak muhtelif yerlere yapıştırılır. Gerisi öğrenene bırakılır...

İşin geyiği bir yana bu strateji ile hem gereksinim duyulan hem de öğrenilme güçlüğü olan sözcükler belirlenmiş olur...

Tüm kelime öğrenenlere kolay gelsin...
Sevgiyle...

Bu arada 12000 olmuş ziyaretçi sayısı...

403 

Tarih: 2006-04-15 13:58:09
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Martının Gözyaşları
Bir rüzgar mı getirmişti
Beni bu boş sahile,bilemiyorum
Üzerimdeki ince elbiseyle titriyordum.
Rüzgar,uçuşan saçlarımla,bedenimi
Bir hırsla sarsıyordu.
Dalgaların sesi uğulduyordu kulaklarımda
Çıplak ayaklarım kumların üzerinde üşüyordu.
Biliyordum artık.
Sonsuz duyguların savurduğu,ben
Yine anlatamamıştım ona istediklerimi
Anlayamazdı ki beni nasılsa...
Bu rüzgarlar keşke sadece tenimi değil
Yüreğimi de bu kavurucu acıdan kurtarabilseydi
Delice bir arzu yine sarıyordu ruhumu.
Kollarımı açmak bir kanatmışçasına
Gökyüzüne uçmak istedim:
Belki bir martı gibi çığlıklar atarak süzülmek.
O bulutlarla oynaşan mavilikte.
Son hızla uçarak,ona yakın olabilmek.
Yine vurulacağımı bilsemde
Ruhumu yolladım gökyüzüne
Bir an bile sürse,avunsun
Yine özgürmüşçesine sevgiyi tatsın diye
Sizin de yürürken düşerse iki damla üzerinize
Gökyüzüne bakın sizde
Bu bir martının gözyaşıdır
Yine ulaşamamıştır sevgilisine...

ruzgar melegı dıye bı adam yazmiş bu şiiritum şiirleri martılarla alakalı ,galıba küçük bi yaşanmişlik var martılarla arasında...hocam salı gunu dukkana gelıcem ınsallah, şu martıları bı konusalımmm bakalım ne yapmişlar....hadı kolay geleeeee...

404 

Tarih: 2006-04-15 16:12:16
adnan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

selamlar ve saygılar hocam....
bu aralar pek sık yazamıyorum....ama paylaşmak istediğim bir mevzuu var..
ben mezun olduğum ilköğretimime atandım ve hemen herkes benim tanıdığım veya akrabam olan insanlar...
önceden özel bir kurumda çalıştığım için
oradan aldığım samimiyet ve dostluk ilişkisini okula taşıyorum ama bazan öğrenciler bunu dengeleyemiyor...
ama genel intiba iyi gibi...
deneyimli bir öğretmenim olrak bana ne önerirsiniz...
fakülte de öğrendiğimizle gerçek hayat çok farklı
kırmak -kırılmak vs çelişkiler içinde kalabiliyoruz...
saygılarımı sunuyorum..
I KISS FROM YOUR HANDS...
WISH YOU HAVE EVERYTHING THAT YOU WANT IN SO SHORT LIFE OF THE WORLD..
WAITING FOR YOUR RECOMMENDS..

405 

Tarih: 2006-04-15 20:34:22
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Sevgili Adnan,

Gerçekten bizim kültürümüzde eksikliğini çok hissettiğim, başka kültürlerde gördüğüm zaman imrenerek baktığım çok önemli bir konuya temas etmişsin. Aslında bu konu 85’li yıllardan beri benim takıntılar kümesinin bir elemanı. O yıllarda (Cihet-i Askeriyede iken) NATO tatbikatlarına katılma fırsatım olduğunda gözlemlemiştim, gâvurların “iş zamanı” ve “iş dışı zaman” diye kavramları var. İş dışı zamanlarda, bizim tabirimizle “enseye tokat göze parmak” şeklinde tanımlayacağımız ilişkiler yaşayan adamlar, iş yaparken birbirlerini asla tanımıyorlar… (Bizde akşam memurunla/ öğrencinle rakı iç, ertesi gün işte/okulda rakı sofrası muhabbetinin devamı bir ilişkiye sürüklendiğini görürüsün. Hatta, “ne oluyoruz ne yapıyoruz burası dün akşamki rakı sofrası değil” diye açıkça uyarmaya kalksan, bir de “görgüsüzlükle, hatta kompleksli olmakla, tahammülsüzlükle ve dahi “kişilik bozukluğu” ile itham edilirsin… Ne yazık ki bizim kültür böyle Adnan. Senin sıkıntın da senden değil, bu kültür içinde yetişmiş kişilerin bilindik tavırlarından kaynaklanıyor.

Önerim (ve öğrencilerimle ilişkilerimde) yaptığım şu:
Çağdaş toplumlarda yapılmakta olan işlerin gerektirdiği bir dizi TANIMLI İLİŞKİLERİN olduğundan söz ediyorum. (Öğretmen-öğrenci, müdür-öğretmen ilişkisi gibi)
Bu tür tanımlı ilişkilerde, çoğu kez birilikte bir şeyler yapacağımız insanları BİZİM SEÇMEDİĞİMİZİ de anlatmaya çalışıyorum. Ve bu yüzden de bu ilişkilerin BİR ÇERÇEVESİ OLDUĞUNU ekledikten sonra, her iki tarafın da BU ÇERÇEVEYE GÖRE DAVRANMAK ZORUNDA OLDUĞUNU izah ediyorum. (Çoğu kez bu tanımlı ilişkilere su katan, ilişkiyi kontrol altında tutma görevi olan kişilerin TAVİZKAR DAVRANIŞLARI oluyor Adnan.) Sonra da kişisel olarak İLKELER KOYUP onlardan taviz vermeyeceğimi belirttikten sonra bunu yaşantı olarak gösteriyorum. Sen de biliyorsun, benim sınavlarımdaki öğrenci başarısı aynı işi yapan diğer hocaların başarısına nazaran daha düşük oluyor. AMA BU KONUDA GERÇEK ANLAMDA KİMSE BİR ELEŞTİRİ GETİREMİYOR. Neden, çünkü öğrencimle not ilişkisi baştan beri tanımlı. Sınavda soracaklarım baştan belli, değerlendirme baştan belli, alınan not ne ise o olacağı, kimseye farklı ya da ayrıcalıklı bir muamele olmayacağı baştan belli. Bu neyi getiriyor biliyor musun, BU ADAMLA İLİŞKİLERİN ÇERÇEVESİ DE BAŞTAN BELLİ…

Şunları öğrencilerine anlat Adnan.
Bir insan olarak onların ağabeyisin.
Her türlü sorunlarında yanlarındasın.
Ve onlar için yaptığın her şey, onlara kızman, gerekirse kırman hep ONLARIN YARARINA.

Ama sınıfta ders işlerken, sınav yaparken, sınavlarını değerlendirirken HERKESE EŞİT UZAKLIKTASIN. Ve en önemlisi BU KURALLARA DAYALI TARZI, KENDİ EGONU TATMİN İÇİN DEĞİL, VERDİĞİN HİZMETTEN HERKESİN ADİL BİÇİMDE YARARLANABİLMESİ İÇİN SERGİLİYORSUN… Yani derste birini susturduğun zaman, bunu, birilerinin dersini dinleyebilmesi için yaptığını hissettirebiliyorsa DOĞRU İZE (track) GİRMİŞSİN DEMEKTİR.

Bir gün insanlar “Adnan Örtmen harbiden sağlam adamdır, sözüne güvenilir, dediğini yapar, yardım istersen elinden geleni yapar ama İŞİNİN GEREĞİNİ DE aynı titizlikle [İTİNAYLA :))] yapar” demeye başladıklarında, akrabaların öğrencilerin eski dostların SENİ ANLAMAYA BAŞLAYACAKLARDIR.
Bu hemen olmuyor.
Biraz sabır biraz özveri biraz emek gerektiriyor.
Ama bunu buralara taşıyıp bir arayış içinde olman bu sürenin çok kısa olacağını gösteriyor.

Sana kolay gelsin …

Kissed from your eyes :)))

406 

Tarih: 2006-04-16 09:52:51
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Mithat Yavlum,

Rüzgar Meleği dediğin şair, Nilgün Sezer isimli 1958 doğumlu (yani benden bile büyük) bir teyze. Hani diyorum senin 406 numaralı mesajında yazdığın RÜZGAR MELEĞİ DİYE BİR "ADAM" YAZMIŞ şeklindeki ifadelerini okusa bu şair teyzemiz... Valla ikimizi de çizer. Seni yazdıkların beni de çanak tuttuğum için...

Salı bekliyorum. Ama programa bakarak gel, ders arası büyük boşlukta...



Adnan'ın mesajını yanıtladıktan sonra e-postalarımı kontrol ederken dostlardan birisinin gönderdiği SUNU formatındaki bir e-posta çok hoşuma gitti.
Düz metine dönüştürüp SİZ ÖĞRETMENLER ve ÖĞRETMEN ADAYLARIYLA PAYLAŞMAK İSTEDİM... Sanki SİFONUN ZİNCİRİ SİZİN ELİNİZDEYMİŞ GİBİ GELDİ DE BANA...

***

Sokakta yaşlı bir kadının ağır file taşıdığını görünce, bizler koşardık.
“Bırak teyze, biz taşırız.” denilirdi.
Bütün kadınlar çocuklara güvenirdi.
Bütün çocuklar, yaşlı kadınlara saygı sergisinde gezerdi sanki.
Bahşiş verirlerdi kabul etmezdik…

Alış-verişe bakkala gönderirlerdi bizleri,
Üzerini kuruşuna kadar geri verirdik.
Saçlarımızı okşamanın gururu yeterdi bizlere...

Şimdi sokaklarda yürüyen kadınlar,
dört bir yanına bakıyor çantasını kim kapacak diye…
Artık ne hak kaldı, ne hukuk!

Kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Sanki (!) kurulan düzen meyvesini veriyor...
Sokak ortasında bir kadının ırzına geçilse birileri sırasını bekliyor,
Diğerleri alkış tutuyor.
Kalanlar da,
“Bana ne kardeşim,
kadın da öyle giyinmeseydi” diyor.

Giderek, herkes birbirine benziyor.
Şimdi kadınlar, çocuklardan bile kaçıyor.
Azar azar bir mezar kazılıyor ülkemize.

Çocuklara bile güvenini yitirmiş bir ülkenin geleceği olduğunu mu sanıyorsunuz !?..

Herkes kendi kirinden memnun.
Bakıyorum da, toplumun alnı ak, yüreği bahtiyar (!)

O yüzden kimse sifonu çekmiyor

407 

Tarih: 2006-04-16 13:41:21
Hikmetist ( hikmetist@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Selamlar Hocam,
Yarın sınav sonuçları açıklanıyor,di mi?
Bir de ÖPD notlarıyla entegre olduğumuz bir dönem bir şey dikkatimi çekti.Galiba Colombia diye bir üniversite yok,Columbia var.

Teşekkür ederiz...

408 

Tarih: 2006-04-16 15:13:31
yavlum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

demek kadınmiş onu yazan ama ben nerdeen bılebılırımkı....nese artık gorurse bi şiirde ıkımıze yazar soyle hıcıv tarzı:
bılmeyınce adam şaiirin adını
ancak hayvan yapar bole bı hatayı
nese artık cahıllıgıme versın nedıyım ama sızın işiniz daha kotu kadına teyze demişsınız yandınız.bıde dılekce yazalım rektorlugede ne bole habıre toplantı yaaaa hocaaları odalarında bulamıyoruz.nese bkalım allah kolaylık versın..

409 

Tarih: 2006-04-16 15:29:51
hasan the pimp ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam uzun süredir bu sayfaya girmiyordum. bu format güzel olmuş. yazdığınız yazının hangi iletiye cevap olduğunu belirtiyorsunuz ama başka sayfada olunca biraz kargaşa oluyor. bundan sonra sorulan soruya cevabınızda bir link koysanız bir sorun olur mu? ben bu işlerden pek anlamıyorum ve bir halttan anlamayan ancak her halta burnunu sokan bir TC vatandaşı olarak algılanmak da istemiyorum. kissed from both hands saygılar selamlar

410 

Tarih: 2006-04-16 16:37:52
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sırayla cevap yetiştirelim.

Hikmet son dediğin doğru her ikisi de var ama yansılarda da yazım hatası da var. Bu konuda sen haklısın.
Sınav sonuçları Cuma akşamı belli oldu. Hatta %30 devamsızlık haklarına istinaden memlekete gidecek 3-5 arkadaş kağıtlarını inceleyerek notlarına onay verdi.
Gerçi derste konuşuruz ama sonuçların analizlerinde ilginç bir durumla karşı karşıya kaldım. A ve B grubu sorulardan alınan puanları kıyaslayarak gruplar arası adalet ne alemde diye bakarım hep. Bu kez Türkçe Bölümünün her iki şubesinde B grubu kağıtların ortalaması yüksek iken, İngilizce'nin her iki şubesinde de A grubu kağıtların notları yüksek çıktı. (Çok bir fark değil tabii ki ortalamada 2-3 puan farkediyor) Bu durum olay bütün kağıtlara yansıtılınca benim işime geliyor, fark yok gibi görünüyorsa da bölümlerde belli bir yönde fark olması garibime gitti. Bakalım çözebilecek miyim.

Yavlum üslubunu beğenmiyorum. Ben senin hata yaptığını yüzüne vurmak ya da seni -hiç hoşuma gitmeyen benzetmenle- itham etmek için yazmıyorum. Bu konuda ciddiyim, lütfen kendine haksızlık etme ve bir daha kendin için -biliyorum şaka yapıyorsun- ama böyle sözcükler kullanma... Rektörlüğe dilekçe konusunda sonuna kadar yanındayım. Hatta dilekçede geçecek bir ifade bile önerebilirim. "Biz hocalardan hizmet almak için öğrenim harcı ödüyoruz ama bazı hocalarımız bizlere vereceğine rektörlükteki toplantılarda veriyorlar (vakitlerini)" şeklinde...

Sevgili Hasan, şimdilik bu formatın dışına çıkamıyorum. Bizim sunucuda güvenlik nedenleriyle böyle bir sayfayı tutmama izin verilmiyor. Bu platform aslında başka bir sunucuda tutuluyor ve bir kısayolla ulaşabiliyoruz.
Aslında bu ziyaretçi defteri formatı. Senin dediğin ise FORUM formatı.
Zaten çok da bir iddiamız yok sonuçta...

Cümlenizin gözlerinden öpüyorum...

411 

Tarih: 2006-04-17 08:12:20
Meryem Dal ( meryemdal@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam
Mesajları okurken Adnan abinin söyledikleri dikkatimi çekti gerçekten böyle bir endişe duymakta haklı... Ben de lisede okurken matemetik dersimize amcam giriyordu ben başta biraz endişelenmiştim amcamdan değil de arkadaşların filan tabi senin amcan tarzında şeyler söyleyeceklerinden ama öyle olmadı matematiği sevmeyenler bile matematiğe ilgi duymaya başladı şimdi anlıyorum neden böyle olduğunu hocam hani derste öğrencilerinize başarma duygusu tattırın diyordunuz ya amcam da sınıfta herkese sırayla soru çözdürüyordu ama ilerde olanları da ihmal etmiyor onlar için de bu soruyu bilene sözlüye 100 diyordu.Herkese eşit haklar tanınmış oluyordu. Böyle olunca da herkes halinden memnun oluyordu hatta bunu benimle paylaşanlar da oluyordu amcan diye söylemiyorum ama ben matematiği onun sayesinde sevdim diyenler çoktu.Ben de mutluydum halimden ama o zamanlar anlayamıyordum şimdi hocam sizin sayenizde bazı şeyleri anlamaya başladım.Sizden öğrenecek çok şeyim var çok çalışmam gerekiyor hocam çooook.
iyi günler
saygılarımla...

412 

Tarih: 2006-04-17 10:51:30
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

MERHABA HERKESE;
Arkadaşlar şenlikler hangi tarihler arasında.Bu konuyla ilgili bir açıklama yapıldı mı?İçeriği nasıl olacakmış?Üniversiteye bir gezi yapıcaz da şenliklere denk gelmesin.Sizlerden haber bekliyorum.görüşmek üzere

413 

Tarih: 2006-04-17 14:43:15
gül tuğba ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

sadece paylaşmak istedim hocam...

Önce Büyük Taşlar

Bir gün üniversitede işletme okuyan bir grup öğrenci, zaman yönetimi uzmanı hocalarından ummadıkları bir ders aldılar. Hocaları, karşısında yarım daire halinde oturan öğrenci grubuna "Evet! Şimdi ders zamanı!" diye seslendi ve masanın altından geniş ağızlı büyükçe bir küp çıkardı. Küpün içine, yine masanın altından çıkardığı yumruk büyüklüğündeki taşları dikkatli biçimde koymaya başladı.
Küp ağzına kadar dolup da daha fazla taş alamayınca, "Küp doldu mu?" diye sordu. Sınıftaki herkes birlikte bağırdı: "Evet!"
"Öyle mi?" diye karşılık verdi zaman yönetimi uzmanı. Masanın altından bir kova çakıl taşı çıkardı. Küpü önce sallayıp daha sonra içine çakıl taşlarını koydu. Küpü tekrar salladı. Böylece küçük taşlar büyük taşların arasında kendilerine yer buldular. Ve aynı soruyu bir kez daha sordu:
"Küp şimdi doldu mu?"
Sınıftaki öğrenciler, uzmanın ne yapmak istediğini yavaş yavaş anlamaya başlamışlardı. İçlerinden birisi "Herhalde hayır!" diye cevapladı bu soruyu.
"Güzel!" dedi uzman ve masanın altından bu defa bir kova kum çıkardı. Kumu küpe boşaltmaya başladı. Kumlar büyük taşlarla çakıl taşlarının arasındaki boşlukların hepsini doldurdu. Sorusunu bir defa daha sordu:
"Küp doldu mu?"
Öğrenciler bir ağızdan "Hayır!" diye bağırdı.
Bir defa daha "Güzel!" dedi ve masanın altından bir sürahi su çıkardı ve küpe ağzına kadar su doldurdu. Küpün artık tamamen dolduğu söylenebilirdi. Hocaları öğrencilerine dönüp sordu:
"Bu örnek bize neyi gösteriyor?"
Çalışkan bir öğrenci elini kaldırdı ve çıkardığı dersi özetledi:
"Programınız ne kadar dolu olursa olsun, gerçekten gayret ederseniz, o programa birkaç şey daha ilave edebilirsiniz."
"Hayır" dedi uzman. "Bu örneğin bize öğrettiği şey şu: Eğer büyük taşlan önce koymazsanız, bir daha asla koyamazsınız."
Sonra konuşmasına devam etti:
"Sizin hayatınızdaki 'büyük taşlar' ne? Öncelik sıralamanızda ilk sırayı ne teşkil ediyor? İşte o büyük taşlar ne ise, hayat küpünüze önce onları koyun.
Tabi hayatınız boyunca pişmanlık duymak istemiyorsanız! "

414 

Tarih: 2006-04-18 09:01:18
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

SEVGİLİ ARKADAŞLAR,

HER YIL OLDUĞU GİBİ, BU YIL DA SINAVI İZLEYEN HAFTA ÜZERİNDE DÖNÜTLERİ YAZILMIŞ SINAV KAĞITLARINIZI SİZLERE DAĞITIP TOPLUCA BİR DEĞERLENDİRMESİNİ YAPACAKTIK... (AMA GÖRÜYORUM Kİ BAZI KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR EDİNMİŞSİNİZ. İNGİLİZCE ÖĞRETMENLİĞNDEN BAZI ARKADAŞLAR DIŞINDA, SINIFLARDA KİMSELERİ BULAMADIM VE BU İŞLEMİ GERÇEKLEŞTİREMEDİM. HEMEN EKLEYEYİM, “ACABA SINIFTA KİMSE OLMAZSA HOCA YOKLAMA ALMAZ MI Kİ” GİBİ DÜŞÜNCE BİÇİMİ KÜLLİYEN YANLIŞTIR… KALBİNİZ GİBİ TEMİZ İMZASIZ İSİM LİSTELERİNİZ DİĞERLERİNİN ARASINDA YERLERİNİ ALDI)

BEN YİNE DE GÖREVİMİ YAPMIŞ OLAYIM DİYE, SINAVDA SORDUĞUM SORULARI, BU SORULARA ÖNERDİĞİM CEVAPLARI VE HER SORUDAN ALDIĞINIZ PUAN AYRINTISINDA SINAV SONUÇLARINIZI WEB SAYFAMIN SINAV SONUÇLARI BÖLÜMÜNE KOYDUM. BİLİYORSUNUZ ARTIK ALAN ADI ALDIK VE SAYFAYA ULAŞABİLMENİZ İÇİN TARAYICINIZIN ADRES ÇUBUĞUNA abdullahcan.com YAZMANIZ YETERLİ…

SINAVDAN ALMIŞ OLDUĞUNUZ SAYI NOTLAR BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ DEĞİL. EĞER DAVRANIŞLARINIZDA DEĞİŞİKLİKLER OLDUĞUNU HİSSEDİYORSANIZ BU SİZİN İÇİN ÇOK DAHA ÖNEMLİDİR…

SEVGİLERİMLE

415 

Tarih: 2006-04-18 18:30:01
hatice turkan ( m_a_v_i_86@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam ben türkçe bölümü 2-b sınıfındayım ilk defa yazacağım için kendimi tanıtma ihtiyacı hissettim şimdi notumu öğrendim çok üzüldüm hocam ama şok olmadım bekliyordum böyle bir notu ben yine notları okurken ezbere dalmışım kaç senenin alışkanlığı olarak kısaca ezbere dayalı çalıştım öyle şartlandırdım kendimi inşallah finalde düzeltirim ama tüm msınavlarımın kötü olup bunun iyi olmasını isterdim çünkü gerçekten önem verdiğim bir ders neyse hayırlısı olsun iyi akşamlar hocam

416 

Tarih: 2006-04-18 20:26:54
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Önce aramıza hoş geldin Hatice,

İnsanla ve insan davranışıyla uğraşmak o kadar zor ki... Bir sınav sonrası düş kırıklıklarını, birilerine bunların hesabını verme zorunluluğunu, başarılı olma arzumuzu ama sınav notlarının bu sorumluluğu yerine getirmede yetersiz kaldığı anlardaki yürek burukluklarını pek çoğunuzdan daha iyi biliyor ve her okuduğum kağıtta sizinle birlikte bunları yaşıyorum...
Ama diğer yandan elimde bir terazi tutuyorum ve her türlü duygusallıktan uzak bir şekilde sizlere ADALET DAĞITMAYA çalışmam gerektiğini ÇOK İYİ BİLİYORUM ve bunu gerçekleştirmek için elimden gelen gayreti gösteriyorum.
Ve diyorum ki iyi ki BDS var.
Ne yaptığımı, nasıl soru sorduğumu ve sizlerin bu sorular karşısında neler hissettiğinizi biliyor ve bunu da bilinçli bir şekilde yapıyorum.
Bu arada aynı dersi başka biçimde alan arkadaşlarınız olduğunu, onların sizlerden daha farklı ortam ve koşullarda bu süreci yaşadıklarını ve benim değerlendirme tarzımdan farklı bir biçimde değerlendirildiklerini biliyorum.
Ve yine iyi ki BDS var diyorum...
Notlarınız genel olarak düşük de olsa, birbirinizle kıyaslanarak değerlendirileceksiniz. Benim için A'nın ya da B'nin şu veya bu notu almış olması çok önemli değil. Ama eğer A, B'nin iki katı söylenenleri yapabilmişse, notu da B'nin notunun iki katı olmalı...

Tüm arkadaşlara sesleniyorum...
Arasınavda aldığınız sayılara göre başarısız GÖRÜNMENİZ herşeyin bittiği anlamına gelmesin. Gerçek kazanımlarınızı görmeye çalışın. Dikkatli okumayı, ayrıntıyı, eleştirel düşünebilmeyi, farkı görebilmeyi, çok boyutlu düşünebilmeyi öğrenmeye başladıysanız bu ÖNEMLİ BİR KAZANIMDIR ve sizi HAYATTA BAŞARILI kılacaktır.

İşte bu nedenle insanla uğraşmak zor diyorum...
Bir yandan, onlara kendilerini hayatın pek çok alanında başarılı kılacak beceriler kazandırmaya çalışıyorsun ama diğer yandan bunu kazanmak için ödedikleri minik bedellere gereksiz biçimde üzüldüklerini görüp sen de üzülüyorsun..

Beni şimdi değil, çok sonra anlayacaksınız gençler...

Sevgiyle gözlerinizden öpüyorum...

417 

Tarih: 2006-04-19 09:53:14
Tugba ( yaldiztugba@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

''Bundan sonra basın dönmesin diye" 14 Nisan 1999..Abdullah Hocam..Kendisi soyadıyla tamamen uyuşan nadir insanlardandır..Yani Can Hocamdır.. Selamlar.. Hocam geçenlerde bir konu hakkında kitaplarıma bakarken, sizin bana hediye etmiş oldugunuz English Structure kitabına rasladım..Üzerindeki yazıdan o kitabı bana hediye ettiğiniz günü dün gibi hatırladım.. Hani ben fotokopiciden ters basılmış almıştım kitabımı ve söylenip duruyordum tam o sırada siz duymuşsunuz ki yeni ve doğru basılmış bir kitabı bana hediye etmiştiniz.. Mezun olalı çok uzun oldu ama sizin desteğinizin hep bir yerlerde var olduğunu hep biliyorum ve daha nice yıllarda da yine en zor durumların çözümlerinin yine sizde olacağına yürekten inanıyorum. Hani derler ya her insana lazım..Sizden herkese lazım hocam.. Bana hediye ettiğiniz Structure kitabının içeriğini az cok tüm 2002 mezunları bilir.. Syntax , tree diagram...Oh my God.. :)) Hatırlarmısınız hocam bir ara bu ders konusunda bölümün yarıdan fazlası umutsuz durumdaydı..Benim ilk aldıgım not 26 idi..:) İkinci vizeme ağlaya ağlaya çalışıyordum...Tümüyle kendi gayreytimle 80 aldım dersen yanlış olur ancak hocamın Can hocamın desteğiyle gercekten de 80 almıstım..Ve suanda herkes kendi bölümüm dahil bana bu dersin kitabına ihtiyacları oldugunu söylüyorlar.. Ancak kara borsa tubiş:))))

Hocam sizi coook seviyoruz... bizi emeklerinizi unutmadıgımızı bildirmek icin tüm 2002 mezunları adına bu maili yazıyorum

Sevgiler

418 

Tarih: 2006-04-19 11:11:40
şükran ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

sayın hocam size ve eşinize teşekkürler.
şenlikler 11-14 mayıs 2006 tarihleri arasında yapılacak. program belli değilmiş, önümüzdeki hafta diyorlar. saygılar

419 

Tarih: 2006-04-19 13:01:06
birtek gezgin ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Dahi anlamındaki "de"leri ayrı yazmayan birisiyle mi karşılaştınız? Onu uyarın, kınayın, hatta saçını çekin, kalemini alın, bir daha vermeyin... Sonra bir daha düşünün ve hayata dokunun: bu dünyada olması gerektiği gibi olmayan ne çok şey var değil mi? Ayrı yazılmayan dahi anlamındaki "de"lerden böyle rahatsızlık duyabiliyorsa bir insan, hayatı güzelleştirmeye de adaydır bizce...
sevgiler:)

420 

Tarih: 2006-04-19 13:16:38
kampuste 'green'cafe dışında da green lütfen... ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Tuzla’nın Orhanlı Beldesi’nin Değirmentepe Mevkii’nde, ağırlıkları 20-50 kilo arasında değişen 1000’e yakın varil bulundu. Bu konu çok önemli ve güncel bir sorunun görünen yüzüdür. Türkiye’nin pek çok yerinde hala karşımıza çıkmaya devam eden bu sorun hükümetin temiz üretime dayalı bir atık stratejisine sahip olmamasından kaynaklanmaktadır. Çevre ve canlı yaşamının bu zehirlerden korunabilmesi için tek yol tehlikeli atıkların bertarafı değil, üretiminin minimuma ineceği üretim yöntemlerinin benimsenmesidir. Bu nedenle, ne Tuzla’da bulunan varillerin ne de bir başka tehlikeli atığın yakılarak bertarafı bir cözüm olarak kabul edilemez.

421 

Tarih: 2006-04-19 14:49:01
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Yine sondan başa doğru gidelim.

Tuğbiş'in öyküsünün güncel yanı şu ki, arasınav mağdurları ve mağdureleri aldıkları düşük notlara bakarak kopmasınlar mücadeleden. Tuğbiş 26 ile başlayanlardan. Ama hocasının sözünü dinledi, başarısızlığı ders alınacak bir olaya çevirdi. Burada finalden 80 aldığını yazmış sadece. Ben dahasını ekleyeyim, Tuğbiş daha sonra kısa süreliğine iş dünyasına atıldı, çok da başarılı oldu. Sonra TOEFL'dan iyi bir not aldı. Amerika'yı gördü. (Ben hala göremedim) Şimdi bir üniversitede İngilizce öğretiyor... Hala da başımın etini yiyor, yok proje yapacakmışız, yok Almanlarla işbirliği yapacakmışız falan... Bu da bir öykü. Tabii ki DERS ALMAK İSTEYENE...

Sayın Öğrenci İşleri Daire Başkanımız Şükran Hanım sağolsun şenlikle ilgili bilgiyi ilgilenenlerin dikkatine sunmuş. Seneeem, umarım okumuşsundur. Rektörlüğün en yoğun dairesinde bunca işin gücün arasında zaman ayırıp iki satır yazıp bizi bilgilendirdiği için sizler adına ve kendi adıma teşekkür ediyorum...

Birtek, biliyorum burada kısayol vermek reklama girer belki diye yazmadın ama bence bunu yazmanın bir sakıncası yok. Özellikle Türkçe Öğretmenliğinden arkadaşlar belki daha farklı biçimde destek verirler. Kısayolu ben ekliyorum:
http://dahianlamindakideayriyazilir.com/

Platformun bir tek çevrecisi (adını yazmadığı için ben de rumuz kullandım) arkadaşımızın yazdıklarını okurken aklıma derste konuştuklarımız geldi. (Bu tür sorunlara karşı duyarlılık ve farkındalık geliştirmenin yolu öncelikle buralara yazmaktan geçmiyor.) Eğitimin hedeflerinin kaynaklarını ya da programları etkileyen olayları ve değişik güçleri hatırlatmak isterim size. (Benden ders almayanlar da araştırsınlar diyelim, çünkü çevre dostları çok araştırmacı oluyorlar:)
Yani olay dönüp dolaşıp "kişilere istenen yönde, sistematik olarak davranış kazanırmakla mükellef" kişilerin sorumluluğuna giriyor. Yok eğer "hükümetten" söz ediyorsanız, onun yanıtı da belli, arasınavda A'ların 2'nci sorusuna bakınız. İşiniz zor. Kolay gelsin...

Sevgiyle...

422 

Tarih: 2006-04-19 15:42:35
Meryem ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Taksit taksit oluyor ama bu ''de''nin yazımı konusunda aklıma gelen bir şeyi sizlerle paylaşmak istedim.Dördüncü beşinci sınıflara giren bir öğretmen ''de'' nin yazımını anlatırken ilginç ve hoş bir benzetmeyle çocuklara anlatmıştı.Şöyle diyordu:
Bildiğimiz tebeşirli yazı tahtaları var ya onu bir kelime olarak kabul edin hemen ona bitişik olan tahtayı sildiğimizde tebeşir tozlarının yere dökülmemesini sağlayan silgilik ise adın durum eki olan ''de''dir yani ektir onu tahtadan ayıramazsınız. Öğretmen masası ise ayrı yazılan ''de''dir, bağlaçtır, dahi anlamı verir.
Saygılarımla...

423 

Tarih: 2006-04-20 10:55:17
Ayşe:) ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam ben ingilizce 2-a'dan ayşegül.Ben öncelikle sınavın önerilen cevaplarını ve sonuçlarını sayfanızda yayınladığınız için teşekkür ederim.Bilmem farkında mısınız ama sadece sizin ve ismet-meral öztürk çiftinin böyle bi çabası var.Herhangi bir yerden sonuçlara ulaşabiliyoruz peki bu uygulama neden sadece 3 hocanın yaptığı bişey,çok mu zor bunu yapmak?Teknoloji her gün değişirken Uludağ Üniv. hocaları neden bu tür şeylerden bi haberler?Madem okumuş,kültürlü,çevresine duyarlı bireyler yetiştirmek için üniv.de olduklarını söylüyorlar kendileri neden örnek olmayı denemiyorlar?Aslında biliyorum bu soruların sorulması gerekenler başka.Ben sadece size teşekkür etmek istemiştim ama tutamadım kendimi:)Paylaşmak istediğim diğer bir konuda gramer.Burada daha önceden gramer dersine girdiğiniz öğrencilerinizin yazdıklarını okuyunca üzülüyorum çünkü ben ve daha birçok arkadaşımın gramerin nasıl öğretileceğini bilmediğini biliyorum!!Çünkü geçen sene bu öğretilmedi hatta gramer de öğretilmedi ya neyse.. Amaaa gramer kitabıyla reading nasıl yapılır hepimiz çok iyi biliyoruz.Yeni hazırlanan programlardan gramer kalktı daha çok pratiğe dayalı deniyor ama bu ne kadar doğru,onu da bilmiyorum.Bu gramer konusunda ne yapmalıyız,konu anlatımlı kitaplar ve dergiler bize ne kadar yardımcı olur yoksa asıl mesele neyi değil nasıl anlatacağımızı mı bilmek? Sevgi ve Saygılarımla..

424 

Tarih: 2006-04-20 12:46:00
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Ayşegül,

Tabii tuzun kuru, götürmüşsün 80'li bir notu, soruları ve notunu görmüş olmak rahatsız etmiyor seni. Ya diğerleri ne yapsın :) Şaka bir yana, aferin sana, demek ki -soruların cevapları sınavdan önce herkesin elinde olduğuna göre- aklını kullanmışsın. Darısı finalde diğer kardeşlerin başına...
Eleştirilerine (üzülerek de) olsa katılıyorum. Yazdıklarını okurken, bundan 5 ya da 6 yıl önce, bir bayram nedeniyle Internet üzerinden öğrencilerimle paylaştığım bir dersim geldi aklıma. Daha doğrusu o ders notlarına yazdığım ÖNSÖZ. Buldum o notu (aslında hala duyuruların nostalji bölümünde duruyor). Aynen aşağıya kopyalıyorum.

**********************
Sevgili Öğrencilerim,
Her ne kadar sınav sorularını paylaşıma açma, sınav sonuçlarını duyurma gibi amaçlarla çoktan beri Interneti kullanıyorsam da, bu, ilk kez Internet ortamında uzaktan ders verme girişimim oluyor. İnsanların yıllardır bu ortamı çok daha ciddi ve önemli işler için kullandıkları göz önüne alındığında, yaptığım işin çok da önemli olmadığının farkına varıyorum. Ancak, bu satırları yazmama asıl neden, bu talebin bana öğrencilerimden gelmiş olması, yani, uzun yıllardır özlemini duyduğum, teknolojiden kendi amaçları doğrultusunda faydalanma arayışı içinde olan ve bunun yolunu bulan öğrencilerimi görüyor olmam. Her ne kadar, amaç, biraz daha uzun tatil yapmak gibi kişisel de olsa, görüldüğü gibi, teknoloji yaşamı kolaylaştırma adına işlevini yerine getiriyor sonuçta. Galiba, diğer öğretim elemanı arkadaşlarımı da beni yüreklendirdiğiniz kadar yüreklendirseniz ve destekleseniz, bölümde çok daha güzel işler yapılacağa benziyor.
Sonuç olarak, bu sayfaya ulaşan, bu notları alan tüm öğrencilerime, yukarıda sözünü ettiğim nedenden ötürü teşekkür ediyorum.
Başarınıza katkısı olması dileğiyle, gözlerinizden öpüyorum....
**********************************
diye yazmışım.
İşte Ayşegül bundan yıllar önce tanımladığım öğrenciyi bugün karşımda görünce KENDİSİ DE BİLSİN istedim ve bu nedenle paylaştım yukarıda yazılanları... Eğer Ayşegül'ler çoğalırsa ve taleplerini dile getirirlerse Meral'ler İsmet'ler ve Abdullah'lar da çoğalır diye düşünüyorum...

Gramer benim için fitil tutmayan bir yara. Onun için hiç girmiyorum.
Aramızda diye söz verdiğimiz için arkadaşlar çıkıp konuşamazlar, o nedenle ben gerektiği kadar söz edeyim, geçenlerde bir halt ettim ben ve çocukların gözlerinde o bilgi açlığını görünce eski günler geldi aklıma ve bayağı kötü oldum. Her ne kadar onlara hissettirmediysem de yüreğimin derinliklerinde bir sancı hissettim o gece eve dönerken.
Ama sana şunları söyleyebilirim:
Her şey senin elinde. Bir konuda eksik olmak, kendini yetersiz hissetmek EĞER FARKINDAYSAN inan hiç sorun değil. En tehlikeli konumda olanlar bilmeyen ve bilmediğini bilmeyenlermiş... Bunların tedavisi yok. Bilmeyen ama bilmediğini bilenler için basit bir reçete var. Eksiklerini tamalayacak... Bu nedenle senin adına herhangi bir olumsuzluk göremiyorum.

Son olarak, öğretmenler anlaşılmaktan mutluluk duyarlar, işe yaradıklarını hissederler. Bu duyguyu yaşattığın için ben de sana teşekkür ediyorum...
Sevgiyle gözlerinden öperim..

425 

Tarih: 2006-04-21 08:16:27
gulshan ( muserref13@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam öğretmen ağzıyla konuşacam.Çok adaletsiz bir sınavdır.NEDEN?Çünkü,bizi sorular üzerinde düşündürdünüz cevaplar üzerinde değil.Derste kullanmadığınız sözcükler kullandız.Lütfen bundan sonra ders anlatırken dolaylı cümlerle anlatın.

426 

Tarih: 2006-04-21 08:41:36
Gulshan ( muserref13@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam eminimki dersinizi bu kadar ciddiye almasaydım günlük ders çalışmasaydım daha iyi puan alacaktım.Aldığım puana yanmıyorum emeğimin karşılığını alamadığıma yanıyorum.Keşke başka derslere çalışsaydım.

427 

Tarih: 2006-04-21 08:51:36
Gulshan ( muserref13@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Sınav sonucum kötü gelsede çok şey sizden öğrendim teşekkür ederim.Ama bundan sonra herhalde hiç bir şey alamam.Dersle aramdaki gönül bağım koptu.Çok üzüldüm.Hatta şu an şoktayım

428 

Tarih: 2006-04-21 09:27:47
Gulshan ( muserref13@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam önerdiğiniz cevapları inceledim.Siz benim tam olarak yazdığım net cevaplardan bile puan kırmışsınız.Hele A grubunda onuncu soruyu tam olarak yazdığım halde tam puan vermemişsiniz.Birinci soruda tam olarak sizin gibi cümle kurmasam da önemli noktaları yazmıştım ordanda puan kırmışsınız ya da yazımı okuyamamışsınız.İkinci soruda da aynı durum.Dördüncü soruda aynı.yani ya benim yazımı okuyamamışsınız,ya uzun yazdım diye puan kırmışsınız,ya da türkçem zayıf olduğundan,ama önerdiğiniz cevapları yazmıştım.Sonuçları inceledikten sonra benim sınav sonucumun adaletsiz değerlendirildiğine bir daha emin oldum .Hele onuncu soruda puan kırmanıza hiç anlam veremedim.

429 

Tarih: 2006-04-21 11:29:49
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Gulshan,

Önce bu kadar yazıyı neden yazdığımı (bu yaptığıma biraz kızsan da, SENİ DÜŞÜNDÜREREK) bir kıssa ile anlatmaya çalışayım.

Mimar Sinan camilerinden birini bitirdikten sonra kalfalarıyla gezerken oradan geçmekte olan bir çocuğun minareye uzun uzun baktığını görmüş. Çocuğun yanına yanaşıp neden öyle baktığını sormuş. Çocuk da, “minare eğri duruyor da ondan” demiş…
Sinan hemen ustalara, işçilere emir vermiş ve minarenin tepesine bir halat bağlatıp diğer ucunu da ırgatların eline verip çektirmeye başlamış. Bu arada da çocuğun koluna girip minarenin başka bir açıdan göründüğü bir noktaya doğru yürümüş. Sonra da çocuğa tamam mı, düzeldi mi? diye sormuş. Çocuk tamam oldu dedikten sonra ipi çözdürüp çocuğu yollamış…
Ustalar, kalfalar Sinan’a sormuşlar, değer mi bir ufacık velet için bunca zahmet, neden uğraştın ve uğraştırdın diye sormuşlar. Ben Sinan’ın cevabını yaptığım işe adapte edip, yeni biçimiyle söyleyeyim. EĞİTİMDE FEDA EDİLECEK FERT YOKTUR….

Adaletsiz sıfatını yakıştırmana üzüldüm. (Herhalde eşit olmayan demek istedin…) Eğer lütfedip de derse gelseydiniz, sizlere, üzerinde neyi nasıl puanladığımı ve dönütlerini yazdığım sınav kağıtlarınızı elinize verip kendi kendinize kontrol ettirecektim. Herkesin kağıdını eline verip kontrol etmelerini göze alan bir öğretmenin, adaletsizlik yapma kaygısı ya da eğilimi olsa bunu yapar mı, kendine bir sor. Herkes aynı şekilde puanlanmasa böyle bir şeyi göze almam mümkün mü? Eğer beni dinlemiş olsaydın, kağıtları sınav sonunda neden dağıttığımı açıklamaya çalıştığımda söylediklerimi hatırlardın. “Ben kul hakkından korkarım” demiştim. “Ben de insanım ve hataya açığım demiştim”.” Eleştirilerinizi ciddiye aldığımı, benden kaynaklanan bir durum varsa bunu düzeltmenin vicdan borcum olduğunu” söylemiştim. Bakıyorum sadece kendi açından yargılayıp hüküm veriyorsun.
Sizin için farklı bir sınav olabilir. Benim yazdıklarımı anlayamıyor olabilirsin. Ama bu sadece senin için değil, sınava giren herkes için böyle değil mi? Eğer sadece sana böyle bir şeyler yapsaydım ve senin kâğıdını –eleştirdiğin tarzda- değerlendirmiş olsaydım, eleştirilerinde sonuna kadar haklıydın…

Önerdiğim cevapları sizlerle paylaşmış olmamı, kendi yargılama biçiminin bir delili olarak kullanıyorsun. Ve bunu da ulu orta herkesin paylaşımına açık bir platformda yapıyorsun. Ve beni dünyanın (evet Internete dünyanın neresinde olursanız olun ulaşabiliyorsunuz artık) gözü önünde ADALETSİZ davranmakla suçluyorsun. Oysa ben sizin yaptıklarınızı herkesin gözü önünde değil, kağıtlara uzun uzun notlar yazarak bireysel bir tarzda sizinle paylaşıyorum. Ayrıca benim eleştirilmekten yana bir endişem de yok…

Ama madem ki sen ulu orta tartışmak istiyorsun, ben ona da varım.

1-DÜŞÜNMEK insan eylemidir. Hele insan yetiştirmeye aday bir meslek grubunun mensuplarının çok iyi edinmesi gereken bir beceridir. Ayrıca, sorular ve sorunlar dünyada hep vardır. Önemli olan onları fark edip algılayabilmektir. Unutma, gerçek yaşamda algılamanız gereken CEVAPLARI BİLİNEN sorular değil, SORU VE SORUNLARIN kendileridir. Ne mutlu bana ki seni (sana ters de gelse) sorular üzerinde düşündürebilmişim…

2-Emeğine yanıyorsun. Bu senin sorunun. Bu süreçte ne yaptığına bağlı. Dersi (söylediklerimi her ne kadar anlaşılmaz bulsan da), anlatmaya çalıştım. Anlamamış olabilirsin. AMA ANLAMADIKLARINI soramadığını ve SORUSUNA YANIT ALAMADIĞINI SÖYLEYEN BİR KİŞİYİ gösterdiğinde, ben bu konuda senden özür dilemeye hazırım. Dahası, zorunda olmadığım halde derste anlattıklarımın yansılarını size verdim. Hem de günü gününe. Ve sınav öncesinde ALIŞTIRMA SORULARI verdim, nasıl bir beklenti içinde olduğumu gösterebilmek için. Daha ne yapsaydım? Ama ben yazımın sonunda kendi emeğimle ilgili daha farklı bir cümle kuracağım. Bakalım o seni ne derece etkileyecek…

Birinci sorudan başlayalım. Yazdığın cümle aynen şöyle EĞİTİM ÖĞRETİM ETKİNLİKLERİNİN DÜZENLENMESİ GEREKİR, SONUÇTA ÖLÇME DEĞERLENDİRME OLMASI GEREKİR. Doğru, ama soruda diyor ki, “planlansa da, planlanmasa da”. Soruyorum sana, PLANLANMAMIŞ öğretim etkinliklerinin sonunda (hadi değerlendirmeyi kabul edeyim), ölçme nasıl oluyor Allahaşkına. Bu bilmediğini gösteriyor. Sana 5 puanı sorunun yarısını yazdığın için verdim. DAVRANIŞTA KALICI İZLİ DEĞİŞİKLİK OLUR dedin diye. Peki, ama size sorduğum ve vurguladığımız başka bir şey daha vardı. BU DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİNİN KİŞİNİN KENDİ YAŞANTILARI YOLUYLA OLMASI… Birinci sorunda BUNUNLA İLGİLİ (aynısı demiyorum bak) BİR İFADEN VAR MI Kİ beni önerdiğim cevaplar gibi yazmış olmana rağmen puan vermemekle itham ediyorsun? Şimdi sen bana ADİL DEĞİLSİN derken ben de sana (Türkçen yetmeyebilir, sor birilerine) MÜFTERİ mi diyeyim???

Onuncu sorunu aynen aktarıyorum: “MÜFREDAT KONULAR LİSTESİDİR İLKÖĞRETİMDE.” Allah Allah, ortaöğretimde, yükseköğretimde müfredat yok mu? Sonra devam etmişsin, “YENİ FELSEFE PRAGMATİZME DAYANILARAK PROGRAM GELİŞTİRİLMİŞTİR” Soruyu yazmıyorum, isteyen açsın baksın sayfada duruyor, ne alakası var şimdi felsefenin bu soruyla? Ve sadece ve sadece bir cümlene MÜFREDAT KELİMESİNİN KULLANILMASI UYGUN DEĞİLDİR” cümlene sorunun tap puanının (HAKETMEDİĞİN HALDE) dörtte üçü puan vermişim. 7.5 (Ama derdim küçük hesap olmadığı için geri almıyorum)

Gulshan, ikinci soruda da aynı durum derken (bilerek ya da bilmeyerek) YALAN SÖYLEDİĞİNİN farkında mısın. İkinci sorudan tam puan almışsın.

Dördüncü soruda sizden beklediğim “program geliştirmenin zamanla sınırlı olmadığı, programın her uygulanma sürecinin sonunda değerlendirilmesinden elde edilen verilerin bir sonraki sürece aktarılmasının gereği” idi… Böyle ya da bunu çağrıştıran bir ifaden yok. Sadece, ÖĞRETMEN ARAŞTIRMACI BİR YAKLAŞIMLA ÖĞRETİMDE HEDEF DAVRANIŞLARA EDİNENE KADAR (anlatım bozukluğuna göz yummuşum) PROGRAM TÜM ÖGELERİYLE BERABER GELİŞTİRİLİR şeklindeki ifadene (ki cevap bu değil, çünkü davranış bilimlerinde davranışı tam ölçemiyorsun ki, tamam bitti daha iyisi yok diyebilesin) sorunun tam puanının yarısını vermişim… Kaldı ki sorunun ikinci bölümüne (bu mantığı kavrayan bireylerin mesleki gelişimlerinin hızlı olacağı söylemiyle ilgiliydi) ait tek kelimen yok. Burada da HAK ETMEDEN aldığın puan sözkonusu...

Şimdi gelelim son cümlelerime…
Ben eleştiriye açığım.
Bana öğrencilerim AYI dediler gülüp geçtim, esprisini yaptım.
Hatta bu arasınavda, sınavdan çıkınca İngilizce 2 Z’lerle benden ders alan İbrahim Akkaya’nın bana söylediğini duyanlar var, onlar tepki gösterdiler ben gülüp geçtim…
Sen de bana, konuşmama, sizinle ilişkilerime, yaptığım işin kalitesine ilişkin eleştiriler getirebilirsin.

Ama bugüne dek hiçbir öğrencim bana ADALETSİZ demedi, bu konudaki hassasiyetimle dedirtmedim. Ben de hiçbir öğrencim için birazdan okuyacağın tarzda bir laf etmedim…

Ama öğrenmenin yaşı yok…
İlkler hep yaşanıyor…
Bu da bir ilk benim için…
Emeklerim heba oldu diyorsun.
Ve benim de sende emeğim varsa ben de hakkımı helal etmiyorum…

430 

Tarih: 2006-04-21 11:42:49
Abdullah Enes ÖZDEMİR ( casir_57@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam, ben Uludağ Üniversitesi'nin türkçe öğretmenliği bölümünün 2/b sınıfı E0480058 nolu öğrencisiyim.Girmiş olduğumuz öpd sınavının 1. ve 10. sorularından tam puan almayı bekliyordum, fakat beklediğim gibi olmadı ve eksik puan aldım.Mümkünse kağıdıma tekrar bakmanızı rica ediyorum.ilgilendiğiniz için teşekkür eder, iyi günler dilerim.

431 

Tarih: 2006-04-21 11:59:37
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Abdullah Merhaba,

Önce (daha ben de Gulshan’a olan kırgınlığımı üzerimden atamadım herhalde) düzeyli üslubun için teşekkür ederim.
Şu an kağıdın önümde. Sorularına tekrar baktım. Herhangi bir yanlışlık yok. Birinci soruda HANGİ YOLLA diye sorduğum bölümü HANGİ YÖNDE diye algılamış ve İSTENDİK YÖNDE diye yanıtlamışsın. Oysa KİŞİNİN KENDİ YAŞANTILARI YOLU ile olması gerekiyordu.

Son soruda ise aynen “PROGRAMIN UNSURLARINDAN OLAN İÇERİĞİN DEĞİŞİKLİĞE UĞRADIĞI ANLATILMAKTADIR. SADECE ÇERİK KISMIYLA İLGİLİDİR” diye yazmışsın. Soruyu tekrar okuduğunda ve yazdıklarını önerilen cevaplarla kıyasladığında aldığın 4 puanın biraz da fazla olduğunu göreceksin ki, helal-i hoş olsun…

Sevgilerimle

432 

Tarih: 2006-04-21 12:39:15
Gulshan ( muserref13@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam yazılarımı dikkate alıp açıklama yaptığınız için teşekkür ederim.Ama her halde çok duygusal olduğum için bir az olayı abartmışım.Her halde türkçem zayıf olduğumdan soruları anlayamadım.Hocam sizden özür dilerim 0 gelsin sizden gelsin.Kanun kestiği parmak acımaz.Hakiketen de öğrencilerine önem veren asil hocalardansınız.Kusuma bakmayın .

433 

Tarih: 2006-04-21 22:39:48
doğru yerdeyim:) ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

betus82; Cinsiyet: Kadın; Yaş:24; İl: Bursa
Sevgililer gününden bir gün önce çocuklar, "Öğretmenim sevgilinize ne hediye alacaksınız?" diye sorunca, "Benim sevgilim yok ki, yarın hediyesiz geçecek" demiştim. Ertesi gün bir öğrencim iki tane teneke bilezikle gelmiş. "Öğretmenim size yazık, üzülmeyin, ben size hediye aldım" dedi ve bilezikleri koluma taktı. Canım benim. Ben de mutlu olsun diye bütün gün o bilezikleri tıngırdattım.

süütçüü; Cinsiyet: Kadın; Yaş:23; İl: İstanbul
Öğretmenlik hayatımın ilk öğretmenler gününde bir öğrencim parası olmadığı için bir şey alamadıgını söyleyip kucağındaki kendinden büyük, bir tepsi köy ekmeğini ellerime bırakınca böğüre böğüre ağlamıştım

Anlatayım; Cinsiyet: Erkek; Yaş:30; İl: Ankara
Bir öğrencim iki aydır elinde portakalla gelir, "Öğretmenim buyrun" der. Her seferinde teşekkür ederim, almam. Bugün yine getirince aldım. Bir iki adım atıp geri döndü. "Öğretmenim, ben yine almazsınız diye düşünmüştüm. Siz portakalı verin ben yarın iki tane getiririm, birini size veririm" dedi. Çok şekerler çok!

havalan; Cinsiyet: Kadın; Yaş:33; İl: İzmir
Doğuda görev yaptığım yıllarda, öğretmenler gününde, bir öğrencimin hediye olarak getirdiği bir paket selpak mendili hiç unutmuyorum

434 

Tarih: 2006-04-22 08:00:07
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Dear (English Teacher Candidate) Ladies and Gentlemen

On these days most friends have kept asking me some samples of NON-TRANSITIVE PC verbs and TRANSITIVE PC verbs. The frequency of the questions is so high that I need to make a public announcement. (in the form of VIRTUAL PRESS CONFERENCE)

The following are some verbs that I know (Of course there might be more than that list includes)

IN THE FIRST GROUP, VERB HAS ONE OBLIGATORY COMPLEMENT AND
THIS COMPLEMENT IS NEITHER DIRECT OBJECT NOR SUBJECT ATTRIBUTE.
NOTE THAT IN SOME CASES REALISATION OF THE COMPLEMENT IS A CLAUSE (For example, My promise ensures “that you’ll have no problem”)

The suit fits me
She has a car
She weighs 50 kilos
The house costs a million dollars
The plan lacks wisdom
This means trouble
I bet that she won’t come
It began to rain
The edge of the table measures 47 inches
Two times two equals four
My car seats four persons
The journey took three hours
She is acting the fool
The remark escaped him
Banu belongs to aristocracy
This never occurred to me
Traffic must keep to the right
You should get your hair cut
Bob brags that he has much money
Mary grumbles that she has no time
I marvel why she is so crazy
My promise ensures that you’ll have no problem
I wonder where she is
She affected not to hear me
Teacher condescended to explain it
She tends to be more aggressive
I happened to be in Istanbul
Company should stand to lose everything
I get to know him
We came to understand
Would you care for a drink?
The news started him thinking
Tom slunk from the school
She slipped into her dress
Thieves stole into the room
The mouse darted across the room
I can’t help laughing
She went on insulting him


IN THE SECOND GROUP VERB HAS TWO COMPLEMENTS. THE FIRST ONE IS DIRECT OBJECT AND THE SECOND IS PC. (NOT OBJECT ATTRIBUTE) IN MOST CASES THE REALISATION OF THE PC IS PREPOSITIONAL PHRASE.

The waved goodbye to us
You should put that on the top shelf
She reminds me of my aunt
They charged him with murder
Teacher compared me with him
We convinced him of his mistake
Jeremy combines intelligence with humor
The book provides us with knowledge
Discussion plunges the issue into a controversy
GRAMMAR IN CONTEXT :)
He persuaded her to stay with him.
He forced her to give :) (all her money)
She advised him to use condom
He asked her to repeat it again
(After a few voyages) She begged him to stop
I must urge them to end this activity :) (for this is a public platform)


I hope it helps…

Kissed from your eyes :)

435 

Tarih: 2006-04-22 19:49:21
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

HOCAM MERHABA NASILSINIZ? BU aralar yazılı telaşına girdim çok fazla yazamıyorum buraya ama hergün olup biteni takip ediyorum.Gerçi sanırım biraz tatlıya bağlandı olay ama bir arkadaşın suçlamalarına çok üzüldüm.Ne kadar çabuk ve haksız yere yargılanıyoruz değil mi?Şu an hala Uludağ üniversitesi öğrencisi olan arkadaşlara sesleniyorum.Abdullah Hoca her zaman öğrencinin yanındadır ve hiç bir zaman öğrencinin zararına olacak bir şey yapmaz.Hele sınav kağıtlarında adaletsizlik asla.Nolur not endişesi ve sınav gerginliğiyle böyle kırıcı ve üzücü ithamlarda bulunmayın.Bizim birtanecik Abdullah Hocamızı da bir daha üzmeyin;) Görüşmek üzere Abdullah Hocam.Sevgiler...

436 

Tarih: 2006-04-22 20:20:38
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Senem,
Canım benim, nasıl da korurmuş hocasını :)
Sınavları okurken ve trafiğe çıkarken ara verdiğim bir işle meşgulum şu an. İtiraf etmeliyim ki senin getirdiğin ve kalite kontrolünü yaptığımızın yerini tutmuyor burada satılanlar...

Teşekkür ederim...
Sevgilerimle

437 

Tarih: 2006-04-22 20:54:12
Abdullah Enes ÖZDEMİR ( casir_57@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam öncelikle bana değer verip kağıdıma tekrar baktığınız için teşekkür ederim.Benim için önemli olan kağıdıma tekrar bakmanızdı puanımın yükselmesi veya düşmesi çok önemli değil.Galiba yanlış hatırlamışım soruları o yüzden tam puan bekliyordum sizi bu nedenle rahatsız ettim. Bir kusur işlediysem affınıza sığınırım.İyi çalışmalar.

438 

Tarih: 2006-04-22 21:31:15
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Abdullah,

Sizler çocuklarımızı, herşeyimizi emanet edeceğimiz GELECEĞİMİZSİNİZ. Her biriniz bizler için tahmin edemeyeceğiniz kadar DEĞERLİSİNİZ. Neden bu kadar uğraşıyoruz sizlerle?

Sizlerin, (senin yaptığın gibi düzeyli) taleplerinize cevap vermek bizim görevimiz. Yarın sizler de bizim yerimize geçtiğinizde yetiştirdiğiniz gençlere değer verip onların taleplerini karşılayacaksınız, doğru bildiğinizi onlarla paylaşacaksınız. Ayrıca, görevimizi yapmak bizlere rahatsızlık değil, işimizi hakkıyla yapmış olmanın huzurunu verir.
Sevgilerimle gözlerinden öperim

439 

Tarih: 2006-04-25 21:50:41
Güneş Yücel ( gunesyucel@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

O kadar uzun zaman olmuş ki hocam.Ama sayfayı inceledikçe herşeyi tek tek hatırlamaya basladım.(sizi zaten hatırlıyordum...)(tamam kabul edıyorum herseyı degıl. mesela suan da hala Phrase Internal Function ve discontinuous modifier ı dusunuyrum...)Hatırlamasamda cokta buyk bır sorun olusturmaz bence cunku sızın ogrettıgınız en onemlı sey hala akımda 1 adıl olmak 2 ogrencılerımızle ıyı gunde ve kotu gunde bır aradayız ve bellı bır sevıyede olduktan sonra onlarla arkadas olmanın bır zararı yok.Bu öğretmenlik mesleğimdeki 4. yılım ve sizin 1000 de 1 iniz olabildiysem ne mutlu bana.İki tip öğretmen olduguna inanıyorum 1 sadece öğretenler 2 eğitimide beraberinde kullanarak,yol gostererek,iz bırakarak biseyler ögretenler ve unutulmazlar.Bütün öğretmenlerin sizin gibi 2 . kategoride yar alması dileğiyle.(1998- İngilizce Dilbilgisi desinde beraberdik)

440 

Tarih: 2006-04-25 22:58:09
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sınavlardan sonra yapmayı planladığımız Yetiştirme Yurdu gezisini, bu etkinliğin fikir annesi Seda'nın bir mazereti nedeniyle biraz daha erteliyoruz. Unutulduğu sanılmasın...

Son günlerde bazı sınıflarda (onlar kendilerini biliyorlar) yaşadığım iletişimSİZlik sorunları beni sıkıyor. Eğer eğitimin, kişinin davranışlarında KENDİ YAŞANTILARI YOLUYLA birtakım değişikler gerçekleştirmesi olduğuna inanıyorsak, öğretmenin rolünün de kişilere YAŞANTI SEÇENEKLERİ SUNMANIN ötesine geçemeyeceğini kabul etmemiz gerekiyor. Daha ötesi eğitime değil TERBİYE ETMEYE girer ki, (kimlerin terbiye edildiğini göz önüne aldığımızda) ne kendimi terbiye eden ne de öğrencilerimi terbiye edilen yerine koymayı isterim... Sınır buraya kadar... Neydi o söz, hani "gönülsüz" diye başlayan...

Yıllar sonra Güneş'in yazdıkları, daha bugün derste sizlerle paylaştığım Einstein'in eğitim tanımını hatırlattı bana. "EĞİTİM OKULDA ÖĞRETİLENLER UNUTULDUKTAN SONRA BİZDE KALANLARDIR" diyordu Albert Einstein. İşte bu gözle bakınca Güneş'in mesajına, yaşım 40'ı geçtikten sonra yavaş yavaş eğitimci olmaya başladığımı görüyorum... Yolun başındaki genç eğitimcilere sesleniyorum. Yol çok uzun... Azim ve sabır ve kararlılık gerektiriyor.

Kendisine söylemedim ama bu akşam ders arasında Belma'nın "Hocam bu çikolatayı sana aldım" demesi beni çok mutlu etti. Ki Belma (hadi reklama girsin, Dilbilimden 96 diğer derslerden de benzeri notlar almasına karşın) benim dersimden öğrenim hayatının belki de en düşük notunu almıştı. Bu çocukların bu olgunluklarını çok seviyorum işte... Davranış değil, o davranışın üzerinde temellendiği DEĞERLERİ sergiliyorlar ve gözümde büyüyorlar...
Belki de bazı sınıflarda kendimi kötü hissetmeme neden olan öğrencilerimden gördüğüm tepkiler ve sergiledikleri DAVRANIŞLAR arasındaki uçurum... Kim bilir??? (Sakın bunları okuduktan sonra ders aralarında ellerinizde çikolatalarla gezmeye başlamayın, almam bir de canınızı sıkan laf ederim, bilmiş olun ! )

Sevgiyle...

441 

Tarih: 2006-04-26 13:31:28
öznur ( oznur_27@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam öncelikle şunu belirteyim müzik bölümünden öğrencinizim.bizim bölümden yana dertli olsanızda ben sizi çok içten ve samimi buluyorum.şimdiye kadar hiçbir eğitim hocasında bunu göremedim ama bece siz gerçekten çok farklısınız ben sizi çok seviyorum paylaşmak istedim .abdullah hocam bir tane ve her öğrencisi gibi bende onu üzmek istemem:):)

442 

Tarih: 2006-04-26 15:56:57
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sanırım bir yanlış anlaşılma var. Herkes kendince gereksiz alınganlık gösteriyor... Süreçte uyarılarım olur, düzeltmelerim olur, karşılıklı tartışırız, bunlar doğal şeyler. Benim canımı sıkan sevgili öğrencilerimin "hedeflerin kaynaklarını" bilememeleri falan değil, gerekli olursa açarlar kitabı öğrenirler ama, dersteyim diye imza atıp da kimseye görünmeden çekip giderek hocasını APTAL YERİNE koymaya çalışan öğrenciler için benim yapabileceğim birşeyler yok. Dürüstlük, erdem gibi değerleri çocuklara kazandırma işlerine benim bildiğim AİLE İÇİNDE bakılıyor. Yoksa üniversite bu iş için çok ama çook geç...

443 

Tarih: 2006-04-27 23:15:47
Hikmetist ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Selamlar Hocam,
Şu son hafta notları açılmıyor,bir baksanız iyi olacak galiba.Küçük sayfalar bozuk açılıyor,büyük sayfalar ise hiç açılmıyor.
İyi geceler...

444 

Tarih: 2006-04-28 05:37:08
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hikmet Merhaba,
Sözkonusu dosyaları yeniden sunucuya yükleyip kontrol ettim. Ben sayfa üzerinden görebildim. Muhtemelen sizler de ulaşabileceksiniz... Eğer okunmuyor dediğin 56 numaralı yansı ise, zaten onu okuyun diye değil, konudaki karmaşayı şöyle bir görün diye verdim. Çok merak ediyorsanız, yansıların her sayfada 2 tane olacak şekilde verdiğim biçiminden bakabilirsiniz.
İçimden geçiyor ama dillendirmeye çekiniyorum, YOKSA SİZ GÜNÜ GÜNÜNE ÇALIŞMAYA FALAN MI BAŞLADINIZ???
Allahım ne günlere kaldık, bu günleri de mi görecektim...

Hadi kolay gelsin bakalım. Gözlerinizden öperim...

445 

Tarih: 2006-04-28 09:59:05
Onur KABAKÇI ( kabakcionur@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

http://www.memurlar.net/haber/22018/

Arkadaşlar, yukarıdaki sitede 2005 yılının MAYIS dönemine ait KPDS soruları mevcuttur...ilgilenen arkadaşlar için...Kolay gelsin...

446 

Tarih: 2006-04-28 17:25:08
adnan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

selamlar hocam
iyisinizdir umarım..
bana yazdıklarınızı okudum ve şunu anladım;sanki sizle aynı olayları yaşamışızda ben söylemeden siz herşeyi biliyosunuz gibi geldi..
sınav konusuna gelince inanın onlar öğrene bilsin diye diğer oğretmenlerinin değinmediği konuları dea öğle arası takviye dersleri yaparak kapatmaya çalışıyorum ve şu anda okuma aktivitelerine başladım..
o kadar ii öğrenciler,im var ki anlatamam
bana geçenlerde bi öğretmen şunu soyledi:'bırak hocam Ayvalı dan Oxford a admmı gönderecen'
bu nasıl söz bu nasıl anlayış bilemiyorum..
RAHLE İ TEDRİS TENgeçmiş bi insan nasıl bunu söyler diye baya kızdımmm.
o kadar uğraşmama ragmen şu son yasalarla birlikte hiç bir şey öğretemediğimin farkına vardım:
bunlar: oğrenci 1 dönem okula gelemese de geçe biliyor
sınavlar onları bağlamıyor açıkcası..
oğrenci merkezli diye bir olayın devamı herhalde bu?????????
bu gun sordum 8. sınıf öğrencisine ve bana:HOCAM YÜKSEK ALNDA GEÇİYOR DÜŞÜK ALANDA DEDİ VE OKULA GELEN DE GEÇİYOR GELMEYEN DE....
NE YAPABİLİRİM Kİ????????????
GELECEK HER ÖĞRETMEN ARKADAŞIMIN PROBLEMİ BU..
İDEALİSTLİK Mİ
SORUMLULUK DUYGUSU MU
NEDİR ANLAMAK ZOR AMA ÖĞRETEBİLMEK ÇOK GÜZEL...
BANA BUNU AŞILADIGINIZ İÇİN SONSUZ TEŞEKKÜRLER..
''''BİRDE ÖĞRENCİ ARKADAŞLARA MESAJ BIRAKAYIM NAÇİZANE=
SEVGİLİ ÖĞRETMEN ARKADAŞLARIM:
NEKADAR ZOR OLURSA OLSUN YAPTIĞIMIZ MESLEK O KADAR MUKADDS Kİ,OKULUNUZDAN MEZUN OLMADAN ÖNCE ALALBİLECEĞİNİZ KADAR MESLEK BİLGİSİ VE ALAN BİLGİSİ ALMAYA ÇALIŞIN YOKSA BU HAYAT HEPİMİ ÇABUK YIPRATACAĞA BENZİYOR.
VE BİRDE MODSEL ÖĞRETMENİNİZ OLSUN..SAYGIYLA SELAMLIYORUM HEPİNİZİ

HOCAM ELLERİNİŞZDEN OPERİM..
KENDİNİZE İİ BAKIN
ZAMANINIZ KALIRSA HATIRALARINIZDAN BAHSEDERSENİZ SEVİNİRİM
BYE

447 

Tarih: 2006-04-28 19:48:41
emrah demiral ( emrahtr61@gmail.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Hocam
Ben Uludag Üniversitesinden Ankaraya gitmeden önceki şanslı son öğrencilerinizdenim pardon yetiştirdiğiniz şanslı öğretmenlerdenim. Şimdi memlekette hocalık yapıyorum Trabzon- Beşikdüzü.Akşam akşam arkadaşla otururken ( Yine öğrencilerinizden ya pardon yetiştirdiğiniz öğretmenlerinizden Yetkin DERE ile. O da taaa Aydın dan buraya tayini çıktı) birden aklıma siz geldiniz. Biz de vardır onun web adresi dedik ve postacımız google a başvurduk. Neyse son kabusları biz gördük dil bilgisinden. Ama sizi şu anda ders anlatırken dinlemeyi çok isterdik bir de espirilerinizi özellikle abilerle yaptıklarınızı. İnşallah bi ara buluşur kahve içeriz. Kendinize ii bakın çünkü bunu hak ediyorsunuz.

448 

Tarih: 2006-04-29 07:14:10
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Adnan’ın mesajında, üzerinde durup düşünülmesi gereken çok önemli bir nokta var. Ölçme değerlendirme sistemimizin hali.

Şimdi tutup geçerli güvenilir sınav falan demeyeceğim. Ancak, eğitimci olmasa bile herkesin kabul ettiği ve tartışma götürmeyen önemli bir husus var. Biz mevcut sistemde aşamalı bir şekilde öğretiyoruz. Eğitim sistemimiz, Okul Öncesi, İlköğretim, Ortaöğretim diye atlanamayan, her birisi diğerinin önkoşulu olan bir sıra içinde yapılandırılmış. Öğrenme kuramları, öğretim ilkeleri, konuya ilişkin araştırma sonuçları da aynı şeyleri söylüyor. Bir zamanların modası olan Bloom’un Tam Öğrenme Modeli bile bununla başlıyor. Yani, siz yeni bir şey öğretecekseniz, bunların öğrenenin bilişsel örüntüsü içinde tutunabileceği bir yer olmalı. İşte bu yer, önceki öğrenmeler ya da konunun önkoşul öğrenmeleri. Eğer bunu dikkate almazsanız, yaptığınız iş “cümlenin ögelerinden söz etmeden cümle analizi yaptırmaya” ya da "işlem yapmayı bilmeyenlere havuz problemi çözdürmeye" benzer ki, ne kadar anlamsız olduğunu görüyorsunuz…

İşte sevgili gençler, ölçme değerlendirme sisteminin önemli iki temel işlevidir, ön koşul öğrenmelerin durumunu saptamak ya da bir sonraki aşamayı, kademeyi izleme yeterliğine sahip olunup olunmadığını ortaya koymak…

Eğer amacınız insanları belli standartlara göre yetiştirmek değil de, soran olursa “sistemde şu kadar öğrencimiz var”, “okullaşma oranımız bu” demekse, ölçme değerlendirme sistemini önemsemez, değerlendirme kriterlerini “laf olsun” diye koyarsınız. Sonra da, sınıf içinde “çalışan ve çalışmayan arasındaki FARKSIZLIK” çalışanların önce heveslerini kırar ardından –insanın doğasında adaleti tecelli ettirme duygusu hep vardır- madem öyle, ben salak mıyım, ben de onun gibi yaparım şeklinde bir davranış geliştirmesine vesile olur. Ve ardından da, her olumsuzluğu irdelediğinizde karşınız çıktığı için EĞİTİM ŞART diye slogan yazarsınız…

Görmüyor musunuz, ilköğretimden ortaöğretime geçiş %80’lerde dolaşırken, ortaöğretimden yükseköğretime geçiş %30’lara düşüyor… (Açıköğretimi, meslek yüksek okullarını düşerseniz gerçek rakamın daha düşük olduğunu göreceksiniz). Neden? Çünkü Üniversite sınavı yüksek öğretim için gereken önkoşul bilgileri ölçmeye çalışıyor.

İçinde bulunulan kademenin kazandırması gereken davranışlar kazandırılmadan bir sonraki kademeye havale edilen her öğrenci, izleyen kademedeki meslektaşa atılmış bir kazıktır. Sisteme vurulmuş bir darbedir. Bunu meşrulaştıranların, sistemleştirenlerin yaptıkları da gaflet, delalet ve hatta hıyanettir… (Abdullah Can zor sınav yapıyor, ince eleyip sık dokuyor diye arkamdan konuşanların kulakları çınlasın)

İşte gençler, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifeniz, olumsuzluklar üzerinde DERTLENMEK DEĞİL, gücünüzün yettiği yere kadar ÇÖZÜM ÜRETMEK VE BUNLARI UYGULAMAYA ÇALIŞMAKTIR.

Sevgiyle gözlerinizden öpüyorum….

449 

Tarih: 2006-04-29 19:17:59
evrim bayhan ( evrimbayhan@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Merhabalar Abdullah Hocam ve hayata umutla bakan diğer eğitimci (adayı) arkadaşlar, hep birlikte deniz yıldızlarını toplamaya devam ediyoruz...
ben evrim bayhan(2002 mezunu)4 senedir bıkmadan yılmadan devam ediyorum. yurdun 4 bir yanındaki diğer arkadaşlarımdan haber alamasamda onlarında devam ettiklerini biliyorum. önümüzde daha çok yolumuz var.. ve biliyoruz ki belkide bizi şu anda bulunduğumuzdan daha olumsuz şartlarda bekliyor olabilir.. belki de bütün bunlar yatmezmiş gibi kendi özel hayatımızı düzene oturtamamışızdır hatta altüst bile olmuş olabilir.. size bir abi tavsiyesi, asla vazgeçmek yok bu yürüdüğümüz yoldan... karacabey/bursa

(Abdullah Hocam, size özel mail atacağım...)

450 

Tarih: 2006-04-29 20:19:55
seda ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

herkese merhaba
öncelikle hocama yetiştirme yurdu organizasyonunu ertelediği için ÇOOOOO...K TEŞEKKÜRLER,bensiz gitseydiniz kendimi çok kötü hissederdim.ayrıca fikir annesi lafı çok hoşuma gitti,onun için de ayrıca teşekkürler:)
şu anda son gücümü de yurda gitmek yerine burda oturup birşeyler yazarak kullanıyorum.yanlış anlaşılmasın şikayetçi değilim aksine çok mutluyum.hocam çok ertelemeyelim bu işi de siz biran önce bulun telefon numarasını olur mu?pazartesi günü gelse de dersinize girsem diye dört gözle bekliyorum.okulu bu kadar çok özleyebileceğim aklıma gelmezdi.
herkese tekrar teşekkür ediyorum,şimdilik hoşçakalın.SAYGILARIMLA...

451 

Tarih: 2006-04-30 17:39:22
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Gençler,

Bugün Onur'la bir görüşmemiz oldu.
449 numaralı mesajında sizlerle paylaştığı KPDS sorularını sizlerin yanınıza gelmek için çabalayan kardeşlerinize vermişler ve çok güzel sonuçlar elde etmişler. 90'lardan 95'lerden söz etti. Bunlar kolay olmuyor. Halihazırda görevdeki İngilizce öğretmenlerinin maaş bordrolarını incelediğinizde dil tazminatını hangi dereceden aldıklarına/ ya da alamadıklarına bakınca son sözüm daha iyi anlaşılacaktır.
Bu konuda uzun bir süredir çaba sarfediyorlar ve Onur bu birikimi sizlerle paylaşmayı da önermişti yine bu platform aracılığı ile. Bana da geçen dönem kitap ve test örneklerini yollamıştı.
Sadece Senem'in ilgi gösterdiğini biliyorum.
Sevgili English Teacher'lar ve Teacher Candidate'ler... Alanınızla da ilgilenin lüten...

Cümlenizin gözlerinden öpüyorum...

452 

Tarih: 2006-05-01 09:50:09
inci ( englishpearl@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Onur'a o bahsettiği dergiler için mail atmıştım niye cevap gelmedi diye merak ediyordum ama herhalde mail gitmedi ki hocam da sadece Senem'in ilgi gösterdiğini biliyorum dedi.. acaba burdan söylemem yeterli midir yoksa tekrar mail atmam gerekir mi ki hocam o dergiler için Onur'a??

453 

Tarih: 2006-05-01 13:46:22
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili İnci,
Mesajını okur okumaz Onur'a (bu saatte derstedir diye) SMS gönderdim. Bir şekilde seninle irtibata geçecektir. Büyük bir olasılıkla mesajın ulaşmamıştır. Çünkü paylaşma önerisi Onur'dan geldi...
Sevgilerimle...

454 

Tarih: 2006-05-01 13:56:32
inci ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

çok teşekkür ederim hocam :))

455 

Tarih: 2006-05-02 06:37:59
Onur ( Kabakcionur@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

http://www.bbc.co.uk/worldservice/learningenglish/grammar/learnit/index.shtml

Arkadaslar...siteyi incelemenizi tavsiye ederim...interactive questions bölümünde de ağ üzerinden merak ettiginiz sorulara da cevap alabiliyorsunuz...
Sevgi ve saygı ile...

456 

Tarih: 2006-05-02 08:32:24
evrim bayhan ( evrimbayhan@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba Abdullah Hocam, şu yetiştirme yurdu olayında bir problem çıktıysa yardımcı olabilirim. nisan başında öğrencilerimle berabar hem huzurevine hem de yetiştirme yurduna ziyarette bulunup, onlara küçük bir konserde dahil olmak üzere güzel bir program hazırlamıştık. Hocam, kendi anne ve babaları gibi nasıl sarılıyorlar bir bilseniz... ağlamamak için zor tuttum kendimi.. neyse, kolay gelsin... birazdan dresim var.. görüşmek üzere...

457 

Tarih: 2006-05-02 15:39:05
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Arkadaşlar,
Sonunda fikir anneliğini Seda'nın yaptığı Yetiştirme Yurdu gezimizi bu Cuma öğleden sonra gerçekleştiriyoruz. Görükle Yerleşkesinden gideceklerle saat 12.30 otobüsüyle hareket etmeyi planlıyoruz. Saat 12.15 gibi dükkandan yola çıkıyoruz...

458 

Tarih: 2006-05-03 09:22:56
emine dayan ( eminedayan@yahoo.com.tr) DEMİŞ Kİ:

Abdullah Hocam merhaba,
ben bukadar uzun zamandır mı girmiyorum sayfanıza?
bu platformu görmedim daha önce. eskiden burada olan "forum" du dimi? onun yerine ve onun devamı mı bu? neyse hocam ben cidden kopmuşum.
Hocam buarada ana sayfada ve maillerinizin sonunda yer alan tuğra şeklindeki imzanızı davetiyede kullanmak üzre "EMİNE ve FATİH" e de uygulayabilir miyiz? bunu nasıl yapabiliriz?
görüşürüz hocam

459 

Tarih: 2006-05-03 09:35:55
seda ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam merhaba
dünden beri platforma yazan pek olmamış galiba.çok merak ettim bizimle yetiştirme yurduna gelmek isteyen arkadaşlar nerdeler acaba?sonra yok efendim ben duymadım,ben işitmedim demesinler yani.görüşmek üzere...

460 

Tarih: 2006-05-03 09:59:56
yeseren ( yeserenozturk@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

hocam siz bir ogrenci konusurken sinif icindeki konusmalara kiziyorsunuz, hakkiniz da var ve tabiki dogal olarak buna tepki gostereceksiniz ama sizden ricam bir daha bir ogrenciye cikisirken emin olmaniz. bir bakin bakalim gercekten o mu konusuyor! ben ders saati bitmesine ragmen arkadasimi dinledim her zaman dinliyorum zaten baska seyle mesgul gibi gorunsem de sizi de arkadaslarimi da dinliyorum ve tekrarliyorum konusan ben degildim sadece evet dedim. arkadasimin yuzu bana donuk biseler anlatmasi benim de konustugum anlamina gelmez. sutten cikmis ak kasik degilim bunu kabul ediyorum ama gunah kecisi olmaktan inanilmaz huzursuz oldum ve sizin de mutlaka bildiginiz birseyi tekrar solemek istiyorum ki ogrenciyi kaybetmek sadece ilkogretim ve ortaogretim kurumunda olmuyor. biliyorum kotaniz sadece 3 5 kisi ama ayni zamanda hicbir bireyin feda edilemeyecegini de biliyorum. okudugunuz icin tesekkur ederim.
iyi gunler...

461 

Tarih: 2006-05-03 12:40:26
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Tabii Yeşeren, öğrenciyi kaybetmemek gibi bir endişemiz var. Ancak, 25, 1'den daha büyüktür gibi bir evrensel gerçeklik de var ve bir öğrencimiz mutlu olacak diye sınıfın geri kalanını onun için feda etmemek de ikinci ilkeye giriyor, bu bir.
İkincisi kotamdaki gerçekten öğretmen olacak 3-5 kişinin mesleği hakkıyla yapması, hiçbir halta yaramayan sadece adı öğretmen olan ve mesleğin toplumsal statüsünü ayaklar altına düşüren kişilerden daha önemli ve önceliklidir ve hatta böylesi tipleri ayıklamak topluma hizmettir, bu iki...
Sen de biliyorsun ki, ben ilklere hiç bir şey söylemiyorum. Sınıftaki tepkim bardağı taşıran son damlaydı ve ondan önce "neler olduğunu soran kibarca bir uyarım vardı" lütfedip dikkate alsaydın bu başına gelmezdi bu üç...
Sana gösterdiğim tepki, herkesin çok iyi bildiği ve daha ilk derste söylediğim "beni dinlemeyebilirsiniz, sözümü kesebilirsiniz, önemli değil, ama aynısını bir arkadaşınız konuşurken yaparsanız tepki gösteririm" şeklindeki bir uyarıyı dikkate almamamanın doğal bir sonucuydu, bu dört...
Ve en önemlisi, ben sizler hakkında karar verirken sizin bilmediğimi sandığınız başka şeyleri de bilerek davranıyorum, bu beş. Bursa küçük bir yer ve Milli Eğitimde çalışmış ayrıca eşi de idareci/öğretmen olan bir kişi olarak, sizleri bizlere yollayan lise öğretmenlerinizle tanışıklıklarımız oluyor ve sizleri daha yakından tanıma fıratımız oluyor ki, bu konuya hiç girmeyelim istersen...

Sana dersi dinlemiyorsun demiyorum.
Dinlemesen de bu beni çok ilgilendirmiyor.
Ama işimi olması gerektiği biçimde yapmama kim engel olursa olsun, göreceği tepki aynıdır...

Ayrıca beni kaybediyorsun yollu üstü kapalı tehdit için de şunu söyleyeyim. Ben üniversitede kimseyi zorla tutmuyorum, sadece benden birşeyler öğrenmek isteyenlere kucak açıyorum.

Sevgilerimle...

462 

Tarih: 2006-05-04 07:49:24
yeseren ( yeserenozturk@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

tabii hocam. ancak azinlik haklari diye birsey de var ve ben zaten kimsenin beni mutlu etmesini bekleyemem hele ki bir ogretmenimden bunu talep etmem olasilik disi,bu bir.
ben eger yapamiyacaksam zaten ogretmen olmam cunku dersini iyi veremeyen bir ogretmenin ogrencilere ne kadar zarar verdigini bizzat yasadim ve ben en onemli meslek olarak degerlendirdigim ogretmenlikte ancak mukemmeli yakalarsam dururum olmazsa zaten yeterince isini iyi yapamayan var ben onlarin arasina katilacagima acliktan olurum daha iyi en azindan olan sadece bana olur bu durumda bu iki.
o yapilan seyi de anlatamazdim cunku nasil ifade edecegimi bilmiyorum canlandirma gerekir ki bunun icin de ayni ortam saglanmasi gerekir ki bu da cok guc, bu uc.
arkadasim konusurken dinledim su an bile ne dedigini sorarsaniz cevap verebilirim dinlemeseydim zaten yerden goge kadar hakkiniz vardi buna da itiraz etmek kadar kucuk dusurucu birsey yapmazdim, bu dort.
benim gecmisimden herhangi bir utanmam yok istediginiz ogretmenle konusabilir bilgi alabilirsiniz,yaptigim herseyin arkasindayim.
ben gercekten engel oldum dersin basinda ama elimde olmadan oldu bunun icin ozur dilerim tabi aciklama YAPAMADIGIM icin de. yine bozarsam yaka paca atarsiniz ben buna sesimi bile cikaramam.hakkim da olmaz zaten.
ayrica ben size tehdit edebilecek kapasitede degilim zaten etsem ne olur zaten! ben sadece o an icimden gecenleri soyledim cunku kendimi tutamiyorum. soylemek istedigim birsey varsa kendimi engelleyemiyorum.
vaktinizi aldim kusura bakmayin.
Saygilarimla...

463 

Tarih: 2006-05-04 08:40:52
Onur ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

merhaba arkadaşlar...Genelde bu tip mevzularda yorum yapmayı sevmiyorum ancak dışarıdan bakıldığında çok da hoş olmayan bir manzara görünüyor
Üniversiteden bakıldığında eğitim sistemi nasıl görünüyor bilmiyorum ancak bu çarkın içine girdiğiniz zaman ÖĞRETMEN; dahası EĞİTİMCİ sıfatıyla çalışan adamlarla aynı mesleği paylaşıyor olmaktan utanç duyacaksınız...
Azınlık haklarıymış...Yeseren, özel eğitim diye bir şeyden haberin var mı?Türkiyede yüzde kaçlık bir dilimin özel eğitime muhtaç olduğunu, ancak "NORMAL" çocuklarla aynı ortamda eğitim gördüğünü biliyor musun?Kendini tutamıyormussun...Eğitimci olmayan bir milli eğitim bakanının, neredeyse bütün alt kadrosunun eğitimci olmadığı bir ülkede öğretmenliğe başlayacaksın..Tutma kendini de o zaman göreyim seni...Geçenlerde okullara bir faks geçildi(m.e.b imzalı)...Deniliyor ki okulların temel işlevi ÖĞRETİM değil EĞİTİMdir...Bunun için dersin belirli dakikalarını(ki bu dakikalar da verilmiş)eğitime(güzel ahlakın ve dersi dinlemenin önemi, konuşan, hatta sen öğrenesin diye sana ders anlatan, bir insana saygısızlık yapmanın lise öğrencisine (bile) yakışmayan bir davranış olduğunu vs...)anlatacakmışız öğrencilere...Hani sen de öğretmen olacaksın ya...Bunları anlatacaksın yani ÖĞRENCİLERİNE...bu çark daha ne kadar bu şekilde döner, ya da çarka çomak sokmak için ne yapmamız gerekir sence yeseren...Cevabı ABDULLAH HOCA'NIN dudakları arasında...Bırakın gereksiz şeylerle zaman kaybetmeyi de böyle bir hocayla çalışma imkanınız olduğu için yatıp kalkıp dua edin...Ağzından çıkanlardan bir şeyler almaya çalışın, zira çok ama çok işinize yarayacak...Umarım bunu kavradığın gün, Abdullah Hoca'dan özür dileyebileceğin bir konumda olursun...
Sevgi ve saygı ile...

464 

Tarih: 2006-05-04 08:59:45
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Yeşeren,
Bir aynadan yansıtılıyormuş gibi maddeler halinde sıraladığın açıklamaları, biraz da kendini savunma hakkını kullanmanı takdir ederek, gülümsemeyle okudum. Görüyorum ki feda olmamışsın :)) Açıklamaların için ben de teşekkür ediyor gözlerinden öpüyorum...
Sevgili Onur'a da düşüncelerini paylaştığı için teşekkür ediyorum. Lütfen yanlış anlaşılmasın. Kişisel olarak gördüğüm bir desteğe teşekkür değil bu... BEN, NASIL OLSA BİR GÜN GÖRECEKLERİNİZİ DAHA BUGÜNDEN GÖRMENİZİ SAĞLAMAYA ÇALIŞARAK, GELECEĞE HAZIRLAMAK İSTİYORUM SİZLERİ. Onur'a da, OLAYIN SİZİN GÖRMEDİĞİNİZ BAŞKA BİR AÇIDAN GÖRÜNTÜSÜNÜ PAYLAŞTIĞI İÇİN bir teşekkür bu...

465 

Tarih: 2006-05-04 09:49:29
yeseren ( yeserenozturk@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

ben buraya bunlari ogretmenime saygisizlik yapmak icin yazmadim onur bey. eger yaptiysam hocam gercekten tum kalbimle ozur dilerim. amacim kesinlikle bu degildi.ben ilerde milli egitim bakanina da soylerim dusuncemi ama sorun su ki beni dikkate alir mi,hatta dikkate almayi birakin,584 km yakinina alir mi beni! tabiiki almaz. ancak abdullah hocama ulasmanin yolu var,dinliyor zaman ayiriyor bize,ben de dusuncemi onunla paylasmak bir yandan da kendimi savunmak istedim.
ama tekrar ediyorum SAYGISIZLIK YAPTIYSAM OZUR DILERIM BOYLE BIR AMAC ICERISINDE DEGILDIM.
son bir savunmada bulundum,tekrar tekrar saygilar, abdullah hocama da onur hocama da.

466 

Tarih: 2006-05-04 10:20:25
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Bir öğretmenin, özel zamanından fedakarlık ederek, fazladan çaba sarfederek doğru bildiğini yapmaya çalışması güzel bir duygu. Mutluluk veriyor insana...
Ama bir öğretmenin, bir öğrencisini benzer bir çaba içinde görmesi çok daha güzel bir duygu. Daha bir mutluluk veriyor insana...

Neden mi paylaştım bu duygularımı?

Aşağıdaki kısayolun götürdüğü sayfanın alt taraflarında bir yerlerde BURADAN PAYLAŞALIM diye bir kısayol var... Onu tıkladığınızda göreceksiniz ne demek istediğimi...

http://www.geocities.com/tugcekarain/tugcekarain.html

Cümlenizin gözlerinden öpüyorum...

467 

Tarih: 2006-05-04 12:38:07
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

1- Bir tek kitaba mahkûm olmamanız için, değişik kitaplardan sizler için bilgi sentezlenmesini

2-Sunulan bu bilgilerin, renkli slâytlar şekline dönüştürülmesi amacıyla sizler için zaman ve emek harcanmasını

3-Kulağınızın yansıra gözünüze de hitap edilebilmesi için, devletin sağlayamadığı teknolojik olanakların, kişisel araç gereçlerle sağlanmasını

4-Ders esnasında kendinizi rahat hissedebilmeniz için pek çok pedagojik tavizler verilmesini

5-Ders süresince her şeyin konuşulabildiği, sorulabildiği özgür bir sınıf atmosferi oluşturulmasını

6-Anlaşılamayan yerlerin anlaşılana kadar tekrarlanmasının mümkün olduğu bir ders işleme biçimini

7-Kuramsal bilgiler yerine, öğretmenin meslek yaşantısında doğrudan kullanabileceği öğretim becerilerinin kazandırılmasının amaçlandığı bir programı

8-Sizleri düşünmeye, anlamaya ve uygulamaya yönlendirecek tarzda düzenlenmiş sınav sorularını

9-Sınavdan çıktıktan hemen sonra kişisel değerlendirmelerinizi yapabilmeniz için sınav sorularının önerilen cevaplarıyla birlikte size sunulmasını ve “önerilen cevaplar” ifadesiyle, yazdıklarınıza benim beklentilerimin ötesinde olabileceği değeri verilmesini

10-Her şeyiyle baştan sona şeffaf bir değerlendirme sistemini GÖRMEK VE BİRLİKTE DAHA DA İYİSİNİ YAPABİLMEK İÇİN BANA YARDIMCI OLMAK YERİNE


YARGISIZ İNFAZDA BULUNUP BENİ ADALETSİZLİKLE SUÇLADINIZ,

SİZLERDEN İSTEDİĞİM, DERSE ZAMANINDA GELMEK GİBİ, BİRİLERİ KONUŞURKEN BÖLMEMEK GİBİ ÇOK KÜÇÜK FEDAKÂRLIKLARDA BULUNMADINIZ,

BİRBİRİNİZİN YERİNE İMZA ATARAK SAHTEKÂRLIK YAPTINIZ

SİZERİ BİR ARAYA GETİRMEYE ÇALIŞTIĞIM BU PLATFORMU FARKLI DÜŞÜNCELERİNİZİ BİR NEZAKET ÜSLUBU İÇİNDE PAYLAŞMAK YERİNE, GEREKSİZ POLEMİKLERİN YERİ HALE GETİRMEYE TEŞEBBÜS ETTİNİZ…

BURAYA KADAR HANIMLAR BEYLER…
ÖĞRETMENİN YÖNTEMİ ÇOK.
BENDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK, SADECE SONUÇ VERMEYEN BİR YÖNTEMİN YERİNE, ÖĞRENENLERE UYGUN BİR YÖNTEM SEÇİYORUZ...

ARTIK BU PLATFORM, SADECE RAHLE-İ TEDRİSTEN GEÇMİŞ ÖĞRETMENLERİN BULUŞMA YERİDİR…

468 

Tarih: 2006-05-04 15:45:26
senem öznal ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

İnanın aşağıda yazılanları içim burkularak okudum.Nasıl sabrediyorsunuz hocam demiştim ve sabrınızı taşırdılar sonunda.Ne yazık ki bazı arkadaşlar iyi niyetinizi anlayamadı.Ama hocam hiç üzülmeyin,bizler sizi çok seviyoruz ,eminim onlar da hatalarını anlayacaktır. Biz hep yanınızdayız.İyi çalışmalar

469 

Tarih: 2006-05-04 16:23:46
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Senem,

Daha rasyonel düşündüğüm zaman, böylesinin daha sağlıklı olduğunu görüyorum.
Ben bana direnenlerle uğraşarak harcayacağım zamanı, enerjiyi, bir şeyler yapmak isteyen talebelere harcasam daha doğru olmaz mı? Tutup millete buradan laf yetiştiriyorum, sayfalarca yazılar yazıyorum, üstelik bir de alınıyor, üzülüyorum…

Devran hızla değişiyor.
Değerler yozlaşıyor, düşünceler sığlaşıyor.
Ama her şeye rağmen, herkes şunu çok iyi bilsin ki, bundan sonra kota 3-5 olmayıp belki 1-2’ye inecek ama o 1-2 öğretmen de 10-20 sıradan öğretmene bedel olacak…

Bizi seyreden ve bu tartışmanın dışında kalan öğretmen adayları.
Bu size bir sitem değil.

Bugünden itibaren olduğu gibi, Mimoza’da, kampusun arkasındaki Çamlık yolunda, benim dükkanda, ders çıkışlarında, gecenin bir saatinde 48 numaralı otobüste soru ve sorunlarınızı paylaşmak için beni bulacaksınız…

Ne demişler THERE IS A NO IN EVERY JOB :)

470 

Tarih: 2006-05-04 18:35:16
Taner Uçan ( tanerucan@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam!Çoktandır yazmamıştım ama olup bitenleritakip ediyordum.Mualesef öğrencileriniz sizi anlayamadı hocam.Zannedersem sırf "öğrenci"oldukları için anlayamadılar.hocam ben sizinle sadace staj eğitiminde beraber oldum ve sizden ders alma fırsatım olmadığı için kendimi şanssız addediyordum.Bunları laf olsun diye söylemiyorum zira sizinle gönül bağımızdan başka bağımız kalmamış.Hocam ben de öğrencilerimle birebir ilgilendiğim zaman onları mükemmel buluyorum ama onlar üniformalarıyla sınıf ortamında bir araya gelince öyle hareketler yapıyorlar ki inanamıyorum.Sırf öğrenci oldukları için herhalde.Sizinkilerde sizi sonra çok iyi anlayacaklar ama kıymeti kalmayacak.
Hocam bence sizin vicdanınız çok rahat olmalı vicdanı(varsa) sızlaması gerekenler varsa o da görevini yapmayanlardır.Hocam tavsiyeniz üzre KPDS sınavına girdim yarın Ankara'ya gidiyorum sınav pazar günü. Manevi desteğinizi beklerim...Selamlar ellerinizden öperim...

471 

Tarih: 2006-05-04 18:43:17
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Taner,
Vicdan konusunda maalesef çok rahat değilim. Sanki bazı çocuklara haksızlık etmişim gibi bir duyguyu hissediyorum yüreğimde. Ama Senem'e de yazdığım gibi, misyonum sürecek. Sadece daha seçici davranacağım. Yine talebelerle birlikte olup onlar için birşeyler yapmaya çalışacağım.
Pazar sabahı bil ki kalbim seninle olacak.
Sevgiyle gözlerinden öperim...

472 

Tarih: 2006-05-04 19:18:51
nimet okurogulları ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

iyi akşamlar hocam...
Hocam ben arkadaşlar adına gerçekten üzüldüm. Ben seneler sonra bile başa çıkamadıklarını sizinle paylaşıp, sorunlarını sizinle çözüm bulmuş bir öğretmen olarak kıymetinizin bilinmediği kanısındayım.Oysa ki, hala hiç bir zorunluluğu olmadığı halde bizimle iyiyi kötüyü paylaşmak için vaktini ayıran, konu ne olursa olsun yardımcı olmaya çalışan sizi;yazık ki böyle şeylerle muhattab etmişler. Ama arkadaşlar bunu anlayacaklar. Ne zaman ki iş başa düşecek, ne zaman ki çocukların HAKKI üzerlerinde olacak, bunun ağırlığı altında ezilecekler ( tabi bunu hissedebilirlerse ); işte o zaman sizi daha iyi anlayabilecekler... Umarım hiç kimse için bu çok geç olmaz.
Hocam, siz kendinize iyi bakın, kıymetinizi zaten bilen bilecektir... hoşçakalın....

473 

Tarih: 2006-05-04 20:25:18
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Nimet,

Sadece yazmak yerine daha ayrıntılı konuşmak için telefonla arayan öğretmen kardeşler bile oldu. Değişik yorumlar yaptık. Ama bir konuda üzülerek hemfikir olduğumu ifade etmeliyim ki DEMOKRASİ KÜLTÜRÜNÜ İÇSELLEŞTİREMEMİŞİZ. Özgürlüklerin suiistimal edilmesi bunun en somut örneği. Geleceğin gençlerine dürüstlük erdem gibi değerleri aşılayacak öğretmen adaylarının –ders öncesi koyun sayar gibi sayılmadıkları için- bu değerlerden yoksun biçimde davranmaya teşebbüs etmeleri, kelimenin en hafif anlamıyla TALİHSİZLİK... Ne yapmalıyız, bilemiyorum...
Tabii bunların yanı sıra yaptığımız bazı psikolojik tahliller de var. Sadece, geldikleri yerde kendilerine yaşatılmış sindirilmişliğin hala atamadıkları etkisiyle varlıklarını hissettirmek için, saçlarına sürülen jöleyle, takılan kalın zincirli kolyeyle tam olarak çekilemeyen dikkatleri “acaba nasıl çekeriz?”in arayışının da etkisi var yazılanlarda…
Olacak bunlar… Böyle böyle olgunlaşacağız…

Geçen hafta emekli bir öğretmenle bir çay bahçesinde çay içtik…
Ben hevesle bu yaptıklarımı anlatıp “Hocam”, dedim, “toplumsal dönüşümün öğretmenler aracılığı ile gerçekleşeceğini düşünüp bunu gençlere de aktarmaya çalışıyorum” diye ekledim… Gözlerini uzaklara dikti, ve yavaş yavaş konuşmaya başladı:
Ben, dedi, memleketin ücra köşelerinde çocuklarımı öğretmen yapacağım diye, doktor yapacağım diye, hakim yapacağım diye canımı dişime takıp yıllarca çalıştım… Ama bugün anlıyorum ki, bu toplumun kapıcılara, hamallara, hatta pez…nklere de ihtiyacı varmış… Ve “Heba etme kendini” diye bitirdi nasihatini…
Hocama katılmasam da, deneyime saygı duyuyorum…

Sevgiyle…

474 

Tarih: 2006-05-04 21:20:19
Oylum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hocam merhaba,
Çok güldüm emekli öğretmenin dediğine, düşündüm de aynı zamanda..
Dün başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum size.
Okulum genelde taşımalı sistemle gelen öğrencilerden oluşuyor. İmkanları kısıtlı. Dün ders bittikten sonra bir öğrencim bana yaklaşarak "Hocam, sizin bize yazdırdığınız bir sayfa alıştırma, ama elinizde 6 sayfa var, gerisini bugün yazıp çıkışta getirebilir miyim?" diye sordu "Tabii İbrahim, ama git fotokopi çektir neden uğraşıyorsun yazmakla" dedim. "Param yok hocam çektiremem" deyince, zorla çıkarıp para verdim. Fotokopi çektirip getirdi. Bugün öğretmenler odasına girişte geriye kalan 5 sayfa yapılmış, kontrolü için köy yolundan kopardığı bir adet gülle beni bekliyordu..
Öğretmen adayı arkadaşlarım, anlatmak istediğim 1. öğretmenlik sadece öğretmek değil, HAYATI PAYLAŞMAKTIR. 2. Bunun öğrencilerden gelen dönütü ise hayatta tadabileceğiniz en güzel şeydir.

Hocam, pazar sabahı kalbinizin benimle de olmasını diler, ellerinizden öperim.

475 

Tarih: 2006-05-04 21:56:33
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Oylum,
Çoktandır sesin soluğun çıkmıyordu. Senden haber aldığıma sevindim. Buraya geldiğin bir hafta sonu görüşelim, hatta birlikte yemek yiyelim. (Oğuz bebekken ona yemek yedirmek için ÇOK ÇOK YİYELİM ÇABUK BÜYÜYELİM derdim. Nedense aklıma geldi birden)
Bu Pazar kalbim seninle de olacak Oylum...
Başarı dileklerimle gözlerinden öperim...

476 

Tarih: 2006-05-05 06:01:14
Onur ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba arkadaşlar...
Platformun bu şekli esasında biraz da can sıkıcı...Öğrenci arkadaşlara belki iki kelime katkımız olurdu ancak hocanın da yazdığı gibi kendisini bir şekilde kanıtlamaya çalışan, demokrasiyi içselleştirememiş bir(kaç) kişi yüzünden diğer arkadaşlar da cezalandırılmış oldu...Ama çocuğa "Çocuk" denmesinin sebebi her zaman da yaşı olmuyor gördüğünüz gibi...Bize düşen ise, büyüyüp, hatalarını görmelerini beklemektir...Detaylara çok da fazla girmeden, İYİLİKTEN MARAZ DOĞAR sözünü hepinize hatırlatmak istiyorum...yine de öğrenmeye aç bir sürü arkadaş vardı...yazık oldu...
Not: Durumu tersten alırsak,bugun derse gidince kızlara falan nasıl karizma yapar bizim "Çocuk":) koca siteyi ben kapattırdım diye:) Çocuk işte...
Sevgiyle...

477 

Tarih: 2006-05-05 07:46:32
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam merhaba,
Madem öyle kalbinizden bir parça da ben alayım pazar günü için.:))Hatta Müjde ve Nilay adına da biraz ayırabiliriz sanırım.En çok da bizim kızlarla görüşebileceğim için seviniyorum.Tanıdıklardan başka gelecek varsa haber verin görüşelim bari.Aslında Hocam keşke şu sınav Bursa'da olsaydı da sizi de görebilseydik.Gerçi ben 19 Mayıs haftası LES için geliyorum ama üni. tatil o zaman.Fakültede göreviniz falan var mı o gün?Sizi görmek isterim tekrar.Kolay gelsin.Sınava girecek tüm arkadaşlara başarılar.Görüşmek üzere...

478 

Tarih: 2006-05-05 08:28:53
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Ya geç kaldınız be kızlar... Ben Ankara'dayken üç yıl önce yine bir KPDS öncesi buluşmuştuk. Önce Gençlik Parkında Ada Çay Baçesinde masaları birleştirmiş, hasret gidermiştik. Sonra Kızılay'a kadar yürümüş Sakarya'da dondurma falan yemiştik. Şimdi aklıma geldi. İlerleyen zamanlarda bunun benzerini bir yaz Bursa'da yapsak. Bir akşamüzeri kampusta çimlerde oturup konuşsak, hatta çekirdek çıtlasak... Gene hayal kurmaya başladım... Yaşlılık işte...
Bu Pazar sabahı tüm kalbimle yanınızda olacağım.
Bir zamanlar çok sevdiğim bir öğrencim, kocaman bir yüreğin var demişti. Eğer doğruysa hepinize yetecek demektir...
Sevgiyle gözlerinizden öpüyorum...

479 

Tarih: 2006-05-05 08:53:37
Onur ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Ne yürek varmış be üstat, sınava giresim geldi:)
Pazar günü, tüm meslekdaşlarıma başarılar dilerim...hepinize kolay gelsin...

480 

Tarih: 2006-05-05 14:17:06
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

1-Öğretmen Adaylarının bir sorunları varsa beni bulacakları ve dertlerini iletecekleri yer bellidir. A Blok 307 numaralı çalışma odası.

2-Eşitlik ve adalet farklı şeylerdir. Kişi olarak, yasa önünde herkes eşittir. Ancak burada bizi bir araya getiren TANIMLI İLİŞKİLERDİR. Herkes herşeyi biliyorsa sertifikalara diplomalara derslere gerek yoktur. Zaten bu yüzden kişilerin adlarının önüne ÖĞRETMEN ya da ÖĞRENCİ sıfatı konmaktadır. Özel yaşamında dileyen dilediğini yapabilir, dilediği değerlendirmeleri yapabilir. Ancak BURADA tartıştığımız konu özel yaşama ilişkin bir konu değil, biçimsel bir sürece ilişkin yönetsel boyutu da olan bir konudur ve daha önemlisi bilinmesi gereken haddi ve hududu vardır.

3-Geleceğin gençlerini yaşama hazırlama işini bu hududun dahilinde yapacak kişilerin, bu işin biçimsel yapılma tarzına ilişkin hududu zorlama girişimlerini "savunur" bir tarz sergilemeleri, tekerrür eden hadiseleri de "heyecan" ile açıklamaları ciddi bir çelişkidir.

4-Eğer memlekette radikal değişimler olmaz ise, bu çelişki ile meslek icra etmeye çalışacak kişilerin, burada gördükleri muameleden çok daha değişik ve yaptırımlarla mücehhez bir muamele görecekleri ve bilmeleri gereken had ve hududun kendilerine bildirileceği kaçınılmazdır.

481 

Tarih: 2006-05-05 18:34:16
Oylum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Neden aklınıza ilk yemek geldi çok iyi anladım ben de:-) İlk haftasonu sizi arayacağım hocam. Görüşmek üzere..

482 

Tarih: 2006-05-05 19:31:02
Seyhan CAN ( seyhancan@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Bu forum sahibinin rahle-i tedrisinden geçmemiş olmama karşın mesleğe gönül vermiş bir öğretmen olarak yazıyorum. (Her ne kadar formal olarak rahle-i tedrisinden geçmesem de, mesleğe başladığım günden emekliliğime sayılı günlerin kaldığı şu ana kadar bana geçen hakkını hiçbir şekilde ödeyemem.) Amacım, forum sahibinin reklamını yapmak değil. Fakat yapmaya çalıştıklarını yakından izleyen biri olarak onu takdir ve teşvik ettiğimi gizleyecek de değilim.
Çünkü;
5 yılı özel sektörde, 16 yılı da Milli Eğitim'de geçen meslek yaşamımda, memleketin değişik yerlerinde çeşit çeşit insanlarla çalıştım. Ümraniye’de bir lisede göreve başladığımda bana rehberlik etmekle görevlendirilen öğretmenin, ilk derse girmeden önce “Sakın stajyer öğretmen olduğunu öğrencilerine söyleme.” demesine karşın, ben dürüst davrandım ve bu konuda herhangi bir sorunla karşılaşmadım. Rehber öğretmenimin bir yıl boyunca bana yaptığı ilk ve son rehberlik de bu oldu...
Daha çiçeği burnunda bir öğretmen olarak, doğuda bir ilköğretim okulunda çalışırken sene sonunda yapılan bir öğretmenler kurulunda okul müdürünün yandaşlarından bir öğrenciyi geçirmemiz için kurula baskı yapması ve isteğine itiraz ettiğimizde, hepsi genç öğretmenlerden oluşan kurulu küfürle kovmasını ve bunu kendimize yediremeyerek kendisini ilçe milli eğitime şikayet ettiğimizde bir sonuç alamadığımız gibi sicilimizin de bozulmasını, yine aynı ilde çalışırken okul dışından bitirme sınavlarında görevli olduğum bir günde, müdürün, sınav sorularının cevaplarını benden istemesini, Bursa'da bir lisede görev yaparken sırf nöbet görevini ifa ediyorum diye öğretmen arkadaşım tarafından “Eğer sen böyle yaparsan örnek teşkil edersin, bizden de aynı şeyi beklerler” şeklinde eleştirilmemi nedense unutamıyorum. Unutamadığım daha birçok olay var.
Amacım bunları anlatmak da değil. Öğretmenlik bir gönül işi. Şu anda idareci olarak görev yaptığım lisede bu mesleğe kendini vermiş öğretmenleri gördükçe geleceğe dair umutlarım daha bir dal budak salıyor. Ama sevgili gençler, selam vermesini, oturup kalkmasını, orada niçin bulunduğunu bilmeyen öğretmenleri gördükçe de kendimi kötü hissediyorum. Bildiğiniz üzere şu sıralar KPSS başvuruları yapılıyor. Geçen akşam TV'de genç bir öğretmen adayının sınava giriş amacını ve genel bir düşünceyi anlatan “Devlete geçmek istiyorum; çünkü özel sektör çok yorucu ve çok ucuz” şeklindeki sözleri beni çok düşündürdü. Evet, özel sektörde genç öğretmenleri çok ucuza ve çok çalıştırıyorlar. Devlet sektöründe ise, yan yatan da bir, bir taraflarını parçalayan da... Ne yazık ki insanlarımızda bu düşünce olduğu sürece, bu böyle sürüp gidecek. İnanıyorum ki, iki meslek hata kaldırmıyor: Biri hekimlik, diğeri de öğretmenlik. Bu inançla geçip giden 21 yılın sonunda yaşıtım olan birçok meslektaşım göreve devam etme azmindeyken “hızlı koşan tez yorulur” misali emeklilik dilekçemi veriyorum. Belki bir soru akıllara gelebilir, madem bu kadar çok seviyorsun o halde niye bırakıyorsun diye… Galiba forumda sözü edilen o emekli öğretmen gibi ben de bazı konularda umutsuzum. Çünkü artık “çevresini aydınlatmaya çalışırken kendisinin erimesine aldırmayan, bundan haz duyan” insanlar giderek azalmakta. İnsanı insan yapan manevi değerleri önemseyenlere artık aptal gözüyle bakılıyor.
Sonuç;
Önünüzde iki yol var:
Ya Abdullah Hocanız ve onun gibileri ciddiye alarak acı çekeceksiniz.
Ya da bu memleketi ben mi kurtaracağım deyip mutlu bir şekilde yolunuza devam edeceksiniz…

483 

Tarih: 2006-05-07 07:31:22
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.

Bugün Pazar diye söze başlarken, amacım çok başkaydı. Ardından (Pavlov'a da hak vererek) diğer cümle geliverdi aklıma...
Diyecektim ki, bu sabah kalbim KPSS'ye giren gençlerle, bilesiniz...
Ne zaman bir sınav ile bir kişiyi birlikte düşünsem rahmetli babaannemin o dileği gelir aklıma:
ALLAH ZİHİN AÇIKLIĞI VERSİN...

Tüm sınavdakilere Allah zihin açıklığı versin...
Yine koruma içgüdüsüyle başka bir şey geliyor aklıma. Bugün AŞTİ'de aşırı artan yolcu talebi nedeniyle dandik dandik firmalar taka arabalarla ek sefeler koyacaklar uzun mesafelere ve kimbilir hangi şoförlerle... Geç dönün ama sağ sağlim dönün..

Bir de telefonla, e-postayla foruma neden yazamıyoruz diyen öğretmen adaylarının soruları altında ezilmeye başladım.
Hakedenlerin tabii ki...

Bakalım ne zaman döneceğim...

Sevgilerimle...

484 

Tarih: 2006-05-07 16:28:07
NUR ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam bazı arkadaşlarım sizi çok üzmüş anladığım kadarıyla.olanları az çok biliyorum.Bence bunun nedeni öğrencinin yanında olmanız,bize bir sıradan öğretmenden çok arkadaş gibi yaklaşmanızdı.sizi anlamadılar çünkü sizin gibi bir öğretmenle karşılaşmadık.diğer hocalarımızla arada çok mesafe var bu yakın ilgiyi kötüye kullananlar oldu.sizin üzülmenize üzüldüm.neyse ben sizi seviyorum bir fertte bir ferttir değil mi?..:)

485 

Tarih: 2006-05-07 20:14:39
hilal ersöz (
sunprincess25@msn.com) DEMİŞ Kİ:

merhabalar hocam ....
ben o rahle-i tedristen geçen şanslı kişilerdenim işte:)) 2003 mezunlarından upuzun boyumu ve kısa saçlı halimi hatırlarsınız eminim....iyiki sizinle sans eseri zafer plazada karsılastık ve ben bu adresi öğrendim yoksa üniversitenin web sayfasından size ulasmak için daha çok çabalicaktım...artık 3. yılını çalışan bi öğretmen olmama rağmen size olan hayranlığımı hangi kelimelerle anlatacağımı bilmiyorum..... başımdan bunca öğretmen gelip geçmiş olmasına rağmen hafızamda hala güneş gibi parlayan , kaybolduğum anlarda bana yol gösteren , öğretmen kelimesini kalitesiyle tamamen dolduran iki kişiden birisiniz.....bu meslek ne zormus be hocam...aşılması gereken ne kadar cok engel varmıs....standartlarınız o kadar yüksekmiş ki o zaman da farkındaydık ama sıraların karsı tarafına gecince hersey daha bi gercek oldu..o sınavları 1 gecede okumak nerden cıktı yaaa....bi uyguliim dedim ve ...... :))))).eskisehirde bi ilköğ. okulundayım....ilk yılda ist. daydım...valla sizin öğrencinizken daha iii hissediyordum çünkü muamele daha iiiiyiydi......bu işin tek katlanılır tarafı eğer ulaşabilirseniz çocukların o saf sevgisi....yoksa iyi niyetiniz saflıkla karıstırılıp süpper suistimal ediliyo... hatırlıyo musunuz 1. sınıfta elif in 1-3 barajına takılması söz konusuydu ve siz sanki kendi kızınızmısız gibi nasıl ilgilenmiştiniz bu sorunumuzla....onca işiniz gücünüz varken adam gibi aldınız bizi karşınıza açıp yönetmeliği anlattınız durumu.......bi "bana ne be !" duymadık agzınızdan...bi sinirli, ters görmedik sizi........hiç mi derdiniz tasanız hastalığınız yoktu sizin?????bu kadar mı başarılı olur insan mesleğinde???????ama ben esiniz seyhan hocama daha büyük bi teşekkür yolluyorum burdan......KOCAMAN BRAVO SEYHAN CAN.....SAKIN EMEKLİ OLMAYIN hocam .....biz yeni nesil öğretmenlerin sizin gibi idarecilere de öğretmenlerede çoook ihtiyacı var... emekli olması gereken başkaları var hocam siz değil......lütfen bir daha düşünün....ayrıca apocan'ın öğrencisi olduktan sonra insan yoluna mutlu devam edebilir mi?????

486 

Tarih: 2006-05-08 11:13:15
muazzez ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hocam bu size değil,Seyhan Abla'ya;o yüzden buraya yazıyorum.Sizinle de konuşmak istediğim şeyler var ama bir ara dükkana uğrayacağım.
Seyhan Abla,abla diyorum çünkü bize ablaca birşeyler anlatmaya çalışmışsınız;çok da güzel anlatmışsınız.Sağolun.
Öğretmen adaylarına hep mesleğin zorlukları,karşılaşılan zorluklar,nahoş durumlar anlatılır tecrübeli(!)öğretmenler tarafından ve ardından 'bu yüzden uğraş vermeye değmez salla başını al maaşını' gibi dahice tavsiyeler verilir.Hatta bunu burda,üniversitede, geçen dönem bir hocamız üstelik de (tabiri caizse)rütbeli bir hocamız yaptı.artık hevesi kursağında bırakılmış genç öğretmen adayları olarak hocamıza ve dersine ilgimizi siz düşünün.Neyse ki siz ve sizin gibi etrafını aydınlatmak için kendi eriyen ve bundan haz duyan mesleğe gönül vermişler sayesinde 'demek değiyormuş uğraş vermeye' diyebiliyoruz.
Ben de Hilal ablama(2003 mezunuyum demiş)katılıyorum,siz gitmeyin onlar gitsin.Zaten gönül vermedikleri için zor da olamaz onlar için...
Neyse saygılar ve kocaman selamlar size....

487 

Tarih: 2006-05-08 11:38:53
ismail 2V ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam önce selam ederim. öpd notlarini açmaya çalişiyorum ama açamadim. acrobat reader in kisa yolunu koyacaktiniz ama unuttunuz galiba. hayirli dersler

488 

Tarih: 2006-05-08 12:28:56
irem zehra ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam bis sitenizi yeni bulduk cok memnun olduk yine geleceğiz :)

489 

Tarih: 2006-05-08 15:45:25
senem ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Abdullah Hocam,
Döndük yine kürkçü dükkanına.Bizim kızları,Nilay ve Müjde,görmek çok güzeldi ,çok özlemişim onları.Sınav hakkında yorum bile yapmak istemiyorum çünkü dumur oldum resmen.Açıkçası bana zor geldi sınav ,diğer akdaşlar ne düşünüyor bilmiyorum tabi.Neyse iyi kötü bunu da atlattık.
Ve Seyhan Hocam size de bir şeyler söylemek istiyorum.Emekli olmamalısınız bence de.Okullarda bize yön gösterecek, örnek olacak deneyimli öğretmenlere ihtiyacımız var.Ne yani meydanı onlara mı bırakıcaz? Bırakın onlar emekli olsun.Lütfen tekrar düşünün şu emeklilik işini.İyi çalışmalar .Kolay gelsin.Sevgiler...

490 

Tarih: 2006-05-09 15:07:24
senem öznal ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Arkadaşlar aşağıdaki adreste 2006 mayıs kpds soruları var.Ama cevap değil sadece sorular.İlgilenenler bakabilir.

http://groups.yahoo.com/group/dilTestleri/files/kpds2006mayisingilizce.pdf

491 

Tarih: 2006-05-09 16:00:42
nilay mısırlı ( nilaymisirli@msn.com) DEMİŞ Kİ:

Abdulah hocama ve Seyhan hocama Kayseri'den merhabalar,
sevgili hocam bayağıdır yazamıyordum yazılılar yüzünden , hafta sonu Ankaradaydık , nasıl huzur verdi Senem'i ve Müjde'yi görmek anlatamam valla, bir kez daha anladım ki üniversitede kurulan dostluklar hiç birşeye benzemiyormuş , küçük arkadaşlarım sizi üzmüşler anladığım kadarıyla , çok eminimki sizi en yakın zamanda anlayacaklardır. Bu arada sevgili Seyhan hocam gerçekten bizlerin sizin gibi yol gösteren, köstek olmayan idareci ve öğretmenlere ihtiyacımız var...
hocalarım ellerinizden öperim , bütün arkadaşlarıma sevgiler...

492 

Tarih: 2006-05-09 16:47:33
Seyhan CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Değerli Öğretmen Arkadaşlarım
Böyle bir hitapla başlamak istedim. Çünkü buraya yazanlar gerçekten de bu mesleğe gönül vermiş kişiler. İnsan ustası olmak isteyenler yani. Kolay değildir insan ustası olmak, yürek ister. Anladığım kadarıyla bu platformu paylaşan meslektaşlarımda da bu yürek var. Öğrencilerinize yaklaşımınızdan anlıyorum bunu. İnanıyorum ki, bu yürek sizde oldukça geleceğimiz aydınlık olacak.

269,270,273 ve 275 nolu mesajları yazan Hilal, Muazzez,Senem ve Nilay kardeşlerime güzel sözleri için çok teşekkür ediyorum. İnanın ben de ayrılmak istemiyorum bu meslekten; ama ne var ki günde 12 saat aralıksız çalışmak gerçekten çok yorucu.
İnsanı seven herkese sevgiler...

493 

Tarih: 2006-05-09 22:07:29
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Bu akşam gecenin geç bir saatinde dersten çıkıp bir grup sevgili öğrencimle, kampusun serinliği ile yeni açmış akasya çiçeklerinin kokularını duyarak yurt durağına doğru yürürken, Hale’nin “haftaya son kez mi yürüyoruz?” sorusuyla, bir yarıyılın daha sonuna gelmiş olduğumu fark ettim birden bire. Yine bugün Süleyman’la ders öncesi çay içerken gündeme geldiği gibi, bu işi gönül işi olarak yapıyor olmam nedeniyle olsa gerek, ben hala her dönem başında heyecanlanıp her dönem sonunda da hüzünleniyorum. Çünkü, dönem sonları bir tür ayrılıklar, dönem başları da bir tür tanışmalar demek. Ama ne güzel bir duygudur ki, gelip geçen dönemlere, yarıyıllara, araya giren zamana ve mesafelere rağmen, süren, hatta perçinlenen dostluklara yenileri eklenir bu arada…

Şu birkaç hafta sıkıntılı günler yaşadım öğrencilerimden yana…
Beni kandırmaya çalışıp kendilerini kandıranlar keşke yapmasalardı bunu… Haklarında soruşturma açtırmak yerine, aslında kendilerini kandırdıklarını, derse devam edip etmemelerinin benim için değil, onlar için önemli olduğunu ve bu güne dek derse katılmamak için izin isteyip de alamayan tek kişi olmadığını anlatmaya çalıştım. Kim bilir, sözlerimin, “transkriptlerinde disiplin cezası almış mıdır?” hanesine yazılacak iki satırdan daha kalıcı ve yapıcı bir etki oluşturmasını umuyorum…
Bir de, bu güne dek hiç kimseye sarf etmediğim bir laf sarf ettim bir öğrencime. Geriye döndüğümde, haklı olduğumu bilsem bile, yürek sızısıyla anılan bir nahoş bir hadise bırakmamak için ardımda, geçmişse hakkım helal-i hoş olsun Gülshan diyorum bu konuda…
Bir de bir iki olay daha var can sıkıntıma tuz biber olan… Onları da kişisel yazışmalarla halletmeye çalıştım, kendimi anlattım anlatamadım, çok da önemli değil.
Asıl sorun, kendileri için yapmaya çalıştıklarıma direnen bir grup öğrencimin düşünme biçimleri karşısında duyduğum üzüntü. İnsan yetiştirecek kişilerin, eğitimi, “tanıma hatırlama”nın üzerine çıkarmamak için çaba sarf etmelerine hala kahroluyorum. Zaman en büyük yargıçtır. Elbet bir gün ilahi adalet tecelli edecek ve gerçek her ne ise ortaya çıkacaktır. Ben buna inanır bunu söylerim… Bu nedenle, bireysel olarak yapabilecek bir şeyim olmadığı için, zamana havale ediyorum onları…

VELHASIL-I KELAM SEVGİLİ ÖĞRETMEN ADAYLARI, ARTIK SİZLER DE YAZABİLİRSİNİZ PLATFORMA ESKİDEN OLDUĞU GİBİ. (Gerçi benim cin fikirli öğrencilerim zaten işi kılıfına uydurup yazdılar bile)

Burası resmi bir yer olmadığı için ve mesleğe gönül vermiş hayat arkadaşlarının birbirlerine nasıl destek olabildiklerinin de pedagojik bir boyutu olduğu için, “olayı aile şirketine dönüştürdünüz” şeklindeki olası eleştirileri görmezden gelerek yazmak istediğim bir iki konu daha var… (Eşimin yazdıkları ve emeklilik konusu…) Biz büyük kararlarımızda birbirimize saygı duyarız. Zaten şu aşamada dilekçesi kabul de edilmedi.:)) Ama, eğer öğretmen adayları ve rahle-i tedristen geçmiş öğretmenler, Abdullah Can’da bir öğretmen modeli ve bir tarz oluşturmada almaya değer bir şeyler görmüşlerse, biliniz ki bunda en önemli pay Seyhan Can’ındır. Yıllar önce, üniversal camiaya adım atarken, işin anahtarı sayılan bilim uzmanlığının belgesi tezimin önsözünde, çalışmamda bana katkı getirenlere teşekkür etmiştim. Hala geçerliğini koruyan o metnin şu son cümlesi sanırım düşüncelerimi yeterince aktarıyor: “Without unconditional love and support of my wife Seyhan, I would not be writing these acknowledgements…” (Hale ve Şule’ye son not. “çıtır” ve “prenses” olaylarını hala çözemedik:)

Sevgiyle gözlerinizden öperim….

494 

Tarih: 2006-05-10 11:34:50
bilge ( bilgem55@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam!geçen haftalarda can sıkıcı olaylardan birini yaşadğınız öğrencilerinizden bir diğeri de benm ne yazık ki..hocam harbi söylüyorum hiç bi ark niyet yoktu.sizinde dediğiniz gibi daha önce izin alıp derse girmeme hakkını dahi kullananlardan biriydim ama durmun aciliyeti yüzünden haber werememiştik ki bi de refakatcim wardı yanımda malum :)size hak weriyorum hocam bu kadar hoşgörünüze rağmen iyi niyetinizin suistimali hiç hoş deil ki bize derslerde kuru bilgiden ziyade wermeye çalıştığınız öncelikli insanlık değerlerinin yanında böyle bişeyle karşılaşmanız çok acı gerçekten....inanın gerçekten çok üzgünüm..klasik şeyler söylemicem hocam ne denilebilir baktığınız yerden bakmaya çalışıyorum hayata we insanlara.hadi birini daha zehirlediniz:)hadi vatana millete hayırlı olsun:)inşallah arkanızdan gelen bi kaç kişiden biri olucam hocam.yolumuz açık olsun...hakkınızı helal edin hocam..

495 

Tarih: 2006-05-10 11:36:20
nazan ( nazan86-86@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

slm hocam sayfanıza yeni girdim ve yazdıklarınızı okudum evet bi kaç hafta önce canınızı sıkan ögrencilerden biri benim hatta yanımda size bi mail yazan ev arkadaşım daha var yazıyı okuduk ve yıkıldık resmen derse girmeme gerekçemiz tamamiyle sağlık problemi olmasına rağmen yine de keşke ceza alsaydık da bunları okumasaydık dedik çünkü o zaman unutulmuş bi insanlık vazifesini ömür boyu gittiğimiz yere taşıyıp hatırlayacaktık izin almak gibi bi erdemi mesala.herhangi bi ceza vermemiş gibi görünsekte en büyük cezayı verdiniz bize vidanla başbaşa bırakmak gibi.özür dileriz yine de keske müsade alıp gitseydik dersten de böyle olmasydı hiçbir şey.ve bu hak omuzlarımda hep bi yük olarak kalacak ve her ne kadar derse ilgisiz görünsek de ögrendiğimiz önemli bi şey var memlekettein en ücra köşesinde bile aklımızdan bir sey hiç çıkmayacak bu düzen böyle geldi ama böyle devam etmeyecek bizde zehirleyebildiklerimizle kurtaracagız hala insanlıga ve eğiitme dair bir kaç kırıntıyı hakkınızı helel edin...içiniz rahat olsun hocam nesliniz tükenmedi:)

496 

Tarih: 2006-05-10 12:59:13
taner ucan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam tekrar merhabalar kpds sınavına girdim açıkçası biraz zorlandım ama olsun kendimi deneme fırsatı buldum.Demekki köreliyormuşuz bu da harekete geçmemize sebep oldu önümüzdeki dönem daha çok çalışacağız.hocam kendinize iyi bakın öptüm ellerinizden...

497 

Tarih: 2006-05-10 14:01:53
Meryem ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Hocam,
Platforma yeniden yazabilmek güzel bir duygu.
Sizin mesajınızı ve ardından arkadaşların yazdıklarını okuyunca kimin söylediğini bilmediğim şu söz geldi aklıma:
"Bağışlama menekşenin kendini ezen topuğa anında bulaşan güzel kokusudur."
Şu an bu platformda o güzel kokuyu hissettiğim için yazdım bunu.O kadar güzel ve büyük kalbiniz var ki hocam.
Umarım bir daha sizi kimse üzmez böyle.(Arkadaşlar alınmasınlar bu sözümden.Yanlışı farkedip doğru yolda ilerleyebilmek için adım atmak da güzeldir.)
Sevgi ve saygılarımla...

498 

Tarih: 2006-05-10 15:26:56
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Nazan, Sevgili Bilge...
Söyleyecek bir şey bulamıyorum.
Beni yanıltmadığınız için teşekkür ediyorum size...
Sizleri çok ama çok seviyorum...

Meryem sen büyüyünce ne olacaksın kız?
Yoksa (Allah o günleri görcek kadar ömür veririse) "Meryem mi, bir zamanlar benim öğrencim olmuştu" deyip seninle gurur mu duyacağız acaba?
İnşallah....

Taner,
Sanırım kendi standartlarımızı kendimizin koymamız gerektiği netleşmiştir bu demden sonra... Bu iyi bir başlangıçtır, ama devam ettirmek daha zordur. Sana da sebat ve gayret diliyorum...

Sevgilerimle....

499 

Tarih: 2006-05-10 17:47:32
Meryem ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Teşekkür ederim hocam inşallah... Sizin öğrenciniz olmak benim için büyük bir mutluluk.O zaman ben de Abdullah Hoca'dır benim hocam derim.
iyi akşamlar...

500 

Tarih: 2006-05-10 19:38:14
Oylum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hocam hangi günler ve saatler dükkandasınız? Haftasonu yoksunuzdur büyük ihtimalle ama pazartesi ziyarete gelebilirim sadece. E-mailden veya burdan cevaplarsanız sevinirim. Bu arada 500. mesajın hatrına bir karyokayı haketmişimdir belki:-)

501 

Tarih: 2006-05-11 03:52:09
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hayır bunun için Karyokayı değil, bir kitabı hakettin. Bunu (iş gereksiz bir yarışmaya dönmesin diye) burada yazmamış bir arkadaşla konuşmuş ve 500.mesajın sahibine birşeyler yapalım, ama ne yapalım derken, kitapta karar kılmıştık. Artık kitabını almak için uğraman farz oldu Oylum.
Eğer Üniversitede özel bir işin yoksa, oralara kadar gelmenin gereği yok. Mahvelde ya da Hünkarda (Yeşil çay bahçesinde) bir çaya ne dersin? Hem öğretmen adayı arkadaşlar da buradan duysunlar, burada içtiğimiz çayları ödemem konusunda birbirimizle kavga ederken, bu kavganın öğretmen oldukları zaman biteceğini söylüyorum onlara, hem de bana çay ısmarlamış olursun.
Gelelim karyokaya. Evet o benim görevim. Galiba haftasonu uyarsa Kafkas'ın önünde buluşmamız gerekecek...
İlle de dükkan dersen Pazartesi 11.45-13.00 arası bir boşluğum var ve pembe bina 307de oluyorum o saatte. Telefonumu biliyorsun...
Gözlerinden öperim...

502 

Tarih: 2006-05-11 08:33:45
Onur ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Arkadaşlar merhaba...490. mesajda Senem bizimle kpds sorularını paylaşmıştı...Ancak ufak bir şifre problemiyle karşı karşıyayız:)bunun için ben MAYIS 2006 KPDS sınavının bağlantısını aşağıda tekrar veriyorum...hepinize kolay gelsin...

http://www.osym.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF7A2395174CFB32E13890F1C679E69BE9

503 

Tarih: 2006-05-11 14:40:24
tugce karain ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

kpds soru ve cevapları burdan alabılırsınız pdf formatındadır:)

http://www.hemenpaylas.com/download/693856/2006mayis.rar.html

504 

Tarih: 2006-05-11 14:45:59
tugce karain ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

burayı uzun zamandır ıhmal ettıgımı bılıyorum cokcok ozur dılerım ve sayfama desteklerınızden dolayı cok tesekkur ederım..
en kısa zamanda bursada olacagım hocam..

505 

Tarih: 2006-05-11 17:34:03
senem öznal ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Tuğçe cevaplar için çok sağol canım.Bir de şu mail adresini yazsan şu siteye de sana ulaşabilsek.Üniversiteden bu yana anlatacak bayağa bir şey birikmiştir eminim.Bu arada ne sitesi,senin siten mi var?özledim seni çok.öpüyorum.kendine iyi bak.
Abdullah Hocam bu arada size de merhaba.İyisinizdir umarım.Mailinizden anladığım kadarıyla Seyhan Hoca emekli olamıyor sanırım.Bir üzüldüm ki anlatamam:)Kendisine çok çok selamlar.
Ve Uludağ üniversitesi gençliği,şenliklerde benim için de çoşun.İyi eğlenceler.sevgiler

506 

Tarih: 2006-05-11 17:53:46
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Senem Merhaba,
Seyhan Hocan emeklilik hesabı yaparken, okul müdürünün ciddi bir rahatsızlığı nedeniyle müdürlüğe başladı. Tek sorun oğlanla bana evde "öğretmen muamelesi" yapmaya başlaması. Demek ki müdür olunca böyle olunuyormuş...
Yakında kendisini Ankara'da görürsek şaşırmayalım :)

Sevgilerimle...

507 

Tarih: 2006-05-11 18:05:44
senem ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Ay hocam keşke Ankara'da görsek şöyle Milli Eğitim Bakanı olarak.Nasıl güzel olur:))Bu ülke de eğitimde bir yerlere gelir işte o zaman.
Siz ve oğlunuz adına üzüldüm ama:)Hepinize hayırlı olsun:)

508 

Tarih: 2006-05-11 19:21:52
Serhat ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Selamlar,
Umarım herkes çok iyidir.ilkbaharın da gelmesiyle nezle insanlar kervanına ben de katıldım hocam:)Şimdi platformu ziyaret etmişken sizin işkence cdlerini hazırlayım dedim.ama boş cd kalmamış:( Ben de rw cd kullanacağım! hiçbir şey beni amacımdan alıkoyamaz:P Müzikler elinize geçtiğinde de "iyi dinletiler" mesajı yazarım buraya:)
Sevgiler,Saygılar.

509 

Tarih: 2006-05-12 12:04:58
senem ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Onur sana da teşekkür ediyorum kpds cevapları için:))) Görmemişim mailini pardon.

510 

Tarih: 2006-05-12 13:26:11
tugce karain ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

senemcim hemen yazıyorum ;

karaintugce@hotmail.com

ve

www.geocities.com/tugcekarain/tugcekarain.html
de burdan paylasalım lınkıne tıkladıgınızda zıyaretcı defterıme ulasıyorsunuz:)
zonguldak uzulmez ılkogretım ogrencılerı benım haylaz ufaklıklar..
sevgıler..

511 

Tarih: 2006-05-12 13:33:21
tugce karain ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

sevgili english language teacher larım lutfen su sıteyı bı ıncelermısınız ben cok sevdım

http://esl.about.com/

512 

Tarih: 2006-05-12 15:42:14
bilge ( bilgem55@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam!bugün bir konferansa katıldıkta o yüzden bu kadar düzgün yazıyorum:)malum türkçeciyiz ya:)diyeceğim ki siz kesin yazım yanlışlarımı bulursunuz.e bende yaparım zaten yanlış kesin:))neyse hocam bugün canınız biraz sıkkındı ama olsun hocam siz en doğru olanı yaptınız bir kez daha..nazanın da dediği gibi doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar ama onuncu köyün sahibi bizleriz:)sizi seviyoruz hocam.....

513 

Tarih: 2006-05-12 15:42:20
nazan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

selam hocam canınızı sıkkın gördük bugün ama doğru olanı yapıyorsunuz içiniz rahat olsun doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar ama onuncu köyün sahipleri bizler yanınızdayız bunu unutmayın.

514 

Tarih: 2006-05-12 16:53:27
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Bilge ve dahi Nazan...
Olay olması gerektiği biçimde çözümlendiği için ortada can sıkacak bir nokta da kalmadı. Ama desteğiniz için çok teşekkür ederim.
Yazdıklarınıza yazım kuralları açısınan baktığımda BÜYÜK HARF kullanımına özendirilmeniz gerektiğini düşünüyorum. (İlla ki istiyorsunuz diye yazım bunları. Haftaya kaybolmayın da, kapının önünde ayaküstü kararlaştırdığımız eylem planını uygulamaya koyalım...
Sevgiyle

515 

Tarih: 2006-05-13 07:05:46
Fatih Abdullah Oyar ( fatihoyar@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

Ankara üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü 3. sınıf öğrencisiyim.Big 16 Öğrenme biçemleri hakkında bir ödevim var.Acaba bana yardımcı olabilir misiniz?

516 

Tarih: 2006-05-13 08:03:53
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Tabii ki Fatih.
Ancak ölçeğin sahibi Yrd.Doç.Dr.Nurettin Şimşek, sizin fakültede. Doğrudan ulaşmak zor oluyorsa Eğitim Teknolojileri Bölümü Araştırma Görevlisi Şafak Bayır aracılığı ile kendisine ulaşabilirsin. (Şafak eski öğrencilerimden olup benim adımı söylediğinde sana yardımcı olacaktır.) Başta da ifade ettiğim gibi, benden istediklerini e-postayla gönderirsen daha ayrıntılı olarak yapabileceklerimi sana yazarım.
Başarılar diliyorum. Sevgiyle...

517 

Tarih: 2006-05-13 12:10:39
Berna ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Her şey insanı sevdiğimi düşünmekle başladı.İnsana zaman ayırmak... Bir insan olarak insan için kendini tüketmek.

Yaşarken; "Niye rahatım?" ya da "Niye rahat değilim?" türünden sorularıma cevap ararken buldum ben hep kendimi. Rahat da battı, rahatsızlık da anlayacağınız.Bazı cevapların kendim kaynaklı olmayışı kendime dönmemi sağladı. Rahatsam başkaları da rahat olmalıydı. Sıkıntıda olanlar için çözüm hemen bulunmalıydı.Çünkü sorun yoktur, çözülmeden bırakılmış sorunlar vardır.

Çözüm bulmaya bu kadar meraklı olunca insan ne olur? Öğretmen olur tabiî. Öğretmen oldum ben de...Aslında olmadım sekiz yıldır olmaya çalışıyorum. bu meslek öyle;çünkü en iyi öğretmeniniz zaman.

Kendim de öğretmen olmam sebebiyle şimdi sırası gelen laf mutlaka söylenmeli: Bu günlere gelmemi sağlayan tüm öğretmenlerime saygılarımı gönderiyorum. Benim için az ya da çok emeği geçmiş tüm öğretmenlerime. (İşte böyle laf lafı açıyor ya ne yapayım bunlar söylenmeli.) Benim için az emek vermiş öğretmenlerime -ki onlar mezun olduklarıyla meslekte kalanlar ve devlete sırtlarını dayadıkları için uğraşmayı enayilik olarak görenlerdir.- Benim yetiştirdiğim öğrenciler adına da teessüflerimi iletmek istiyorum.

Bu kadar yazdıktan sonra fark ediyorum ki ne kadar doluyum. Anlatacak ne kadar çok şeyim var ve ben hangi birini anlatacağımı bilemiyorum ve ve ve en daha önemlisi: Ben kimim?

Az önce anlattığım gibi ben bir öğretmenim;ama şanslı bir öğretmen. Çıktığı bu yolculukta dört yıllık fakültesi, ondan önce lisesi, ortaokulu,ilkokulu gözündeki ışık gönlündeki şevk görülerek bitirtilmiş;hiç işlenmemiş, boş derslerle, öğrencisine küserek ya da kızıp onu sindirerek yetersizliğini saklayan -öğretmen diyeceğim dilim varmıyor- öğretmenciklerle oyalanmış bir öğretmenim. Bununların bir şans olmadığının ben de farkındayım, laf yine buraya gelince yazayım dedim. (Yazmadan olmuyor.)Neden şanslı olduğumu söylemedim daha ya tutacak da değilim. İşte söylüyorum. Benim şansım, çıktığım bu yolda "Seyhan CAN derler, bir yolcu vardır." İşte onunla karşılaşmaktı.

Aslında bu yazdıkalarım ona bu günlerde atmayı düşündüğüm elektronik mektubun içeriğine giriyordu; ama ben çok kuvvetle istedim ki madem bu yolculuğa siz de çıktınız anlatacaklarımdan nasibiniz olsun.

Onun yanıda öğretmenliğin nasıl bir iş olduğunu daha iyi anladım ben. Bir öğretmenin durmadan, yılmadan çalışması gerektiğini.Herkes ilk yılımda "Çok idealissin, meraklanma seneye kalmaz, bu kadar yorma kendini, boş ver" derken ; etrafımda " 'DE' bağlacını çocuklara anlatıver, senin bilgilerin taze, biz çoktan unuttuk." diyerek dolaşırken.Seyhan Hanım ( şimdi benim de ablam) durmamam, yılmamam gerektiğini anlatan rehberim oldu.Onun sayesinde kaybetmedim, her geçen gün çoğalttım ideallerimi.

İyi ki vardın Seyhan Abla ( Ne güzel komşumsun sen...diii mi?)

Emeklilik dilekçesi verdi ya şimdi. Kendince haklı tabii. Onun bu davranışından bile çıkarılacak bir sonuç var aslında . Onun gibilerin yokluğunda biz çaylakların ne halde olacağını düşündürmek ister kendileri.E olsun bakalım.Düşünelim de bir gün senin gibi kendini yetiştirmiş, memleket evlatlarına var gücüyle hizmet etmiş , örnek alınan öğretmenler olursak meydanı boş bırakıp gitmeyelim; yarlandıralım kendimizden genç nesli.

Sayın ve sevgili ve benim için çok değerli Seyhan Öğretmenim ve Abdullah öğretmenim ( sabah size indiğimde bu sayfayı tanıttığınız ve bunları yazıp bu sayfanın cümle müdavimleriyle de paylaşmama fırsa verdiğiniz için ayrıca teşekkür ederim.)her şey gönlünüzce olsun.

Not: Yazacaklarım çok; ama vaktim azdı.Vaktim hep az zaten. Notum da bu sorunumla ilgili. Değerli öğretmen adayı arkadaşlar. Vaktinizi iyi değerlendirin;çünkü şu an size aitmiş gibi görünen zaman aslında gelecekte şekil vereceğiniz öğrencilerinizin zamanı. İyi düşünün! Artık sizin olan hiçbir şey yok.( Bu son cümle korku filmlerinden fırlamış gibi duruyor ama o kadar değil tabiî ki.)

Hepiniz hoşçakalın.

518 

Tarih: 2006-05-13 15:45:38
özlem türk ( ceylingzl@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

hocam bu testleri hazırlarken heterojen mi olmalı benim biraz aklım karıştı yani olması gereken homojen degilmi yada heterojen grup ve soru hazırlayarak homojenlige mi geçeriz bunu bize dersane hocamız söledi kafam karıştı biras

519 

Tarih: 2006-05-13 18:15:07
israfil öncel ( israfiloncell@yahoo.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam,
kafam karışık dersem ''senin kafan ne zaman düzlüğe çıktı ki'' diye lafı yapıştırırsınız..berna hocamın dediği güzel bir cümle ''artık sizin olan hiçbirşey yok'' bu olabildiğine iyimsermi yoksa karamsar bir cümlemi bilmiyorum..
geçen gün birinci kademede 4.sınıfta yaptığım sınav sırasında başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum..sınav başladıktan onbeş dakika sonra bir öğrencim beni yanınna çağırarak..örtmenim ben saatler konusunun işlendiği hafta burda yoktum siz sormuşsunuz deyip hüngür hüngür ağlamya başladı..ve işin tuhafı bu bana öyle bir dokunduki hocam gözümden yaş aktı..ve ben hemen ''ağlama oğlum sen hepsini doğru yapmışsın diyip doğru yaptığını teyit eden tick attım soruların yanına..o ağlayan çocuk birden kafasını kaldırıp gözlerine fener tutulmuş gibi hayatımda gördüğüm en büyük gülümseyi atarak sorularını çözmeye devam etti..yanlış yaptığı tek soru saatlerlerdi..ama o ağlamadan sonra ona doğru yapmamış olmasına rağmen doğru yaptığını sölemem ve o gülümseme..işte insan o gülümsemenin içinde ölmek istiyor.
hocam unutsuzum ama buna rağmen yapmam gereken herşeyi yapacağım dersem bana kızarmısınız..
neler görmüş ellerinizden hürmetle öperim..

520 

Tarih: 2006-05-13 19:52:04
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Özlem,
Sorunu bu haliyle tam olarak anlayamadım.
Bu testler derken neyi kastediyorsun? Homojen ve heterojen olanlar neler? Evet, kafan bayağı karışık görünüyor. Bir e-posta ile ayrıntılı biçimde yazarsan cevaplamaya çalışırım.

Sevgili İsrafil,
Buna biz pedagojik taviz diyoruz.
Kaz için tavuk esirgememe yani. Ama, bu işi yapmak deneyim gerektiriyor. Bir gün tavuklar elden gitmiş, ama hiç gelmeyecek kazları bekliyor durumda kalmamak kayıyla DOĞRU BİLDİĞİNİZİ YAPMAYA DEVAM...
Umutsuzluk bize göre değil İsrafil.
Bir de nedense aklıma geldi, Nesin Vakfının bir takviminde okumuştum ve çok etkilenmiştim. (Beni DOĞRULAR hep etkilemiştir. Hatta, gece dersi çıkışlarında, otobüs durağına doğru birlikte yürüken, bir akşam öğrencilerimden birisinin "Herkes arabasıyla gidip gelirken siz niye otobüsle gidiyorsunuz?" sorusuna doyurucu yanıt veremediğimde de o takvim gelmişti gözümün önüne...)

Evet İsrafil UMUTSUZLUK BİZE GÖRE DEĞİL, bu bir, ve Aziz Nesin'in de dediği gibi FUKARANIN TEK SİLAHI ÇALIŞMAKTIR...
Bu da iki...

Sevgiyle gözlerinizden öperim...

521 

Tarih: 2006-05-13 22:31:49
özlem ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocamız güvenirlilikten bahsederken test tekrar test den bahsederken test maddelerinin ve gruptaki bireylerin heterojen olası gerek dedi ve bende şaşırdım çünkü olması gereken homojen grup degilmidir hocam size sormak istedim ögrenciniz olmadım ama kardeşimin hocasısınız ve notlarınızı çok begendik arkadaşlarla kpss çalışırken sitenizden çalışıyoruz bizde çok teşekkürler hocam böyle bir site hazırladıgınız ve bizi aydınlattıgınız için

522 

Tarih: 2006-05-14 05:34:17
Seyhan CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Dün akşam bir vesile ile bu siteye girdiğimde, 517 nolu mesaj vardı en son yazılan. Mesajın sahibi, benim sekiz yıldan beri tanıdığım bir insan. (Burada "Körler sağırlar birbirini ağırlar." tarzı bir yazı yazmak değil amacım.) Sait Faik, bir öyküsüne "Bir insanı sevmekle başlar her şey." diyerek başlar. Berna Öğretmen'de bu insan sevgisi öyle apaçık ki...Bu yüzden başarılı bir öğretmen; bu yüzden, dersine girdiği öğrenciler öğretmen, hem de Edebiyat öğretmeni olmak istiyorlar. Eğer bir öğrenci yönünü size çevirmiş, sizin gibi olmak istiyorsa görevinizi yapıyorsunuz demektir.

Berna Öğretmen, sekiz yıl önce geldi Nuri Erbak Lisesi'ne... Upuzun saçları, pırıl pırıl gözleri vardı. Bir de idealleri...Onu meslek yaşamının başında bir kavşakta tanıdım. Kavşak diyorum; çünkü kavşakta birçok seçeneğiniz vardır. Berna Öğretmen, zorlu yolu seçmek üzereydi. Hep soruyordu ve hep öğrenmek istiyordu. Onun gibi öğretmenlerle çalışmak benim için bir zevk oldu. Sanmayın ki sadece Berna Öğretmen var bizim okulda... Yusuf Öğretmen, Gülen Öğretmen, Birsen Öğretmen, Şerife Öğretmen ve diğerleri...
Yapılacak çok iş vardı. Malzememiz insandı.
Yapacak iş olunca zaman, hiçbir şeye yetmediği gibi çabuk da geçiyor. Sekiz yılın ardından yine bir kavşaktayız Berna ile. Ben yorgun bir savaşçı olarak artık bu kadar deyip bırakmak istesem de biraz dinlendikten sonra bir şekilde bu mesleği yine sürdüreceğimi sanıyorum. Berna ise, zamanın ona kazandırdıklarıyla yüklü olarak bir başka şehirde mesleğini sürdürecek, başladığı noktanın çok ilerisinde ve ideallerini çoğaltmış olarak. Belki bir kavşakta onunla yolunuz kesişebilir. Kim bilir?

523 

Tarih: 2006-05-14 07:22:08
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Özellikle sevgili Öğretmen Adayı Gençler ve daha yolun başındaki Genç Öğretmenler

Kendimi bahtiyar hissediyorum…
Bu platform aracılığı ile deneyimlerimizi paylaşmayı, sorularımızın en doğru cevapları için ortak akıl üretmeyi ve birbirimize destek olmayı planlamıştım…

Ama görüyorum ki artık bu platform sizleri hazırladığımız ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN gerçek arenası olan OKUL içinde olup bitenlere bir ayna tutuyor ve yine ne güzel bir olaydır ki, oradaki insanlar sizin okul deneyimlerinde göremediğiniz ve göremeyeceğiniz bir yan olan YÜREKLERİNİ AÇIYORLAR…

Bu bir fırsattır.

Bu sizlere HAYAT BİLGİSİ diyerek, derslerde beşer onar dakikalık sürelere sıkıştırarak anlattıklarımın ne derece doğru olduğunu sınamanız için bir olanaktır.

Bu fırsattan yararlanın…
Onlara soracaklarınızı sorun…

İyi öğretmenler olabilmenize katkı getirebilmesi dileğiyle, bizlere yüreğini açan Öğretmen arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyor, sizlerin de sevgiyle gözlerinizden öpüyorum…

524 

Tarih: 2006-05-14 09:05:02
tugce karain ( karaintugce@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

sevgiler sunarak baslamak ıstıyorum yazıma;
hepımız ıse basladıgımız ılk sene nekadar ıdeallerımze baglı ve umut dolu oluyor olsakta; aylar ve seneler gectıkce bu ıs ıcınden cıkılmaz bır hal alıyormus gıbı gorunuyor bıze..
cunku yaptıgımız ıs sadece bıze,bızım ıdeallerımıze bılgımıze hayallermıze gelecege nasıl baktıgımızla cokta ılgılenmıyor acıkcası..
ısın parasal boyutunu bır yana bırakıyorum cunku emınım bu paltforma ole yada bole bı sebeple gırıp bır kac cumle yazan hıc kımsenın maddı kaygıları yoktur buna emınım..
fakat ıs ısledıgınız mufredatın sacmalıklarıyla baslıyor,sıstemın bozuklugu turkce derslerını eksıklıgı,ogretmen arkadaslarınızın devlete sırtını dayamıs olması mudurunuzle olan tartısmalarınız, ogrencılerın bıreysel farklılıklarıyla devam edıyor gıdıyor ve arada olup bıten tum sıkıntıların yanısıra bıde mıllı egıtım bakınınız cıkıp lıseden mezun olan ogrencılerın ıngılızce konusamaz halınde oldugunu soylemeseıyle son bombayı patlatıyor..
pekı aklımıza kac tane soru gelıyor?
ılkogretımde verdıgnız ıngılızce kıtaplarınız nekadar yeterlı mufredatınız ve bu yabancı dıle ayrıdıgnız saatler nekadar cok, yada soralım kendılerıne bızı bınlerce sacma prosedurle ugrastırırken nekadar verımlıyız?
hadı bırakalım bu soruları,
ben hem speakıng hem readıng hem grammar hem vocabulary buıldıng yapmak ıcın haftada yanlızca 4 saatım varken okulların fızıkı durumları berbat bır kaset calarım bıle yokken bırakın onları kıtaplarımın bıle kasetlerı yokken bana verdıgın 700 mlyn ıle hangı cd ye hangı yasam sartında hangı bılg ve ınternetle ulasabılecegım..
ıclerınde en sanslılarından bırıyım aslında evımde ınternetımde var yada aılemın yanında yasıyorum vbe bunlara ulasabılıryorumda,
hadı bunlarıda gecelım( kı hep bole bole sorunları gecıyorum)
homojen sınıflarmı yoksa heterojenmı konusuna gelelım..
yook homojen dıye bı kavram.. 40 dak lık dersımde bır yabancı dılı anlatırken turkce bılmeyen ogrencılerım cok ıyılerım okuma yazma bılmeyenler ve bıde davranıs bozuklugu olan ogrencılerım yanı rehberlık arastırma merkezıne gıtmesı gereken ogrencılerıme ayrı ayrı program uygulamak zorundayım.. sımdı zaten varolan program sorunumla bırlıkte bana herbırıne uyguladıgım derzle bırlıkte 10 dak bır ders saatı kalıyor..
bana sorarsanız en verımlı oldugumuz yer heterojen sınıflardır.. ozel alt sınıfların olusturulması gerektıgıne ınanıyorum yanı..
bu kısılerı ayrıma sokmak anlamında degıl ama sıstem bukadar az zaman ve bukadar kotu bıcımde ısleyen bır surec halını almaya devam ettıkce bırakın ıdeallerınızı umutla bakmayı yaptıgınız ısın gerı donutunu alamadıgınızı gordugunuzde ıcınnızde cok seyler kırılıyor..
ben herseye ragmen ıyıkı ogretmen olmusum dıyebılıyorum fakat keske hocamın bahsettıgı gıbı "COCUK YAPMADAN COCUKLARININ GELECEKLERINI HAZIRLAYAN BIR ULKEDE" ogretmenlık yapıyor olsaydık dıyorum..
hersey teorıde guzelde pratık zor:))))

ENGLISH LANGUAGE TEACHER

525 

Tarih: 2006-05-14 15:08:23
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Özlem Merhaba,

Ne gariptir ki, bir yanda gerekli olduğuna inandırılmak istenirken direnen ÖĞRENCİLER ve bu direnç nedeniyle YAPMAK İSTEYİP DE YAPAMADIKLARINIZ için duyduğunuz hüzün, diğer yanda da zorunda olmadıkları halde sizden bir şeyler almak isteyen TALEBELER ve bu sevgili talebeler için bir şeyler yapmaya çalışmanın verdiği mutluluk…

Sadece soruna cevap olabilecek bir yanıtın ötesinde kapsamlı bir açıklamayı bu açıdan ele al ve yadırgama lütfen…

Davranışların doğrudan değil de DOLAYLI OLARAK ölçülmesi başta olmak üzere, pek çok nedenle ölçme hataya açıktır ve bu beklenen hatalar SABİT, SİSTEMLİ, TESADÜFÎ olmak üzere sınıflandırılır. Bizler bu hataları en aza indirgeyebilmek için kontrol edebileceğimiz bütün faktörleri kontrol etmeye çalışarak ölçmeyi hatalardan arındırmaya çalışırız. Bu faktörlerin önde gelenlerinden birisi de ölçme araçlarımızın nitelikleridir.

Ölçme araçlarımızın daha hatasız ölçüm yapabilmemize olanak vermesi için, onları SADECE ÖLÇMEK İSTEDİĞİMİZ DAVRANIŞI BAŞKA DAVRANIŞLARLA KARIŞTIRMADAN ÖLÇEBİLSİN diye GEÇERLİ, farklı zamanlarda ölçümler yaptığımız zaman da BİRBİRİNE YAKIN SONUÇLAR VEREREK TUTARLI ÖLÇÜMLER YAPSIN diye de GÜVENİLİR hale getirmeye çalışırız.

Ölçme aracının GÜVENİLİR olması, ard arda yapılan ölçümlerde benzer sonuçlar vermesi, yani TUTARLI OLMASI anlamına gelir ki, aynı araçla ard arda yapılan ölçümlerin TUTARLI OLMAMASI da ÖLÇMEDE HATA olduğunu gösterir. Yani, GÜVENİLİR olma bir tür HATADAN ARINIK OLMA olarak düşünülebilir.

Teknik açıdan baktığımızda, ölçmede tutarlılık iki açıdan ele alınabilir. Birincisi, farklı ölçmelerde, bir bireyin grup içindeki sıralama sonucu bulunduğu konumunda, yani sırasında bir değişmezlik aranır ki bu bakış açısı ile hesaplanan güvenirlik, GÜVENİRLİK KATSAYISI olarak adlandırılır ve bu katsayı ölçüm sonuçları arası korelasyon katsayısından başka bir şey değildir. Diğeri ise, ard arda yapılan ölçümler arası ortaya çıkan farklılıkların incelenmesidir ve ölçüm sonuçlarındaki değişim standart sapma olarak ifade edilerek ölçmedeki hata payı bulunmaya çalışılır. Bu durumda elde ettiğimiz ÖLÇMENİN STANDART HATASIDIR.

Sorunuz açısından olaya baktığımızda, TEST TEKRAR TEST yaklaşımı ile güvenirlik hesabında yapılan iş, farklı ölçüm sonuçları arası korelasyona bakarak tutarlılığın derecesini sınamaktır. (Ancak bu işlemlerde tüm test üzerinden alınan puanlara bakıldığı için, bunun yanıltıcı olabileceği, yani farklı zamanlarda uygulanan testlerde farklı soruları doğru veya yanlış yaparak AYNI PUANLARIN alınabileceği göz ardı edilmemelidir. Bunun için de, toplam puanlar arası tutarlılığın yanı sıra, farklı zamanlarda uygulanan testte DOĞRU OLARAK YANITLANAN MADDELER arası tutarlılığa bakılması önerilmektedir.)

Test maddelerinin BENZEŞİK (homojen) olması güvenirliği etkileyen bir faktördür. Eğer bir test ne kadar FARKLI DAVRANIŞ ÖLÇÜYORSA güvenirliği o oranda DÜŞER. Çünkü normal koşullar altında hesapladığımız korelasyon katsayısı tüm maddelerin toplamından alınan TEST PUANINA göre hesaplanmaktadır. Türkçe, Fen Bilgisi ve Matematik Testlerinden oluşan bir GENEL SINAVIN toplam puanının hangi davranışlardan ne oranda puanla oluşturulduğunu bilemeyiz. Diğer ölçümlerde TESTLERİN genel sınav puanına katkısı aynı oranda olmayabilir. Oysa, AYNI DAVRANIŞI (örneğin sadece Türkçe) ölçen bir sınavda, genel test puanları tamamen TÜRKÇE puanlarının, korelasyon da Türkçe puanlarının tutarlılığının göstergesi olacaktır.

Benzer biçimde bu olayı grup benzeşikliği açısından ele alacak olursak, GRUP NE KADAR BENZEŞİK (homojen) olursa, yinelenen testlerde benzer kişilerin aynı davranışı sergileme olasılıkları yüksek olacağından, korelayon da gerçek tutarlılığın yansıması olacaktır.

Bu konuda dikkatle göz önüne alınması gereken bir kavram daha vardır. Davranışları ölçülen grubun NORMAL DAĞILIM SERGİLEMESİ de HETEROJENLİK olarak ifade edilir. Bilindiği gibi pek çok özellik doğada belli bir dağılım sergiler. (Derslerimin birinde de söylediğim gibi Atatürk stadyumuna tesadüfen oradan geçerken yoldan çevireceğiniz 1000 tane 25 yaşında erkek doldurun ve tümünün ayakkabı numaralarına bakın %65’den fazlası 42 numara çıkacak, 36 ve 46 numaralar da %2 yi geçmeyecektir) Eğer zeka testi, yetenek testi gibi normal dağılım sergileyen özelliklerin ölçüldüğü testler, normal dağılım sergileyen gruplara verilirse, doğal olarak DAHA YÜKSEK GÜVENİRLİK sağlarlar.

Umarım yardımcı olabilmişimdir…
Sevgilerimle…

526 

Tarih: 2006-05-14 17:43:58
senem ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Seyhan Hocamın ve bu platforma yolu düşen tüm annelerin anneler gününü kutluyorum.SEVGİLER.

527 

Tarih: 2006-05-14 20:13:20
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Çoktandır Meryem'le paylaşmak istediğim George Roemisch'in güzel dizeleri vardı. Ama bu dizeler İngilizce ve Meryem Türkçe Öğretmenliği bölümünden... O zaman İngilizce Öğretmenliğinden arkadaşlar (mesela Hale) Meryem'e vermek istediğim mesajın anlaşılır kılınmasında işbirliği yapabilir.

FORGIVENESS

Forgiveness is the wind-blown bud
which blooms in placid beauty at Verdun.

Forgiveness is the tiny slate-gray sparrow
which has built its nest of twigs and string
among the shards of glass upon
the wall of shame.

Forgiveness is the child who
laughs in merry ecstasy
beneath the toothed fence that
closes in Da Nang.

Forgiveness is the fragrance of the violet
which still clings fast to the
heel that crushed it.

Forgiveness is the broken dream
which hides itself within the corner of the mind
oft called forgetfulness so that
it will not bring pain to the dreamer.

Forgiveness is the reed
which stands up straight and green
when nature's mighty rampage halts, full spent.

Forgiveness is a God who will not leave us
after all we've done.

by George Roemisch

528 

Tarih: 2006-05-15 14:42:47
ayşe:) ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba hocam biliyorum arkadaşlar bana bugün gıcık oldular yanlış doğruyu götürsün mü muhabbetinde,hatta eminim bazıları yüksek aldı diye uyuzluk yapıyo bile dediler(tabii ancak içlerinden:)Ama ben yüksek not almasaydım da bilenler bilir neler söylerdim ,derdim o değil.Hocam bişey sormak istiyorum derste o kadar doğrusu iyisi budur dedik ama sınavda yanlışlar doğruları götürmesin diye anlaştık. E şimdi biraz kendimizle çelişmiş olmadık mı?Böyle bir durumla ilerde karşılaşırsak öğrencilerimize karşı kendimizi nasıl savunacağız?
Sevgi ve Saygılarımla

529 

Tarih: 2006-05-15 15:50:11
tugce karain ( karaintugce@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

teori ve pratik uyusmazlıgı demen dogru olacaktır heralde:)) cunku hepımızın basına gelen seyler bunlar bızde testıng dersınde cok yonlu soruları bır sınavda toplamanın hatta gecerlılık ve guvenırlılıgın saglanması konusunda sabahlatıldık, sımdı sorun bakalım hangımız guvernırlılıgını yada gecerlılıgını ölcebılıryoruz tam anlamıyla.. aslında ölcebıldıgımız kadar yapıyoruz tabı bunu ama bızım sınıflarımız o sevgılı yazarlarımızın yazdıgı gıbı OGRENMEK ICIN CAN ATANA VE BUTUN HAZIRBULUSNUSLUK SEVIYESINE ULAŞMIŞ KAYGISIZ VE TEK DUZE OGRENCILER DEGILLERKI..ayrıca sıstem onların dedıgı gıbıde ıslemıyor.. aslında sen ıyısımı onlara teorıyı anlatma:))) dırek pratıge gec:)) ( alınmıyorsun dımı takılıyorum ) en ıyı cevabı sana hocam verıcektır mutlaka,
sevgıyle..

530 

Tarih: 2006-05-15 17:10:48
Meryem ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hocam siz bir harikasınız.Teşekkür ederim.

531 

Tarih: 2006-05-15 19:07:21
muhsin ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

iyi akşamlar hocam:)

532 

Tarih: 2006-05-15 19:08:48
muhsin ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

ayşeye:) katılıyorum hocam. şanslı biri olduğuma inanıyorum ama şansımın bilgimin onune geçmesini istemem. ama şunuda biliyorum ki siz herzaman doğru olanı yapma taraftarısınız eğer 4 yanlış bir doğruyu goturmezse bunda bir bildiğiniz vardır:)
ayrıca su el ilanı işi kafama yattı acaba bi el atsammı:)))) hocam sizin dersinizden çıktıktan sonra neden bilmem ama herşeye eleştirel yaklaşıyorum. yani nedenini niçinini sorup, oyle bir çozum bulmaya çalışıyorum .galiba siz hedefinize ulaştınız hocam.(en azından benim açımdan) keşke butun oğretmenlerim sizin gibi olsaydı:(

533 

Tarih: 2006-05-15 20:04:37
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Ayşe,

Aslında derste anlaşmadık. Ben daha önce kararını verdiğim “doğru olmayan bir uygulamayı” sizlerin görüşünüze açarak, kaç kişinin davranışlarında değerlerden kaynaklanan bir değişim olduğunu görme fırsatını yakaladım…

Bu, her sınıfta yaptığım, kendimle ilgili bir değerlendirmeydi. Ne ne kadar değişmiş???

Yan sınıftaki arkadaşının notuyla kendi notunu kıyaslarken sadece rakama endeksli bir değerlendirme yapan, ama sistemin gerekleri açısından bakıldığında bunda da belli bir dereceye kadar haklı olan sevgili öğrenci kardeşlerimin, olması gerekenle olan arasında sıkışmış bir durumdayken yaptığı tercihleri görmemi sağlayan bir değerlendirmeydi bu.

Ayşegül’lerin varlığını bilmek ve onları çoğaltabilmek için neler yapılabileceğine ilişkin gerçek veri toplamak, öğrencilerimin gözünde “söylediği ile yaptığı arasındaki tutarsızlıkla eleştirilmekten” daha önemli benim için…

Onların da haklı oldukları bir nokta var. Olması gerekeni görmenin ve yaşamanın bir bedelini ödediler. Yaşam böyle öğretiyor, alarak ve kalıcı izler bırakarak. Yan sınıftakilerle kendilerini kıyasladıklarında ALACAKLI HİSSEDİYORLAR kendilerini. Bu alacağı tahsil etsinler diye yapıyorum bunu…

Ama siz böyle yapmayın. Çünkü tutarsızlıklardan kaynaklanan sorunları çözmek deneyim ve birikim gerektiriyor. Ve bunun için biraz zaman gerekiyor.

Sevgiyle gözlerinizden öpüyorum...

534 

Tarih: 2006-05-15 20:06:50
hale ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Meryem'e o dizeleri tercüme etme işini memnuniyetle yaparım öğretmenim.Bu notunuza cok sevindim Kolay gelsin...

535 

Tarih: 2006-05-15 20:28:47
ayşe:) ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

haklısınız hocam sizi anlıyorum ama şimdi de başka bişeyi merak ettim 'NE NE KADAR DEĞİŞMİŞ???'sonuçlardan ne kadar memnunsunuz?
sevgi ve saygılarımla...

536 

Tarih: 2006-05-15 20:43:16
Abdullah Can ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Ayşe,

Değerlendirmelerde öyle noktalara gelirsiniz ki, nitelik niceliğin önüne geçer.
Her ne kadar senin bulunduğun bağlamda yalnızmış gibi görünüyor olsan da, yalnız değilsin... Bu umut verici bir durum...
Biz aslında değiştirme amacıyla yola çıkmış olsak da, yaşananlar itibarıyla "farkındalık kazandırma" aşamasındayız aslında...
Demek ki önümüzdeki katedilecek mesafe oldukça uzun...

Sevgiyle...

537 

Tarih: 2006-05-16 21:24:03
Oylum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hocam bu haftasonu geliyorum, telefonla ulaşacağım size. Kitap işine çok sevindim. Bende sizden birşeyler kalacağını bilmek güzel.

Yıllardır Dil Bölümü açılması şiddetle karşı çıkılan, yaklaşık 4-5 senedir bu bölüm açılmayan, açılması felaketmiş gibi görülen, ingilizceye aşık öğrenciler için "hayatta kazanamazlar, tm'ye gitsinler" denilen Susurluk Lisesi'nde dil bölümü açtırabildim. Bunu bir zafer gibi gördüm kendimce. Çünkü her kurulda oklar üzerine fırlatılan ben oldum. Çocuklarıma güvenmesem böyle birşey yampazdım ama bu çocuklar her fırsatta ingilizceyle ilgilenen, her hafta ingilizce gazete çıkaran çocuklar. Bu 8 öğrencimle o kadar mutlu olduk ki, bu mutluluğu da burda paylaşmak istedim. Bu dil bölümlerine bu kadar negatif bakış nedendir anlayamadım, böyle birşeyle daha önce karşılaşmadım. Çocukların gelecek hayallerine mani olmayalım. Bırakalım onlar istediklerini aynı hırsla yapsınlar. Biliyorum ki yapacaklar. Bunları neden mi yazıyorum; hocam işallah 2sene sonra sizin ellerinize yollarım bu çocukları.
Hocam size ve dil bölümü okutan arkadaşlarım varsa onlara da sorum olacak. Kitap olarak neyi seçiyorsunuz? Ben ELS dergisine abone olmayı düşünmüştüm. Bana önerileriniz olacak mı bu konuda?
Hocam işallah çaylarımızı yudumlarken konuşuruz bunu.
Görüşmek üzere, kendinize iyi bakın.

538 

Tarih: 2006-05-16 22:16:34
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Oylum,
Aferin sana kız.Gerçekten de boyundan büyük işleri başarmanı gururla izliyorum.
Bu inancın zaferi.
Kendileri için bunca mücadele ettiğin sevgili gençler de seni haklı çıkararak, "kayatta kazanamazlar" diye yargısız infaza giden öğretmen ve yöneticilere gerekli dersi vereceklerdir. Lütfen o gençlerle bu düşüncelerimi paylaş ve onları buralara beklediğimizi söyle...
Biz bu platformu paylaşmak için,birbirimize destek olmak için kurduk ve yaşatıyoruz. Bu konuda benden daha deneyimli olan Onur,(ve varsa diğer arkadaşlar) böylesi bir amaç için yola çıkmış meslektaşı ile tüm deneyimlerini paylaşacaktır.

Sevgilerimle...

539 

Tarih: 2006-05-17 11:06:28
Onur ( kabakcionur@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Oylum...
İnan çok sevindim sendeki gelişmelere...Materyal konusunda, biz ne güne duruyoruz:)E-posta ile ulaş bana..Materyala boğarız senin şu dil aşığı çocukları:))Hiç merak etme sen...
Kolay gelsin...

540 

Tarih: 2006-05-17 11:34:35
senem ( senemoznal@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Oylum kesinlikle Onur'la irtibata geçmeni tavsiye ederim.Sunduğu kaynaklar gerçekten çok iyi.Ama bence kaynak seçerken öğrencilerin seviyesini de göz önünde bulundur.Sanırım bu yıl lise 2 olacak bu öğrenciler.Öncelikle hazırlık okudular mı okumadılar mı?Okumadılarsa Onur'un kaynaklar biraz ağır gelir onlara.Çünkü o öğrencilerle hemen hemen en baştan alman gerekebilir. Düz Lise yabancı dil sınıfına iki yıldır ben de giriyorum.Gerçi ben senin kadar şanslı değilim 21 öğrenciden sadece 5-6 tanesi isteyerek geldi bu sınıfa geri kalan başka bölüme puanları yetmediği için idare tarafından zorla yöneltildi.Sana Dilko dersanelerinin yayınlarını da önerebilirim.Tabiki Els yıllardır bu işte önde geliyor ama biraz maliyeti fazla olduğu için öğrenciler burun kıvırabilir.Yabancı Dil ağırlıklı lise dil sınıfında bu yıl yds dergileri kullandık.Açıkcası ben çok memnun kalmadım içinde hatalar var ve konu anlatımını oldukça yüzeysel alıp test kısmında ayrıntı sormuşlar.Bu durumda eksikleri sürekli sen tamamlayıp sorulara öyle geçmen gerekiyor yoksa soruları yapamayınca öğrencinin şevki kırılıyor.Bir de Takviyeli İngilizce diye ayrı bir ders var dil bölümlerinde.Biz onu reading ve vocabulary olarak ayırdık.Reading olarak hacettepe taş'ın Reading and Words'u kullanıyoruz.Kesinlikle tavsiye etmiyorum.Metinlerde gramer hataları var ve kelime alıştırma kısmı paragraftan çok bağımsız ,tepeden inme cümlelerle kelime kazandırılmaya çalışılmış.Bu nedenle çok anlamsız oluyor.Umarım bu yazdıklarımın sana bir faydası olur.Yine herhangi bir konuda ulaşmak istersen mail adresim yukarıda yazılı.Sana kolay gelsin.Eminim öğrencilerin çok başarılı olacaktır.

541 

Tarih: 2006-05-17 11:47:39
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Onur, Senem ve Oylum,

Bu dayanışmanızı mutlulukla ve gururla izliyorum.
Sizin gibi gençlerle birlikte olmak gerçekten ayrıcalık.
Bana bunları yaşattığınız için teşekkür ediyor sevgiyle gözlerinizden öpüyorum...

542 

Tarih: 2006-05-17 19:16:12
senem ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Hocam yarın Bursa'ya geliyorum.Pazar günü kampüste olacaksanız yanınıza uğramak isterim.Görüşmek üzere.

543 

Tarih: 2006-05-17 20:13:17
Oylum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hepinize çok teşekkür ediyorum.
Senem, açılacak sınıfa gelecek olan öğrenciler hazırlık sınıfı okumuş öğrenciler. Yani 2 senedir grameri ağırlıklı bir şekilde görüyorlar. Eksiklerini de ELS dergileriyle tamamlarlar diye düşünmüştüm.
Onur, sanırım tatilde seninle görüşmem gerekecek bu konuda. E-mail adresini kaydettim. Mutlaka irtibata geçeceğim. (Adın ve soyadın hiç yabancı değil, sanki aynı sınıfta bulunduk seninle gibi geliyor ama, neyse:-) )

544 

Tarih: 2006-05-17 20:32:59
mustafa ( mgirginol@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

hocam merhaba, 3 dümbükten en zavallısı yazıyor su anda. istanbulda yaban ellerde, türkceyi konusmaktan aciz cocuklara ingilizce ogretmeye çalışıyorum. benden önce derslere beden egitimi, matematik ogretmenleri geliyormus ve tabi ki cocukların temeli hic yok. neredeyse alfabeyi bile bilmiyorlar :-( tavsiyelerinizden fazlasiyle feyz almak istiyorum eger bu konuda bana biraz ara gaz vermek isterseniz :-( kendinize iyi bakin, su dayanisma icinde olan meslektaslari gordukce waay be diyorum, helal olsun. sizi cok ozledim bu arada... insallah gelecek ay bursaya geliyorum, gorusmek nasip olursa cok mutlu olurum.

545 

Tarih: 2006-05-17 20:51:23
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Oylum, Onur'la aranızda bir yıl fark var. Onur, sizden 1 yıl önce mezun oldu. Ama, seçimlik ders ya da başka bir nedenle aynı sınıfta bulunmuş olabilirisiniz.
En önemli ortak özelliğiniz ne biliyor musunuz?
Hadi onu da ben söylemeden siz bulun...

Bugün vakit ikindiyi geçip akşama yaklaşırken sizin sıralarınızdan geçmiş bir ablayla bir telefon görüşmesi yaptık...
Ne tesadüftür ki, ondan önce de (kim olduğunu söyleyemeyeceğim -göz korkusu-) sizlerden büyükçe bir ablayla öğle yemeği yedik.

Her iki ablayla konuşmalarımız içinde bu platformla ilgili ortak bir eleştiri gündeme geldi.

Bu eleştiriye ben de KATILIYORUM ne yazık ki...
İlk gündeme geldiğinde beni bile heyecanlandıran, Berna Öğretmenin çok hoş bir duygusallıkla okulun iklimine ve öğretmenin yüreğine tuttuğu fenerin aydınlatmaya başladığı o önemli alan, öğretmen adaylarının pek ilgisini çekmedi nedense... Sadece Tuğçe (ki o bir öğretmen) bir dizi soru sordu, çoğu sisteme faturandırılabilecek cinsten...

Belki de siz haklısınız... Nasıl olsa okul bitende göreceksiniz öğretmenler odasının penceresinin camını...

Sevgiyle...

546 

Tarih: 2006-05-17 21:01:40
A.CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Mustafa,

Türkçe bilmeyenlere "İngilişçe" öğretmek benim yurdumun öğretmenine mahsus bir kader... Kıymetinizi bilin...
Belki de bu işi planlayanlar, L1 interference olmasın; ayrıcana "Language Acquistion" da interlanguage olmadan vuku bulsun mantığıyla hareket ediyor olabilirler.
Valla Mustafa, bu mevzu 1 büyük götürür kardeşim...
Gelecek ay ideal şartlarda bu mevzuuyu harcayalım seninle...
Sevgiyle gözlerinden öperim...

(Yapılacak bişeyler var gerçekten. Umutsuzluğa kapılma)

547 

Tarih: 2006-05-18 08:56:46
Onur ( kabakcionur@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

merhaba arkadaşlar...
Şu kitaplar konusunda, yıl bitmeden, ki seneye askerim, isteyen arkadaşlara kargo ile ulaştırabilirim...YAnlış hatırlamıyorsam İNCİ İSTEMİSTİ, sonra ses çıkmadı...NİLAY'A kitapları gönderdim, eline geçip geçmedigi konusunda bir bilgiye ulaşamadım... SELEN'DEN ADRES İSTEDİM...Ve OYLUM, en kısa zamanda ulaş bana, yılın sonunda gönderme imkanım olmayabilir, yaylalar, yaylalar:)Vermiştim ama yine de tekrar yazayım...Kabakcionur@hotmail.com...
Herkese kolay gelsin...

548 

Tarih: 2006-05-18 12:56:49
emine dayan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Arkadaşlar,
Buraya yazan kişiler "dilci" oldukları için İngilizce kadar Türkçe'ye de hakim olduklarını düşündüğümden sizlere bişey sormak istiyorum. Fikirlerinizi bekliyorum.
Düğün davetiyesinde mesela :) "Bu mutlu günümüzü sizlerle paylaşmak istiyoruz." mu dersiniz yoksa "Bu mutlu günümüzü bizlerle paylaşmanızı isteriz." mi?
Bana ikinci cümlede bir problem varmış gibi geldi ancak bir abiyi bu konuda ikna edemedim ve olay büyüdü.
Ne dersiniz?

549 

Tarih: 2006-05-18 13:33:00
nusret 2z ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam merhaba sınıfta cekildgmz son fotoları kızlar göndreince nostalji albümünüze eklemenizi istirham edyrz

550 

Tarih: 2006-05-18 14:24:54
Onur ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Zaten aklımdaydı,madem soru tartışıyoruz, ben de bizim alan ile ilgili problemli bir soruyu tartışmaya açacağım...

In general, when credit demand is low,..........

a) interest rates measure the cost of credit, not the price of money
b) interest rates are correspondingly low
Fikirlerinizi bekliyorum...Hangisi yanlış..biz çıkamadık içinden:)kolay gelsin..

551 

Tarih: 2006-05-18 14:39:22
Onur ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Bu arada, alanım değil ama sadece fikrimi belirtmek istiyorum...Varolan bir şeyi paylaşma eylemini o şeyin sahibinin yapması daha mantıklı görünüyor..Yani, bir adama, GEL SENİN EKMEĞİNİ PAYLAŞALIM demek, normal şartlarda,zorlama vs...söz konusu değilse, çok daha mantıklı görünmüyor..Adamın, paylaşma teklifini getirmesi daha mantıklıdır..Bu anlamda, mutluluğun sahibinin, gelin ve damadın, mutluluğu paylaşma önerisini getirmesi daha mantıklı.."Bu mutlu günümüzü sizlerle paylaşmak istiyoruz." ...
"Gelin, bizim mutluluğumuzu paylaşın" kulağı tırmalıyor...Ama, türkçeci arkadaşlar, muhakkak çok daha bilimsel yaklaşacaklardır...Kolay gelsin...

552 

Tarih: 2006-05-18 17:53:31
Oylum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

In general, when credit demand is low,..........

a) interest rates measure the cost of credit, not the price of money
b) interest rates are correspondingly low

KPDS'de çıkmış bir soruydu. a şıkkı çok genel bir ifadeden bahsediyor. Soruda ise genellik "when credit demand is low" diyerek kısıtlanmış. Ayrıca b şıkkındaki "correspondingly" kelimesi de oraya çok şık oturmuş bence:-)
Bu arada sana en kısa zamanda ulaşacağım Onur, sadece zümre arkadaşımla da bir fikir birliğine varalım diye bekliyorum. Görüşmek üzere..

553 

Tarih: 2006-05-18 19:16:14
Onur ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

B SIKKINDA PROBLEM YOK ZATEN.
PROBLEM A SIKKININ ELENMESINDE.YANI, INTEREST RATES CREDIT DEMAND DUSUK OLDUGU ZAMAN MEASURE YAPAMAZ MI? ZATEN PROBLEM DE BURADA...SORUNUN KAPSAM GECERLILIGINDE...YANI, OGRENCI, KREDI TALEBI ILE INTEREST RATE ARASINDAKI ILISKIYI BILMEK ZORUNDA MIDIR?BU SIK, GRAMMAR BOYUTUNDAN OTE TERIMSEL BIR BILGI ILE ELENIYOR..BU DA SORUNUN GECERLILIGINI TARTISMALI KILIYOR...ZATEN, PROBLEMLI OLAN NOKTA DA BURASI...SIKKIN, INGILIZCE BILGISI ILE DEGIL, EKONOMI BILGISI ILE ELENMESI...AYRICA, SORU 2006 MAYIS DONEMI KPDS SINAVINA AIT..KOLAY GELSIN...

554 

Tarih: 2006-05-18 19:22:09
Oylum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Arkadaşım bu şıkkı eleyebilmek için ekonomi bilgisine sahip olmak gerekmez ki. 'when credit demand is low, interest rates measure the cost of credit, not the price of money.' diye bir cümle zaten saçma oluyor. When bağlacının bulunduğu cümlede bir kısıtlama var demektir ki cümlenin gerisinde bunun tam tersine faiz oranlarının şunu ölçüp bunu ölçmediğinden bahsediyor. Hhava sıcak olduğunda, termometre sıcağı ölçer demek gibi birşey. Demek istediğimi ne kadar anlatabildim bilmiyorum..

555 

Tarih: 2006-05-18 19:41:38
onur ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

when uniqueness is regarded, every child can be thought as an island...ikinci bolum genelleme olarak da anlamli olmasina ragmen when ile birlikte de kullanilabilir..ayrica umarim ogrencilerine de bu kadar ukalaca cevap vermiyorsundur...farkli sorulari, farkli bir tarzda tartismak umuduyla...kolay gelsin...

556 

Tarih: 2006-05-18 19:45:29
Oylum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Yazı diliyle anlaştığımız için olsa gerek. Yüzyüze olsak böyle bir anlam çıkaracağını zannetmiyorum. Ukalaca bir şey yazdığımı da düşünmüyorum. Neden bu kadar sert çıktığını anlayamadım. Yine de hatam varsa afedersin. Kolay gelsin, görüşmek üzere..

557 

Tarih: 2006-05-18 20:40:56
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili Gençler,

Tartışmalarınızı şu an karışmama kararıyla izliyorum…
Sayaçtan gördüğüm kadarıyla, tartışanların birkaç katı öğretmen ya da öğretmen adayı da tartışmayı izliyor. Ama (sözüm to English Teacher Candidates) çoğu kişi her nedense kolay olan “seyirci kalma” seçeneği ile yetiniyor…

Tartışmanın seyrini toparlamak için bir minik müdahalede bulunmak için yazıyorum.
TO MEASURE, eylem olarak, ÖLÇMEK ile sınırlanmamalı.

“interest rates measure the cost of credit, not the price of money” ifadesinde FAİZ ORANLARI KREDİ MALİYETLERİNİ ÖLÇMEZ, KREDİ MALİYETLERİNİN MİKTARINI (NE KADAR OLACAĞINI) BELİRLER…

Önümde bitirmem gereken iki iş varken, bir yandan da sizi izliyorum.
Ama tartışırken ortamı öğrenciliğinizdeki sınıf ortamına çevirmemelisiniz.
Ne de olsa bütün dünyanın gözü üzerinizde…

Sevgiyle…

558 

Tarih: 2006-05-19 15:36:38
senem ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Ben de A şıkkının neden elendiğini çözemeyenlerdenim.Bana biraz ekonomi bilgisiyle ilgili geliyor bu soru.Yani açıkcası sınavda bu soruyu okurken de aynı ikilemi yaşadım.A şıkkında anlam açısından çok da ters bir şey yok bana göre.Ekonomiden anlamam ,gerçeklik payı olmayabilir o ayrı.Onur'la daha önce konuşmuştuk bu konuyu.Belki de ekonomi bilen birileri bize yardımcı olabilir:)
Oylum gelelim diğer konuya,öğrencilerin hazırlık okumuşlarsa eğer Els gayet uygun olur bence de.Sen başka kaynaklarla da destekleyebilirsin bunu.Bu arada senle aynı dönemdeniz heralde.Hangi şubedeydin?KOLAY GELSİN. GÖRÜŞMEK ÜZERE

559 

Tarih: 2006-05-19 16:09:31
Oylum ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

V şubesindeydim son 2 sene. ondan önce Y miydi tam hatırlayamıyorum yani II. öğretimdeydim. Sen I. öğretimdeysen belki ondan tanışmıyor olabiliriz Senem.
Ben de ELS'leri çok uygun görüyorum dediğin gibi. Tavsiyelerin için de çok teşekkürler, yazdığın kitapları dikkate alacağım. Görüşürüz..

560 

Tarih: 2006-05-19 16:10:04
Özgür (Grammer Manyağınız-Yeni Öğretmen-Taze Asker) ( ozgurozdemir17@gmail.com) DEMİŞ Kİ:

Merhaba Hocam,
Şu anda tam 38 günlük askerim. Sizi çok özledim valla. Eylül 15'ten sonra oraya geleceğim. Okulda olursanız sizi gene bitmek bilmeyen sorularımla rahatsız etmek isterim. Valla sizinle ders yapmayı bayağı özledim. Hele 40 kişinin tüm sorularını tek başına sormak ayrı bir zevkti. Anlamamaktan mı, yoksa fazla anlamaktanmıydı orasını bilemiyorum işte. Hele ikinci sene sizin stjeriniz gibi derse girmenin tadı ve zevki bir başkaydı. (Tabi hala içimde gerçeni olma isteği var.)
Siz sormadan söyleyeyim; askerlik şu an için güzel geçiyor. güzel de olsa kötü de olsa askerlik işte.
Demin şöyle platformdaki eski yazılanlara bir göz attım. Yine sizi eleştiriyorlar. demek ki hala formunuzu koruyorsunuz. Nasıl olsa kendi sınıflarına girmeye başladıklarında sizi anlayacaklar. Ayrıca pedagojical grammar ve descriptive grammar görenlerle görmeyenlerin farkını görmek çok güzel. Yeni öğretmen olacaklar, öyle görünüyor ki bence çok önemli bir konudan mahrum kalmışlar.
Neyse şindilik bu kadar yeter. Kendinize iyi bakın.
Tanıyan tanımayan herkese selamlar...

561 

Tarih: 2006-05-19 18:14:19
murat pektaş ( mr_pektas@mynet.com) DEMİŞ Kİ:

Hocam size ve diğer öğretmen arkadaşlarıma selamlar.Arkadaşlar azminizi görüp de mutu olmayan yoktur sanırım çünkü gerçekten çok güzel işler başarıyorsunuz bundan dolayı sizlere tükenmeyen azminizden dolayı teşekkürlerimi bildiriyorum. Ben de yabancı dil sınıfı okutuyorum ama malesef öğrencilerim dersaneye filan gidemiyorlar dolayısıyla biz iki ingilizce öğretmen arkadaş olarak elimizden gelen herşeyi yapmaya çalışıyoruz. Biz main course book olarak 10. sınıf öğrencilerine OUPnin Count Down adlı kitabını okutuyoruz ve ayrıca zafer dersanesinin yabancı dil dergisine abone ettirdik ve ayrıca internetten indirdiğimiz pek çok dökümanda var onları kullanıyoruz.Biz ağır olmasından dolayı 11. sınıf için ELS dergisini düşünüyoruz gerçi çoğu sayısı da elimizde onlardanda faydalanıyoruz.
Hocam umarım bu çocuklar ga bir yerler kazanırlar hatta belki sizin yanınıza göndeririz inşallah. Ve ne bizim ne de onların emekleri boşa çıkar.
Hocam size mutluluk ve sağlık dolu günler diliyorum umarım Bursaya geldiğim zaman görüşürüz.
Hoşçakalın!

562 

Tarih: 2006-05-19 18:31:20
Abdullah V. Can ( abdullahcan@gmx.de) DEMİŞ Kİ:

Selam Sevgili Hocam Abdullah Efendi,
internettte arama motoruyla kendimi ararken sizi buldum, sevindim: Bir ögretmensiniz - gipta ile baktigim mesleklerden biri.
Sizi selamlamak istemistim. Arzu edilirse eger ileride yazismaya devam.
Islerinizde basari ve saglik dileklerimle...
Ögrencilerinizi de ayrica selamlamak isterim.

563 

Tarih: 2006-05-20 07:41:39
The adnan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

SELAMLAR HOCAM;
nekadar özlemişiz hiç tatmadığımız öğretmenliği anlatamam...
geçenlerde kpds ye girdimmm...
tekrar öğrenci olmak çok garip geldi ama çok zevkli geçti sınavımın tüm dakikaları...
arkadaşaların yazdıklarını da arada bi okuyunca oralara geliyorum bian da sanki...
n ekadar şanslılar bir bilseler...
ismimin başındaki definite article o günlerden kalma;hani ismimizin bile tree diagramını çıkardığımız o günlerden...
BİLGİ, vermeyi bilmeyenlerin elinde ağaca çıkıp haykırıyor hocam buralarda bir görseniz beni adam gibi bol keseden dağıytacak yokmu diye...
galiba CAN DOSTUM kıymetli kardeşim MUSTAFA da öyle insanların yetiştirmediği bir mekanda ,yurdumun en zeki ama içine bilgiden çok internet oyunları ve dizi ,film replikleri doldurulmuş ,atomu patlatacaklarına kafa patklatan çocuklarla kalmış oylece...
ama inşallah bizler oyle olmayacagız...
geçenlerde kıymetli bir öğretmen arkadaşla sınava gittim... onunla modals üzerine bi muhabbet çevirdik..
dedi ki:- modals unreal veya imaginery stuation larla daha sık kullanılır ve de haklıydı..
biz hep modallarla konuşmuşuz yıllar yılı..veya Türkçe'siyle HEP AĞAÇ GÖLGESİNDE ĞÜNEŞLE İLGİLİ FANTAZİLER KURMUŞUZ TOPLUMCA...BUNDANDA ANCAK HAYALİ TÜRKİŞ VE CONTRARY TO FACT İNGİLİŞ ÇIKIYIOR ŞU GÜNLERDE..
DEĞİL Mİ AMA.................
ELLERİNİZDEN ÖPERİM ...

564 

Tarih: 2006-05-20 10:54:06
berna ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

öyle uzun boylu okumadım; ama yazdıklarınıza göz gezdirirken "Türkçe bilmeyenlere ingilizce öğretmek" türünden cümlelerle karşılaştım.

Ben Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. İngilizceye merakım en az kendi dilime duyduğum merak kadar var. "Vardı" mı demeliydim?.İngilizceye tam güç merak salmış gidiyorken, orta 3 (yani şimdi 8. sınıf oluyor)'te MEB İngilizce dersinin zorunlu olmadığı, öğrencilerin bu dersten kalmayacakları uygulamasına geçmesi ile işlenmeyen ingilizce derslerinin kurbanı oldum. Benden bir yıl sonra getirilen yeni İngilizce öğretimi politikasıyla İngilizce öğrenip , o dönem bir derginin adı olan FREE sözcüğünü telaffuzumla dalga geçen kardeşim sayesinde İngilizce konusunda düştüğüm durumu fark edip İngilizceyle yollarımı ayırdım.Oysa orta 2. sınıfta oluşturduğum ingilizce bir konpozisyondan sonra öğretmenim hangi kitaptan faydalandığımı sormuştu.Bense sadece sözlük kullanmıştım.

Lisede İngilizceden karneme kırık not bile getirdim. Sınıfı geçmek için öğretmenimin dediklerini yaptım. Sınıfımı geçtim. Şimdi , rüyalarında uçmayı alışkanlık haline getirmiş biri olarak konduğum ülkelerde insanlar İNGİLİZCE konuşuyorlar ve ben onları anlıyorum. Sonra İngilizce konuşmaya başlıyorum o güzel rüya kabusa dönüşüyor. Sonra bu rüyayanın bitmesini istemediğimden duruma müdahale ediyorum. "Türkçe konuş, onlar anlar" telkinimle Türkçe konuşmaya devam ediyorum. Rüya bu ya herkes beni anlıyor.

Rüyalar gerçek olsa...

Sevgili İngilizce öğretmeni arkadaşlar. İngilizce öğretmenlerimin bana ne yaptığını tahmin edebildiyseniz, tedbir alın ve yolunuza öyle devam edin.Eğer tahmin etmek istemediyseniz sorun anlatayım.

Ben Türkçeyi öğretirken kendim de diyorum "Bu çocuklar Türkçe bilmiyor." diye. Benim programım da beni onlara dilimizi öğeretmem konusunda zorluyor, ama 8 yılın sonunda biliyorum ki bu engeller aşılabiliyor. Hepsi değil bazıları aşılabiliyor.

Sorunları dillendirmeyi ve birbirimizden faydalanmayı becerirsek hepsi aşılacak.

Güzel günler arkadaşlar.
Meraklarınız bitmesin.

565 

Tarih: 2006-05-20 17:53:24
seda ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

merhaba hocam,
nasılsınız,ben istanbuldayım.size danışmak istediğim bişey var.irem ablamın ilkokul birinci sınıfa giden bir oğlu var.okulların kapanmasına az bir zaman kalmasına rağmen okumada hala problem yaşıyor.daha doğrusu bir kelimeyi bazen ilk seferde okurken,alt satıra geçtiğinde aynı kelimeyi heceleyerek okuyor.hatta bir keresinde soruları okuyamadığı için matematikten boş kağıt vermiş.anladığım kadarıyla annesi biraz üstüne düştüğü için böyle davranıyor.psikolog üzerine fazla gitmeyin demiş.üzerine düşmeyince de hiç birşey yapmıyor.çok hareketli bir çocuk ve dikkat dağınıklığı da söz konusu.(acaba hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı mı var-ayşe:)ün research paper konusu da;)biraz dağınık anlattım durumu galiba ama bize özetle nasıl davranılması gerektiğini anlatırsanız başta irem ablam olmak üzere çok mutlu oluruz.SAYGILARIMLA...

566 

Tarih: 2006-05-20 20:20:36
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hafta sonu şehir dışına yapılan bir ziyaret nedeniyle bir gün ayrı kaldım Internetten.
Döndüğümde, çalışma mekânında işleri birikmiş iş adamı gibi bir duyguya kapıldım mesajları görünce. İşin kötü yanı benim yardımcım falan da yok ki, benim adıma size laf yetiştirsin :-))

Özgür’ün yazdığından yukarıya doğru bir sıra izlemeye başlamadan önce soruya ilişkin düşüncelerimi Onur’la e-posta aracılığı ile Oylum ile de [uzun bir şehirlerarası yolculuğun üstüne iğrenç bir şehir trafiğinde araba kullanmanın yorgunluğuna rağmen çok keyif aldığım çay sohbetinde] yüz yüze paylaştığımı belirteyim… Bu arada Senem’e not, Eşim Hanım’ın Pazar günü yapılacak bir okul etkinliği programı nedeniyle Cumartesi dönmüş bulunmaktayım. Her ne kadar Pazar okulda olmayacak isem de Pazar gündüz evdeyim ama akşamüzeri o etkinliği izlemek zorundaymışım. (gene “Eye fear” durumları)

Sevgili Özgür,
Senin, aradan geçen bunca zamana ve tüm olumsuzluklara rağmen, betimsel dilbilgisine karşı değişmeyen tutumuna saygı duyuyorum resmen… Bilim insanı olmanın ilk koşuludur BİR KONUDA ADANMIŞLIK. Dilerim Allah’tan, sana içindeki o potansiyeli açığa çıkaracağın çalışma ortamları nasip eder... Evet, benim dilbilgisi konularımı sizlerle paylaştığım günlerde, bugün paylaştığım konulara direnenler olduğu gibi, direnen öğrenci kardeşlerim vardı. Ben onlara, bu konudaki nihai yargılarına ulaşmak için vaktin erken olduğunu, asıl hükmü zamanın vereceğini söylüyordum. Bugün de sizden sonraki kardeşlerime benzer şeyler söylüyorum. Senin ifadenle, durumda bir değişiklik yok, formumu korumaya devam ediyorum… Normal dağılım eğrisi doğanın düzeninin bir yansıması… Her iki uçta da birilerinin olmasını gerektiriyor. Biz eğrinin sağ kanadına düşen yanı işaret ediyoruz… Pozitif tarafı yani…

Sevgili Murat’a gelince. Evrende enerjisiz çalışan aletler yapmak tüm alanlardaki mühendislerin (ve Feriştah’ın) “fentezisi” :-) olmasına rağmen bunu yapabilen çıkmadı, çünkü doğada olayların gidişatını düzenleyen yasalar, ilkeler var. Buna göre hiçbir şey yok olmuyor, yoktan da var olamıyor. (Kütle ışık hızına ulaşınca bile enerji oluyor) Yani Murat benim enerjim de sizlersiniz... Daha da açıkçası, sizlerin bu memleketin çocuklarına güzel şeyler vereceğinize olan inancım ve sizlere duyduğum güven benim yegâne enerji kaynağım... Hani ne diyorlar, QUALITY IS BETTER THAN QUANTITY, yani, gerçekte nitelik nicelikten önemlidir. Bir zamanlar (sonradan anlaştığımızı sandığım bir öğrenci ablamızın “kota” eleştirisine konu olan) sadece sağlam 3-5 öğretmen için bile bütün bunları yapmaya değer. Siz genç öğretmenler de DENZİYILDIZLARINI KURTARMAYI amaçladığınızda, yaptıklarınızın ÇOK DA ANLAMLI OLDUĞUNU GÖRECEKSİNİZ.
Bu platform senin gibi ÇOCUKLARA HEDEF GÖSTEREN VE ONLARIN BİRYERLERE GELMESİNİ İSTEYEN ÖĞRETMENLERİN, BUNU YAPABİLMEK İÇİN BİRBİRLERİNE DESTEK OLACAKLARI BİR YER. Siz istedikten sonra NEDEN YAPAMAYASINIZ. Onur (benim 2nci kuşak dediğim öğrencisi) Yağmur’u mezun olduğu programa gönderdiğinde NE KADAR MUTLU OLDUĞUMU ALATAMAM. Sen ve senin gibi bu rahle-i tedristen geçmiş öğretmenler BUNU NEDEN YAPAMAYASINIZ???? İşte en son, Oylum bu işe başlıyor. Bugün onun gözlerinde umudun azmin ışığını gördüm…

Bir ADAŞIMIN (Abdullah V. Can) mesajı benim için sürpriz oldu. “Tesadüf eseri bir karşılaşmanın sonucunda da olsa verilen bir selama kayıtsız kalamazdım” diye başlayan bir e-posta yazarak yanıt verdim kendisine de, burada gündeme getirmemin nedeni şu gençler; İpuçlarını gördüğünüz gibi artık öğretmenlik artık HİÇ OLMAZSA BARİ ÖĞRETMEN OLSUNLAR diye verilen bir kararın sonucu olarak yapılacak bir meslek olmaktan ÇIKIYOR, ÇIKACAK DA. Bu da, bu güne dek eleştirdiğiniz öğretmenlerinizin aksine, MESLEĞİ HAKKINI VEREREK OLMASI GEREKEN BİLİMSEL BİR BİÇİMDE yapacak olan SİZLER sayesinde olacak… Sorumluluğumuz büyük…

Sevgili Adnan yine önemli konulara değinmiş.
Bu tür sorgulamalar meslekte olgunlaştığınızın göstergesidir. Sizler adına sevindirici gelişmeler bunlar. Sizlerle hoşuma giden birkaç cümleyi paylaşmak istiyorum Adnan’a verdiğim “olgunlaşıyorsunuz ne güzel” mesajı içinde…

He, who knows not, and knows he knows not is a child TEACH HIM…
He, who knows, and knows not that he knows is asleep AWAKEN HIM…
He, who knows not, and knows not that he knows not is a fool SHUN HIM…
He, who knows, and knows that he knows is a leader FOLLOW HIM…

Berna Öğretmeni tekrar platformda görmekten mutluluk duyduğumu açıkça belirtmeliyim. (545 numaralı mesajın son cümlelerini hatırlıyorum da…)
Tıpkı bir önceki mesajında okul deneyimi dersinizde göremediğiniz bazı ayrıntıları size göstermek istediği gibi, bu kez de sizlerin dil öğretirken altına girdiğiniz o büyük sorumluluğun nasıl bir sorumluluk olduğunu, bu konudaki hatalarınızın nasıl bedelleri olabileceğini KENDİ ÖRNEĞİNİ vererek paylaşmış bizimle.

Yakın bir zaman sonra başka bir kentteki okula uğurlayacağımız Berna Öğretmene oradaki yaşantılarını da bizlerle paylaşması dileğiyle teşekkür ediyorum.

Seda’ya yanıt verirken, sizlere sıklıkla söylediğim bir konuda kendimle çelişmemeye özen gösteriyorum. Sizlere, insan davranışı konusunda sorun çözerken, bilmediğiniz durumlara ilişkin olarak ASLA RİSK ALMAYIN, kaş yaparken göz çıkarmayın dediğimi hatırlayın. Her ne kadar eğitim bilimci geçinsek de bu durum için böylesi bir mesajla aktarıldığı kadar bilgiyle teşhis koymayı, yorum yapmayı doğru bulmuyorum. Ama hissettiğim bazı şeyler beni rahatsız ediyor. Örneğin, ilköğretim birinci sınıf öğrencisine soruları yazılı olan bir matematik sınavı verilmesini (boş kağıt verme söylemlerinden çıkardığım kadarıyla hem de bizim “yazılı yoklama” formatında olan bir sınav) doğru bulmuyorum. Eğer bu doğruysa, çocuğun tepkilerinden çok, sınıf ortamının çocuğun davranışları üzerindeki etkisine bakmak gerekiyor. Yanlış anlaşılmak istemiyorum ama annenin tutumunun da ayrıca değerlendirilmesi gerek. Benim oğlum ilköğretim 1’de ve 2’deyken öğretmeni parmaklarına kalemin izi çıkacak kadar ödev veriyordu ve veli toplantılarında öğretmeni gaza getiren, daha çok ödev ver diyen velileri gördükçe kahroluyordum… Bugün oğlumun ödev yapma konusundaki isteksizliğinin nedenini çok iyi biliyorum. Ben kendimce çözmeye çalıştım ama o ana babalar bugün OKS maratonundaki çocukları tembellikle suçluyorlar HAKSIZ BİÇİMDE… Sevgili Seda, olabildiğince veri topla, nasıl olsa seninle randevumuz var, aralarda konuşuruz olmazsa Çocuk Gelişimcilerden yardım alırız…

Cümlenizin gözlerinden öpüyorum.

Katkı getiren misafirlerimize ve Berna öğretmene de teşekkür ediyorum…

(NOT: Belma ve Fatma’ya… Bende telefonlarınız olmadığı için tiyatro etkinliği için aramamı beklemeyin. Karar verirseniz siz bana ulaşacaksınız…)

Sevgilerimle…

567 

Tarih: 2006-05-20 21:32:05
Umut M. Salihoğlu ( umutms@hotmail.com) DEMİŞ Kİ:

548 numaralı mesaja istinaden yazılmıştır.
Sevgili Emine Öncelikle Tebrik ederim hemen ardından da acizane yorumu sunarım "Bu mutlu günümüzü sizlerle paylaşmak istiyoruz. " cümlesi bana daha uygun geldi, elbette yorum farkı olabilir.
"Bu mutlu günümüzü bizlerle paylaşmanızı isteriz." cümlesindeki "biz" zamirinin gönderme yaptığı grubun gelin -damat ve onların aileleri olduğunu düşündüm. Ancak alışageldiğim davetiye üslubu zihnimde "Merhaba biz X ve Y sizleri aramızda görmekten.." gibi bir bağlam
oluşturdu (yani 2 kişinin söylediği bir sözü çağrıştırdı). Arzu edersen birde internet taraması yap. "dil araştırmalarında bütünce (corpus)kullanımı ;)" İyi günler diliyorum.

Post Script: Abdullah Hocam BDS ile ilgili çalışma için haberinizi bekliyorum. Malum Ağustos ayı itibariyle karaşimşeğe kaşık çalan bir nefer olma durumum söz konusu.

568 

Tarih: 2006-05-20 21:51:19
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Umut Merhaba,
Mesajını okurken utandım. Ben böyleyim işte, her yerde spontane konuşuyor, dahiyane projeler üretiyorum sonra da başka işlere dalıp icraata geçemiyorum. Benim gibi adamların sağlam asistanları olacak ki, hem lafları uygulamaya koyacak hem de "hadi hoca" diye dürtükleyecek...

Umut, öğrenci kardeşlerden şu sorunun yanıtını almamız gerekiyor. AKADEMİK DANIŞMANLARINIZDAN BAĞIL DEĞERLENDİRME SİSTEMİ KONUSUNDA SİZİ TATMİN EDECEK DÜZEYDE BİLGİ ALABİLİYOR MUSUNUZ?
(Ön çalışma olsun diye, buraya yolu düşen sevgili arkadaşlar danışman adından söz etmeden bize cevap verirlerse bahtiyar oluruz)
Akademik Danışmanlık görevi olan Öğretim Elemanlarına da şunu soracağız. DANIŞMANLIĞINIZDAKİ ÖĞRENCİLERİN SORULARINA YANIT VERECEK DÜZEYDE BDS HAKKINDA BİLGİYE SAHİP MİSİNİZ?

Gerisi benim işim....

Sevgiyle...

569 

Tarih: 2006-05-20 22:09:36
seda ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sevgili hocam,
Demek istediklerinizi çok iyi anladım.Aslında böyle bir cevap yazmanıza da şaşırmadım.Sizin cevabınızı okuduktan sonra bu konu hakkında biraz daha yorum yaptık.Ben bir hafta kadar burdayım.Fırsat bulursam hem Canı biraz daha izlerim hem de İrem ablamdan okulu hakkında biraz daha bilgi alırım.Döndüğüm zaman da ayrıntılı olarak konuşuruz.Cevabınız için çok teşekkür ederim.kendinize iyi bakın.görüşmek üzere,SAYGILARIMLA...

570 

Tarih: 2006-05-21 08:51:48
inci ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Hocam bağıl değerlendirme sistemi hakkında tatmin edici bilgi almayı bir kenara bırakalım, danışman hocamızın yüzünü bile göremiyoruz, okulun başından beri iki en fazla üç kere görmüşümdür okul deneyimi dersleri dahil. Ama şimdi hakkını yemeyelim mutlaka tatmin edici bilgiye sahiptirler...

571 

Tarih: 2006-05-21 14:10:18
sinan ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

hocam (ortama uygun olsun) birisi benim msn adresimi buraya vermiş farklı bir şekilde tanıtarak LÜTFEN kaldırın efsane1_@hotmail.com

572 

Tarih: 2006-05-21 14:51:52
Abdullah CAN ( E-posta belirtilmemis) DEMİŞ Kİ:

Sinan yazdıklarını anlamadım.

Kaç numaralı mesaj olduğunu söylersen kaldırırız platformdan da, bunu kim ne amaçla yapsın ki? Anlamakta güçlük çekiyorum...

Lütfen arkadaşlar, hadi isim yazmadan yazmanızı anlayabiliyorum da, başkasının adına yazmayı kabul etmem mümkün değil. Lütfen beni böyle şeylerle meşgul etmeyin. Canı oyun oynamak isteyen varsa, sanal alemde bunun yapılabileceği yerler vardır mutlaka...

573